Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/349
2024/3935
15 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1439 E., 2022/1471 K.
HÜKÜM: Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2021/485 E., 2022/254 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin, davacı müvekkili tarafından verilen siparişlere ilişkin avans ödemelerine karşılık, davalı tarafın mermer teslimatı şeklinde işlediğini, davalıya yapılan ödemelerden, davalı tarafça teslim edilen mermer emtia bedelleri mahsup edildiğinde, müvekkilinin kayıtlarına göre davalının 110.000 USD borçlu olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin alacağının davalıdan tahsili için İstanbul 25. İcra Dairesinin 2021/14287 E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz ettiğini, işbu itiraz nedeniyle de yapılan ilamsız takibin durduğunu, davalı taraf yetkiye itiraz etmişse de akdi ilişkiyi inkâr etmediğini, taraflar arasında mermer satışından kaynaklanan bir sözleşmesel ilişkinin varlığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığını, davalı tarafça para borcunun ifa yeri bakımından müvekkilinin ikâmetgâhından başka bir yer kararlaştırıldığının iddia ve ispat edilmediğini, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yerinin de alacaklının yerleşim yeri olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı Karmersan'ın faaliyet gösterdiği Isparta Sütçüler ilçesindeki maden sahasında üreteceği mermerin davacı şirkete pazarlanması, davacı alıcı tarafından markalanması, satış ve teslimi ile ödeme koşulları hususunda davanın tarafları ile dava dışı Karmersan arasında 09.01.2017 tarihli pazarlama ve blok mermer alım satım sözleşmesi akdedildiğini, davacının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmediğini, sözleşmenin imza tarihinde davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürünün ... olduğunu, şirketin katılım sağladığı tüm fuarlarda şirketi ...'nin temsil ettiğini, sözleşmenin 7 nci maddesi ile sözleşmeden doğacak olan ihtilaflarda Antalya Mahkemeleri ile İcra Daireleri'nin yetkili kılındığını, taraflar tacir olup, sözleşmedeki yetki şartının geçerli olduğunu, Antalya mahkemelerinin kesin yetkisi dikkate alınarak davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, sözleşme hükümleri gereğince markalanan blok mermerlerin zilyetliğinin ve mülkiyetinin davacıya geçtiğini, müvekkilinin devir ve teslim yükümlülüğünün kalmadığını, markalanan blok mermerlerin maden sahasından sevki, nakli ve gümrük işlemlerinin davacıya ait olduğunu, davacının bu hususlarda gerekli izinleri almaması veya izin almakta geç kalması halinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ve avans bedeli ve satım bedelinin iadesinin talep edilemeyeceğini, davalı şirketçe avans ödemesi yapılması halinde markalanan blok mermer bedelinin, avans bedelinden mahsup edildiğini, sözleşmenin 4.7 nci maddesi uyarınca da ödenen avans bedelinin hiçbir şekilde iadesinin talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalıdan mermer blok alım satımı nedeniyle cari hesaptan doğan alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, taraflar arasında mal alım satımına dair ilişki olduğunun kabul edildiği, davalı tarafça sunulan 09.01.2017 tarihli sözleşmenin konusunun mermer blok alım satımı olduğu, sözleşmede davacının kaşesi üzerinde yetkili müdürü ...'nin imzasının bulunduğu, ... tarafından imzanın kabul edildiği, sözleşmenin geçerli olduğu ve taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin bu sözleşmeye dayandığı, sözleşmenin 7 nci maddesinde, sözleşmeden doğacak ihtilaflarda Antalya İcra Daireleri ile Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair yetki sözleşmesi yapıldığı, taraflar tacir olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca aralarında akdettikleri yetki sözleşmesi uyarınca icra takibinin Antalya İcra Dairelerinde açılması gerektiği, bu nedenle davalının İstanbul İcra Dairelerinin yetkisine itirazının yerinde olduğu, itirazın iptali davalarında, icra takibinin yetkili icra dairelerinde başlatılmasının, bu davaya yönelik özel dava şartı olduğu, davacının yetkisiz icra dairesinden başlattığı ilamsız icra takibinin usulsüz olup, ortada geçerli bir icra takibi mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara dayanak 09.01.2017 tarihli sözleşmenin sahte olarak düzenlenmiş olmakla geçersiz olduğunu, sahte sözleşmenin dosyaya sunulmasının akabinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/206676 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, davalı tarafça yapılan yetkiye itirazının durumu soruşturma dosyasının neticesine bağlı olduğu halde Mahkemece soruşturma dosyası bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket çalışanı ...'nin çalıştığı dönemde şirket zararına iş ve işlemlerde bulunduğunun tespit edildiğini, işten çıkarılmasından sonra da müvekkili şirketin çok sayıda borçlusuyla işbirliği yaparak geçmiş tarihli sahte belgeler düzenlediğini, müvekkili şirketin alacaklı olduğu şirketlerle menfaat ilişkisine girerek şirketi dolandırdığını, şikayetleri üzerine bu soruşturmanın başlatıldığını, karara dayanak sahte sözleşmenin, davalı şirket hakkında icra takibine girişilince eski tarihli olarak düzenlenip cevap dilekçesine eklendiğini, ... tarafından geriye dönük ve sahte yetkiye dayanan imza ile 03.01.2017 tarihli mermer alım satım sözleşmeleri düzenlenmiş olup, müvekkili şirketi ... Elektrik ve Knk Grand Mermer şirketlerine karşı borçlu konuma düşürdüğünü, bu konuyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/86297 ve 2022/32759 sayılı soruşturmalarının başlatıldığını, yine ... tarafından geriye dönük ve sahte yetkiye dayanan imza ile 19.12.2016 tarihli sözleşmenin düzenlenerek müvekkil şirketin .......,Mermer şirketine karşı borçlu konuma düşürüldüğünü, bu konuda da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/205431 sayılı soruşturmasının başlatıldığını, ...'nin düzenlemiş olduğu sahte ve geriye dönük eski tarihli sözleşmeler ile müvekkili aleyhine hareket ettiğini, sözleşmeye ilişkin sahtecilik iddiaları sonuçlanmadan sözleşmenin hiç bir işleme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eldeki davada taraflar tacir olup akdedilen sözleşmenin 7 nci maddesinde bu sözleşmeden doğacak olan ihtilaflarda Antalya mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, sözleşmeyi davacı adına ...'nin imzaladığı, Ticaret Sicil kayıtlarından ...'nin 01.11.2016 tarihli genel kurul kararıyla münferit imzasıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak şirket müdürlüğüne seçildiği, bu kararın 14.11.2016 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı, ...'nin bu görevinin istifa ile sonlandığı, istifanın kabulüne ilişkin 14.03.2017 tarihli genel kurul kararının da 22.03.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, bu durumda işbu davaya dayanak sözleşmenin imza tarihi itibariyle ...'nin şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, davacı tarafça ...'nin işten çıkarılmasından sonra müvekkili şirketin borçlularıyla işbirliği yaparak geçmiş tarihli sahte belgeler düzenlediği, davaya dayanak sözleşmenin de bu kapsamda sonradan geçmiş tarihli olarak düzenlendiği ileri sürülmüşse de bu hususta yargılama dosyasında somut bir delil bulunmadığı, kaldı ki davacı vekilince, dava dilekçesiyle de taraflar arasında mermer satışından kaynaklanan bir sözleşmesel ilişkinin varlığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığının belirtildiği, bu nedenle taraflar arasında sözleşmesel ilişkinin varlığının kabul edilmesi gerektiği, davalının sorumluluğu sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı olduğundan, yetkili icra dairesinin de bu doğrultuda belirlenmesi gerektiği, sözleşmede ise Antalya icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu hüküm gereği yetkili icra dairelerinin Antalya icra daireleri olduğu, takibin başlatıldığı İstanbul 25. İcra Dairesinin yetkisiz olduğu, bu nedenle Mahkemece icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şu aşamada taraflar arasında akdedildiği iddiasıyla davalı yanca sunulan sözleşmenin davacının iddia ettiği gibi geçmiş tarihli düzenlenip düzenlenmediği ve bu sözleşmedeki yetki şartının eldeki davada dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 5 ve devamı hükümleriyle, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 50 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40