Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/10702

Karar No

2023/1276

Karar Tarihi

17 Nisan 2023

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Davacı vekili 03.10.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" suçlamasıyla gözaltına alındığını, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/8 sorgu kararı ile tutuklandığını, davacının 16.06.2012 28.01.2014 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas 2016/37 karar sayılı kararı ile beraatine karar verildiğini, hükmün temyiz incelemesi ile kesinleştiğini, haksız tutuklanma ve yıllarca süren yargılanma karşısında beraat ettiğinden 400.000,00 TL maddi, 4.000.000,00 TL manevi tazminatın davacıya verilmesini talep etmiştir. Davacı ve davacı vekili 30.04.2018 tarihli duruşmada talep edilen manevi tazminat miktarının 2.000,000,00 TL olduğunu beyan etmiştir.

  2. Davalı vekili 23.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava haksız ve yersiz açıldığından davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

  3. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2019 tarihli ve 2018/78 Esas, 2019/128 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 14.07.2020 tarihli ve 2019/1902 Esas, 2020/1172 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

  5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.12.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davalı vekilinin temyiz sebepleri

1.Davanın süresinde açılmadığına,

2.Davacının tazminat isteme hakkı bulunmadığına,

3.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna,

4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine,

ilişkindir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri

1.Maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine,

2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,

ilişkindir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Davacının 09.07.2012 tarihinde gözaltına alındığı, 10.07.2012 tarihinde tutuklandığı, 28.01.2014 tarihinde tahliye edildiği, ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2014 tarih, 2014/100 E 2013/3 K sayılı ilamı ile hakkında beraat kararı verildiği, hükmün sanığa ve veya vekiline tebliğ edilmediği ve davanın da 03.10.2017 tarihinde süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Davacının dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumu, davacının özgürlüğünden yoksun kalması nedeni ile uğradığı manevi zarar, gözetim altında ve tutuklu kaldığı süre içinde duyduğu elem, keder, ıstırap ve ruhsal sıkıntılar, kapalı mekanda kalması nedeni ile yaşadığı kısıtlı yaşam, kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, takdir edilecek tazminatın zenginleşme fakirleşme aracı olmaması hususları değerlendirilerek, günlüğü 150,00 TL den toplam 85.200,00 TL manevi tazminatın 16.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davacı vekili her ne kadar maddi tazminata hükmedilmesine de karar verilmesini talep etmiş ise de; dosyadaki usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuna göre davacının maaş ödemelerinin yapıldığı bu sebeple gelir kaybının olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki talebi kabul edilmemiş olup; ayrıca davacının cezaevinde yapılan harcamalarından ve yakınlarının onu ziyareti için yaptığı harcamalardan da Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08.10.2018 tarih, 2018/3898 E 2018/9299 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere devletin sorumluluğu olmadığı; aynı zamanda davacı her ne kadar avukatına yapmış olduğu ödemelere ilişkin olarak da maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de; beraat kararında vekalet ücretine hükmedildiği, mahkemece tazminat olarak sadece Avukatlık asgari ücret tarifesindeki miktar kadar vekalet ücretine hükmedilebileceği, bunun üzerinde bir miktara hükmedilemeyeceği, zaten beraat kararında da vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğundan davacı ile özel vekili arasında gerçekleşen vekâlet sözleşmesinin mahkemeyi bağlamaması sebebiyle kaldı ki davacı tarafından avukatıyla yapmış olduğu ödeme makbuzlarının sunulmadığından ve diğer maddi tazminat talepleri ilgili olarak bilirkişi tarafından yapılan tespit ve değerlendirmelerin de dosya kapsamına uygun olduğu, bu nedenle mahkememizce bilirkişi raporuna itibar edilmiş olup davacının maddi tazminat yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarında herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, davacı lehine hükmolunacak vekâlet ücreti miktarının 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre tayin edilmesi gerektiği gerekçesiyle vekâlet ücretinin 5.450,00 TL olarak düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas – 2016/37 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak ve devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme suçlarından, 09.07.2012 28.01.2014 tarihleri arasında 568 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

A.1.Davanın süresinde açılmadığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;

5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." hükmü karşısında beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 03.10.2017 tarihinde kanuni süresinde açıldığı anlaşılmakla yerel mahkemece davanın süresinde açıldığının kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.

A.2. Davacının tazminat isteme hakkı bulunmadığına ilişkin temyiz sebebi yönünden;

5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

...

Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

A.3.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunduğundan davalının hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz talebi reddedilmiştir.

A.4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8 2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

B.1. Maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Davacının yargılama sebebiyle yaptığı yol giderlerinin, taşınması sebebiyle oluşan zararların, maaş kesintilerinin, cezaevi giderlerinin, avukatlık ücretinin, terfi edememesi sebebiyle uğranılan zararların, ailesinin yapmış olduğu gidiş geliş masraflarına ilişkin maddi tazminat talebinin 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamında olmadığından bu hususlara ilişkin olarak maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

29.05.1957 tarih ve 4 16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücretinin, yargılama giderleri kapsamında olduğu ve asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alınarak davacı vekilinin vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.2. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;

Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.

Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.

Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünün (B.2.) numaralı paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 14.07.2020 tarihli ve 2019/1902 Esas, 2020/1172 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.04.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartemyizhukukîtevdiinesüreçv.gerekçesebepleribozulmasınakonusu

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim