Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
12. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2431
2023/1446
4 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2020 tarihli ve 2019/458 esas, 2020/105 karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası atfıyla birinci fıkranın (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 17.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
-
... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2020/961 E., 2021/3237 K. sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 63 üncü maddesi ve 51 inci maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları arası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine, 3 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, "...1 Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK'nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, sanığın asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne, bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiği kabul edildiği halde, alt sınır yeterince aşılarak hak ve nasafete uygun bir ceza tayini yerine, eksik ceza tayin edilmesi,
2 Olay günü kaza saatinde tanık beyanlarına göre azami hız limitinin üzerinde bir hızla gittiği anlaşılan Suça sürüklenen çocuk hakkında, tayin edilen temel cezanın bilinçli taksirle arttırılmasının gerekip gerekmediği tartışılmadan yazılı şekilde eksik ceza tayini..." gerekçeleri ile bozma öneren görüşünü içeren 29.04.2022 tarihli ve 2022/45626 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafinin Temyiz Sebepleri;
-
İstinaf mahkemesince ileri sürülen fiilden sonraki davranışları nazara alınarak hakkında TCK'nın 62/1. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına dair kararın yasaya hak ve nesafet duygularına aykırı olduğuna,
-
Müvekkilinin 18 yaşından küçük olup daha önce herhangi bir adli sicil kaydı olmadığı halde ceza verilirken teşdid nedeni olarak gösterilen gerekçenin yerinde olmadığına,
-
İstinaf mahkemesi TCK'nın 51/1. maddesi uygularken 'suça sürüklenen çocuğun suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdikleri pişmanlık dolayısıyla yeniden suç işlemeyeceği hususunda yeterli kanaat oluştuğundan hapis cezasının ertelenmesine' dair karar verirken TCK'nın 62/1. maddesinin uygulanmaması gerekçesine de aykırı davranmış olduğuna, gerekçeler arasında tezat oluşmuş olduğuna,
-
Kusur tespitine,
ilişkindir.
B. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri;
-
Sanığın işlediği eylem olayın oluş biçimi dikkate alındığında, üst sınırdan ceza tayini edilmesi gerekmekte olduğuna, sanığa üst sınırdan ceza tayin edilmediği ve az ceza verildiğine,
-
Sanığın eylemine TCK'nın 22/3. madde de düzenlenen Bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine, Mahkemece TCK'nın 22/3. maddesi uygulanmaması ve madde hükmü uyarıncada sanığın cezasının artırılmamasının yerinde ve isabetli olmadığına,
-
Sanığa verilen 3 YIL cezanın ERTELENMESİ VE DENETİM TEDBİRİNE karar verilmesinin yerinde olmadığına,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
- ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2020 tarihli ve 2019/458 esas, 2020/105 karar sayılı kararı ile;
"... SSÇ'nin sürücü belgesi olmadan trafiğe çıktığı, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi, hızını azaltmaması, sebebiyle yaya olarak yola devam eden müteveffa Hanım ve müşteki Emine'ye geçiş hakkını tanımayıp onlara çarptığı, bunun sonucunda Hanım'ın olay yerinde vefat ettiği, müşteki Emine'nin ise yaralandığı görülmekle, SSÇ'nin söz konusu olayın gerçekleşeceğini öngöremediği kanaatine varılarak TCK'nın madde 22/3 değerlendirmesi yapılarak; SSÇ'nin taksirle yaralama ve taksirle ölüme neden olma suçundan eylemine uyan TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca kaza sonucunda meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, SSÇ'nin taksire dayalı kusurunun ağırlığına göre takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına, SSÇ hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin koşulları oluşmadığından uygulanmasına takdiren yer olmadığına, SSÇ suç tarihindeki yaşı nedeniyle cezasından TCK'nın 31/3 maddesi uyarınca takdiren 1/3 oranında indirim ile cezalandırılmasına, SSÇ'nin ehliyetsiz ... kullanması, olay yerinden kaçması nedeniyle hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, SSÇ'ye verilen cezadan başkaca artırım yada indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına, SSÇ'nin tutuklukta ve gözaltında geçirdiği günlerin cezasından TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubuna, TCK'nın 50/4. maddesi nazara alınarak sanığa verilen hapis cezasının TCK'nın 50/1 a maddesindeki seçenek yaptırım olan adli para cezasına çevrilmesine, TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca sanığa verilen hapis cezasının karşılığı olan 850 gün birimi adli para cezasının günlüğü takdiren sanığın ekonomik ve diğer şahsi hallerine göre 20 TL den paraya çevrilerek 17.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına..." gerekçeleri ile suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 50 inci maddesinin dördüncü fıkrası atfıyla birinci fıkranın (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 17.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiş olup, bu karara karşı suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf başvurusunda bulundukları anlaşılmıştır.
-
Olay günü saat 14:45 sıralarında, suça sürüklenen çocuğun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti iki yönlü asfalt kaplama yolda seyretmekte iken, olay mahalli kavşağa geldiğinde, seyrine göre yolun solundan sağına geçmekte olan yaya ... ile yaya ...'ya çarpması sonucunda, ...'ın öldüğü, yaya ...'nın ise basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır.
-
...'ın kesin ölüm sebebini belirleyen, ... Cumhuriyet Başsavcılığına ait 07.04.2019 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında; ...'ın trafik kazasına bağlı künt kafa ve beden travması sonucu çoklu kemik kırıkları ve akciğer hasarı nedeniyle öldüğünün belirlendiği, katılan ...'nın ise 17.05.2019 tarihli Adnan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalına ait rapora göre, basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığının bildirildiği görülmüştür.
-
Trafik Kazası Tespit Tutanağında, kazanın meydana geldiği kavşak mahallinde yolun; iki yönlü ve 5.70 metre genişliğinde, düz, eğimsiz, asfalt kaplama kuru olduğu, kaza mahallindeki azami hız limitinin 50 km/s olduğu, çarpma noktasının sürücünün seyrine göre sağdaki taşıt yolu kenarından itibaren 80 cm kaplama içinde olarak gösterildiği, kusura ilişkin olarak da kazanın oluşumunda suça sürüklenen çocuğun aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine göre, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğindan bahisle kusurlu, geçişlerini tamamlamak üzere olan yayalar ... ve ...'nın kusursuz olduğu belirtilmiştir.
-
Yargılama aşamasında 09.08.2019 tarihinde yapılan keşfe binaen sunulan 15.08.2019 tarihli trafik bilirkişi raporunda, suça sürüklenen çocuğun asli ve tam kusurlu bulunurken yayalara kusur atfedilmemiş olduğu görülmektedir.
-
Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesinin 11.11.2019 tarihli raporunda; suça sürüklenen çocuk yönetimindeki otomobil ile yola gereken dikkati vermemiş, mahal şartlarına uygun bir hızla seyrini sürdürmeyip kavşak mahalline hız azaltarak müteyakkız bir şekilde yaklaşmamış, kavşak mahallinde karşıdan karşıya geçen ve yolu tamamlamak üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını bırakmayıp olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olup olayda asli ve tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
-
Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği ve duruşmadaki savunmasında, "...Otomobilimle İncirliovaya doğru geliyordum. Karşıdan gelen aracı geçmeye çalışırken üç tane bayan vardı. Biri doblo aracın arkasındaydı, diğerleri yoldan geçmeye çalışıyordu. Doblo aracın arkasından aniden karşıya geçmek istediler. Yayalarla aramızda bir ... boyu kadar mesafe kalmıştı. Yayalar sola doğru dönüş yaptılar. Panikle aracın direksiyonunu sağa kırdım daha sonra da çarptım. Yayaları kurtarmak için gayret gösterdim. Aracımın hızı 70 km idi yayaları görünce 50 km ye düşürdüm..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
-
Olayın tanıkları B.A., V.B., R.H., B.N.G., B.Y.'nin anlatımları, olay yeri inceleme raporu, ekspertiz raporu,olay yeri görüntülerini içerir cd, olay yeri krokisi, suça sürüklenen çocuğun alkolsüz olduğuna dair doktor raporu, sosyal inceleme raporu ve tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.
-
Ölen ...'ın mirasçıları ve kazada yaralanan ...'nın her aşamada suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olduklarını beyan ettikleri ve Mahkemece 21.08.2019 tarihli duruşmada, haklarında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.
-
Suça sürüklenen çocuk ...'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2020/961 E., 2021/3237 K. sayılı kararı ile;
"...İlk derece mahkemesinin delilleri takdirinde ve suça sürüklenen çocuğa kusur izafesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; iki sınır arasında temel ceza belirlenirken cezanın alt ve üst sınırını oluşturan ceza miktarları, suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğunun dikkate alınması esas olup, asli ve tam kusurlu olarak bir kişinin ölümü, bir kişinin yaralanması ile sonuçlanan olayda, suça sürüklenen çocuk hakkında temel ceza tayin edilirken alt sınırdan yeterince uzaklaşılmadan hüküm kurulması Dairemizce yasaya aykırı kabul edilerek,
... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/02/2020 tarih, 2019/458 esas, 2020/105 karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek,
Suça sürüklenen çocuğun sabit olan taksirle bir kişinin ölümü ile bir kişinin yaralanmasına neden olmak suçunda temel cezasının suçun işleniş biçimi ve özelliği, suç konusunun önem ve değeri, suça sürüklenen çocuğun taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden 4 yıl 6 ay olarak belirlenmesine karar verilmiş, suça sürüklenen çocuk hakkında koşulları oluşmadığından TCK'nın 22/3 md uygulanmamış, suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle 15 18 yaş sınırı arasında bulunması nedeniyle cezasından TCK'nın 31/3 md gereğince 1/3 oranında indirim yapılmış, olay yerinden kaçmış olması nazara alınarak SSÇ hakkında TCK'nın 62/1. maddesi uygulanmamış, SSÇ'nin olaydaki kusur durumu, meydana gelen zarar ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre hapis cezası TCK’nın 50. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilmemiş, ancak suça sürüklenen çocuğun sabıkasız kişiliği, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla yeniden suç işlemeyeceği hususunda Dairemizde yeterli kanaat oluştuğundan suça sürüklenen çocuğa verilen hapis cezasının TCK’nın 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine, TCK’nın 51/3. maddesi gereğince denetim süresinin taktiren 3 yıl olarak belirlenmesine..." denilerek suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile suça sürüklenen çocuk hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 63 üncü maddesi ve 51 inci maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları arası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine, 3 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinde yapılan yargılama aşamasında sanığın talimatla alınan 24.11.2021 tarihli savunmasında, "...Mahkemenin kararı öncesi savunmada bulunmuştum bunu aynen tekrar ederim, olay orada da belirttiğim gibi üç tane kadının arabanın arkasından aniden yola çıkması nedeniyle oldu. Benim olayda bilinçli taksir söz konusu değildir. Yine olayda herhangi bir kusurum bulunmamaktadır. Olay çok ani gerçekleşmiştir, suçsuzum, avukatımın istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın bozulmasını talep ediyorum, karşı tarafın istinaf taleplerini kabul etmiyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Oluş ve dosya kapsamına göre; olay günü saat 14:45 sıralarında, suça sürüklenen çocuğun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti iki yönlü asfalt kaplama yolda seyretmekte iken, olay mahalli kavşağa geldiğinde, seyrine göre yolun solundan sağına geçmekte olan yaya ... ile yaya ... 'ya çarpması sonucunda, ...'ın öldüğü, yaya ...'nın ise basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde suça sürüklenen çocuğun tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
A. Tebliğname Yönünden;
-
Olay günü saat 14:45 sıralarında, suça sürüklenen çocuğun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti iki yönlü asfalt kaplama yolda seyretmekte iken, olay mahalli kavşağa geldiğinde, seyrine göre yolun solundan sağına geçmekte olan yaya ... ile yaya ...'ya çarpması sonucunda, ...'ın öldüğü, yaya ...'nın ise yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde suça sürüklenen çocuğun tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrası ve 22 nci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği, buna göre tamamen kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölmesine bir kişinin de basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, ... ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince yapılan ceza tayininde bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamede cezanın az olduğundan bahisle bozma öneren (1) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
-
Suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında hızının 70 km/s civarında, mahkemede de 70 km/s olduğunu beyan ettiği, tanık beyanlarına göre suça sürüklenen çocuğun hızlı olduğunun anlaşıldığı ancak net bir hız tespitinin yapılamadığı, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre hız aşımının bilinçli taksir koşullarını oluşturması için mahal şartlarının iki katından fazla olması gerektiği de gözetildiğinde, suça sürüklenen çocuğun 50 km/s olan hız sınırını iki katından fazla aşmadığı, ayrıca ehliyetsiz ... kullanmanın doğrudan bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasını gerektirmediği de gözetilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında koşulları oluşmadığı anlaşılmakla, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kabul ve takdirinde isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamede "...tanık beyanlarına göre azami hız limitinin üzerinde bir hızla gittiği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında, tayin edilen temel cezanın bilinçli taksirle arttırılmasının gerekip gerekmediği tartışılmadan yazılı şekilde eksik ceza tayini..." şeklindeki gerekçeyle bozma öneren (2) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafinin Temyiz İstemleri Yönünden;
- Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14 521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; olay yerinden kaçmış olan suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, "Suça sürüklenen çocuğun fiilden sonraki davranışları nazara alınarak" şeklindeki hak, ... ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12 709 Esas, 2019/5 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; yargılamayı gerçekleştiren hâkim, bilirkişilerin belirledikleri kusurun varlığı ya da yokluğu ve kusur oranları ile bağlı olmayıp, bilirkişilerin yapacakları teknik belirlemeler çerçevesinde failin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusurunun ne olduğu ve bu kusurun cezanın belirlenmesinde ne derece etkin olacağını, her olayın özelliklerine göre ve kanunî gerekçelerle belirlemelidir. Olayın gerçekleşme şeklini belirleme görevi de hâkime ait olup, bilirkişi ancak bu hususta ortaya koyacağı teknik veriler ile hâkime yardımcı olacak ve tarafların taksirli davranışlarının ve kusur durumlarının nelerden ibaret olduğunu gösterecektir. Dosyada mevcut birden çok rapor arasında çözümü hâkimin takdirine bağlı olmayan özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda çelişki bulunması durumunda bu çelişkinin giderilmesi gerekir. Ancak, her çelişkinin giderilmesi için de yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu değildir. Buradaki ölçüt maddî gerçeğin hiçbir şüpheye yer verilmeyecek biçimde ortaya çıkarılmasıdır. Bilirkişiye başvurulma nedeni olan çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda, artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; ayrıntıları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen raporların oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu buna göre, suça sürüklenen çocuk yönetimindeki otomobil ile yola gereken dikkati vermemiş, mahal şartlarına uygun bir hızla seyrini sürdürmeyip kavşak mahalline hız azaltarak müteyakkız bir şekilde yaklaşmamış, kavşak mahallinde karşıdan karşıya geçen ve yolu tamamlamak üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını bırakmayıp olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olup olayda asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafinin kusur durumuna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Tayin Edilen Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, tam kusurlu suça sürüklenen çocuk hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, "suçun işleniş biçimi ve özelliği, suç konusunun önem ve değeri, suça sürüklenen çocuğun taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı da nazara alınarak" gerekçeleri ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince yapılan ceza tayininde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, suça sürüklenen çocuk müdafiinin müvekkilinin 18 yaşından küçük olup daha önce her hangi bir adli sicil kaydı olmadığı halde ceza verilirken teşdid nedeni olarak gösterilen gerekçenin yerinde olmadığına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
C. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden;
1.Tayin Edilen Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, tamamen kusurlu suça sürüklenen çocuk hakkında, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince yapılan ceza tayininde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilinin sanığın işlediği eylem olayın oluş biçimi dikkate alındığında, üst sınırdan ceza tayini edilmesi gerekmekte olduğuna, sanığa üst sınırdan ceza tayin edilmediği ve az ceza verildiğine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
- Sanık Hakkında Bilinçli Taksir Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında hızının 70 km/s civarında, mahkemede de 70 km/s olduğunu beyan ettiği, tanık beyanlarına göre suça sürüklenen çocuğun hızlı olduğunun anlaşıldığı ancak net bir hız tespitinin yapılamadığı, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre hız aşımının bilinçli taksir koşullarını oluşturması için mahal şartlarının iki katından fazla olması gerektiği de gözetildiğinde, suça sürüklenen çocuğun 50 km/s olan hız sınırını iki katından fazla aşmadığı, ayrıca ehliyetsiz ... kullanmanın doğrudan bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasını gerektirmediği de gözetilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında koşulları oluşmadığı anlaşılmakla, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kabul ve takdirinde isabetsizlik bulunmadığından, katılanlar vekilinin sanığın işlediği eylem olayın oluş biçimi dikkate alındığında, üst sınırdan ceza tayini edilmesi gerekmekte olduğuna, sanığa üst sınırdan ceza tayin edilmediği ve az ceza verildiğine, sanığın eylemine TCK'nın 22/3 madde de düzenlenen bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine, Mahkemece TCK'nın 22/3 maddesi uygulanmaması ve madde hükmü uyarıncada sanığın cezasının artırılmamasının yerinde ve isabetli olmadığına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
- Erteleme Hükümlerinin Uygulanmaması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi ve fıkraları gereğince hapis cezasının ertelenmesine engel sabıkası bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında, "...Suça sürüklenen çocuğun suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdikleri pişmanlık dolayısıyla yeniden suç işlemeyeceği hususunda Dairemizde yeterli kanaat oluştuğundan..." gerekçeleri ile suça sürüklenen çocuk hakkında ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince erteleme kararı verilmesinde, 3 yıl denetim süresi belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilinin sanığa verilen 3 yıl cezanın ertelenmesi ve denetim tedbirine karar verilmesinin yerinde olmadığına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2020/961 Esas, 2021/3237 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:10:03