Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/3406

Karar No

2024/973

Karar Tarihi

12 Şubat 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/280 Esas, 2023/677 Karar

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2014/914 E., 2017/766 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ticari plakalı taksi sahibi olan müvekkilinin taksiyi dava dışı ...’a kiraladığını, adı geçen kişinin müvekkilinden mevcut taksinin eskidiği ve yeni bir taksi alınması gerektiğinden bahisle vekaletname istediğini, müvekkilinin bunun üzerine ...'a, ortaklarına ve çalışanlarına trafik tescil işlemleri için Eyüp 5. Noterliğinin 04.01.2013 tarihli vekaletnamesini verdiğini, ilerleyen süreçte ...’ın bu vekâletnameye istinaden kendisi adına davalı bankadan 4 ayrı kredi kullandığını ve vermiş olduğu vekâletnamede adına kredi kullanma yetkisi bulunduğunu da öğrendiğini, ancak müvekkilinin kredi kullanma iradesinin bulunmadığını, vekâletnamenin verildiği esnada ... ve noter çalışanları tarafından başka bir vekaletname gösterilerek aldatıldığını, bu şekilde borçlandırılmasında davalı bankanın ağır kusurunun bulunduğunu zira banka tarafından kredilerin kullandırılması aşamasında müvekkilinden teyit alınmadığı gibi, ... isimli şahsın aynı yöntemle davalı bankadan 3. kişiler adına 70 75 milyon TL tutarında kredi kullandığını, davalı bankanın özen yükümlülüğü gereğince ve şube çalışanlarının her türlü ihmal kusurundan dolayı sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin söz konusu krediler nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, akabinde kredi borcunun ödendiğini bildirerek davayı istirdat davasına dönüştürmüştür.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin vekâletnameye istinaden işlem yaptığını, kredi kullandırmadan önce vekaletnamenin geçerliliğini ilgili noterden teyit ettiğini, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2017 tarih, 2014/914 E. ve 2017/766 K. sayılı kararıyla; davalı bankanın davacının vermiş olduğu vekâletname ile tayin edilen vekil aracılığı ile davacıya kredi kullandırdığı, kredi kullanımının vekâletname ile verilen yetki çerçevesinde gerçekleştiği, davalı bankanın kredi kullandırmadan önce vekaletnamenin geçerliliğini ilgili noterliğe teyit ettirdiği, bu hale göre davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2021 tarih, 2019/143 E. ve 2021/170 K. sayılı kararıyla; somut olayda, herhangi bir banka adı, kullanılacak kredi türü ve sayısı belirsiz olarak, farklı bir amaçla düzenlenmiş vekaletname içinde yer alan, bankalardan vekalet veren adına kredi kullanmaya ve kredi bedellerini tahsile dair verilen yetki kapsamında davacı adına müteaddit defalar aynı şekilde plaka işletme kredisi kullanılmış olmasına rağmen, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve bir güven kurumu olan davalı bankanın söz konusu işlemlerin şüpheli olmasına ve aynı tür kredinin aynı şahıslar tarafından ve önceki kredi borcu ödenip bitirilmeden bir kaç ay ara ile tekrar kullandırılması, bu kredi kullandırımları sırasında vekâlet veren davacının hiç bir şekilde bilgilendirilmemesi, davacı adına açılan kredili mevduat hesabında sadece vekâletnamede bulunan adres ile yetinilerek telefon gibi hızlı iletişim araçlarıyla ilgili bilgi istenilmemesi, yine farklı şahıslar adına aynı şekilde davalı banka şubesinden benzer vekaletnameler ile aynı kişilere benzer nitelikte pek çok kredi kullandırılmasına rağmen banka personeli tarafından bu işlemlerin şüpheli olduğu kabul edilerek, bankanın her türlü araştırma yapma yetkisi ve vekâleten kredi kullandırımlarında vekalet verenleri bu konuda bilgilendirme ve vekâleten birden fazla kredi kullanımında bu kimseleri arayarak kredi kullanımının bilgileri dahilinde olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmasına rağmen, banka personelince sadece ilgili noterlik aranarak vekâletname yönünden azil olup olmadığı sorularak, iptal edilmediklerine ilişkin yanıt üzerine başka herhangi araştırma yapılmaksızın kredi kullandırılması karşısında, davalı bankanın özen yükümlülüğüne uygun davrandığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalı bankanın kusurunun bulunduğu, davacının ise vermiş olduğu vekaletname içeriğini okumadan ve vekile verdiği yetkiler yönünden denetlemeden vekaletnameyi imzalamış olmakla, zararın meydana gelmesinde müterafık kusurlu olduğu, yargılama sırasında alınan 17.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, olayın yukarıda açıklanan oluş biçimi itibariyle somut olayda davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduklarının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 159.905,40 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairemizin 25.10.2022 tarih, 2021/3374 E. ve 2022/7370 K. sayılı kararıyla '' …Dava, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının vermiş olduğu vekaletname ile Türkiye Cumhuriyeti'nde bulunan tüm bankalardan diledikleri koşullarla kredi kullanma hususunda dava dışı kişileri yetkilendirdiği, bu geçerli vekaletname uyarınca dava dışı kişilerin davacı adına kredi kullandıkları, bu kredilerin kısmen ödendiği, bakiye kısmının ödenmediği anlaşılmıştır. Bankanın geçerli olan vekaletnameye uygun olarak işlem yapması karşısında davacının kredilerden sorumlu olacağı, bunun yanında bankaların güven kurumu olması tek başına vekaletnameye değer vermemesi veya vekaletname içeriğinden açıkça yetki verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma yapması zorunluluğunu ortaya koymaz. Tüm bu hususlar karşısında, bankanın vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullandırması usul ve yasaya ve vekaletname içeriğine uygundur. Nitekim, 3. kişilerce ... ve çalışanlarına verilen vekaletnamelere dayalı olarak davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin açılan menfi tespit davalarında da Dairemizce ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nce aynı sonuçlara ulaşılmıştır (Dairemizin 17.03.2022 gün, 2020/7459 Esas 2022/2065 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2016 gün, 2016/3383 Esas 2016/13900 Karar sayılı ilamları). Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir... '' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı gereğince davacı tarafından dava dışı şahsa verilen vekaletname ile davacı adına davalı banka tarafından kredi kullandırıldığı,vekaletname içeriğine göre davalı bankaya kusur atfedilemeyeceği kabul edilerek davalı banka hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... adlı dava dışı kişi, her ne kadar müvekkil adına vekâletname ile işlem yapmış olsa da; davalı bankanın ilgili şubesi ve Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili adına fahiş miktarda ve müteaddit defalar tahsis edildiği iddia edilen kredilere ilişkin hiçbir zaman yazılı veya sözlü olarak bilgilendirme yapılmadığını, kredilerin çekilmesinde davacının oluru, onayı ve iradesinin bulunmaması nedeniyle müvekkilinin haksız ve yasaya aykırı olarak borçlanmasında davalı bankanın ağır kusuru ve sorumluluğu olduğunu, müvekkilinin davalı banka ile bir kredi ilişkisine girme iradesi bulunmadığını, hayatın olağan akışında ve bankacılık işlem tecrübesinde hiç kimsenin herhangi birine her türlü kredi nedeniyle sonsuz yetki vermesinin düşünülemeyeceğini, müvekkilinin kandırılarak, hile yoluyla imzalayıp dava dışı kişilere verdiği olay konusu vekaletnamede; kullanılacak kredinin türü yazılmamakta ve genel bir ifade türü olarak her türlü kredi ifadesinin kullanıldığını, gerekli özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getiren bankaların vekaleten kredi kullanmak istediğinde vekaletnamede kullanılacak kredinin türünün de belirli olmasının istendiğini, bu hususta davalı tarafın gereken dikkat ve özen yükümlülüğünü göstermediğinin açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin dolandırıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevaptemyizyargılamareddiincelenendavanınkararıkararınmahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:51

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim