Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

12. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5612

Karar No

2023/1201

Karar Tarihi

11 Nisan 2023

HAKİMLİĞİ: ... 2.Sulh Ceza Hakimliği

SUÇ: Taksirle Öldürme

... Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.06.2020 tarihli ve 2020/3426 sayılı soruşturma numaralı kararı ile şüpheli hakkında taksirle öldürme suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın 20.06.2020 tarihinde tebliği üzerine 15 günlük yasal süresi içerisinde 30.06.2020 tarihinde, anılan karara müştekiler vekili tarafından yapılan itiraz üzerine ... 2.Sulh Ceza Hakimliğinin, 11.09.2020 tarihli ve 2020/1935 Değişik ... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kesin olarak reddedildiği anlaşılmıştır.

... Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 31.05.2022 tarihli ve 94660652 105 59 6967 2021 Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB 2022/82230 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB 2022/82230 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“Dosya kapsamına göre, olay günü şüphelinin sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı aracın ... ... yolu üzerinde seyir halinde iken, yolun sol tarafından yaya olarak hareket eden maktul ...'a aracı ile çarparak ölümüne sebebiyet verdiği somut olayda; Cumhuriyet savcılığı tarafından, "...Kaza sonrası olay yerine gelen trafik ekiplerince tanzim edilen kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda şüphelinin kusursuz, yayanın ise kusurlu olduğunun belirtildiği; yeminli trafik bilirkişisi tarafından ise yayanın asli, şüphelinin ise tali kusurlu olduğunun belirtilmesi nedeniyle çelişkinin ortadan kaldırılması amacıyla kusur tespiti açısından dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği, ilgili daire tarafından tanzim edilen raporda ise müteveffa yayanın asli kusurlu, şüphelinin ise kazanın oluşumunda kusursuz olduğunun belirtildiği..." nazara alınıp Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporu esas alınarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,

Dosyanın 09/03/2020 tarihli üst yazı ile Adli Tıp kurumuna gönderildiği, Trafik bilirkişine dosyanın teslim tarihinin ise dosya arasındaki teslim tesellüm tutanağına göre 13/03/2020 tarihi olduğu, dolayısıyla savcılığın kabulünün aksine kaza tespit tutanağı ile trafik bilirkişisi arasında çelişki meydana gelmeden önce dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği, keza Adli Tıp Kurumunun anılan raporunda, kaza tespit tutanağından bahsedildiği halde aralarında çelişki bulunan trafik bilirkişisi raporuna atıfta bulunulmadığı, bu durumda giderilmesi gereken esas çelişkinin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi ile trafik bilirkişisi raporları arasında meydana geldiği,

Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporuna göre, şüphelinin idaresindeki otomobil ile gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı meskun dışı mahalde seyir halindeyken, yaya geçişlerinin bariyerle engellendiği yolda geçiş yapmaya çalışan ve kısa mesafede seyir şeridine giren müteveffa yayaya çarptığı anlaşılarak kusursuz bulunduğu, trafik bilirkişi raporunda ise şüphelinin trafik ışıklı kavşağa gelişte hız sınırının 50 km olarak belirtildiği bölümde yeşil ışığa denk geldiği esnada geçişini yaparken kendi ifadesine göre 70 80 km hızla seyrettiği ve hızını azaltmadığı, olay yerinde fren izi bulunmadığı dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 52/1 a uyarınca kavşaklara yaklaşırken aracının hızını azaltmayan şüphelinin tali kusurlu bulunduğu olayda; benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03/12/2019 tarihli ve 2019/13276 esas, 2019/11282 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kusur durumunun her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı biçimde tespit edilmesi bakımından, Karayolları Trafik Fen heyetinden teknik bilirkişi raporu alınmasından sonra şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”

şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.5271 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172 nci maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği hususlarına yer verilmiştir.

2.09.03.2020 tarihli ölü muayene tutanağında,

''...

Cesedin ölüm sebebinin kaza sonucu künt kafa travmasına ve boyun kırığına bağlı olduğu...

...''

denilmektedir.

3.Olay yeri görüntülerini içeren cd ve cd izleme tutanağı dosyada mevcuttur.

4.Şüpheli, aşamalarda kavşak geçişinin çok karanlık olmasından dolayı yayayı göremediğini ancak önlem için selektör yaktığını, kavşağa geldiğinde kendisine yeşil ışık yandığı için hızını hiç azaltmaksızın seyrine devam ettiğini benzer olarak ifade etmiş ancak seyir hızına ilişkin olarak farklılıklar barındıran beyanlarda bulunmuş, kolluk huzurundaki ifadesinde, 70 80 km, Cumhuriyet savcısı huzurundaki ifadesinde 100 km, sorgusu sırasında ise 80 90 km hızla seyrettiğini ileri sürmüştür.

5.Olay tarihli kaza tespit tutanağında, yayanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde bulunan yüz metreye kadar mesafede yaya yolu veya kavşak bulunduğu halde yayanın karşıya geçmek için taşıt yolunu kullanması kuralını ihlal ettiğinden bahisle tam kusurlu davranışıyla kazaya sebep olduğunun dolayısıyla şüphelinin kusurunun bulunmadığına değinilmiştir.

6.... Cumhuriyet Başsavcılığınca aldırılan 24.03.2020 havale tarihli trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda, olay yeri görüntüleri ve fren izinin bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin, hız sınırının 50 km olduğu ışık kontrollü kavşağı geçerken hızını sınıra uygun şekilde azaltmadığının anlaşıldığından 2918 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde bulunan kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak kuralını ihlal ederek tali kusuruyla neticeye neden olduğu bildirilmiştir.

7.Dosya arasına alınan Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesi 08.05.2020 tarihli raporda müteveffa yaya ...'ın, olay mahalli yayaların geçişlerinin bariyerlerle engellendiği, yayalar için geçiş yeri bulunmayan, girmelerinin tehlikeli ve yasak olduğu yola kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde girdiği, gerekli korunma tedbirlerine başvurmadığı gözetildiğinde tam kusuruyla olaya sebebiyet verdiği, dolayısıyla şüphelinin kazanın meydana gelmesinde etken davranışın bulunmadığı saptanmıştır.

8.Şüphelinin idaresindeki otomobille, gece vakti, yerleşim yeri içinde, iki tarafı çelik bariyerle kaplı bölünmüş asfalt kaplama il yolunda seyrederken, olay mahalli olan ışık kontrollü dört yönlü kavşağı 13 metre kadar geçtiği sırada, gidiş yönüne göre soldan sağa doğru bariyerleri atlayarak orta refüjden 12 metrelik yolun 3 metresini geçmiş yayaya çarpmasıyla, yayanın ölümüyle sonuçlanan olaya ilişkin olarak dosyada kusur durumuna ilişkin üç belge bulunduğu, bunlardan kaza tespit tutanağında şüpheliye kusur verilmezken, sonrasında dosyaya katılan savcılık bilirkişi raporunda şüpheliye kusur atfedildiği, son olarak aldırılan Adli Tıp Kurumu ... Trafik İhtisas Dairesi raporu ile şüphelinin kusursuz olduğu şeklinde tespit yapıldığı, Adli Tıp Kurumu raporunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.

9.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.12.2010 tarihli ve 2010/4 210 esas, 2010/259 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak 5271 sayılı Kanun'un 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiş olup bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ve esasa etkili usul yanılgılarının toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini sağlamaktır. Kanun yararına bozma yoluna istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle bu kanun yolu dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu olmayıp; ancak gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır. Her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu da değildir.Tüm bu nedenlerle; somut yasa yararına bozma isteminin 5271 sayılı Kanun'un 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlenen amaca uygun hukuka aykırılık niteliğinde bulunmaması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

2.Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararisteminintevdiinetaksirleyararınagerekçekanunöldürmereddineistembozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:16:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim