Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2754
2024/495
22 Ocak 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/275 Esas, 2022/496 Karar
...
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, resmi kurumlardaki bir kısım işlerini takip etmesi için davalıya vekâletname verdiğini, ancak davalının bu vekâletname ile verilen yetkiyi kötüye kullanarak akrabası olan dava dışı kişi lehine 30.000,00 TL bedelli bir bono keşide ettiğini, söz konusu bono bedelinin müvekkilince icra tehdidi altında ödendiğini, oysa müvekkilinin bono verilen kişiye herhangi bir borcunun bulunmadığını, vekâlet görevini kötüye kullanan davalının müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.01.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 101.196,28 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;dava konusu bononun, davacının bilgisi ve onayı ile keşide edildiğini, lehine bono düzenlenen ...'nın, davacı şirkete verdiği borç karşılığında söz konusu bononun düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Bozma Sonrası Verilen Karar
Mahkemenin 06.05.2015 tarih, 2015/37 E. ve 2015/186 K. sayılı kararı ile Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre; Yargıtay ilamının 2 nci bendinde gösterilen bozma kararına karşı direnilmiş, üçüncü bentte gösterilen bozma kararına uyulmuş, taraflar arasında vekâlet ve adi şirket ortaklığı ile ilgili sözleşmeler bulunduğundan, davalı dava konusu borçlanma ile ilgili olarak emniyeti suiistimal suçundan sanık olarak yargılandığından davacı şirketin davalının sebebiyet verdiği borcu dava dışı Yavuz Yaylalı'ya ödediği tarihden sonra ıslah tarihine kadar, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 125 inci maddesinde kabul edilen 10 senelik zamanaşımı geçmediğinden ıslah edilen bölüm için ileri sürülen zamanaşımı def'inin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin ıslah edilen kısma yönelik zamanaşımı itirazının reddine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2014 tarih, 2013/7464 E. ve 2014/14170 K. sayılı kararının 2 nci bendinde gösterilen bozma sebebine karşı direnilmesine, ıslah edilen davanın kabulüne, 101.196,28 TL alacağın 20.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren kalan kısmının ıslah tarihi 29.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 07.03.2022 tarih, 2021/105 E. ve 2022/1586 K. sayılı kararıyla ''...Davacı, dava dilekçesi fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.01.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 101.196,28 TL'ye yükseltmiştir. Davalının, davacı şirketin vekili sıfatıyla keşide ettiği senedin tanzim tarihi 26.02.2002 olup, davacı şirket tarafından, dava dışı senet alacaklısına icra dosyası kapsamında yapılan son ödemenin 31.05.2006 tarihinde yapılmış olmasına göre, kısmi alacak davasında saklı tutulup ıslah ile istenen alacak miktarı yönünden ıslah tarihi itibarıyle TBK’nın 147/4. (BK’nın 126/4) maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinden davanın ıslah edilen miktar için zamanaşımından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığından, mahkeme kararının ıslah edilen miktara yönelik hükmünün davalı yararına bozulması gerekmiştir...''gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen kararında dava konusu bononun dava dışı ...’nın davacı şirkete verdiği 30.000,00 TL karşılığı düzenlendiği maddi olgu olarak tespit edilmiş olup bununla birlikte davalının Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/100 E. sayılı dosyasında mahkeme önünde verdiği savunmasında dava konusu bonoyu kendisinin ortaklık payı için dava dışı ...’dan aldığı 30.000,00 TL karşılığında şirket adına düzenleyerek verdiğini beyan ettiği, bu beyanı ile davalı, dava konusu bonoyu şirkete verilen borç karşılığı değil de kendisi için aldığı borç para karşılığında vekâlete istinaden şirket adına düzenlediğini kabul etmiş olup, davalının bu beyanının ikrar niteliğinde olduğu, ayrıca aynı dosya kapsamında kolluktaki ifadesinde ise ...’nın davacı şirketin yapmış olduğu bir işe ortak olmak için şirkete 30.000,00 TL verdiğini, bunun karşılığında ise şirket adına dava konusu bonoyu düzenlediğini beyan ettiği, bu durumda her ne kadar Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararında dava konusu bononun dava dışı ...’nın davacı şirkete verdiği 30.000,00 TL karşılığı düzenlendiği maddi olgu olarak tespit edilmiş ise de, davalının Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesindeki ikrarı vakıa bakımından çekişme olmaktan çıktığından ve ispatı gerekmediğinden mahkemelerince üstünlük tanındığı, diğer taraftan senedin tanzim tarihi 26.02.2002 olup dava dışı senet alacaklısına icra dosyası kapsamında yapılan son ödemenin 31.05.2006 olduğu, kısmı dava olarak açılan eldeki alacak davasında saklı tutulup ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihi itibari ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin dördüncü öngörülen beş yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 20.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, ıslah doğrultusunda davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararına, delillere ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun davanın esasına yönelik bozma gerekçesine uyulmadan karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, vekâlet görevi kötüye kullanılarak davacı şirket adına keşide olunduğu iddia edilen bonolar nedeniyle ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası.
- Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:13