Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1748

Karar No

2024/423

Karar Tarihi

18 Ocak 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2014/712 Esas, 2019/1015 Karar

DAVA TARİHİ: **

HÜKÜM: Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 28.07.2011 tarihinde, 01.04.2011 01.08.2012 tarihlerini kapsar şekilde Tedarikçi Sözleşmesi akdedildiğini, ancak anılan sözleşmenin müvekkili şirketçe haklı nedenler ile ... taraflı feshedildiğini, haklı fesih sonrasında sözleşme, faturalar ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı olarak müvekkili şirketin 419.810,84 TL alacağının doğduğunu, davalı şirketin sözleşmeye aykırı biçimde kesilen faturaları cari hesaptan düşmeye çalıştıklarını, feshin nedeninin de sözleşmeye aykırı biçimde kesilen faturalar olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanı ile alacağın ödenmesi istemini Ankara 16. Noterliğinin 12.09.2011 tarih ve 22260 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalı şirkete ihtar ettiğini, davalı şirketin ihtarname ile bildirilen süre içerisinde borcunu ödememesi sebebiyle temerrüde düştüğünü ileri sürerek müvekkilinin 419.810,84 TL alacağından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş, taleplerini 18.07.2018 tarihli dilekçesi ile 160.712,22 TL olarak ıslah etmişlerdir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 28.07.2011 tarihli sözleşmenin 22 nci maddesinde, olası bir ihtilaf halinde ... Mahkemelerinin yetkili olacağının belirtilmiş olduğunu, öncelikle yetkisizlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafça sözleşmenin haklı nedenlerle feshedilmediğini, davacının faturaların kesildiği sırada görevde olan çalışanı tarafından kabul edilen kalemler nedeniyle alacaklarının oluştuğunu, müvekkilinin imza yahut yetkili kontrol yükümlülüğü bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen İlk Karar

Mahkemece 03.05.2012 tarih, 2011/566 E. ve 2012/205 K. sayılı kararı ile davacı tarafın dava dilekçesinde alacak miktarını 419.810,84 TL olarak belirlediğini bildirdiği, ancak 10.000,00 TL üzerinden davasını harçlandırarak açtığı, açılan davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesinin mümkün görülmediği, kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerektiği, davacının isteminin kısmi dava olarak değerlendirilmesinin de mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, mahkeme kararı davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 24.01.2013 tarih, 2012/16281 E. ve 2013/1417 K. sayılı kararıyla 818 sayılı Borçlar Kanunu çerçevesinde Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gereği kısmi davanın açılabileceği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ticari defter kayıtlarına göre davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 419.810,84 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından davacıya keşide edilen toplam tutarı 430.912,22 TL olan faturaların davacı şirket kayıtlarında bulunmadığı, davacının sözleşmeyi fesih gerekçesinin davalı şirket faturalarını imzalayan davacı şirketin elemanı olan İ.D.’nin iş akdinin sona erdirilmesi olduğu ve bunun 12.09.2011 tarihli ihtarnamede davalı şirkete bildirildiği, söz konusu faturaların 12.09.2011 tarihli ihtarnameden önce düzenlendiği, İ.D.’nin imzaladığı faturalarla ilgili olarak davacı şirketin bulunduğu suç duyurusu hakkında takipsizlik kararı verildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 15 ... maddesinde İ.D.'nin atmış olduğu imzaların davacı şirketi bağlayacağının kararlaştırıldığı, söz konusu madde hükmü dikkate alındığında İ.D.’nin imzalamış olduğu faturaların davacı şirketi yükümlülük altına sokacağı, davacının bu sebeple sözleşmeyi feshinin haksız fesih niteliğinde olduğu ancak bu fesih sebebiyle sözleşmenin ileriye dönük sonlandırıldığı, davacı defterlerine göre bulunan alacak miktarından İ.D. tarafından tanzim edilen 6 adet 40.00,000 TL+KDV değerinde toplam 259.200,00 TL olan faturalar toplamının indirilmesi gerektiği, davacının davalıya keşide ettiği ihtarname ile davalıyı 23.09.2011 tarihinde temerrüde düşürdüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile 160.712,22 TL'nin 23.09.2011 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin fesih tarihinin 16.09.2011 olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 21 ... maddesinin dikkate alınmadığını, bu hükme göre sözleşmenin sona erme tarihine kadar faturaların kesilmeye devam edileceğini, fesih tarihinden önce kesilmiş davacının kabulünde olan kalemlere ilişkin faturaların da dikkate alınması gerektiğini, sırf davacı defterine kaydedilmemiş olmasının bu faturalara dayalı alacağı geçersiz kılmayacağını, alacağa dayanak faturaların sözleşme hükmü yahut ... şube açılışından kaynaklandığını, sözleşmede müvekkili defterlerinin delil olacağına ilişkin hüküm bulunduğunu, savunma hakkının ihlal edildiğini, faturaların sözleşmeye aykırılığının ispatlanamadığını, fesihin haksız olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan tüm edimleri davalının yerine getirdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasında düzenlenen tedarikçi sözleşmesinin feshi nedeni ile cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi.

  1. Değerlendirme

  2. Dava konusu uyuşmazlık, davalı tarafın kesmiş olduğu faturaların davacı alacağından tenkis edilip edilmeyeceği hususuna ilişkindir. Dosya kapsamında alınan 16.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda toplam 240.000,00 TL bedelli aktivasyon formuna mahsuben kesilen faturaların tenkis edilemeyeceği, zira faturayı teslim ... davacı çalışanının yetkisinin bu borçlanmayı kapsamayacağı görüşü benimsenmiş, 14.10.2016 ve sonraki tarihli bilirkişi raporlarında ise yalnızca 240.000,00 TL bedelli faturaların tenkis edilebileceği belirtilmiş, diğer fatura konusu mal ve hizmetin teslimine ilişkin delil olmadığı, tenkisi kabul edilen tutarın olağan bir alışveriş kapsamında sayılamayacağı gibi çelişkili gerekçeler ortaya konulmuştur. Yazıldığı üzere her iki ana bilirkişi raporuna esas görüşler birbirleri ile çelişkili olduğu gibi; ikinci rapor itibariyle benimsenen ve hükme esas alınan görüş de kendi içerisinde çelişkiler barındırmaktadır.

Bunların yanı sıra davalının kestiği faturalara ilişkin olarak tenkisi kabul edilmeyen faturaların sözleşme kapsamında kesilip kesilmediği, tarihleri bakımından aktivasyon formuna mahsuben kesilen faturalar ile eş zamanlı olup olmadıkları denetlenmeksizin çelişkili ve denetime elverişsiz bilirkişi raporları esas alınarak eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.

  1. Kabule göre, davacının davayı 10.000,00 TL üzerinden harçlandırıp açtığı, dosyaya ilişkin ilk verilen hükmün 24.01.2013 tarihli Yargıtay ilamı ile bozulduğu, davacının ise bu tarihten sonra, 18.07.2018 tarihinde davayı ıslah ettiği anlaşılmış olup, ıslah tarihi itibariyle Yargıtay bozmasından sonra ıslahın mümkün olmadığı, bozmadan sonra ıslahın mümkün olduğuna ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin yürürlükte bulunmadığından davacının ıslahının dikkate alınmaması gerekmektedir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevaptemyizyargılamaincelenenv.kararınmahkemebozulmasınasonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim