Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2615
2024/877
8 Şubat 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2014/775 Esas, 2022/939 Karar
DAVALILAR: 1.Borpet Petrol İnşaat ve Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.
2.Bortek Nakliyat Tur. İnş. Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.
3.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Davanın reddi.
Taraflar arasındaki tespit ve alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2008 yılında dava dışı ...’tan gelen talep üzerine müvekkilinin %40, müvekkilinin oğlu ...’in %10, ...’ın oğlu davalı ...’ın %50 hissedarlığında davalı ... Nak. Tur. İnş. Oto. Pet. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin (Bortek) kurulduğunu, 2009 yılı içinde ...’ın ısrarla müvekkilinin Bortek’teki %40 hissesini oğlu ...’a devretmesini istediğini, müvekkilinin bu teklifi kabul etmediğini, ancak oğlu ...’ın da şirkette ... ile eşit hisseli hale gelmesini istemesi üzerine davacının %40 oranındaki şirket hissesini kağıt üzerinde oğlu ...’a bedelsiz devrettiğini, ...’nın bu kez başka bahaneler, korku ve tehditlerle ...’ın %50 oranındaki Bortek hisselerini devraldığını, müvekkilinin büyük hissedarlığındaki Tek Taş Nakliyat Ltd. Şti.’ne (Tek Taş) ait araçların davalı ...’e teslim edildiğini, ancak ortaklık ilişkisinin bozulduğu esnada müvekkilinin bu araçların parçalarının usulsüz sökülüp hurda hale getirildiğini öğrendiğini, bu hususta kolluk güçlerine ve Asliye Hukuk Mahkemesinde tespit yaptırıldığını, müvekkilinin şikayeti üzerine açılan Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/299 E. sayılı dosyasında görülen dava sonucu 2012/98 K. sayılı kararla davalı ..., müvekkilinin oğlu ... ve diğer bir kısım sanıkların ceza aldığını, bu kararın davalı ...’nın ...’la birlikte hareket edip hileli iş ve eylemlerle müvekkilini Bortek’ten çıkardıklarını, bir süre sonra davalı ...’nın ...’ı devre dışı bırakıp Bortek’in tüm mal ve hisselerine sahip olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin %40 ortağı olduğu Bortek’in maliki olduğu araçlardaki hisse karşılığı değerinin en az 8.000.000,00 TL civarında olduğunu, yine mazot tanklarından davalılardan ...'ın hisse maliki olduğu Borpet Petrol İnşaat ve Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.’nce (Borpet) alınan mazot bedelinden en az 760.000,00 TL civarında alacağının bulunduğunu, müvekkilinin Bortek ortaklığından kaynaklı 2008, 2009, 2010, 2011, 2012 yılları net kâr payı alacağının en az 25.600.000,00 TL civarı tuttuğunu, müvekkilinin Bortek’te %40 ortaklığı bulunduğunu, şirketin itibari değerinin 8.000.000,00 TL civarında ve müvekkili hissesine isabet eden tutarın 3.200.000,00 TL olacağını ileri sürerek müvekkilinin davalılardan Bortek’te %40 ortaklığı olduğunu tespitini, Bortek’in 2008 ile 2012 yılları arası net kârının en az 64.000.000,00 TL ve müvekkilinin hissesine isabet eden 2008 2012 faaliyet dönemlerinde toplam 25.600.000,00 TL kâr payı alacağının, toplam 20.000.000,00 TL araç bedeli ve davacının hissesine düşen 8.000.000,00 TL araç bedellerinin, Bortek’in Borpet’ten en az 1.900.000,00 TL mazot alacağı ile davacının hissesine tekabül eden 760.000,00 TL mazot alacağı tutarının, Bortek’in ticari itibari değerinin 8.000.000,00 TL ile müvekkilinin hissesine düşen 3.200.000,00 TL şirketin ticari itibari değeri nedeniyle olmak üzere en az 37.560.000,00 TL zarar ve mahrum kaldığı kâr ve alacaklarının tespitini, şimdilik 100.000,00 TL kısmi eda ile zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen, alacağı yıllara göre tespitinin yapılacağı tarihlerden itibaren ve temerrüt tarihinden işleyecek bankalar tarafından ticari mevduata uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; hisselerini doğrudan oğlu ...’a devreden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, hisselerin ... tarafından müvekkili ...’ya devredildiğini, ... ile davacı arasında bir hisse alım satımının gerçekleşmediğini, davalı ...’ya da husumet yöneltilemeyeceğini, Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/299 E., 2012/98 K. sayılı kararının henüz kesinleşmediğini, beklenmesi gerektiğini, araç söküm zararı ile çek bedellerinin faizi ile birlikte ödenerek davacı zararının giderildiğini, bu hususun Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/299 E., 2012/98 K. sayılı kararında da belirtildiğini, bu dosyaya verilen 16.03.2012 tarihli dilekçede davacının zararını 13.650.000,00 TL ile sınırlandırdığını, şirket hisse ve mal varlıklarının hile ile alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 24.09.2013 tarih, 2012/173 E., 2013/242 K. sayılı kararı ile Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, karar, davalılar ... ve Borpet Petrol İnş. ve Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 13.12.2014 tarih, 2013/18710 E., 2014/2473 K. sayılı kararıyla asıl ve birleşen davanın davalı gerçek kişiler adına olan bir kısım hisselerin iptali, davacılar adına tescili, şirketin kâr miktarının tespiti ile ödenmeyen kâr payının ve birtakım alacakların tahsili talebine ilişkin olduğu, Mahkemece yazılı gerekçeyle mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, ancak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağının düzenlendiği, davacıların, diğer istemlerinin yanında kâr payı da talep ettiğine göre, somut uyuşmazlığa 6102 sayılı Kanun’un ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu itibarla, ticari nitelikte olan asıl ve birleşen davaların Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görüleceği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Bortek Nakliyat Tur. İnş. Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ndeki %40 payının hileli yollarla elinden alındığı iddiasına ilişkin olarak Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında, davalı ... aleyhinde dolandırıcılıktan mahkumiyet hüküm verilmiş ise de, dosya kapsamındaki davacı ifadesinde dahi adı geçen şirketteki paylarını kendisine ait şirketler ve Çorum’da yaptırdığı otel inşaatı ile ilgili borçları nedeniyle bu şirketteki paylarını Çorum Noterliği’nde oğluna devir ettiği belirtildiğinden ...’e de husumet yöneltilmesi gerektiği halde ona yöneltilen bir husumetin bulunmadığı, davacının gerek Sincan Cumhuriyet Başsavcılığındaki şikayetinden gerekse davadan önce yapılan 09.04.2010 tarihli borç ödeme ve yapılandırma protokolu ile “... ile ...’in, davalı ...'a 6.670.000,00 TL borçlu olduklarını kabul ederek borçlular ... ile ...'in karşı tarafa borçlarını ödedikten ve ibra aldıktan sonra 100 hisseli Bortek Şirketindeki hisselerin %50'sinin ...'e devredileceğinin” kararlaştırdığı, davacının davalı şirketteki %40 hissesinden oğlu ... lehine feragat ettiği, bu protokoldeki borç ve miktarı ile ilgili Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı menfi tespit davasının reddedilip kesinleştiği, protokolün mahkeme huzurunda tartışılıp geçerli kabul edildiği, davacının bu protokol içeriği ve imzaya açıkça itiraz etmediği, davacının, davalı ... şirketinde %40 hissedar olduğu, bu hissesinin davalı ...'ın hileli hareketleri ile kendisini dolandırması nedeniyle oğlu ...'e iade şartı ile bedelsiz olarak devir ettiği, daha sonra da ...'ın baskısı vs. eylemleri neticesinde oğlu ...'e devredilen hisselerin ...'a devir edildiği anlaşılmış ise de, davacının imzası ve içeriğine itiraz etmediği 09.04.2010 tarihli protokol ile ...'a olan 6.670.000,00 TL tutarındeki borçlarının ödenmesi şartı ile hisselerinin oğlu ...'a devrine muvafakat ettiği, yani dava konusu ettiği hisselerden oğlu ... lehine feragat ettiği, artık davacının bu dava ile hisselerin kendisine ait olduğunun tespitiyle, hisseye bağlı hak talebinde bulunamayacağı, şirket kâr payı, çıkma payı, şirkete ait araçlar nedeniyle payı ve şirket mazotunun karşılıksız Borpet’e kullandırıldığından bu şirkette kullandırılan mozotun hissesine isabet eden değerinin tahsili taleplerinin değerlendirilmesine de gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline oğlu ...’e Bortek Nakliyat Tur. İnş. Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin %40 hissesini resmiyette devrine rağmen bu devrin baba oğul arasındaki güvene dayalı inançlı işlem niteliğinde bedelsiz bir devir olduğunu, gerçek satış amacının bulunmadığını, ...’in ...’la eşit pozisyonunun amaçlandığını, davalı ...’ın ...’den tüm hisseleri hileli bir şekilde almasına kadar şirketle ilgili tüm konularda söz sahibinin müvekkili olduğunu, ...’in de davalı ...’a devrinin güvene dayalı inançlı işlem mahiyeti taşıdığını, davalının güveni kötüye kullanıp hisseleri ticaret adı altında hileli ele geçirdiğini, bunun Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/299 E., 2012/98 K. sayılı ilamında uzun ve açık şekilde ortaya konulduğunu, kararın kesinleştiğini, anılan kararın Mahkemenin kabulü ve hukuki sonuç başlıklı kısmında detaylı bir şekilde davacının Bortek Nakliyat Ltd. Şti.'ndeki %40'lık hissesinin önce ...’e devrinin, ardından hileli bir şekilde davalı ve dosya sanığı ... tarafından nasıl ele geçirildiğinin detaylı bir şekilde izah edildiğini, müvekkilinin oğluna, davalı ...’ya ve şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, hüküm doğrultusunda davacının ortaklığının nasıl sona erdirildiği, hileli bir şekilde davalı ... tarafından şirket hisselerinin nasıl ele geçirildiğinin ispatlandığını, davalının Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/644 E. sayılı dosyasına gönderdiği beyan dilekçesininde açıkça “... Şikayetçinin benimle husumeti vardır. 2009 2010 yıllarında ortak idik, daha sonra alacak verecek meseleleri sebebiyle ortaklığımız bozuldu.” demek suretiyle halen Bor Tek Nakliyat Ltd. Şti.'de ortak olduklarını ikrar ettiğini, dava dışı Ramazan Dinçer’in sanık olarak yargılandığı davada “ben ... ve ...’in ortak olduğu şirkette 2009 2010 yıllarında çalıştım” deyip işçilerin dahi şirket ortağının olduğunu ve ortaklığının devam ettiğini söylediğini, Bortek Nak. Ltd. Şti.'ndeki davacı hisse devir tarihinin 13.04.2009, ...’in davalı ...’a hisse devir tarihinin 05.08.2009 olduğunu, borç ödeme ve yapılandırma ödeme protokol tarihinin ise 09.04.2010 tarihini içerdiğini, davalının hileli ele geçirdiği şirket hisse devirlerinin devirden 1 yıl sonra yapılan bu protokole bağlamasının suçlarını örtme ve kendilerini haklı çıkarma çabası olduğunu, kâr marjının düşük gösterilmesine rağmen 2009 yılı kârının 588.212,90 TL, 2010 yılı kârının 194.398,00 TL olduğu bir durumda ...’in şirket hisselerinin tamamını 49.000,00 TL gibi komik bir bedelle davalı ...’a devrinin yapıldığı iddiasının ticari hayatın gerçekleriyle ve hayatın olağan akışıyla da bağdaşmadığını, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/585 K. sayılı kararına dayanılamayacağını, bahsi geçen dosyada menfi tespit istendiğini, hisse devriyle ilgisi bulunmadığını, davalı ...’ın muhtelif suçlardan ceza aldığını, Bortek şirketinin yüksek kâr elde ettiğini, bunun devletten ve ortaklardan gizlendiğini, bu hususta yeterli araştırma yapılmadığını, delillerinin toplanmadığını, gerek davacının, gerekse ...’in Bortek Nak. Ltd. Şti. hisselerinin devir tarihlerinin borç ödeme ve yapılandırma sözleşmesinden öncesini içerdiğini, yaklaşık 1 yıl sonraki tarihli yapılan bir sözleşmeyi öngörerek şirket hisse devri yapmalarının, buna istinaden de 1 yıl sonraya sözleşme imzalamalarının mantığa aykırılık taşıdığını, davalının, müvekkilinin otel borçları için şirket hisselerinin ... tarafından devredildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 09.04.2010 tarihli borç ödeme ve yapılandırma sözleşmesi ve buna bağlı senedin davalının hisseleri ticaret adı altında hileli bir şekilde ele geçirilmesinde olduğu gibi önceden planlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ortaklığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 520 nci maddesi.
2.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi.
- Değerlendirme
Dava, ortaklığın tespiti ve alacak istemine ilişkindir. Dava konusu hisse devir tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı açık ise de ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 09.04.2014 tarih, 2013/4 1008 E., 2014/490 K. sayılı ilamı).
Davacının şikayeti ile davalı ..., bilahare tefrik edilen asıl davanın davacısı ... ve dava dışı bir kısım sanıklar hakkında kamu davası açılmış, davacı kamu davasına katılmış, yapılan yargılama sonucunda Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/299 E., 2012/98 K. sayılı kararının gerekçesinde "Müşterek şirket kurulduktan, araç parkı oluşturulduktan ve zaman içerisinde şirketin çok karlı olduğunun anlaşılmasından sonra sanık ...'ın şirketi ele geçirmeye ve tek başına sahip olmaya karar vererek bu karar çerçevesinde hileli hareketlerle katılan aleyhine işlemler yaparak haksız menfaat elde etmeye yönelik davranışlar ortaya koyduğu anlaşılmıştır. Bu meyanda sanık ...'nın katılanı şirketten uzaklaştırmak amacına yönelik olarak davranmaya başladığı, Çorum'da inşaat işiyle uğraşan ve işleri fiilen ... ile ...'a bırakan katılandan öncelikle sözde 'katılanın yaptığı inşaat sebebiyle borçları olduğunu ve bu borçlardan dolayı şirket hisselerinin dolayısıyla da şirketin zarar görmemesi' için hisselerini oğlu olan ...'a devretmesini istediği, sanık ... ile ...'nın anlaşarak katılan aleyhine işlem yapma konusunda ortak hareket etmeye karar verdikleri, bu karar çerçevesinde de bu kez sanık ...'ın babası olan katılana 'baba ben Bor Tek'te %10 hissem olduğu için ...'tan hesapları düzgün alamıyorum, ona hesap soramıyorum, %40 hisseni de kağıt üzerinde bana verirsen benim %50 hissem görünür, şirketin hesaplarını düzgün olarak sana veririz' şeklinde gerçek amaçlarını gizleyecek şekilde beyanda bulunduğu, katılanın bu devre sıcak bakmaması üzerine ...'ın ısrarcı olarak 'ben senin oğlunum bana neden güvenmiyorsun?' dediği ve bu şekilde baba oğul ilişkisinin de öne sürerek katılanda güven oluşturduğu, katılanın da gerek ...'nın gerekse ...'ın bu şekilde ısrarcı ve güven oluşturmaya yönelik, gerçek amaçlarını gizleyen sözlerine güvenerek Bor Tek şirketindeki %40 hissesini bedelsiz olarak ...'a devrettiği anlaşılmıştır. Yine bu dönemde Bor tek'in mali durumunun çok iyi olduğu, mezkur şirketin araç parkına yeni araçlar alındığı, şirketin tüm mali işlerinin ...'nın kontrol ve denetimi altında olduğu, bu dönemde Çorum'da olan katılanın yapılan iş ve işlemleri yakından takip etme imkanının olmadığı, Ağustos 2009'dan önce de ...'nın bu kez ...'ı tasfiye etmeye yönelik olarak ona Çorum'daki otel inşaatını ve inşaatın borçlarını bahane ederek 'Bor Tek'in kalan %50 hissesini otelle ilgili işler bitene kadar ve geri vermek üzere bana devret' dediği, ...'nın ısrarları üzerine ve ayrıca aralarındaki fikir ve karar birliğine de güvenerek ...'ın Ankara 51. Noterliği'nin 05.08.2009 tarihli 14678 yevmiye numaralı hisse devri sözleşmesi ile Bor tek'in kalan hissesini ...'ya 49.000,00 TL'ye devrettiği, bu devir işleminden katılan ...'nin haberinin olmadığı anlaşılmıştır." "...somut olaya değerlendirildiğinde katılanın sanık ... ile birlikte ticaret yapmaya başladığı, bu ticarete katılanın oğlu olan sanık ...'ın da dahil olduğu, başlangıçta işlerin sağlıklı olarak yürütüldüğü ve katılanın kısa bir süre sonra Çorum'da kendi işlerinin başına geçtiği, zaman içerisinde ortak şirketin çok karlı hale gelip büyüdüğü, araç parkının zenginleştiği fakat son bir yılda ve hatta daha kısa bir sürede yukarıda yapılan iş ve işlemler sonucunda katılanın şirkette hiçbir hissesinin kalmadığı, hatta kendi şirketine (Tek Taş) ait araçların dahi parçalarının sökülüp bu araçların neredeyse metal yığınından ibaret hale getirildiği, katılanın ortak şirketle ilgili ekonomik varlığında çok büyük bir azalma olduğu halde sanık ...'ın katılanla aynı işi birlikte yapmasına rağmen böyle bir durumla karşı karşıya kalmadığı gibi aksine katılan ...'nin maddi yönden kötü bir duruma düştüğü bu süreçte sanık ... ise tam tersi maddi anlamda yükselişte olmuştur. Bu durum olayın bir ticari ilişkiden ziyade ticari ilişki görüntüsü altında katılana yönelik hileli iş ve işlemlerle zarara uğratılıp haksız menfaat temin etme olduğu kanaatini uyandırmıştır. Bu hileli iş ve işlemlerin neler olduğu hususuna gelince;
Öncelikle Bor Tek şirketi normal olarak faaliyetlerini devam ettirirken sanık ... katılandan hisselerini oğluna devretmesini istemiştir. Buna gerekçe olarak da katılanın Çorum'daki inşaat işlerinden kaynaklanan borçlarının şirkete zarar verebileceğini göstermiştir.", "...Fakat ...'nın amacı şirketi ele geçirmek olduğundan böyle bir ihtimal hedefine uygun bir durum olacaktır. Zaten ... da hisseleri kendi üzerine değil ...'a devredilmesini istemesi de dikkat çekmemeye yöneliktir. Sanık ... da aynı maksatla yani katılan aleyhine iş ve işlemlerle ... ile birlikte menfaat temin etmek yolunda iken bir süre sonra o da ... karşısında tutunamamış ve daha uzun soluklu plan yapıp bunu gerçekleştiren ... şirketin tamamını ele geçirmiştir. ...'nın katılanı hisselerini oğluna devretmesi için ikna edememesi üzerine bu kez ... devreye girmiş, hesapları kontrol edebilmesi için hisse oranının yüksek olması gerektiğini söylemiş (esasen bu işi vekaletle ya da o dönemde ilişkilerde mesele yaşanmaması sebebiyle katılanın ... ile görüşmesiyle çözebilecekken), katılan yine tereddütlü davranınca bu kez de oğluna güvenmiyor musun? diyerek ikna etmiş ve katılanın hisselerini bedelsiz olarak uhdesine almıştır. Sanıklar bu şekilde katılanı şirketten hukuken tasfiye etmişler ve birlikte davranmaya devam etmişlerdir. Bundan sonrasında ise ...'nın işi kolaylaşmış daha rahat etki altına alabileceği ... üzerinde yoğunlaşmıştır. ..., bu kez de aynı bahane ile (Çorum'daki otel inşaatını ve inşaatın borçları) ...'a 'Bor Tek'in kalan %50 hissesini otelle ilgili işler bitene kadar ve geri vermek üzere bana devret' demiş, ...'nın ısrarları üzerine ve ayrıca aralarındaki fikir ve karar birliğine de güvenerek ... da muvazaalı olarak hisselerini (başlangıçtaki %10 ve katılandan bedelsiz devraldığı %40 olmak üzere %50) 49.000,00 TL'ye ...'ya devretmiştir. Her ne kadar bu devrin gerçek bir devir olduğu ileri sürülse de buna itibar edilemeyeceği çok açıktır. Çünkü sadece araç parkındaki araçların değerinin 100.000'lerle ifade edildiği bir şirketin yarı hissesinin 49.000,00 TL gibi çok cüzi bir değere satılması olağan hayat akışına, makul bir insan zekasına ve ticaret hayatının gereklerine aykırıdır. Bu nedenle yapılan devrin danışıklı olduğu, ... ve ...'ın birlikte hareket ettikleri fakat ...'nın bu aşamada ...'ı da ekarte ederek tek başına şirkete sahip olmak üzere davranmaya başladığı aşikardır. Böylece ..., zaten muhasebe ve mali işlerini tamamen kontrol ettiği şirketin tamamına da sahip olmuştur" şeklinde tespitler yapılmış, neticeten davalı ...'ın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçu sabit görülmekle; fiiline uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karar Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 04.02.2013 tarih, 2012/20357 E., 2013/1886 K. Sayılı kararı ile davalı ... hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararı yönünden onanmıştır. Kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki bu tespitler uyarınca davalı ...'ın davacıya ait şirket hisselerini hukuka aykırı olarak ele geçirdiği sabit olmuştur. Nitekim Mahkemece de davacının, davalı ...'te %40 hissedar olduğu, bu hissesinin davalı ...'ın hileli hareketleri ile kendisini dolandırması nedeniyle oğlu ...'e iade şartı ile bedelsiz olarak devir ettiği, daha sonra da ...'ın baskısı vs eylemleri neticesinde oğlu ...'e devredilen hisselerin ...'a devir edildiği kabul edilmiştir.
Mahkemece, 09.04.2010 tarihli borç ödeme ve yapılandırma protokolu ile; ... ile ...'in, davalı ...'a 6.670.000,00 TL borçlu olduklarını kabul ederek, borçlular ... ile ...'in karşı tarafa borçlarını ödedikten ve ibra aldıktan sonra 100 hisseli Bortek Nakliyat Tic. A.Ş' deki hisselerin %50'sinin ...'e devredileceği kararlaştırmakla, davacı ...'in, davalı şirketteki ve dava konusu ettiği %40 hissesinde oğlu ... lehine feragat ettiği kabul edilmişse de, suç ve protokol tarihleri, Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/299 E., 2012/98 K. sayılı kararının karar tarihi ve içeriği, özellikle Mahkemenin "......sanık ... ile ...'nın anlaşarak katılan aleyhine işlem yapma konusunda ortak hareket etmeye karar verdikleri, bu karar çerçevesinde de bu kez sanık ...'ın babası olan katılana 'baba ben Bor Tek'te %10 hissem olduğu için ...'tan hesapları düzgün alamıyorum, ona hesap soramıyorum, %40 hisseni de kağıt üzerinde bana verirsen benim %50 hissem görünür, şirketin hesaplarını düzgün olarak sana veririz' şeklinde gerçek amaçlarını gizleyecek şekilde beyanda bulunduğu, katılanın bu devre sıcak bakmaması üzerine ...'ın ısrarcı olarak 'ben senin oğlunum bana neden güvenmiyorsun?' dediği ve bu şekilde baba oğul ilişkisinin de öne sürerek katılanda güven oluşturduğu, katılanın da gerek ...'nın gerekse ...'ın bu şekilde ısrarcı ve güven oluşturmaya yönelik, gerçek amaçlarını gizleyen sözlerine güvenerek Bor Tek şirketindeki %40 hissesini bedelsiz olarak ...'a devrettiği anlaşılmıştır." yönündeki kabulü gözetildiğinde 09.04.2010 tarihli protokole itibar edilip davacının hisselerden ... yararına feragat ettiğinden söz edilemeyecektir.
Öte yandan Mahkemece, davada, davalı olarak ...'in de yer alması gerektiği halde ona yöneltilen bir husumetin bulunmadığı da belirtilmişse de iddianın ileri sürülüş şekli gözetildiğinde davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği Bortek'in %40 oranındaki hisseleri dava tarihinde elinde bulunduran davalı ...'a ve onun yanında Bortek'e husumet yöneltmesi yeterli olup davacının öncelikle hisselerini devrettiği ...'e husumet yöneltmesi şartı bulunmadığından Mahkemece kesinleşen ceza mahkemesi kararlarındaki tespitler dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Yerel mahkemenin kararının dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararda belirtilen gerekçelere uygun olduğunu ve onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın Daire çoğuluğunun bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayız.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:25:06