Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6742

Karar No

2024/815

Karar Tarihi

7 Şubat 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2018/720 Esas, 2021/59 Karar

TEMLİK EDEN DAVACI: Boyut Prodüksiyon ve Yayıncılık Tic. A.Ş.

TEMLİK ... DAVACI: ... (TMSF) vekili Avukat

...

DAVALILAR: 1....

2....

3....

4....

5....

6....

7....

  1. ...

9.... vekilleri Avukat ...

10....

11....

12.... vekilleri Avukat ...

13....

  1. ... mirasçıları;

a)...

b)...

c)...

d)...

15.... vekili Avukat ... ...

16.... vekili Avukat ...

  1. ... ... vekili ...

18.... vekili Avukat ...

19.... vekili Avukat ...

20.... vekili Avukat ...

21.... vekili Avukat ...

  1. ...

  2. ...

24.... ...

  1. ...

26....

27....

28.... ...

29....

30....

31....

32....

33....

34....

35....

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Açılmamış sayılma, ret, kısmen kabul

TEMYİZ EDENLER: Davacı TMSF vekili, davalı ... vekili, davalılar ..., ... ... ve ...

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece bir kısım davalılar yönünden açılmamış sayılmasına, davanın reddine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili ve davalı ... tarafından, duruşmasız olarak davacı TMSF vekili, davalılar ..., ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Avukat Taylan ... ile davalılardan ..., davalı ..., ..., ... ..., ... ve ... vekili Avukat ... ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; yapılan denetimde şirket kasasında açık tespit edildiğini, mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığının belirlendiğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 306 ncı maddesi uyarınca apel yükümlülüğü yerine getirilmemiş iken getirilmiş gibi gösterilmesi usulsüzlüğüne karışarak yönetimi/denetiminde bulundukları Boyut Prodüksiyon ve Yayıncılık Tic. A.Ş.'ye karşı kusurlu davranan, Kanun'un kendilerine yüklediği görevleri ihmal eden/yerine getirmeyen, bu eylemleri sonucunda muvazaalı iş ve işlemleri işleyen/işlemlere iştirak eden ve şirketi zarara uğratan, apel ödemesinin yapılmadığını; ancak fiktif olarak yapılmış gibi kayıt tutulduğunu .../bilebilecek durumda olan/bilmek yükümlülüğündeki yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, resmi kayıtlarda görülmemekle birlikte hakim ortak olan kişilerin şirketin tüm zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin tüm hak ve alacakları saklı kalmak üzere 181.000,00 TL’nin faizi,

harç, masraf ve vekâlet ücreti ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.09.2006 havale tarihli dilekçesi ile davasını 405.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar ve vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemişlerdir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemenin 06.11.2012 tarih, 2011/38 E. ve 2012/174 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 21.06.2016 tarih, 2016/2880 E. ve 2016/6868 K. sayılı kararıyla davalıların eski yöneticisi oldukları şirketin sermaye şirketi olduğu, faaliyetlerini ortaklardan aldığı sermaye payları ile bundan elde ettiği kazançlarla yürüttüğü, hayatın olağan koşulları gereğince de sermaye payının zamanında tahsil edilmemesinin şirketi zarara uğratacağı, statüleri gereği basiretli bir tacir gibi hareket etmek durumunda olan davalı yönetim kurulu üyelerinin (6762 sayılı Kanun'un 320 nci maddesinin ikinci fıkrası), bunları zamanında tahsil etmemesi, bu yönde herhangi bir faaliyette bulunmaması zarar oluşturduğu gibi davalılar yönünden de kusur teşkil edeceği, bunları denetlemeyen denetçiler açısından da kusur oluşturacağı, şirket zararının oluşması için, öncelikle sermaye taahhüt eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek bulunmadığı, zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan tahsilde tekerrür olmamak üzere şirketin, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebileceği, Mahkemece, bu hususlar nazara alınarak bir hüküm kurmak gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek karar bozulmuş, davalı ... ile davalı ... vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... hakkında açılan davalar yönünden; davalılardan ..., ..., ... ...'un davalı şirkette aynı zamanda hissedar olarak bulundukları, bu nedenle apel borçlarından hissedar sıfatıyla da sorumlu oldukları, aynı zamanda bu şahısların yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi sıfatlarının bulunduğu, yani bu şahıslar yönünden hem hissedar sıfatıyla apel borçlarından sorumluluğunun esas olduğu, hem de yönetim ve denetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, bunlar dışında kalan ... ve ... ile ...'ın yönetim ve denetim kurulu üyeliği sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, davacı şirketin 16.10.2000 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde sermayesinin 100.000,00 TL olduğu, sermaye arttırım kararı ile 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımı yapıldığı, arttırılan sermayenin 1/4'ünün tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde kalanın ise 20.09.2003 tarihinde ödeneceğinin düzenlendiği, bu 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımında 125.000,00 TL'nin ödendiği, şirketin ödenmemiş sermaye hesabında 31.12.2004 tarihi itibarıyla 150.000,00 TL'lik ödenmemiş sermaye borcunun gözüktüğü, ödenmiş gözüken 350.000,00 TL'lik sermaye borcunun ise 100 kasa hesabı ile kapatıldığı, gerek hissedarlar tarafından gerekse yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri tarafından kasa hesabı ile kapatılan ödenmemiş sermaye kısımlarına ilişkin herhangi bir makbuz ya da belge ibraz edilemediği, ödenmemiş sermaye toplamının Mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre de 375.000,00 TL olduğu, bunun 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihine kadar ödenmesi gereken, 175.000,00 TL'sinin 24.07.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken kısım olduğu, daha doğrusu bu tarihlerde fiktif şekilde bu kısımlar ödenmiş olarak gösterildiği ayrıca 150.000,00 TL'nin de 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gerekirken ödenmemiş sermaye bulunduğu, toplam ödenmeyen ya da fiktif olarak ödenen toplam sermaye miktarının 375.000,00 TL olduğu, davalılar 2000 2001 2002 ve 2003 yıllarına ait genel kurullarda ibra edildiklerini ileri sürmüşler ise de açık ibra bulunmadığı, davalıların bir kısmının 1999 yılından davacı şirkete el konulan 13.02.2004 tarihine kadar yönetim ve denetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları, bir kısmının ise (... 20.06.2003 13.02.2004, ... 20.09.2001 14.02.2004 gibi) yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yaptıkları, 1999 yılından 2004 yılına kadar yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların 30.04.2002 24.07.2003 20.09.2003 tarihlerine kadar fiktif şekilde ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borçlarından sorumluluğunun bulunduğu, daha sonradan yönetim kurulu üyesi seçilen ... yönünden de her ne kadar söz konusu davalı 20.06.2003 tarihinde yönetim kurulu başkanı sıfatı kazanmış ise de ve bunun döneminde 24.07.2003 tarihindeki fiktif ödeme olan 175.000,00 TL ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken 150.000,00 TL'lik ödemeden sorumlu olduğu, yani toplam 325.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu yönünde bilirkişi raporunda tespit yer almakta ise de 20.06.2003 tarihinde seçilen yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda daha önce ödenmeyen 50.000,00 TL'lik fiktif ödeme yapılan 30.04.2002 tarihli ödemeden de geçmiş döneme ilişkin yapılan ödemelerin gerçeğe uygun olup olmadığı noktasında kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle bu miktar için de sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından tüm bu davalılar yönünden fiktif olarak ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borcu olan toplam 375.000,00 TL'nin 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihli fiktif ödeme tarihinden itibaren, 175.000,00 TL'sinin fiktif ödeme tarihi olan 24.07.2003 tarihinden itibaren ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenme yükümlülüğü bulunan 150.000,00 TL'den ise bu tarihlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan tahsilde tekerrür olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, davalılar ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ...'in davacı şirkette çalışmadıkları gibi grup şirketlerin başında bulunan icra kurulu başkanı, icra kurulu üyeleri, muhasebe müdürü, muhasebe şefi, veznedar vs. gibi sıfatlarla yer aldıkları, bunların gerek bulundukları statü, gerek davacı şirkette çalışmamaları, davacı şirkette çalıştığı ileri sürülen bir kısım şahısların ise maaşlı çalışan olduğu, apel borçlarının ödenmesi ya da fiktif ödenmesi sebebiyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından haklarındaki davanın reddi gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davacı şirkette yönetim kurulu başkanı, vekili, yönetim kurulu üyesi ve denetim kurulu üyesi olmadıkları ayrıca şirket ortağı da olmadıkları bu kapsamda apel borçlarının da bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından bu şahısların grup şirketlerini yöneten perde arkasındaki şahıslar olduğu, bu nedenle davacı şirketin ödenmemiş apel borçlarından ve fiktif yapılan ödemelerden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de bu davalılar yönünden davacı şirketin ortağı, yöneticileri ya da denetim kurulu üyesi olduklarına ilişkin delil ve belgeler sunulmadığından haklarındaki davanın reddi gerektiği kanaatiyle davalı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, yönetim kurulu başkanı, vekili ve yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 375.000,00 TL'nin, 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002, 175.000,00 TL'sinin 24.07.2003 ve 150.000,00 TL'sinin 20.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan tahsilde tekerrür olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine, haklarında sorumluluk tespit edilemeyen davalılar, ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... yönünden açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

19.04.2021 tarihli ek karar ile davalı ... yönünden Mahkemenin (eski İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/481 E.) 10.10.2006 tarihli 405.000,00TL miktarla sınırlı olmak üzere davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarda tahsilde tekerrür olmamak üzere konulan ihtiyati tedbir zımmında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı TMSF vekili, davalı ... vekili, davalılar ..., ... ve ..., 19.04.2021 tarihli ek karara karşı TMSF vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı TMSF vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden müvekkili aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporun yetersiz olduğunu, kararın hüküm bölümünün 3 üncü maddesi ile bir kısım davalılar bakımından sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin zararından tüm davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu, davalıların zarardan sorumlu olmaları için Kanunen organ vasfını haiz olmaları gerekmediğini, fiili organ vasfı bulunan davalıların da sorumlu olduğunu, davalıların kusursuzluklarını ispat edemediklerini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesi uyarınca vekâlet ücretinin maktu olması gerektiğini, 09.10.2007 tarihli duruşma zaptından görüleceği üzere davalılar ... ..., ... ... ..., ..., ... ve ... ... hakkındaki davanın 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 409 uncu maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verildiğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiş, önceki açıklamaları ışığında davalı ... yönünden verilen 10.10.2006 tarihli ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ilişkin ek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin denetçilik görevi 31.07.2000 tarihinde bitmiş olup bu tarihten itibaren davacı şirket nezdinde hiçbir sıfatı bulunmadığını, müvekkilinin 11.08.1999 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 1 yıl süre ile denetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, 31.07.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ...’nın denetçi olarak seçilmesi üzerine müvekkilinin denetçilik görevinin bu tarih itibarıyla sona erdiğini, dava konusu apel borçlarının 2002 ve 2003 yıllarında doğduğu dikkate alındığında müvekkilinin denetim kurulu üyesi olarak görev aldığı 11.08.1999 tarihi ile 31.07.2000 tarihi arasındaki dönemde ödenmesi gereken herhangi bir apel ödemesi söz konusu olmadığından müvekkilinin sorumlu tutulabileceği bir borç bulunmadığını, dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde talep edilen zararın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkiline yönelik talebi 55.000,00 TL olmasına rağmen Mahkemece 375.000,00 TL üzerinden karar verilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, davacı şirkete el konulma tarihi ile kasa tutanağı nazara alındığında davacının sermaye payının ödenmediği iddiasını ispatlayamadığını, müvekkilinin 31.07.2000 tarihli genel kurulda ibra edildiğini, sorumluluk davası açılması için genel kurulda karar alınmasına dair dava şartının yerine getirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

3.Davalılar ... ve ... temyiz dilekçelerinde özetle; TMSF'nin aktif dava ehliyeti bulunmadığını, zamanaşımının söz konusu olduğunu, şirket genel kurullarında ibra edildiklerini, rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, gerçekte şirket ortağı ya da yöneticisi olmadıklarını, şirket ortaklıklarının fiktif olduğunu, şirketin hakim ortaklarının talebi üzerine ortak olarak gösterildiklerini, hiç kâr payı almadıklarını, şirketin fiilen Uzan ailesi tarafından yönetildiğini, apelin tahsili için gerekli prosedürün tamamlanmadığını, kendilerine teğliğ edilmiş apel borcu olmadığını, iştirak taahhüdü vermediklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.

4.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; şirkette denetçi olma konusunda bilgisi ve muvafakatı bulunmadığını, 27.11.2002 tarihli genel kurula katılmadığını, denetçi seçildiğine dair kendisine tebligat yapılmadığını, kendisine ücret de ödenmediğini, şirket kasasını yöneten ve denetleyenlerin Uzan ailesi ve icra kurulu olduğunu, dava dilekçesindeki taleple hükmedilen rakamın çelişkili olduğunu, taleple bağlılık ilkesine aykırı hüküm kurulduğunu, 30.04.2002, 24.07.2003 ve 30.09.2003 tarihlerine dair apel ödemeleri döneminde denetçi olmadığını, TMSF'nin el koyma tarihi olan 14.02.2004 tarihinde kasa sayımı yapılmadığını, kasa sayım raporunun 31.08.2004 tarihinde, denetim raporunun 16.08.2005 tarihinde düzenlendiğini, şirkete el konulduğu gün ve sonrasında şirkete sokulmadıklarını, Uzanlara sorumluluk yüklenmemesinin hatalı olduğunu, zararı ispat yükünün davacıda olduğunu, defter incelemesinin eksik yapıldığını, 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait envanter ve kebir defterlerinin hiç sunulmadığını, davacı şirketle beraber 74 şirkete el konulduğunu, kasa sayımı yapılmadan nasıl kimden teslim alındığının belli olmadığını, 31.08.2004 tarihine kadar kasanın kim tarafından nasıl yönetildiğinin belirsiz olduğunu, tüm apel ödemelerinin defterlerde ödenmiş göründüğünü, makbuzları bulunduğunu, 16.08.2005 tarihli denetim raporu dışında kasa açığı iddiasını destekleyen delil sunulmadığını, kusursuzluğunu ispata yönelik delil ve belgelere ulaşma imkanı olmadığını, ... delilinin yemin olduğunu, Mahkemenin kararının TMSF'ye devredilen diğer şirketlerle ilgili Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, genel kurullarda ibra edildiğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş olarak gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan yönetim kurulu üyeleri, denetçilerden ve yetkili şirket çalışanlarından tahsiline ilişkin olarak açılmış sorumluluk davasıdır. Uyuşmazlık, davacı şirketin zararının bulunup bulunmadığı, zarar var ise davalıların sorumlu olup olmadıklarına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6762 sayılı Kanun'un 306, 309, 336, 337 ve 338 ... maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davalı ... ve davalı ...'nın tüm, davacı TMSF vekili ve davalı ...'in aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

  3. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin son fıkrası kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekâlet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmü düzenlenmiş olup Mahkemece, hakkındaki dava tamamen ya da kısmen reddedilen davalılar yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

  4. Dosya kapsamında yapılan incelemede bozma öncesi 09.10.2007 tarihli celsede davacı vekilinin, davalılardan ... ..., ... ... ..., ..., ... ve ... ... hakkındaki davayı takip etmediklerini belirterek işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği ve Mahkemece 1 no.lu ara karar ile anılan davalılar hakkındaki davanın 1086 sayılı Kanun'un 409 uncu maddesi uyarınca süresinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemenin gerekçeli kararının 6. sayfasında 10.04.2019 tarihli celse 3 no.lu ara karar ile davalılar ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ve ... ... hakkında açılan davaların bu dosyadan tefriki ile Mahkemenin ayrı bir esasına kaydına karar verildiği yazılmıştır. Gerekçe ve hüküm kısmında ise davalı ... hakkındaki davanın yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmiştir. Buna göre Mahkemece, temyiz eden taraflar da gözetilmek suretiyle davacı vekilinin 09.10.2007 tarihli celsedeki beyanı, Mahkemenin 09.10.2007 tarihli ara kararı ve anılan tefrik kararı çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı TMSF ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Davalı ... vekilinin tüm, davalı ... ve davalı ...'nın tüm, davacı TMSF vekili ve davalı ...'in diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

  2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı TMSF'den alınıp, ...'a verilmesine,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davalılar ..., ... ve ...'den alınarak, TMSF'ye verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere müştereken ve müteselsilen yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ...'e iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapkararyargılamatemyizincelenenmahkemekararınv.reddinebozulmasınasonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:25:34

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim