Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2226
2024/611
25 Ocak 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/250 Esas, 2022/307 Karar
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI: 2015/626 E., 2021/395 K.
Taraflar arasındaki hisse devri ve zarar tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Kardelen Lüle dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Mahkemenin 2015/536 E. sayılı dosyasından tefrik olunan işbu dosyada davacı vekili karşı dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen işbirliği çerçeve anlaşmasının 3. maddesi gereğince karşı davalının multifokol lens üretim teknolojisi ile üretilen lenslerin standartı sağlamadığını, davacı karşı davalının sözleşmedeki taahhüdünü yerine getirmediğini, sözleşmenin 4. maddesinin, Icon Lab'ın bu taahhüdünü yerine getirmediği takdirde kendi hissesini diğer hissedarlara devretmeyi taahhüt edeceğini hüküm altına almasına rağmen bugüne kadar sözleşmenin ifasını gerçekleştirmediğini, davacı karşı davalının şirkete hâlen hissedar olmasının sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, bu nedenle karşı davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, işbirliği çerçeve anlaşmasının 4. maddesi gereğince karşı davalının hissesini diğer hissedarlara devretmesi, sözleşme hükümlerinin aynen ifasının Mahkeme kanalı ile yerine getirilmesi hususunda işbu davayı ikame ettiklerini, müvekkili şirketin sözleşme hükümlerini yerine getirdiğini, davalının ise sözleşme hükümlerine aykırı davranarak üretim teknolojisini standartlara uygun olarak tedarik etmediğini, bu sebeple şirketin 2007 yılından beri kâra geçemediğini, karşı davalının sözleşme hükümleri gereğince hissesini devretmesi için karşı dava açmak zorunda kaldıklarını, 10.07.2015 tarihli genel kurul toplantısı çağrısı yapılmış olup hukuken doğmuş bir işlem olduğunu, dolayısıyla butlan ile yok kabul edilemeyeceğini, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre de usulsüz ve karar nisabına uyulmadan yapılan genel kurul toplantılarının yokluk ile malül olmadığını, iptal edilebilir olduğuna işaret edildiğini, iptal davası açabilmek için 3 aylık dava açma süresinin hak düşürücü süre olup açılan davanın hak düşürücü müddet sonrasında açıldığını iddia ederek ve savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı karşı davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan lenslerin standartlara uygun olduğunu, yapılacak olan bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkili şirketin haklılığının ortaya çıkacağını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalının 20.05.2007 tarihinde işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladıkları, bu anlaşmanın 2 1. maddesinde, davacı şirketin sermayesini artıracağı ve davalı şirketin 1.018.200,00 TL karşılığında 20.364 hissenin sahibi olacağının düzenlendiği, ayrıca anlaşmanın 4 1. maddesinde, davalı şirket Icon Lab'ın davacı şirkete katılması resmi olarak tescil edildikten sonra kararlaştırılan üretim teknolojilerinin verilmesinin sağlanmasının taahhüt edildiği hususunda anlaştıkları, davacı tarafından 20.04.2015 tarihinde davalı şirkete, 23.11.2007 tarihli Mdt Medical Device Testing adlı şirket tarafından yapılan test sonucunun olumsuz çıktığı, davalı şirket tarafından işbirliği çerçevesinin 4/2. maddesine istinaden verdiği multifokal lens üretim teknoloji ile üretilen lenslerin standardı sağlamadığı belirtilerek anlaşmanın 4. maddesindeki taahhüdün yerine getirilmemesi sebebi ile hisselerin iadesi talepli ihtarname gönderildiği, dosyada mevcut Zaraccom lenslerin katarakt tedavisindeki etkinliğinin ve güvenliğinin değerlendirmesine ilişkin 23.10.2009 tarihli nihai raporda, ilgili lensin katarakt bulunan hastalarda cerrahisi sonrasında görme keskinliğini artırma açısından güvenli ve etkili olduğunun bildirildiğinin görüldüğü, 25.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak davacı şirket tarafından tamamen Tübitak Mam alt yapısı ve bilgi birikimi sonucu istenilen özelliklerde lenslerin üretildiği, MDT'den olumlu rapor alınmasının sağlandığı, tüm girdileri üretebilme yeteneğine sahip olunduğu, ek bir oligomer ürünü portföylerine eklediği, bir çeşit lens üretme hedefleri varken 2. bir lens çeşidini daha ürün portföylerine eklediği ve ... iki formülasyona sahip olduğunun bildirildiği, davalı vekilince davacı şirket aleyhine Amerika'da ikmal edilen dava kapsamında alınan uzman görüş raporunun tercümelerinin dosyaya sunulduğu, uzman görüş raporunda, bir Türk şirketi olan Anadolu Tıp'ın, doğrudan frontal foto polimerizasyon tekniğini kullanarak ... geliştirilen göz içi lenslerin üretimini davacılardan öğrendiği, Anadolu Tıp firması Bausch&lomb ve Valeant'a bu fikri mülkiyeti haksız şekilde transfer ettiği, Anadolu Tıp ve davalıların, davacıların fikri mülkiyetini haksız olarak kullandığının belirtildiği, 27.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda, sonuç olarak davacı şirketin önemli projeler yaptığı ve önemli sonuçlar aldığının, geliştirilen ürünlerin kimyasal yapıları hakkında dosyada belge bulunmadığının, davalı şirket tarafından sunulan belgelerden Reper N.N. teknolojisi ile üretilmiş MIOL 2 ürünü ile ValeantPharmeceutical’ın ürününün, FocusForce Aspheric ürününün aynı polimer malzeme içerikli oldukları, Zarracom (Anadolu Tıp Ürünü) ve MIOL 2 (Reper N N ) lensleri aynı boyut ve şekilde olduklarının, Bausch& Lomb Focus Force Aspheric ve Reper:RU Mıol 2 aynı polimer malzeme içerikli olduğunun bildirildiği, davacı şirket 23.11.2007 tarihli Mdt Medical Device Testing adlı şirket tarafından yapılan test sonucuna dayanarak 20.04.2015 yılında aralarında yaptıkları anlaşmaya dayanarak hisse devrini ve zarar tazmini talep etmiş ise de, dosyada mevcut 23.10.2009 tarihli nihai rapor, 27.11.2020 tarihli bilirkişi raporu, Amerika'da ikmal edilen davada alınan uzman görüşü birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareket etmediği, taahhütlerini yerine getirdiğinin anlaşıldığı, davacı tarafın hisse devrine yönelik talebine esas alınacak bir neden bulunmadığı ve davacı şirketin zarara uğradığına yönelik de bir durumun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybettiğini, gerekçeli kararında adeta davalı tarafın yanında yer aldığını ilan eder ifadelere yer verdiğini, gerekçeli kararın önemli olduğunu, gerekçeli kararın ... ... skandal ifadelerden oluştuğunu, gerekçeli kararın yazılış amacından bir hayli uzakta kaldığını, oysa gerekçeli kararın, somut uyuşmazlıktaki maddi vakıalar ile sonuç arasında bir köprü kurması, Mahkemenin yargılama sonunda ... olduğu hükmü hangi nedenlere dayanarak tesis ettiğini açıklaması gerektiğini, Yargıtay'ın bu konuda istikrarlı kararları olduğunu, yaşanan bu süreç sonunda, müvekkilinin şirketin üretmiş olduğu lensleri uluslararası standartlara uygun hâle getirmek için Tübitak Mam ile anlaştığını ve “fotopolimerizasyon ile üretilen göz içi lens (gil) üretim prosesinin optimizasyonu” ve “uv ışınları ile sertleşebilen oligomer sentezi ve formülasyonlarının hazırlanması” isimli projeler için 566.400,00 TL ücret karşılığında Tübitak Mam ile sözleşme imzaladığını, bu projeler sonucunda ise Anadolu Tıp tarafından hâlihazırda kullanılan hammaddenin geliştirildiğini ve müvekkili şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirketin nihayetinde istediği olumlu sonuca ulaştığını, Tübitak Mam'da 07.05.2014 tarihinde 2014/05120 başvuru numarası ile bu hammaddenin patent başvurusunu yaptığını, patentini aldığını, huzurdaki davada tanzim olunan iki ayrı bilirkişi raporu ile davalı şirketin sağlamış olduğu hammaddenin sözleşmeye aykırı olduğunun, müvekkilinin Tübitak ile yaptığı çalışmalar neticesinde uluslararası standartlara uygun lens ürettiğinin ortaya koyulmuş olmasına rağmen Mahkemenin bilirkişi raporlarını hiçe saydığını, 25.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin Tübitak ile yaptığı çalışmalar neticesinde lens üretiminde uluslararası standartları sağladığının ve testten olumlu sonuç aldığının çok açık bir şekilde tespit edildiğini, nitekim gerekçeli kararda da bu tespite yer verildiğini, ancak sadece yer verilmekle kalındığını, hükme esas alınmadığını, 27.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun düzenlediğini, burada belirtilen 04.10.2013 tarihli raporun olumlu sonuçlanan ve Tübitak tarafından geliştirilen hammaddenin test edildiği rapor olduğunu, 23.10.2007 tarihli raporun ise olumsuz sonuçlanan ve davalı tarafından verilen hammaddenin test edildiği rapor olduğunu, Mahkemenin, 23.11.2007 tarihli olumsuz test raporu ile tanzim olunan bilirkişi raporlarındaki tespitleri hiçe saydığını, dosyaya sunmuş oldukları 23.11.2007 tarihli test raporu ve dosya kapsamında tanzim olunan 25.06.2018 tarihli bilirkişi raporu ile 27.11.2020 tarihli bilirkişi raporu gözetilerek davalı şirketin taraflar arasındaki işbirliği çerçeve anlaşması hükümlerine aykırı davrandığının tespiti ile işbu sözleşmenin 4. maddesi gereğince davalı şirketin hissesinin diğer hissedarlara devredilmesine ve sözleşme hükümlerinin aynen ifasının yerine getirilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sözleşmeye aykırılığı ve zararını yeterli ve kesin delillerle ispat edememesi nedeni ile davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen usul, yasa ve dosya kapsamına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesinin davayı çok kısa sürede sonuçlandırdığını, yeteri kadar incelemediğini, sundukları uzman görüşünün dahi değerlendirilmediğini, 28.02.2022 tarihli dilekçelerinin incelemede dikkate alınmadığını, İstinaf Mahkemesi kararının gerekçesinin olmadığını, gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini, huzurdaki yargılamada tanzim olunan 25.06.2018 tarihli bilirkişi raporu ile 27.11.2020 tarihli bilirkişi raporunun müvekkilinin lehine olmasına rağmen ve hatta bu hususu davalı vekili 21.01.2022 tarihli dilekçesinde açıkça ikrar etmiş olmasına rağmen İstinaf Mahkemesinin iş bu bilirkişi raporlarını, tıpkı sunmuş oldukları 02.02.2022 tarihli mütalaa raporu gibi hükme esas almadığını, huzurdaki yargılamada İlk Derece Mahkemesinin tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybettiğini, yargılama makamı olma özelliğini yitirdiğini, gerekçeli kararında kullanmış olduğu ifadelerle davalı tarafın yanında yer aldığını açıkça ilan ettiğini, davalı tarafın dilekçelerini kopyala yapıştır yapmak suretiyle görünüşte gerekçe yarattığını, dosyadaki bilirkişi raporları lehlerine olmasına rağmen davalının yararına olacak şekilde bile isteye taraflı yorumladığını, davalı tarafından sunulan, uyuşmazlığın esası ile hiçbir ilgisi bulunmayan, kıyıda köşede kalmış taraflı bir raporu ve uzman görüşünü hükme esas alarak niyetini doğrudan doğruya belli ettiğini, süpriz karar verme yasağına aykırı davranıldığını, müvekkili şirketin, Tübitak Mam ile yapmış olduğu çalışmalar neticesinde geliştirmiş olduğu hammadde sayesinde göz içi (ıntra ocular) lens üretiminde uluslararası standartları sağladığını, işbu geliştirilen hammaddenin davalı şirkete ait hammadde olmadığını, huzurdaki davada tanzim olunan 2 ayrı bilirkişi raporu ile davalı şirketin sağlamış olduğu hammaddenin sözleşmeye aykırı olduğu, müvekkilinin Tübitak ile yaptığı çalışmalar neticesinde uluslararası standartlara uygun lens ürettiği ortaya koyulmuş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin bilirkişi raporlarını hiçe saydığını, hükme esas almadığını, yapılacak incelemede, Tübitak’ın geliştirmiş olduğu hammaddenin fizikokimyasal özelliklerinin davalıya ait olan hammaddeden farklı olduğu ve davanın esasını da bu konunun oluşturduğu hususlarının büyük önem taşıdığını, davalı şirketin sunduğu verilere göre karar verilmesinin doğru olmadığını, Amerika'daki bir davanın eldeki davaya esas alınmasının mümkün olmadığını, hem uzman mütalaasına hem de dosya kapsamında alınan iki bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin sağlamış olduğu hammaddenin sözleşmeye aykırı olduğunu, müvekkilinin Tübitak ile yaptığı çalışmalar neticesinde uluslararası standartlara uygun lens ürettiğini, Tübitak’ın ... bir hammadde geliştirmiş olduğunu ve bu hammaddenin de patentini aldığının ortaya koyulduğunu, huzurdaki yargılamada sadece klinik bir çalışmadan ibaret olan, davanın esası ile alakasız bir şekilde ürünün optiksel ve fiziksel özelliklerinin değerlendirildiğini, davanın bizzat konusunu teşkil eden fizikokimyasal özelliklerin ve biyouyumluluğun ise değerlendirilmediğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeni ile hisse iadesi ve tazminat talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davaya dayanak kılınan test raporu 23.11.2007 tarihli olup eldeki dava katılma yolu ile 24.11.2015 tarihinde açılmıştır. Olumsuz sonuç veren test rapor tarihi ile dava tarihi arasındaki zaman aralığı dikkate alındığında, duruma sessiz kalındığı anlaşılmaktadır. (Dosyaya sunulan dilekçelerde ve temyiz dilekçesinin 8. ve 9. sayfalarında sürece ilişkin açıklama bulunmaktadır).
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:28:16