Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/323
2024/3916
15 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1764 Esas, 2022/1996 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/526 E., 2020/106 K.
Taraflar arasındaki unvan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ticaret unvanının 08.06.2009 tarihinde tescil ettirildiğini, müvekkilinin 1986 yılından beri 7, 8, 11, 21 ve 35. sınıflar başta olmak üzere seramik, plastik, cam, değerli metaller gibi her türlü malzemeyi kapsayan mutfak eşyaları, kaplar, tabaklar, kaseler, çatal kaşık bıçak setleri, baharatlıklar, mutfak eşyaları, ev gereçleri gibi emtialarda ve bunlara yönelik reklam, tanıtım, pazarlama hizmetlerinde tescilli "..." uzantılı seri markalarının bulunduğunu, T/02104 başvuru numaralı ... ibareli tanınmış marka tescilinin de olduğunu, davalının ticaret unvanının çekirdek unsurunun ... ibaresi olduğunu, bu durumun müvekkiline ait ticaret unvanı ve tanınmış ... ibareli markaların birebir aynısı olması nedeniyle iltibas oluşturacağını, davalının iştigal konusunun müvekkilinin ... markasının tescilli olduğu sınıf ve emtialarla aynı olduğunu, davalının müvekkili ile karıştırılabileceğini yahut müvekkili şirketin grup şirketlerinden biri olduğu algısı yaratabileceğini, tüketicinin davalının ticaret unvanı nedeniyle ... markasının sahibi olduğu veya müvekkili ile arasında organik bağ olduğu algısına kapılacağını, davanın 3 yıl 11 ay sonra açılmasının kötü niyetli olamayacağını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığını, davalının müvekkiline ait ... markasını bilebilecek durumda olup, basiretli davranması gerektiğini, bu açıdan aynı sektörde ... ibaresini kullanmasının açık bir kötü niyet taşıdığını ileri sürerek davalıya ait ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davaya konu ticaret unvanını yasal düzenlemelere uygun olarak tescil ettirdiğini, davacı firmanın ticaret unvanına tecavüz teşkil edecek bir eylemi olmadığını, müvekkili şirketin tescilli unvanını kullanmasının haksız rekabete neden olmayacağını, müvekkili şirketin 27.01.2015 tarihinde kurulduğunu, davacının bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar herhangi bir yasal yola başvurmadığını, aradan geçen yaklaşık 4 yıl sonra dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin ... markası ile hizmet verdiğini ve bu marka ile sektörde belli bir tanınmışlığa sahip olduğunu, iltibas değerlendirmesinde marka hukukundaki kriterlerin uygulanmasının mümkün olmadığını, ibarenin marka olarak değil ticaret unvanı olarak kullanıldığını, davacı ile iş kollarının farklı olduğunu, ticaret unvanlarının benzer alanlarda kullanıldığı varsayılsa dahi hitap edilen tüketici kitlesinin farklı olduğunu, davacının markasının tanınmış olmasının müvekkilinin unvanını kullanmasına engel oluşturmayacağını, ticaret unvanını dürüstlüğe aykırı olmayacak şekilde iş evrakında kullandığını, bu durumun marka tescilinden doğan haklara istisna oluşturduğunu, Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ uyarınca ... ibaresinden sonra işletme konusunu gösteren ibarelerin farklı olması nedeniyle unvanın tescil edilmesinin yasa ve kurallara uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin 2009 yılında davalı şirketin ise 2015 yılında ticaret siciline tescil edildiği, her iki tarafın unvanında "..." ibaresinin vurgulayıcı ibare olarak yer aldığı, iştigal konularının benzer olduğu, "..." ibaresinin, davacı adına davalı unvan tescilinden çok önce marka olarak davalının iştigal alanını da kapsar şekilde tescilli olduğu, "..." markasının tanınmış marka olduğu, davalı şirketin tescil tarihine göre, dava tarihi itibarıyla davacının sessiz kaldığının kabulünün mümkün olmadığı ve dava açmakta kötü niyetten bahsedilemeyeceği gerekçesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi kapsamında davanın kabulüne, davalı Şirketin unvanından "..." ibaresinin çıkarılmasına" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, hükme dayanak bilirkişi raporunun hukuki ve fiili gerçeklere aykırı, eksik inceleme ile düzenlendiğini, müvekkilinin ticaret unvanının kanuni düzenlemelere uygun olarak tescil ettirildiğini, tescilli ticaret unvanı kullanımının marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, müvekkilinin sektörde belli bir tanınmışlığının bulunduğunu, ticaret unvanı terkini için, firmaların aynı alanda faaliyet göstermesi ve firmalar arasında iltibas ihtimali bulunması gerektiğini, davacının ... markasıyla müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunun ... ibaresinin karıştırılma ihtimali yaratmasının tek başına ticaret unvanı terkini için yeterli olmadığını, müvekkilinin bu ibareyi marka olarak değil ticaret unvanı olarak kullandığını, iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde marka hukuku kriterlerinin uygulanamayacağını, markadan doğan hakkın, diğer tarafın unvandan doğan kullanım haklarını engellemek amacıyla kullanılamayacağını, müvekkilinin ... markası ile faaliyet gösterdiğini, markanın sulandırılması, itibarına zarar verme ve markanın fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileme durumunun söz konusu olmadığını, dosyaya hukuki mütalaa sunduklarını, mütalaada tespit edilen hususları tekrar ettiklerini, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu gösteren deliller bulunmadığını, yargı kararlarında sessiz kalma süresinin 2 5 yıl olarak kabul edildiğini, davacı tarafça, müvekkiline karşı dava açılmayacağı yönünde güven oluşturulduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ticaret sicil kayıtlarından, davacının ... çekirdek unsurlu ticaret unvanının tescil önceliğinin bulunduğu, tarafların mutfak/ev eşyalarının üretilip satılması faaliyet konusu ile iştigal ettikleri, davacının cam, madeni, seramik, porselen, topraktan yapılan ürünlerin üretim satışı, davalının ise plastik, lastik kauçuktan yapılan eşyaların üretim ve satışını yapmasının tüketici nezdinde iltibas tehlikesini ortadan kaldırmayacağı, davacı adına tescilli ... markasının, 2010 yılında yapılan başvuru ile tanınmış marka olduğunun tespit edilerek özel sicile kaydedildiği, davacının ticaret unvanında ... ibaresi yanına "mutfak gereçleri", davalının ticaret unvanında "Plastik" ibaresi getirildiği, getirilen eklerin ve şirketlerin anonim şirket ya da limited şirket olmasının, ticaret unvanının ayırt ediciliğini sağlamadığı, davalı şirketin, davacı şirketin ticaret unvanı ya da tanınmış markasından haberdar olmamasının beklenemeyeceği, davalının ticaret unvanında, davacının unvanının çekirdek unsuru ve tanınmış markası olan ... ibaresini, çekirdek unsur olarak kullanmasının 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince ticari dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ve sessiz kalma koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının unvanındaki "..." ibaresinin terkini koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40