Yargıtay 11. HD 2022/4894 E. 2024/990 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/4894
2024/990
13 Şubat 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/2341 Esas, 2022/569 Karar
ASIL DAVADA DAVACI: ... vekili Avukat ...
BİRLEŞEN DAVADA DAVACI: ... vekili Avukat ...
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVALARDA DAVALI: ... A.Ş. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ: 27.08.2018 (Asıl) 27.08.2018 (Birleşen)
BİRLEŞEN DAVA: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/798 E.
HÜKÜM: Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2018/797 E., 2019/817 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen dava davacıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dava davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı ... vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 24.05.2018 tarihli genel kurul toplantısına müvekkilinin asil olarak değil, vekili aracılığı ile katıldığını, vekil olarak katılan ... ... Kendirli, gündemin 5. maddesine istinaden kârın kullanım şeklinin, kâr ve kazanç paylarının dağıtımı konusunun görüşülerek karara bağlanması konulu gündem maddesine itiraz etmeyip olumlu oy kullanmış olsa da bu maddenin kabulünün doğru olmadığını, böyle önemli bir kararın asile sorulmaksızın salt vekil imzası ile alınmasının kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, gerek genel kurul toplantısına asil olarak müvekkilinin katılmaması ve vekil olarak tayin edilen kişinin ilgili maddenin oylanmasında asil müvekkilinin onayının almamış olması, gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ıncı maddesindeki oy yoksunluğu hali ve aynı Kanun'un 523 üncü maddesi ve ilgili diğer maddeleri, gerekse de LBMA standartlarına şirket olarak uygunluğun sağlanması ve ekonomik ve siyasi olarak ülkemizce geçirilen bu zor süreçte işbu standartlara uygunluğun devamlılığının sağlanması açısından şirket kârının dağıtılmayarak olası sermaye artışında iç ... olarak kullanılması ve karşılığında hissedarlara bedelsiz hisse verilmesi hususu önem arz ettiğini, hal böyle iken, söz konusu genel kurul kararının iptali için işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan 5 numaralı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
- Davacı ... vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin, ortağı olduğu davalı şirketin 24.05.2018 tarihli genel kurul toplantısına müvekkil asil olarak katıldığını, her ne kadar gündemin 5. maddesine istinaden kârın kullanım şeklinin, kâr ve kazanç paylarının dağıtımı konusunun görüşülerek karara bağlanması konulu gündem maddesine itiraz etmeyip olumlu oy kullanmış olsa da bu maddeyi kabul etmediklerini, LBMA tarafından şart koşulan minimum sermaye tutarı 15.000.000 İngiliz Pound'unun TL karşılığının bugün için yaklaşık 116.802.000,00 TL' ye tekabül ettiğini, sermayesinin, LBMA tarafından şart koşulan minimum sermaye tutarına nazaran düşük kaldığını, gerek 6102 sayılı Kanun'un 523 üncü ve ilgili diğer maddeleri, gerekse de LBMA standartlarına şirket olarak uygunluğun sağlanması ve ekonomik ve siyasi olarak ülkemizce geçirilen bu zor süreçte işbu standartlara uygunluğun devamlılığının sağlanması açısından şirket kârının dağıtılmayarak olası sermaye artışında iç ... olarak kullanılması ve karşılığında hissedarlara bedelsiz hisse verilmesi hususunun önem arz ettiğini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan 5 numaralı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi uyarınca anonim şirket genel kuruluna katılan ortağın bu genel kurulda alınan kararlara karşı iptal davası açabilmesi için iptalini istediği karara karşı muhalif oy kullanmış olması ve keyfiyeti tutanağa geçirmesi gerektiği, dava konusu edilen genel kurul kararının, kar payının dağıtımına ilişkin olup iptal davasının koşullarına tabi olduğu, anılan madde hükümlerine göre toplantıda hazır bulunup da alınan karara olumsuz oy veren ve muhalefetini toplantı tutanağına geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı iptal davası açma hakkının bulunduğu, asıl dava davacısının vekili aracılığıyla, birleşen dosya davacısının ise asaleten toplantıya katıldıkları, iptalini istedikleri karara olumlu oy kullandıkları gibi muhalefet şerhlerinin de bulunmadığı, somut olayda, iptal davasının muhalefet şerhi aranmaksızın açılabileceği istisnai hallerin de söz konusu olmadığı, bu hale göre, dava koşulunun oluştuğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davaların davacıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davaların davacıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduklarını, 6102 sayılı Kanun'un 446 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre, genel kurul kararının yerine getirilmesi kişisel sorumluluklarına sebep olacaksa her bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul kararının iptalini dava edebilmesinin mümkün olduğunu, davalı şirketin, Londra Külçe Pazarı Birliği (London Bullion Market Association/LBMA) üyesi olduğunu, bu üyeliğin şirket için ... bir önemi haiz olduğunu zira bu kuruluşa üye olmanın gerek iç gerekse de dış ticarette bir çok avantaj sağladığını, üçüncü kişilerin bu kuruluşa üye olduğu için davalı şirketle iş yaptığını, şirketin bu kuruluşa üye olduktan sonra hızla büyüdüğünü, şirketin, bu kuruluşta olan üyeliğinin devam edebilmesi için sermeyesinin bu kuruluşun aradığı asgari tutarın altına düşmemesi gerektiğini, oysa davalı şirket sermeyesinin hali hazırda bu kuruluş tarafından aranan asgari tutarın altına düştüğünü, bu nedenle sermeye artırımı yapılması gerektiğini, sermeye artırımının en çabuk ve kolay yolunun ise şirket iç kaynaklarının kullanılması olduğunu, bunun için de kar payının dağıtılmaması gerektiğini, aksi takdirde şirketin olası bir sermeye artırım zorunluluğuna hazırlıksız yakalanıp bu kuruluştan atılabileceğini, bu durumda ise yönetim kurulu üyesi olan müvekkillerin sorumluluğunun doğacağını, bu nedenle müvekkillerin dava açma hakları olduğunun kabulü gerektiğini, genel kurulda alınan kararın şirket menfaatlerine ve afaki iyi niyet kuralların aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince, talep etmelerine rağmen kar dağıtımının yerindeliğine ilişkin araştırma yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilince, müvekkillerin davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu belirtilmiş ise de dosyadaki kayıtlardan, davacıların yönetim kurulu üyesi olmadıklarının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve Yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davaların davacıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davaların davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445 ... ve 446 ıncı maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davaların davacıları vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:37