Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/201
2024/3967
15 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1273 Esas, 2022/1612Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/196 E., 2018/166 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tanınmış marka olarak kabul edilen "JEEP" markasının sahibi olduğunu, davalının 25 inci sınıfta 180906 tescil nolu JEEP markasını iltibas yaratacak şekilde tescil ettirdiğini beyanla 5 yıldır kesintisiz olarak kullanmamasından dolayı 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesi gereği asıl talep olarak davalı markasının iptaline karar verilmesini, kullanımın tespiti ile asıl talebin kabul edilmemesi halinde ise terditli olarak iltibas derecesinde benzer olması, markanın benzer ürünlerde yurt dışında önceden beri kullanılması, davalının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanma gayesi ve markanın ayırt edici karakterine zarar verme ihtimalinin bulunduğu, davalının müvekkilinin tanınmış markasından haberdar olarak kötü niyetli tescil ettirdiğini beyanla 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 7 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, 8 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası ve 35 inci maddeleri uyarınca markanın hükümsüzlüğüne, kötü niyet ile tescil sebebiyle markanın bu haksız davalı kullanımının tespiti ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, markanın kullanılmasının önlenmesine, tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin ilk kez piyasada markayı kullanan gerçek hak sahibi olduğu iddiası ile müvekkilinin haberi olmaksızın haksız ve kötü niyetli davalı tescilinin bulunduğundan bahisle tedbiren JEEP markasının üçüncü kişiler adına devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markayı 2006 yılında devraldığını, 2010 tarihinden itibaren ciddi olarak kullandığını, 5 yıllık hak düşürücü geçtikten sonra davanın açıldığını, markanın ilk olarak 1997'de tescil edildiğini, bu tarih itibariyle davacının markasının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporları kapsamında, dava kullanmama sebebine dayalı iptal ve benzerlik sebebiyle kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğe ilişkin olduğu, markanın kullanmama sebebine dayalı iptal talebi yönünden Anayasa mahkemesinin 2016/148 E., 2016/189 K. 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan iptal kararı dikkate alındığında; 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi iptal edilmiş olduğundan davanın yasal dayanağı ortadan kalktığından bu talep yönünden dava şartı ortadan kalktığından yerinde olmayan iptal talebinin usulden reddine, benzerlik yönünden marka hükümsüzlüğüne ilişkin olarak tescil başvurusuna konu olan ya da tescil edilmiş olan bir marka daha önceden tescil edilmiş bir marka ile aynı ise aynı mal ve hizmetleri kapsıyor ise önceki tescil sahibinin itirazı üzerine Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından tescil başvurusu reddedilebileceği gibi, tescilin gerçekleşmiş olması halinde mahkemeye hükümsüzlük davası açılabileceği, tescil başvurusuna konu olan ya da tescil edilmiş bulunan marka tescil edilmiş veya tescili için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın kapsadığı mal veya hizmetler ile aynı veya benzer ise tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırma ihtimali var ise bu karıştırma ihtimali tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış marka ile ilişkili olduğu ihtimalinide kapsıyor ise bu hal hem nispi red hem de hükümsüzlük sebebi olduğu, karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması olduğu, somut olayda davacı tarafa ait JEEP markası dikkate alındığında davalı taraf markasının ana unsuru JEEP ibaresi benzer olup karıştırılma ihtimali olduğu davalı taraf markasının tescil tarihi ve kullanım süresi gözönüne alındığında dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 556 sayılı KHK'nin kaynağını oluşturan 2008/95 sayılı Avrupa Birliği marka direktifinin 9 uncu maddesinde ve topluluk marka tüzüğünün 54 üncü maddesinde gerek hükümsüzlük davaları bakımından gerek markanın tescilli olduğu sınıflardan kullanılmasının önlenmesi davası bakımından 5 yıllık sessiz kalma durumunda artık marka sahibinin gerek hükümsüzlük talebi ile gerek kullanımının hukuka aykırı olduğu iddiası ile dava açılma hakkı kalmadığını, sessiz kalma yolu ile hak kaybı 556 sayılı mülga KHK'da açıkca düzenlenmediği, Yargıtayın farklı olaylarda vermiş olduğu değişik kararlarda her alanda geçerli olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 2 inci maddesine dayanarak somut olayın özelliklerine göre belli bir süre geçktikten sonra hükümsüzlük davası açılmasını kötü niyetli bir davranış olarak görmekte ve sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleşebileceğini kabul ettiği, markanın başkası tarafından kullanılmasına uzun süre sessiz kalan kimse zımmi olarak bu kullanıma, tescile icazet vermekte rıza gösterdiği bu süre içerisinde markayı kullanan veya tescil eden kimsenin büyük miktarda yatırım yapması sebebiyle bu kişinin markayı kullanımına engel olunması veya tescil edildiği markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde uğrayacağı zarar ile marka sahibinin markasını korumaktaki hukuki menfaatleri arasında bir çatışma olduğunun açık olduğu, bu konuda markayı sonradan tescil ettiren kimse kötü niyetli olsa bile belli bir süre geçmek ile marka hakkı sahibinin sessiz kalma yolu ile dava açma hakkını kaybettiği görüşünü kabul edildiği, davalı tarafın uzun süredir markayı kullandığı, geliştirdiği yatırım yaptığı davacı tarafın Türkiye de faaliyette olduğu halde bu yatırımlara ve marka kullanımına ses çıkarmadığı dikkate alındığında,her ne kadar davalı tarafın markayı tescil ettirmesi kötü niyetli olsa bile davacı tarafın iyi niyete aykırı davranıp uzun süre sessiz kaldığından iptal talebi yönünden davanın usulden reddine, terditli hükümsüzlük talebi yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının haksız ve kötü niyetli tescilinin bulunduğunu, sessiz kalmanın söz konusu olmadığını, haberdar olununca davanın açıldığını, müvekkilinin Türkiye'de mukim olmadığını, davalının zımni kabullerinin olduğunu, Paris Sözleşmesi gereği kötü niyetli tescilde iptal veya hükümsüzlük talebi için süre aranmadığını, emsal mahiyetinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.06.2017 tarihli 2016/618 E. 2017/3606 K. sayılı kararın bulunduğunu, sessiz kalma ile hak kaybının oluşması gereken şartların oluşmadığını, davalının 25 inci sınıfta dosyalanan 2013/36422 numaralı jeep markasının (önceki tescile rağmen) kısmi ret kararına itiraz incelemesi 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi gereği yerinde görülmediğini, davalının müvekkilinin ticari görsel kimliğini kendine referans yaptığını, marka seçim hakkını kötüye kullandığını, davalının basiretli olması gerektiğini, buna emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.04.2002 tarihli 2001/9903 E. 2002/3699 K. sayılı kararın bulunduğunu, mezkur markanın hem ülkemizde hem de dünyada tanındığını, malın sadece alıcıları tarafından sektörel bazda değil bunun yanı sıra hiç alakası olmayan kişilerce de bilindiğini, müvekkilinin markasının 556 sayılı KHK'nın 7/1 ı maddesi gereği arazi araçlarında tanınmış marka statüsünde kabul edildiğini, ayrıca oto aksesuarı, kol düğmesi, kıyafet, saat, şapka, vb. kullanımların da ilişkilendirildiğini, dava konusu markanın müvekkilinin jeep markasını esas unsur olarak içerdiğini, bu sebeple ilişkilendirme ihtimali de dahil markanın karıştırılma ihtimalinin ortada olduğunu, müvekkilinin dünya üzerinde giyim üzerine satışlarının da bulunduğunu, davalının marka tecavüzü ile haksız rekabetinin de bulunduğunu beyanla; 180906 no.lu JEEP markasının 556 Sayılı KHK'nın amir 14 üncü maddesi çerçevesinde, 5 yıldır kesintisiz olarak kullanılmamasından ötürü iptaline hükmedilmesi ile, 180906 nodu JEEP markasının kullanımının tespit edilmesi ve asıl taleplerinin kabul edilememesi halinde ise;180906 tescil no'lu “JEEP” ibareli marka tescilinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tanınmış marka olarak kabul edilmiş bulunan müvekkile ait JEEP markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olması, müvekkilinin mezkur ürünler bakımından yurtdışında önceki kullanımının mevcut olması, karşıt markanın JEEP markasının tanınmışlığından faydalanma gayesi olduğu ve dahi markanın ayırt edici karakterine zarar verme ihtimali olduğu ve son olarak müvekkiline ait tanınmış markadan haberdar olarak kötüniyet ile tescil edilmiş olduğu gerekçeleri ile kötü niyet ile tescil edilmiş olan işbu markanın kullanımının tespit edilmesi halinde, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve kullanımının önlenmesi ve tedbiren durdurulmasını, müvekkilinin ilk kez piyasada kullanmak sureti ile gerçek hak sahibi olduğu ve haksız ve kötüniyet ile her nasılsa davalı adına tescil edilmiş olan 180906 tescil nollu (tanınmış) “JEEP” ibareli markanın yargılama süresince tedbiren üçüncü kişiler adına devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini karar verilmesini, davalı tarafın dava konusu markasının ayakkabı parçaları, spor ayakkabı çivileri, ayakkabı parçaları yani pençeler, topuklar, konçlar, sayaların emtialarında kullanılmadığının sabit olduğunu, dava konusu markanın kapsamında yer alan ayak giysileri, ayakkabı, çizme, bot, spor ayakkabıları emtialarından ise hangisinin/ hangilerinin satışının yapılıp yapılmadığına ilişkin ise bir tespit yapılamadığını, dava konusu markanın tescil edildiği logo şeklinde ürünlerde kullanıldığına dair ise dosya kapsamında hiçbir delil bulunmadığını, bu çerçevede davalı tarafından dava konusu JEEP markasını yasaya uygun şekilde ciddi olarak kullanıldığının ispat edilemediğini, dava konusu 180906 sayılı markanın kullanılmama sebebiyle iptaline karar verilmesinin gerektiğini, yapılan açıklamalar ışığında Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 03.05.2018 tarihli, 2017/196 E. ve 2018/166 K. sayılı kararının kaldırılarak, davanın kabulüne ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin marka tescilinin 1961 tarihli olduğu, davalı şirketin marka tescilinin 1997 tarihli olduğu, davalının 25 inci sınıfta markasal kullanımının fiilen bulunduğu, bilirkişi raporlarında ve dosyaya mübrez belgelerden yoğun bir şekilde davalının kullanımının devam ettiğinin anlaşıldığı, davacının basiretli tacir gibi davranmadığı, davalı kullanımına göz yumduğu, farklı sektördeki davalı kullanımına 5 seneyi aşkın süre ile suskun kaldığı, davalı tarafta kullanıma ses çıkarılmayacak izlenimi uyandırılarak yatırım yapılmasına izin verildiği, daha sonra huzurdaki tecavüz ve terkin davasının açılmasının da 4721 sayılı Kanun'un 2 inci maddesine aykırılık oluşturduğu, davalının ticari sicil ve marka tescilinin kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı, davacı markasının sadece arazi aracında tanınmış olduğu, davacının tanınmış bu anlamada markasının davalının sektöründe tanınmış olmadığı, davacının davasını süresinde açmayarak sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, yabancı ülkede yaşamanın yasa ile konulan sürelerde değişiklik yapmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğundan davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, "JEEP" ibaresini davalının ilk marka başvurusunu yaptığı 1997 yılından itibaren davanın açıldığı 24.10.2014 yılına kadar kullanıp kullanmadığı, davalının kullanımına karşı davacının sessiz kalıp kalmadığı ve markanın benzerliği ve kötü niyetli tescil olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Dava, kullanmama nedenine dayalı iptal davası yönünden 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesine dayalı kullanmama nedenine dayalı iptal talebi ile markanın benzerliği ve kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük talebi istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
556 sayılı KHK'nın 14 ve 42 nci maddeleri.
-
Değerlendirme
1 Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 Mahkemece 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 gün ve 2016/148 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesinin iptaline karar verildiği gerekçesiyle davanın usulden reddine ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükteki yasal düzenlemelere güvenilerek açılan davada, dayanak yasal düzenlemenin yargılama aşamasında Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle hukuki dayanak kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesine dayalı kullanmama nedenine dayalı iptal talebinin yanı sıra markanın benzerliği ve kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük talebiyle açıldığı ve anılan talepler bakımından da davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla kullanmama nedenine dayalı verilen karardaki yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe ve hükmü bakımından düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “dava şartı ortadan kalktığından usulden reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40