Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1189

Karar No

2024/4585

Karar Tarihi

3 Haziran 2024

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1734 Esas, 2022/1657 Karar

HÜKÜM: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2019/237 E., 2021/352 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve özel denetçi atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ......'in davalı şirketin %21,70 oranında pay sahibi olduğunu ve kendisinin İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/106 Esas 2015/195 Karar numaralı kararıyla vesayet altına alınmasına ve eşi ...'in vasi olarak atanmasına karar verildiğini, adı geçen vasinin de davalı şirkette pay sahibi olduğunu, vasi ...'in vesayet makamından herhangi bir izin almadan kısıtlı ortak...'i genel kurulda temsil etmesi ve adına oy kullanmasının usulsüz olduğunu,.....'nin davalı şirkette kendi payı ve kısıtlının payı ile birlikte %51,13 'lük payına sahipmiş gibi esas sözleşmeye aykırı olarak kendini tek başına yönetim kurulu başkanı olarak atama, ibra etme dahil ve diğer istediği tüm kararları aldırabilecek kudrete sahip konuma geldiğini, adına kendi lehine oy kullanarak yönetim kurul üyesi seçtirdiğini, kendisinin ibrasında oy kullanıldığını, temsil ve kullanılan oyun hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 437 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan belgelerden 2017 2018 mukayeseli gelir ve bilanço tabloları ve detaylı mizanın 28.01.2019 tarihinde davalı şirketten temin edilerek incelendiğini, yapılan inceleme sonucunda gayrimenkul kirası toplayan şirkette olağandışı masraf kalemlerine rastlanıldığını, müvekkili ve diğer ortak ... tarafından başta oy kullanmak ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilip gidilmemesi hakkında karar vermek üzere pay sahipliği haklarını kullanabilmesi için bağımsız denetçi atanmasına karar verilmesinin talep edildiğini, müvekkilinin ve diğer ortağın bu talebinin gerekçe gösterilmeksizin haksız olarak reddedildiğini, müvekkili ve diğer ortağın bununla birlikte faaliyet raporunu ve yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olumsuz oy kullandığını, genel kurul toplantı tutanağına söz konusu kararlar için muhalefet şerhi düşüldüğünü, davalı şirketin 1997 tarihinde kurulduğunu, Eyüp Topçulardaki Üretmen İş Merkezinde yer alan bağımsız bölümleri kiraya vererek kazanç sağladığını, mali tablolarda olağan dışı masraf ve gider kalemleri tespit edildiğini, tek faaliyeti gayrimenkul kiralamak olan davalı şirket hesaplarında 11 adet çeşitli marka ve modellerde lüks araçların bulunduğunu, bu araçların yakıt, kasko, MTV, bakım, tamir ve sair tüm masraflarının davalı şirkete yansıtıldığının göründüğünü, bu masraf kaleminin davalı şirket kârını düşürerek müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu, yönetim kurulu üyelerine ücret ödemesi yapmayan, üst düzey yönetici çalıştırmayan davalı şirketin, sadece temizlik ve büro işleri yürüten personellerine toplam 2.237.633 TL maaş ve 290.089,00 TL ikramiye ödediğini, davalı şirketin personelleri için toplam 3.067.073 TL gider yaptığını, personellere ödenen bu tutarın fahiş olduğunu, avukat gideri ve temsil masrafları adı altında ayrıca 308.284,00 TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin 2018 yılına ait faaliyet raporu ve şirket finansal durumunu gösteren envanter, bilanço, gelir gider tablolarını genel kurulun yapıldığı tarihten bir gün önce gönderildiğini, davalı şirketin müvekkilince yeterli inceleme yaparak ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmasına fırsat tanınmadığını, usul ve yasaya aykırı olan iş bu faaliyet raporunun onay kararının iptal edilmesi gerektiğini, davalı şirket yönetim kurulu ibrası hakkında verilen 5 no.lu kararda yönetim kurulu üyesi ortak ...'in kendisi hakkında yapılan ibra oylamasında oy kullanmadığına ilişkin bir beyan bulunmadığını, oy çokluğu ile karar alındığı da tutanağa zaptedildiği, yönetim kurulu üyesi ...'in kendi ibrasında oy kullanması mümkün olmamasına, vasisi olduğu ... adına da vesayet makamından izin almamış olmasından dolayı vesayeten oy kullamaması gerekirken oy kullandığını, ...'in ibrasının .... ve ....'in toplamda %21,54 olumlu oyuna karşılık müvekkilinin ve ...'ın toplam %24,97 olumsuz oyuna karşı reddedildiğini, ...'in ibra kararının iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek, kısıtlı ... adına kullanılan kısıtlı ortak... adına kullanılan oyların iptaline, davalı şirketin 29.01.2019 tarihli genel kurulunda alınan 2, 3 ve 5 no.lu kararların iptaline, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 439 uncu maddesi uyarınca bağımsız denetçi atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanunun 448 maddesine göre davacının tespit edilecek uygun bir teminatı yatırması gerektiğini, davanın tamamen haksız ve dayanaksız olduğunu, şirketin bölünerek mallarının ortaklara dağıtılması yönündeki hukuka ve anonim ortaklık ilkelerine, ayrıca iyi niyet kuralına aykırı talebin kabul görmemesi nedeniyle manevi baskı yaratmaya yönelik bir dava olduğunu, özel denetçi talebinin anılan Kanunun 439 uncu maddesine göre ancak sermayenin onda birine sahip ortak tarafından ileri sürülebileceğini, davacının 45787/550000 olan payının % 8 olduğundan bu maddeye dayanarak dava açma hakkı bulunmadığını, vesayetle ilgili yetkisizlik iddiasının da boşlukta olduğunu, izin alınması gereken hallerin kanunda tek tek sayıldığını, vasilerin temsil açısından tam yetkili olduğunu, kısıtlının birinci derecede yakınları (çocukları) varken, hiçbir hukuki yararı olmayan davacının bu hususu ileri sürmesinin iyi niyetten uzak olduğunu, alınan kararlarda bir usulsüzlük ve hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 29.01.2019 tarihli genel kurul kararının 2 no.lu gündem maddesinde, yönetim kurulunun 2018 yılına ait faaliyet raporunun okunarak müzakere edildiği, davacının olumsuz oy verdiği ve itirazlarını/ muhalefetini Ek 1 no.lu belge ile toplantı tutanağına eklettirdiği görüldüğü, genel kurulun 2 nolu gündem maddesi ile 2018 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu oy çokluğu ile kabul edildiği, olumsuz oy verenler davalı ile davacının vekâleten oy verdiği ... olduğu, bilirkişi raporuna davaya konu edilen giderler şirketin ana faaliyeti kapsamında yapılması gereken olağan giderlerden olduğu, şirketin 2018 yıllarında aktifleri, özkaynakları, net satışları, karının arttığı, satış maliyetlerinin ise azaldığı, bu maddenin iptali koşulları oluşmadığı, 3 no.lu gündem maddesinin denetçi tayini istemine ilişkin olduğu, davacı ve ...'ın olumlu oyuna karşılık diğerlerinin olumsuz oyları ile reddedildiği, davacı bilgi edinme hakkını genel kurulda kullanmadığı, 6102 sayılı Kanunun 437 nci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca bilgi edinme hakkının kullandırılması için mahkemeye başvuru yapılmadığını, ayrıca anılan Kanun'un 439 uncı maddesine göre davacının payının sermayenin en az onda birini oluşturmadığını, davacının Meliha'dan olduğu pay, şirket yönetim kurulunca onaylanmadığını, davacının da buna karşı İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde de dava açtığını, davanın derdest olduğunu, dava tarihi itibari ile davacının payı %8,32 olduğundan şartları oluşmadığını, 5 no.lu gündem maddesi yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olduğu, oydan yoksunluk başlıklı 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasında "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." denildiği, bu maddeye aykırılık halinde iptal hükümlerinin değil yokluk/ butlan hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, alınan karara karşı muhalefet şerhi konulmasa da irdelenmesi gerektiği, yönetim kurulu ..., vasi sıfatı ile kendisince kullanılan ... ...,...,..., (%21,70 + %11,54 + %10) oyları ile oy çokluğu ile ibra edildiği, ret oyu kullananların ise davacı ile ..... olduğu, (%8,32 + %16,65) Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4050 Esas, 2020/2455 Karar nolu ilamda da belirtildiği üzere ".....5 nolu gündem maddesi ile bilanço ve finansal tabloların onaylanmasına karar verilmiştir. İptal nedeni olarak onay işleminin ibra sonucunu doğurduğu bu durumda yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksunluğu ve yine yönetim kurulu üyesi .....'nın babasına velayeten de oy kullanamayacağına dayanılmıştır. Ancak şirketin yönetim kurulu üyelerinin ibrası gündemin 6. Maddesinde ayrıca görüşüldüğünden bilanço ve finansal tabloların onaylanması işleminde oydan yoksunluk söz konusu edilemez. Gündemin 6. Maddesinde yönetim kurulunun ibrasına karar verilmiş Bölge Adliye Mahkemesince yönetim kurulu üyesi ....'ın ......'ın vasisi sıfatıyla ibra oylamasında oy kullanamayacağı bu nedenle ibra kararında yeterli nisabın sağlanamadığı gerekçesiyle ibra kararı iptal edildiği, anılan Kanunun 436 ıncı maddesinin 2 inci fıkrasına "Oydan yoksunluk yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, başka bir ortağa vesayeten kullanılan oylar, oy yoksunluğu kapsamında sayılmamıştır." gerekçesi ile gündemin 5 nolu maddesinin aykırılık taşımadığına davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve hissedarı olan ... ile bu ortağın vasisi olduğu diğer ortak ..... Üretmen arasında menfaat çatışması bulunduğunu, mahkemece bu husus dikkate alınmadan karar verildiğini, zira ...'in % 29,43 payla en büyük pay sahibi olduğunu, vasisi olduğu ...'in % 21,70 pay sahibi olduğunu, ...'in şirketin olumlu olumsuz faaliyetlerinin sorumlusu olması sebebiyle menfaat çatışması bulunduğunu, ...'in, ... adına oy kullanarak bu sayede ibra kararı aldırabildiğini, menfaat çatışması varken ...'in kendi ibrasında kısıtlı ortak adına oy kullanamayacağını, İstanbul Bölge Aliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2017/1082 Esas, 2018/556 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, mahkemenin gerekçesinde yer verdiği Yargıtay kararının oy çokluğu ile alındığını, bu sebeplerle ...'in... adına kullandığı oylarının yok hükmünde sayılması gerektiğini, davalı şirketin tek gelir kaynağının kira gelirleri olduğunu, faaliyet konusunun da kira faaliyeti olduğunu, şirketteki fazla ve olağan dışı harcamaların mahkemece detaylı şekilde incelenmediğini davalı şirket fuzuli ve fahiş harcamalar yapmamış, şirket kaynakları şahsi amaçlar için kullanılmamış olsaydı, daha fazla kar elde edeceğini ve şirket ortaklarının haklarının zarar görmeyeceğini, bilirkişi raporunda bu hususun eksik incelendiğini, davalı tarafından 3.987.532,93 TL satış maliyeti olarak, 1.239.019,20 TL genel yönetim gideri olarak toplamda 5.226.552,13 TL gider yapılmışsa da raporda sadece 3.375.357,00 TL'lik kısım için açıklama yapıldığını, bilirkişi raporunda hiç değinilmeyen, hakkında herhangi bir açıklama yapılmayan ayrıca 1.851.195,13 TL'lik kısım bulunduğunu, bilirkişi heyetinin 1.851.195,13 TL'lik kısma hiç değinmeksizin davalı şirket tarafından yapılan harcamalarda hukuka aykırı bir yanın olmadığına kanaat getirmesinin hatalı olduğunu, mahkemece bu hatalı rapora binaen karar verilmesinin de doğru olmadığını, davacının şirkette dava tarihi itibariyle TTK'nın 439 uncu maddesi uyarınca %10'dan fazla pay sahibi olduğunu, bu nedenle eldeki özel denetçi atanması davasını açma şartını haiz olduğunu, yönetim kurulu üyesi ve davalı ortağı ...'in kendi menfaatine uygun pay devirlerini kabul edip pay defterine işlediğini, müvekkiline yapılan pay devirlerini dayanaksız olarak kabul etmediğini, anonim şirket ortağı olarak müvekkiline verilen hakları arama iradesinin engellenmesi amacıyla hareket edildiğini, hissedarlardan ... tarafından ... ile müvekkile aynı anda pay devri gerçekleştirilmiş ancak davalı şirket yönetim kurulunca kötü niyetli olarak haklarının kullanmasının engellenmesi için eşitlik ilkesine aykırı olarak ...'ın pay devrinin kabul edilip müvekkiline pay devrinin kabul edilmediğini, davacının özel denetçi atanması davasını açma hakkının engellemesi için söz konusu %2'lik pay devrini pay defterine işlemediğini, bu sebeple, müvekkil tarafından davalı şirkete karşı İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/223 Esas sayılı davasının açıldığını, bu dosyanın bekletici mesele yapılmamasının hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortaklarından herhangi birisinin kısıtlanması halinde, vasi şirket ortağı değilse genel kurul toplantılarına katılarak oy kullanmasına engel bir durum olmadığını, anılan Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oy kullanamayacakları düzenlendiğini, bu madde emredici nitelikte olduğuna göre yönetim kurulu üyesi ve vasi olan ortağın da yönetim kurulu üyesi olarak kendisinin ibrasında vasi olarak oy kullanamayacağı gibi yine diğer yönetim kurulu üyesinin de ibrasında vasi olarak oy kullanamayacağı, bu durumda somut olayda, yönetim kurulu üyesi olan vasi ... ile kısıtlı ortak ... arasında menfaat çatışması olduğunun kabulünün gerektiğini, bu nedenle, kısıtlı ..., yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 426 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre atanacak kayyım aracılığıyla oy kullanabileceği, bu durumda, yönetim kurulu üyesi ve ortak ...'in kendi ibrasında diğer ortak ... adına vasi sıfatıyla oy kullanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ve bu geçersiz oy sayılmadığında olumlu oylar ibraya yeterli olmadığından, 19.01.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı maddenin iptali gerekirken mahkemece bu madde yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediği, davacı ortağın 2 ve 3 numaralı gündem maddelerine ilişkin olarak bir muhalefet şerhinin bulunmadığı, davacı tarafından toplantıdan önce sunulan itiraz dilekçesi de bu bakımdan geçerli bir muhalefet şerhi olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı vekilinin 2 ve 3 numaralı kararlara ilişkin iptal davası açma hakkı bulunmadığı, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, kaldı ki, davacının 3 üncü madde ile reddedilen özel denetçi atanması talebinin reddi kararına karşı eldeki davada ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 439 uncu maddesi uyarınca özel denetçi atanmasını talep ettiğinden esasen 3 üncü maddenin iptalini istemekte hukuki yararı da bulunmadığı, somut olayda mahkemece, davacının özel denetçi atanması talebinin reddine karar verildiği, davacının, dava konusu genel kurulda özel denetçi atanmasını talep ettiği, davacının talebinin genel kurulca reddedildiği, anılan Kanunun 440 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince özel denetçi atanması talebi yönünde ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararların kesin olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin özel denetçi atanması talepli davanın reddine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 346 ve 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 29.01.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında 5 numaralı gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile ilgili kararın iptaline, gündemin 2 ve 3 numaralı maddeleri ile alınan genel kurul kararlarının iptali talebinin usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece karar verildiği üzere vasinin kısıtlı adına yönetim kurulunun ibrasında oy kullanmasının menfaat çatışmasına sebebiyet vereceği bu nedenle oyların atanacak bir kayyım ile kullanılması hususunun denetçi atanması talebinde de değerlendirilmeye alınması gerektiğini, zira özel denetçi atanması talebinin aynı zamanda yönetim kurulunun faaliyetlerini de değerlendirilmesini içerdiğini, bu nedenle denetçi talebinin oylamasında da tayin edilecek bir kayyum tarafından kısıtlının oylarının kullanılması gerektiğini, diğer maddelere ilişkin usulden ret kararının yanlış olduğunu, kararlara ilişkin olumsuz oylarının ve itirazlarının tutanağa geçirildiğini ve ek olarak itiraz dilekçesinin de eklendiğini, bu sebeple muhalefet şartının gerçekleştiğini, özel denetçi talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararının kesin olduğuna ilişkin kararın Anayasa'nın 36 ncı maddesine aykırı olduğunu, şirketin gereksiz harcamalar yaptığını, mahkemece eksik bilirkişi raporunda dayanıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise hiçbir inceleme yapılmadığını belirterek kararın 2 ve 3 üncü gündem maddesi yönünden bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5 numaralı gündemin iptaline yönelik her ne kadar menfaat çatışması görüşüne dayanılmış ise de kısıtlının dava devam ederken vefat ettiğini, hak sahibi olan kızlarının bu konulara ilişkin bir itiraz ya da taleplerinin olmadığını, davacı ve dava dışı annesinin mirasçılık sıfatı ile kısıtlıdan herhangi bir talepleri olmayacağından ibrada menfaat çatışmasının hukuken geçersiz olduğunu, böyle bir talep üzerine BAM kararı bir an için geçerli olsa dahi kayyım tayin edilmemesi sebebiyle kararın bozulması gerektiğini, vasi tayin edilmesi gereken hususların kanunda sayılı olduğunu ve yasal hak sahiplerinin talebi olmadıkça kayyım tayini gerektiren bir durum da olmadığını belirterek 5 inci gündem maddesine ilişkin kararın bozulmasını ret kararlarının onanmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 29.01.2019 tarihli genel kurul kararının 2, 3 ve 5 inci gündem maddelerinin iptali ve özel denetçi atanması istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 439 ve 436 ncı maddesinin 2 nci fıkrası, 440 ıncı maddesinin 2 inci fıkrası.

  4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 426 ncı maddesinin 2 nci fıkrası.

  5. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:14:47

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim