Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/314

Karar No

2024/3941

Karar Tarihi

15 Mayıs 2024

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/876 E., 2022/1266 K.

HÜKÜM: Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2018/563 E., 2020/76 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... hakkındaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ... hakkındaki dava yönünden başvurunun esastan reddine, diğer davalılar hakkındaki davaya yönelik istinaf istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına; davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün anılan davalılar yararına kaldırılmasıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle anılan davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı ... Madencilik İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesini davalıların müşterek müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalılara ihtarname gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhinde Kapatılan Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2018/500 E. sayılı dosyası (Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2019/77437 E. sayılı dosyası) nezdinde başlatılan icra takibinin davalıların haksız ve kötü niyetli itirazları üzerine durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; icra takibinin ve davanın yetkisiz yerde açıldığını, Niğde icra müdürlükleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalının ... Madencilik Şti.'deki hissesini 17.12.2013 tarihinde diğer davalı ...'a devrettiğini ve devir tarihi üzerinden 5 yıl geçtiğini, şirket borçları yönünden sorumluluğunun kalmadığını, davalının hisse devri yapıncaya kadar ... Madencilik Şti.'nin yetkilisi olduğunu, sözleşme imza tarihinde kefil olan davalının eşinin kefalte rıza göstermediğini ve kefalet sözleşmesinin geçerlilik unsurlarını taşımadığını savunarak davanın reddine ve asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

2.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; icra takibinin ve davanın yetkisiz yerde açıldığını, Niğde icra müdürlükleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, düzenlenen genel kredi sözleşmesinin matbu nitelikte olduğunu, taraflarca müzakere edilmediği için geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine ve asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bankayla asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerindeki yetki şartı gereği davalıların yetki itirazlarının ayrı ayrı reddinin gerektiği, davalı ... hakkındaki dava yönünden, anılan davalının takipte ödeme emrine 7 günlük süre geçtikten sonra itiraz ettiği ve takibin kesinleştiği, durmadığı, İcra Müdürlüğü tarafından da bu yönde bir karar verilmediği ve işlemlere devam edildiği gözetilerek ...'a yönelik davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, davacıyla asıl borçlu şirket arasında 17.04.2013 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesine davalılar ... ve ...'ın kefil olduklarını; 31.12.2014 tarihli sözleşmede ise davalılar ... ve .....'ın kefaletinin bulunduğu, imza tarihinde davalılar şirket ortağı olduklarından kefaletlerinde eş rızasının gerekmediği ve usulüne uygun olduğu, davacının Niğde 1.Noterliğinin 03.01.2018 tarihli ihtarnamesini keşide ettiği ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken toplam 219.709,50 TL nakit kredilerden kaynaklanan alacaklarının 7 gün içinde ödenmesini, ayrıca 9.510,00 TL tutarındaki bankanın vermiş olduğu çek karnelerinin kalan boş veya taraflarınca iptal edilmiş çek yapraklarından oluşan tutarların 7 gün içinde depo edilmesini, aksi halde yasal yollara başvurularak tahsil yoluna gidileceğini belirttiği, ihtarnamenin davalılardan ...'a 05.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalılara çıkartılan tebligatın ise 05.01.2018 tarihinde bila tebliğ iade olduğu, iade dönen adreslerin asıl borçlu şirketin ve kefiller ... ve ...'in sözleşmede belirttikleri adresler olduğu, sözleşmenin 12.3 maddesinde adres değişikliklerinin bildirilmemesi halinde sözleşmedeki adrese yapılan tebligatın geçerli sayılacağının düzenlenmiş olmasına göre tüm davalılar için kat ihtarının 05.01.2018 tarihinde tebliğ edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, buna 7 günlük süre eklendikten sonra temerrüt tarihinin 13.01.2018 olacağı, atıfet süresi dolmadan kat ihtarı yapıldıktan sonra takibe başlanabilecekse de bu sürenin faiz hesabında dikkate alınacağı, davalı ... 17.12.2013 tarihinde asıl borçlu şirketteki hissesinin tamamını ...'a devrettiğini ve bu nedenle davacı banka aleyhinde ihtarname keşide ederek aynı tarih itibarıyla asıl borçlu şirketin ödenmemiş kredi borcunun olmadığını, 16.12.2013 tarihinden itibaren kullanılacak kredilere şahsi kefaletinin olmadığını, herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını ihtar ettiğini, buna rağmen kullandırılan krediden dolayı sorumlu tutulamaycağını beyan etmişse de genel kredi sözleşmesinin süresiz olduğu, geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra kefilin tek taraflı olarak kefaletini geri alamayacağı, bu şekildeki bildirimin akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmayacağı, kefaletten vazgeçme beyanında bulunulduğu tarihte cari hesap ilişkisinde borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, her ne kadar hesap kat ihtarının ekindeki hesap özetinden borcun 2016 2017 2018 ve 2019 yıllarına ait olduğu görülse de ilk genel kredi sözleşmesinin fesh edildiğine ilişkin herhangi bir kayıt olmadığından ve böyle bir iddia ileri sürülmediğinden davalı ...'ın borçtan sorumlu olduğu, davalı ..., asıl borçlu şirketin durumunun önemli ölçüde bozulduğunu bu nedenle davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 599 uncu maddesi gereğince kefaletten dönme hakkını kullandığını beyan etmişse de bu hususta herhangi bir delil sunmadığı, tek başına davaya konu borcun ödenmemiş olmasının asıl borçlu şirketin mali durumunun önemli ölçüde bozulduğunu ispata yetmeyeceği davalının bu itirazına da itibar edilemediği, alınan bilirkişi raporuna göre icra takibinden sonra bankaca yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde davacının dava tarihi itibari ile asıl borçlu şirketten taksitli ticari krediden 13.792,92 TL asıl alacak + 1,780,05 TL işlemiş temerrüt faizi + 89,00 TL BSMV toplam 15.661,97 TL, BCH ticari krediden 87.043,11 TL asıl alacak + 11.233,40 TL işlemiş temerrüt faizi + 561,67 TL BSMV toplam 98.838,18 TL, kredili mevduat hesabından 1.552,42 TL asıl alacak + 122,30 TL işlemiş temerrüt faizi + 6,11 TL BSMV toplam 1.680,84 TL olmak üzere toplam 116.180,99 TL nakit alacağının bulunduğunun hesaplandığı, davalıların borcun tamamına kefil oldukları, ancak davacı bankanın takip talebinde kefil ... için yalnız 2 ve 3 numaralı borçlardan dolayı alacak talebinde bulunduğu, yani davalı ... için takip talebinde bir numarada gösterilen taksitli ticari kredi borcu için talepte bulunulmadığı, taksitli ticari kredi için icra takibinden sonra bankaca yapılan tahsilatlar mahsup edildiğinde dava tarihi itibari ile 13.792,92 TL asıl alacak + 1,780,05 TL işlemiş temerrüt faizi + 89,00 TL BSMV toplam 15.661,97 TL hesaplanmış olup, hesaplanan bu tutarların ... yönünden mahsup edilmesi gerektiği, basit bir matematik hesabıyla davacı bankanın dava tarihi itibari ile davalı ...'dan toplam 116.180,99 TL ve davalı ...'dan 116.180,99 TL 15.661,97 TL = 100.519,02 TL alacağının olduğunun anlaşıldığı, davalı kefilin sorumluluğunun 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin dolmadığı, her ne kadar davacı banka takip talebinde 9.150,00 TL çek riskinin depo edilmesini talep etmiş ise de yukarıda belirtildiği gibi davalıların genel kredi sözleşmesinde kefil olup kefilin, çek tazmin kredisinden sorumlu olması için genel kredi sözleşmesinde veya kefilin kefaletini düzenleyen sözleşmede ayrıca ve açıkça hüküm bulunması gerektiği, genel kredi sözleşmesinin 8 inci maddesinde gayrinakdi kredilere ilişkin hükümler düzenlenmişse de çek kredisine ilişkin gerek bu maddede gerekse diğer maddelerde ayrıca ve açıkça bir düzenleme olmadığı, 9 uncu maddede de kefilin sorumluluğunu düzenleyen hükümlerde bulunsa da bu madde ve alt bentlerinde kefilin çek risk veya çek tazmin bedelinden sorumlu olacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, her ne kadar sözleşmede genel olarak kefilin tüm borçlardan sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de bu genel hükmün çek risk depo bedelini ve çek tazmin kredisini kapsamayacağı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhinde açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine, davalılar ... ve ... aleyhindeki davanın kısmen kabulüne, kapatılan Kayseri 7.İcra Müdürlüğünün 2019/500 E. (Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2019/77437 Esas) sayılı dosyasında; davalı ...'ın borca vaki itirazının kısmen iptali ile bu borçlu yönünden takibin; taksitli ticari kredi için 13.792,92 TL asıl alacak, 1.780,05 TL işlemiş temerrüt faizi, 89,00 TL BSMV olmak üzere toplam 15.661,97 TL, BCH ticari kredi için 87.043,11 TL asıl alacak, 11.233,40 TL işlemiş temerrüt faizi, 561,67 TL BSMV olmak üzere toplam 98.838,18 TL, ticari kredili mevduat hesabı için 1.552,42 TL asıl alacak, 122,30 TL işlemiş temerrüt faizi, 6,11 TL BSMV olmak üzere toplam 1.680,84 TL olmak üzere genel toplam: 116.180,99 TL üzerinden devamına, davalı Ismail Erdağ'ın borca vaki itirazının kısmen iptali ile bu borçlu yönünden takibin; BCH ticari kredi için 87.043,11 TL asıl alacak, 11.233,40 TL işlemiş temerrüt faizi, 561,67 TL BSMV olmak üzere toplam 98.838,18 TL, ticari kredili mevduat hesabı için 1.552,42 TL asıl alacak, 122,30 TL işlemiş temerrüt faizi, 6,11 TL BSMV olmak üzere toplam 1.680,84 TL olmak üzere genel toplam: 100.519,02 TL üzerinden devamına, taksitli ticari kredi asıl alacağına takip sonrası yıllık %46,00, BCH kredisi asıl alacağına takip sonrası yıllık % 46 ve ticari kredili mevduat hesabı asıl alacağına takip sonrası yıllık % 28,08 TL oranında temerrüt faizi ve takip sonrası işleyecek tüm faizlere %5 BSMV yürütülmesine, davacının davalılar ... ve ... aleyhindeki çek risk depo bedeline ilişkin itirazın iptali isteminin reddine, davacının fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin reddine, hükmedilen alacak üzerinden hesaplanan 23.236,19 TL icra inkar tazminatının davalı ...'ın sorumluluğu 20.103,80 TL ile sınırlı olmak üzere davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, davalıların şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçlular aleyhine yapılan takipte herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde şirketin doğmuş doğacak tüm borçlarına yönelik kefalet alındığını ve bu kefaletin gayri nakdi kredileri de kapsadığını, temerrüdün gerçekleştiğini, davalıların sözleşmesinin imzalanmasından öncesinde kullandırılan ve kefaletten vazgeçilmesi ihtarı sonrasında kullandırılan kredilerden sorumlu bulunmadığı yönündeki tespitlerin kabul edilemeyeceğini, davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu sözleşme kapsamında açılan kredili mevduat hesabından dolayı sorumluluğunun devam ettiğini, süreç içerisinde bakiyesi sıfırlanmış olan kredili mevduat hesabından kaynaklanan kefalet sorumluluğunun, bakiyenin sıfırlanmış olması sebebiyle sona ermiş olduğuna yönelik tespiti kabul etmediklerini, davalının ihtar çekmesinin kefaleti sona erdirmeyeceğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

  2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline tebligat yapılmamasına rağmen 30.01.2018 tarihinden öncesi itibariyle müvekkili aleyhine temerrüt faizi işletilmesinin yasaya aykırı olduğunu, borcun müvekkili açısından muaccel olmadığını, sözleşmede belirtilen kefalet miktarının müvekkilinin bilgisi dışında sonradan yazıldığını ve bu nedenle geçersiz olduğunu, dava konusu sözleşmelerin genel işlem koşullarına aykırı olarak düzenlendiğini, müvekkiline karşı icra takibi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, zira asıl borçlunun araçları üzerinde tesis edilen rehinlere öncelikle başvurması gerektiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibin yetkisi icra müdürlüğünde yapıldığını ve davanın da yetkisiz mahkemede açıldığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin ortaklık hissesini devir ve kefaletten dönmeye ilişkin ihtar tarihi olan 17.12.2013 tarihinden daha sonra, davacı banka ile dava dışı şirket ve diğer davalılar arasında imzalanan 31.12.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olmadığını, zira bu sözleşmede kefalet imzasının yer almadığını, aksi yöndeki mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda 17.04.2013 tarihli GKS'ye istinaden sadece kredili mevduat hesabı limiti tanımlaması yapıldığı belirtilmiş olup Mahkemece müvekkilinin bankaca tanımlanmayan BCH kredisinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, asıl borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesinin iade olduğunu ve davacı tarafça hesap kat ihtarnamesinde belirtilen süre dahil beklenmeksizin takibe geçilmesinin 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesine aykırı olduğunu, Mahkemenin müvekkilinin kefaletinin yasaya uygun alındığına dair gerekçesinin hatalı olduğunu, zira sözleşmedeki kefalet miktarı yazılı olmadığından kefaletin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin imzayı bankaya güvenerek ve şirketi temsilen attığını zannettiğini, dava konusu icra takibi ve yapılan işlemlerin dava dışı şirketin mali durumunun bozuk olduğunu ispata tek başına dair yeterli olduğunu, Mahkemece yargılama aşamasındaki beyanları yönünden araştırma ve inceleme yapılmadığını, kefaletten sonra asıl borçlu şirketin mali durumunun önemli ölçüde bozulduğunu, Mahkemece bu hususun gözetilmediğini, icra takibinde müvekkilinden talep edilen BCH ve KMH borcu için yapılan tahsilatların gözetilmediğini müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, her ne kadar davacı bankaca davalı ... ile dava dışı asıl borçlu şirket ve diğer davalılara karşı usulüne uygun takip yapılmış ise de, davalı ...'ın dava konusu icra dosyasından gönderilen ödeme emrine süresinden sonra itiraz ettiği, böylelikle icra takibinin kesinleştiği anlaşılmakla, davalı ... yönünden itirazın iptali davası açısından öngörülen özel dava şartları gerçekleşmediği gibi icra takibi kesinleştiğinden, davacının davalı ... hakkında işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yetki itirazının yerinde olmadığı, somut olayda, davacının Niğde 1.Noterliğinin 03.01.2018 tarihli ihtarnamesini keşide ettiği ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken toplam 219.709,50 TL nakit kredilerden kaynaklanan alacaklarının 7 gün içinde ödenmesini, ayrıca 9.510,00 TL tutarındaki bankanın vermiş olduğu çek karnelerinin kalan boş veya iptal edilmiş çek yapraklarından oluşan tutarların 7 gün içinde depo edilmesinin aksi halde yasal yollara başvurularak tahsil yoluna gidileceğinin belirtildiği, ihtarnamenin davalılardan ...'a 05.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalılara çıkartılan tebligatın ise 05.01.2018 tarihinde bila tebliğ iade olduğu, her ne kadar asıl borçlu şirketin sözleşmede belirtilen adresine gönderilen tebligatın bila tebliğ iade olmasına rağmen sözleşmenin 12.3 maddesinde adres değişiklikleri bildirilmediği sürece sözleşmede bildirilen adrese çıkartılan tebligatın geçerli olacağı ve tüm hukuki sonuçlarını doğuracağı kabul edilmesi nedeniyle asıl borçlu şirkete yapılan tebligat geçerli ve 05.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş sayılacak ise de, davacı banka tarafından asıl borçlu ve kefillere yönelik 03.01.2018 tarihli hesap kat ihtarı ile borcun ödenmesi için 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirkete 05.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı bankaca ihtarname ile verilen 7 günlük atıfet süresi beklenmeksizin 09.01.2018 tarihinde icra takibinin erken başlatıldığı nazara alındığında, işbu davanın konusunu oluşturan icra takip tarihi olan 09.01.2018 tarihi itibariyle alacağın kefiller yönünden muaccel olmadığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin davalı ... hakkındaki dava yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan davada davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, varılan sonuca göre davacı vekilinin istinaf istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İlk Derece Mahkemesi kararının ... ve ... hakkındaki davalar yönünden kaldırılmasına, davalılar ... ve ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bunlara ek olarak takibin usulüne uygun olduğunu, ihtarnamede borcun derhal ödenmesinin istendiğini, hesabın kat edilip ihtarnamenin gönderilmesiyle borcun muaccel hale geleceğini ve borçluların temerrüde düştüğünü, verilen sürenin ancak faiz hesabında dikkate alınacağını, İlk Derece Mahkemesi kararının da bir takım hesap hataları içerdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ticari genel kredi sözleşmesine kefil olan davalıların asıl borçlunun borcu nedeniyle sorumlu tutulup tutulamayacakları noktasındadır.

  1. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Dairemizin 22.11.2023 tarih ve 2022/2991 E., 2023/6726 K. sayılı ilamı.

  2. Değerlendirme

Dava, ticari kredi sözleşmesinin kefili olan davalılardan ödenmeyen kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup; davacı bankaca asıl borçlu ve davalı kefillere yönelik olarak düzenlenmiş olan 03.01.2018 tarihli hesap kat ihtarnamesinde hesabın 31.12.2017 tarihinde kat edilerek muaccel hale geldiği ve borcun ödenmesi için 7 gün süre verildiği belirtilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince anılan ihtarnamenin asıl borçlu şirkete 05.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı bankaca ihtarname ile verilen 7 günlük atıfet süresi beklenmeksizin 09.01.2018 tarihinde icra takibinin erken başlatıldığı, bu tarih itibariyle alacağın kefiller yönünden muaccel olmadığı gerekçesiyle, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davalılar ... ve ... hakkındaki davanın reddine karar verilmişse de; davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte, davalı kefillere bir ihtar yapılmamış olsa bile, borcun muaccel hale geleceği, bununla birlikte alacaklının borçluya atıfet süresi tanıması halinde ise borcun ödenmesinin atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiş olduğu kabul edilmelidir.

Şu halde, verilen atıfet süresi sona ermeden icra takibine geçilmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde düzenlenen "dürüst davranma" ilkesine aykırı olduğu gözetilerek, ... ve ...'a yönelik davanın Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekmesine rağmen, yazılı şekilde alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamışsa da, anılan husus bozmayı gerektirmediğinden temyiz incelemesine konu kararın değiştirilmiş bu gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca GEREKÇESİ DEĞİŞTİRİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafgerekçesicevaptemyizdeğiştirilerekvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim