Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/9696

Karar No

2023/1292

Karar Tarihi

18 Nisan 2023

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SUÇ: Taksirle öldürme

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2022 tarihli ve 2021/338 Esas, 2022/93 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

  2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.09.2022 tarihli ve 2022/967 Esas, 2022/1811 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir.

  3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; katılanlar vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 27.11.2022 tarihli ve 2022/134203 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılanlar vekilinin temyiz sebebi; sanığın sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

  1. İlk Derece Mahkemesince, 28.06.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, kaza öncesi ve kaza anına ilişkin çevrede bulunan kameralar ve Kent Güvenliği Yönetim Sistemi (KGYS) kameraları tarafından kaydedilen görüntüler ile görüntülerin çözümüne ilişkin 29.06.2021 ve 01.07.2021 tarihli görüntü çözüm tutanakları, sanık sürücünün yakalanmasına ilişkin 29.06.2021 tarihli yakalama ve teslim tesellüm tutanağı, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 29.06.2021 tarihli genel adlî muayene raporu, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.06.2021 tarihli olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağı, soruşturma evresinde trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.07.2021 tarihli rapor başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;

Sanık sürücü Abdul Samet'in, sevk ve idaresindeki otomobil ile 28.06.2021 tarihinde saat 20.55 sıralarında, açık havada, gece vakti, azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği aydınlatması mevcut yerleşim yeri içinde, platform genişliği 9,20 metre olan iki yönlü, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimli, görüşe engel bir durumun bulunmadığı caddenin sağ tarafında seyir hâlindeyken, direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun karşı yönden gelen araçlar için tahsis edilen bölümüne geçip, yönetimindeki aracın ön kısmıyla yaya kaldırımında bulunan ... çarparak, yayayı 24,32 metre sürüklemesinin akabinde, yaya kaldırımı üzerinde bulunan aydınlatma direğine çarpıp, yönetimindeki aracın sol kısmı yaya kaldırımı üzerinde olmak üzere bir süre daha seyrine devam etmesinin ardından, taşıt yolunda park halinde bulunan araca çarpıp, park halindeki aracı 5 metre savurarak, duruşa geçen otomobilden çıkıp, olay yerini terk ettikten sonra, 29.06.2021 tarihinde kolluk görevlilerince yakalandığı, aracın hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, 29.06.2021 tarihinde saat 02.12'de yapılan ölçümde sanığın 0,84 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, sürücü belgesinin mevcut olmadığının tespit edildiği, meydana gelen tek taraflı trafik kazasından dolayı yaya İlyas'ın kafa ve göğüs travması nedeniyle olay yerinde öldüğü, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.

  1. Katılanlar Pempe, Engin, Nevil, Sevil ve Sibel; sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmişler, ölenin eşi ve çocukları olan şikâyetçilerin duruşmanın 12.10.2021 tarihli ilk oturumunda davaya katılmalarına karar verilmiştir.

  2. Sanık ...; olay günü evde ismini bilmediği bir adet sakinleştirici sinir hapı kullandığını, bir adet 35'lik rakı, 4 adet bira içtiğini, daha sonra arkadaşlarıyla buluştuğunda da 2 şişe bira içtiğini, bu sırada çıkan silahlı kavgada arkadaşı ... vurulduğunu ve hastaneye götürüldüğünü, kendisinin ise adı geçen arkadaşının otomobilini alıp yola çıktığını, arkasından iki aracın kendisini takip ettiğini, arkasına bakarken idaresindeki aracın hakimiyetini kaybettiğini, kaldırıma çıktığını, duvara sürterek yan tarafta duran park halindeki araca çarptığını, bu esnada alkolün etkisi altında olup, çarptığı kişiyi de park hâlindeki aracı da görmediğini, kaza yaptıktan sonra araçtan inip kaçtığını ve anneannesinin köydeki evine gittiğini, saat 02.00 sıralarında kolluk görevlilerince yakalandığını, alkolün etkisiyle tam olarak nerede kaza yaptığını bilmediğini, sokağa çıkma yasağının başlamış olabileceğini düşünerek sokaklarda da kimse yoktur diye hızlı gittiğini, ehliyetinin bulunmadığını, pişman olduğunu beyanla üzerine atılı suçlamayı savunmasında açıkladığı hâliyle kabul etmiştir.

  3. Tanık Selami; olay günü hava karardıktan sonra, işçi olarak çalıştığı kahvehaneden çıkıp yaya olarak yürüdüğü esnada, hızını tahmin edemediği ancak duramayacak kadar süratli olan sanık idaresindeki aracın yanından geçip müşterileri olması nedeniyle tanıdığı ..., duvara, elektrik direğine ve yolun sağındaki park hâlindeki araca çarpması sonucu ortalığın toz duman olduğunu, kaza öncesinde ve sonrasında herhangi bir fren sesi duymadığı gibi sanığın arkasından gelen herhangi bir ... ve kimse de görmediğini, kazanın akabinde sanığın araçtan inip kaçtığını, kendisinin ise parçalanmış hâldeki İlyas'ın yanına gittiğini ve adı geçenin kısa sürede hareketsiz kaldığını gördüğünü ifade etmiştir.

  4. Savunma tanıkları İsmail ... ve ...; olay günü kavgada yaralanan Recep hastaneye götürülürken, sanığın peşine takılan iki aracın onu kovaladığını gördüklerini beyan etmişlerdir.

  5. Çevrede bulunan kameralar ve KGYS kameraları tarafından kaydedilen görüntülerin çözümüne ilişkin 01.07.2021 tarihli görüntü çözüm tutanağında, sanığın yönetimindeki otomobili takip eden ve kovalayan ... bulunmadığı tespitine yer verilmiştir.

  6. Kusur durumuna ilişkin olarak;

a) 28.06.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 56 ncı maddesindeki şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymaması ve aynı Kanun'un 52 nci maddesine aykırı şekilde hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, ölen yayanın ve park hâlindeki aracın sürücüsünün kusurlarının bulunmadığı,

b) Soruşturma evresinde trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.07.2021 tarihli raporda; sanığın, 2918 sayılı Kanun'un "Sürücü belgesi alma zorunluluğu" başlıklı 36 ncı, "Karayollarında trafiğin akışı" başlıklı 46 ncı, "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında ... sürme yasağı" başlıklı 48 inci, "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak" başlıklı 52 nci, "Tedbirsiz ve saygısız ... sürme" başlıklı 73 üncü maddelerinde düzenlenen kuralları ihlâl etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, ölen yayanın ve park hâlindeki aracın sürücüsünün kusurlarının bulunmadığı, belirtilmiştir.

  1. İlk Derece Mahkemesince, 28.06.2021 tanzim tarihli ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağına ve soruşturma evresinde trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.07.2021 tarihli rapora itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu; ayrıca, "... Sanığın sürücü belgesi olmamasına rağmen sevk ve idaresindeki araçla trafiğe çıktığı, kaza anında emniyetli sürüş yeteneğini olumsuz olarak etkileyecek ölçüde alkollü olduğu (her ne kadar sanığın aldığı alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ve kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğine dair bir delil ve sanığın dışa yansıyan davranışları ile ilgili bir tespit dosya kapsamında mevcut değilse de, 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin bilimsel olarak kabulü gerektiği ve sanığın da 1.66 promil alkollü olduğu), yerleşim yerinde bulunan kazanın gerçekleştiği alana yüksek hızla girdiği (tanık beyanına göre), fren yapmadığı ve hızını azaltmadığı, bu haliyle sanığın yüksek alkollü olarak ve sürücü belgesi bulunmadan trafiğe çıktığı, hız limitlerine de uymadığı ve bu eylemi dolayısıyla muhtemel neticeyi öngördüğü, ancak sanığın öngördüğü muhtemel neticeyi engelleme çabasının ya da neticeyi göze almadığına dair bir davranışının bulunmadığı ve muhtemel neticeyi kayıtsız olarak kabul ettiği (tehlikenin farkedilmesi ile birlikte frene basarak kazanın gerçekleşmesini önleme yönünde bir hareketinin de bulunmadığı), kaldı ki kazanın gerçekleşmesinden sonra da araçtan çıkarak kaçtığı, sonucu engellemeye yönelik herhangi bir icrai faaliyette de bulunmadığı..." biçimindeki gerekçelerle sanığın olası kastla hareket ettiği kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımı yapılan kasten öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

  2. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 19 yaşını doldurduğu ve kasıtlı suçlardan sabıkasının bulunduğu anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

  1. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı inceleme yapılmıştır.

  2. Sanık, 09.09.2022 tarihli duruşmada; "... Ben bilerek kimseye kasten öldürmedim. Kavga oldu ağabeyimi vurdular o panikle ben kaçtım. Bu kaza oldu... Ben daha önce hiç sürücü belgesi almadım. Ben az çok araba kullanmayı biliyorum. Bana akrabalarım boş arazide sürdürüp öğrettiler evimizde arabamız yoktur. Ben daha önce şehir içinde bir iki defa araba kullandım..." şeklinde savunmada bulunmuş, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası ile 22 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi gereğince alınan ek savunmasında önceki savunmalarını tekrar etmiştir.

  3. Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, sübut bulan eylemin hukukî nitelendirmesi dışında, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş; "... Kaza tespit tutanağına göre, 71 DS 453 plakalı ... sürücüsü sanık ...'in 2918 sayılı KTK'nın 56/1 A (şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymama) ve KTK'nın 52/1 B (aracın hızını aracın yük ve teknik özelliğine görüş yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kurallarını ihlal ettiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun somut olayımızla örtüşecek şekilde 14.03.2019 tarihli ve 451 211 [2017/12 269 Esas, 2019/210 Karar] sayılı kararında açıkladığı üzere, ...... aracının hızını yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak suretiyle Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 100. maddesinde belirlenen yasal hız sınırlarını aşıp 2918 sayılı Kanun’un 52/1 b maddesinde öngörülen yükümlülüklerini de yerine getirmeyen ve aynı Kanun’un 84.maddesi gereğince 'arkadan çarpma' nedeniyle asli kusurlu olan sanığın, meskûn mahalde yasal hız sınırlarının çok üzerinde bir hızla ve diğer sanığın sevk ve idaresindeki araçla yarışır vaziyette seyrederken istememekle birlikte neden olabileceği bir trafik kazasını ve buna bağlı olarak üçüncü kişilerin zarar görebileceğini öngörmesi gerektiği, sanığın buna rağmen hareketlerine devam ederek katılanın yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasına neden olduğundan meydana gelen neticeyi TCK’nin 22/3. maddesi kapsamında öngörmekle birlikte istemediği, bu nedenle olayda bilinçli taksir hâlinin bulunduğunun kabulünün gerektiği... yönündeki hukuki yorum karşısında, sanığın dava dosyasına yansıyan somut eylemini bilinçli taksirle işlediğinin kabulünün gerektiği ..." biçimindeki gerekçelerle sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilip, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

  4. Bölge Adliye Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen netice, sanığın kusurunun ağırlığı, amaç ve saiki " biçimindeki gerekçelerle temel ceza üst sınırdan 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren (1/2) oranında artırım yapılıp, sonuç ceza 9 yıl hapis cezası olarak tayin edilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasını talep eden sanık hakkında, "Sanığın geçmişi, fiilden sonraki davranışları ve cezanın fail üzerindeki olası etkileri" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesi uygulanmamış, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.

IV. GEREKÇE

  1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.

  2. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

  3. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A 1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; kazanın ardından olay yerinde durmayıp, ertesi gün kolluk görevlilerince yakalanan ve kazadan yaklaşık 5 saat 17 dakika sonra yapılan ölçüme göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 1,66 promil olan sürücü belgesiz sanığın, direksiyon başına geçip, azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde yönetimindeki otomobili yasal hız sınırının üzerinde süratlice sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına ve özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, almış olduğu alkolün etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybedip, seyir hâlinde olduğu iki yönlü caddenin karşı yönden gelen araçlar için tahsis edilen bölümüne geçerek, savunmasına göre yaya kaldırımında bulunan yayayı fark edemeyip, mevcut hızıyla ve önlemsizce çarptığı yayanın ölümüne neden olduğu, bununla birlikte meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin suçun olası kastla işlendiğine ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12 833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de gösterilen diğer gerekçelere göre hükme etki edecek nitelikte olmadığı tespit edilen hukuka aykırılığa işaret edilmekle yetinilmiş, eleştiri konusu yapılan bu hususun mahallinde düzeltilmesinin olanaklı olduğu kabul edilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.09.2022 tarihli ve 2022/967 Esas, 2022/1811 Karar sayılı kararında katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebebi ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karabük Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.04.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

hükmünkarartemyizhukukîredditevdiinev.süreçolgulartaksirleistemininonanmasınagerekçeöldürmesebepleriesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim