Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2852
2024/568
24 Ocak 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/792 Esas, 2022/117 Karar
DAVACILAR: 1....
2.... vekilleri Avukat ...
DAVALILAR: 1....
- ...
3....
4.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2012/1604 E., 2020/60 K.
Taraflar arasındaki anonim şirket hisse devrinin iptali ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın bir kısım davalılar yönünden pasif husumetten reddine, davalı ... yönünden kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.01.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların 1994 yılında ... Sağlık Tes. Tic. A.Ş.'yi ve 1997 yılında Dragos ... Sağlık Tes. ve Sağlık Malz. Tic. A.Ş.'yi kurduklarını, müvekkillerinin hisse devir tarihine kadar her iki şirkette de yaklaşık % 50 hisse sahibi olduğunu, taraflar arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle müvekkili ... ve eşi ...'in davalı ...'a güvenerek Dragos A.Ş. ve ... Sağlık A.Ş.'deki tüm hisselerini güvene dayalı olarak 18.12.2002 tarihinde bila bedel "Anonim Şirket Hisse Devir Temlik Sözleşmesi" ile bedelsiz geri alınmak üzere ...'a devir ve temlik ettiğini, ...'ın bugüne kadar hisseleri iade etmediğini, daha sonra Dragos A.Ş.'nin 3. kişilere devredildiğinin ve ...'a emanet olarak devredilen hisselerin bir kısmının çocukları ..., ... ve eşi ...'a devredildiğinin öğrenildiğini, davalı ...’ın müvekkillerine ait hisselerin kendisine bedelsiz olarak devredildiğini ceza davasında ikrar ettiğini, aynı şekilde davalı tanığının da bu yönde beyanda bulunduğunu, 2007 yılında devam eden ihtilafın çözümü için davalı ...’ın müvekkiline 1.500.000,00 TL bedelli bir bono düzenleyerek verdiğini, sonrasında bunu inkar ederek müvekkili ... aleyhine ceza davası açılmasına neden olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile Dragos A.Ş.'nin hisseleri üçüncü kişilere devir ve temlik edildiğinden devir tarihindeki ... değeri tespit edilerek, yıllara göre kar payları da dikkate alınarak şimdilik 10.000,00 TL’nin tahsiline, müvekkillerinin 18.12.2002 tarihinde ... Sağlık A.Ş.'de bulunan 433.300 ve 173.300 adet hisselerinin, güvene dayalı olarak davalılardan ...'a devredilmesi, ...'ın da bu hisselerden bir kısmını diğer davalılar olan eşi ve çocuklarına devretmesi sebebiyle bu hisselerin iptali ile hisse devir tarihinde devredilen hisselerin şirket hisselerinin toplamında tekabül ettiği oranda, hisse devir tarihinden dava tarihine kadar yapılan sermaye artırımları da dikkate alınarak (şirket hisselerinin % 50'si) müvekkilleri adına tesciline, müvekkillerinin ... Sağlık A.Ş.'deki ortaklığının devamına, bunun mümkün olmaması durumunda dava tarihi itibarıyla devredilen hisselerin nominal (...) değerinin tespiti ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'in, davalı ...'ın kardeşi olduğunu, diğer davalıların ...'ın eş ve çocukları olduğunu, davacı ...'in ise ...'in eşi olduğunu, davacı ...'in müvekkili ...'ın yıllar önce fiilen birlikte çalıştığı şeklen iş ortağı olduğunu, davacıların dava konusu hisselerin ... maliki olmadığını, şeklen ortak göründüklerini, bila bedel devretmelerinin nedeninin zaten emaneten kendilerinde ... hisselerin hak sahibine iadesinden ibaret olduğunu, anonim ortaklık için gerekli 5 kişiyi sağlamak için şeklen ortak olarak gösterildiklerini, sermayenin tümü müvekkili ... tarafından konulduğu için ... malikin ... olduğunu, taraflar aralarındaki ticari ilişkileri sonlandırdıkları için davacıların hisseleri bedelsiz olarak iade ettiklerini, daha sonra davacı ...’in fabrikaya yaptığı katkılardan dolayı para talep etmesi üzerine davacının mağdur olmaması için kendisine talep ettiği taşınmazı verdiğini; ancak davacının 9 yıl geçtikten müvekkilinin imzaladığı boş bir senedi ele geçirip icra takibine koyduğunu, takibin iptaline karar verildiğini ve davacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan ceza dava açıldığını, davacının suçunun ... görüldüğünü, davacının daha sonra bu davayı açtığını, hisselerin müvekkili ...'de durduğunu, davalılara devredilmediğini, davaya konu talep ve işlemler bakımından bir ikrarın söz konusu olmadığını, tanık ifadelerinin ikrar kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile devir sözleşmelerinde hisse devrinin inançlı olarak yapıldığına ilişkin bir düzenlemeye rastlanmadığı gibi devrin inançlı olduğuna ilişkin yazılı delil başlangıcı niteliğini taşıyan inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler vs. gibi herhangi bir belgeye dava dosyasında rastlanılmadığı, ...'ın Savcılıktaki ifadesinde, hisse devrinin iade edilmek üzere inançlı olarak yapıldığına ilişkin ikrar niteliği taşıyan herhangi bir ifadesinin bulunmadığı, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılamada verilen tanık ifadelerin de devrin inançlı olarak gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir ifadeye rastlanılmadığı, davacıların dava konusu hisse devirlerinin inançlı olduğuna ilişkin iddialarını ispat edemediği, davalı ... ..., ... ve ...'ın dava konusu sözleşmelerde taraf olmadığı, ... Sağlık A.Ş.'de davalı ...'ın halen pay sahibi olduğu, hisselerin diğer davalılara devredilmediği, ... ..., ... ve ...'a bu davanın yöneltilemeyeceği, davalı ... yönünden ise inançlı işlem iddiasında bulunan davacıların bu iddiasını yazılı delille ispat edemedikleri, delilleri arasında açıkça yemin deliline dayanmadıkları gerekçesiyle davalı ..., ... ..., ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...'ın Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/1264 soruşturma sayılı dosyasında 17.02.2011 tarihinde verdiği ifadesinin mahkeme dışı ikrar, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olduğunu, müvekkillerinin iddiasını tanıkla ispat edilebileceğini, taraflar kardeş olduğu için iddianın tanıkla ispat edilebileceğini, davalı ...’ın savcılık ifadesinde 2003 yılı ... ayında iş ilişkisinin tamamen bittiğini belirterek davaya konu hisse devirlerinden yaklaşık 1 yıl sonraki bir tarihte taraflar arasındaki ortaklığın sonlandığının ileri sürdüğünü, bu beyanın hisse devir tarihleri ile örtüşmediğini, 2002 yılında bedelsiz elde ettiği hisselerin esasen 2003 yılı ... ayı itibariyle davalı yedinde inanılan sıfatıyla bulunduğuna delalet ettiğini, davalının bu beyanında 2004 yılında ortaklığın tasfiye edildiğini, kardeşi olan davacı ...’in ... ve Dragostaki hastaneleri aldığını belirttiğini, davalı 2002 yılında bedelsiz olarak aldığı hisseleri mülkiyetini kazanmak üzere aldıysa neden devirden 2 yıl sonra dava konusu hastane hisseleri ve yönetiminin davacı ...’e devredildiğini beyan ettiğini, bunun doğru olmadığını, davalının iddia ettiği gibi 2004 yılında bir tasfiye ve ortaklık paylaşımının da bulunmadığını, bu beyanının 2004 yılında dahi hisselerin kendisinin elinde inanılan sıfatıyla bulunduğunu gösterdiğini, aynı beyanda davacı ... ilgilenmeyince eşi ...’ın hastane yönetimini devralıp sattığını beyan ettiğini, Dragos’taki hastanenin 2004 yılında satıldığı beyanıyla 2004 yılı itibarıyla malikin müvekkili ... olduğunu kabul ettiğini, söz konusu belge yazılı delil başlangıcı ve mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğundan ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, Mahkemece değer tespiti yönünden alınan bilirkişi raporlarının hastane ve hisselerinin ... değerini tespitten uzak olduğunu, iddialarını ispat bakımından celbini talep ettikleri bazı belgelerin celp edilmediğini, dava konusu hisslerin adet ve miktarları nazara alınarak halen davalılar adına kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise aynen iadelerinin mümkün olup olmadığı, mümkün değil ise ... değerlerinin tespiti yönünde alınan raporların denetime elverişli olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/88 E. sayılı dosyası incelendiğinde davacı ... hakkında ...'ın şikayeti üzerine resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıyla açılan dava davacının sahte bono düzenlemek ve kullanmak suretiyle atılı suçları işlediğinden bahisle hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, aynı dava dosyasında davalı ...’ın tanık sıfatıyla Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 17.02.2011 tarihli ifadesinde, hisse devrinin iade edilmek üzere inançlı olarak yapıldığına ilişkin ikrar niteliği taşıyan bir beyana rastlanılmadığı, davalının iş ilişkisinin bittiği tarihi tahmini olarak söylediği açık olup salt davalı tarafça ilişkinin bitim tarihi olarak belirtilen tarih ile hisse devir tarihinin aynı olmaması, davacı iddiasını ispat için yeterli görülmediği gibi söz konusu savcılık ifadesinin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacı tarafın tanık dinletme talebinin haklı görülmediği, ... arasındaki işlem sözleşmeye, senede bağlanmış olduğundan, söz konusu senede karşı ileri sürülecek iddiaların tanıkla ispat edilemeyeceği, davacı tarafın inançlı işlem iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu hisselerin inançlı işlemle devredilip devredilmediği, davalı ...'ın savcılık ifadesinin ikrar mahiyetinde ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 202 ve 203 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
-
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulu, 05.02.1947 tarihli ve 1945/2 E., 1947/6 K. sayılı kararı.
-
Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:28:30