Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/6327
2024/3893
14 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Tüketici Mahkemesi
SAYISI: 2023/122 Esas, 2023/374 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankaya yatırdığı paraları çekmek için gittiğinde hesapta para bulunmadığının bildirildiğini, banka yetkililerinin çalışanın eyleminden kuşkulandıklarını belirttiğini, davalıya ihtarname çekerek bedelin ödenmesini istediği halde ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23.350,00 USD ile 363.700,00 Euro'nun yabancı paralara uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.06.2019 tarih ve 2017/197 E., 2019/209 K. sayılı kararıyla; davalının, dava konusu işlemlerin olduğu dönemlerde davacının Türkiye'de olduğunu ve onun bilgisi dahilinde bu işlemlerin gerçekleştirildiğini kanıtlayamadığı gibi işlemlere ilişkin kamera kayıtlarının sunulmaması ve boşa atılan imzalı dekontlarla müşteride güven yaratılarak işlemler yapılması karşısında, bankanın boşa imza alınmasına izin vererek banka çalışanının müşteriyi dolandırma ihtimalini artırdığı, güven kurumu olan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, davalı banka tarafından tüm tedbirlerin alındığı ve davacının bilgisi dahilinde bu işlemlerin yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 255.000,00 Euro'nun fiili ödeme gününde Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası ile ödenmesi kaydıyla 08.09.2016 tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2021 tarih ve 2019/1616 E., 2021/421 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemizin 09.11.2022 tarih, 2021/4046 E., 2022/7978 K. sayılı kararıyla dosya kapsamında kabul edilen 01.09.2008 tarihli 60.000,00 Euro bakımından, İl Emniyet Müdürlüğünün 05.04.2016 tarihli Nevristan Atak'ın yurt içine giriş ve çıkış yaptığını gösterir kayıtlarda ilgilinin anılan tarihte yurt içinde olmadığının anlaşıldığı, ancak dosya kapsamında İl Emniyet Müdürlüğünün 03.03.2016 tarihli davacının yurt içine giriş ve çıkış yaptığını gösterir kayıtlarda ise davacının 01.01.2010 tarihinde giriş yaptığı, 05.02.2010 tarihinde çıkış yaptığı, buna göre, davacının 29.01.2010 tarihinde çekilen 70.000,00 Euro bakımından yurt içinde olduğu, keza 18.03.2013 tarihinde çekilen 125.000,00 Euro bakımından ise 01.03.2013 tarihinde giriş yaptığı ve 22.03.2013 tarihinde çıkış yaptığı değerlendirildiğinde davacının imzasının olduğu söz konusu dekont tarihlerinde yurt içinde olduğunun anlaşıldığı, bu durumda, ilke olarak davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir güven kurumu olması dolayısıyla en hafif kusurundan bile sorumlu ise de, davacının da daha önceden boşa imza atarak banka görevlisine imzalı boş dekont vermiş olmasının olayda müterafik kusurlu olduğuna delalet edebileceğinden bu yönde değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ve eşi Nevristan Atak adına davalı bankada Euro ortak hesapları açıldığı, söz konusu hesapların bir kısmının virman yapılmak suretiyle bir kısmının ise çekilmek suretiyle davalı banka çalışanı tarafından usulsüz işlemler yapılarak boşaltıldığı, davacının davalı banka tarafından kendisine iade edilen miktarlar düşüldükten sonra ödenmeyen (60.000,00 Euro + 125.000,00 Euro + 70.000,00 Euro= ) 255.000,00 Euro bulunduğu, davalı banka özel yasa ile kurulmuş ve kendisine ayrıcalıklar tanınmış bir güven kurumu olması dolayısıyla en hafif kusurundan bile sorumlu ise de, Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde kesinleşen miktar üzerinden davacının da daha önceden boşa imza atarak banka görevlisine imzalı boş dekont vermiş olmasından dolayı olayda %20 müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 204.000,00 Euro'nun fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirtilen efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası ile ödenmesi kaydıyla 08.09.2016 tarihinden itibaren devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin gerçek zararının 363.700,00 Euro ve 23.350,00 USD olduğu halde banka çalışanının uzun uzun yıllar hesapları karıştırarak içinden çıkılmaz hale getirdiğinden müvekkilinin alacağının tam olarak ispat edilemediğini, devlet bankasına güvenmekten başka kusuru olmayan müvekkilinin %20 müterafik kusurlu sayılmasının adaletli olmadığını, müterafik kusur oranının %5'e düşürülmek suretiyle kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ...'ın hesabından "para çekme" işlemi olarak yapıldığı belirtilen dava konusu işlemler bölümünde 75.804,00 Euro tutarlı işlemin esas itibariyle müşteriye nakit ödeme işleminden ziyade virman nitelikli bir işlem olduğunu, müşterinin hesapları arasında gerçekleşen bir transfer olup müşteri hesaplarından bir para çıkışı niteliğinde olmadığını, dolayısıyla bu işlemde hak kaybı veya zarar oluşmadığını, 75.804,00 Euro'luk işlemin hatalı değerlendirilerek Mahkemece aleyhlerine hükmedilen toplam miktarın içinde bu kısım için de aleyhlerine hüküm tesis edildiğini, müvekkili bankanın soruşturma raporunda, dava konusu işlemlerin incelenmesi neticesinde, birkaç adet işlemde boş dekonta alınan imza ile işlem yapıldığının tespit edildiği, ancak bu tespitin davacının tüm işlemleri için genelleştirilmesinin doğru ve hukuka uygun olmayacağını, dosyaya sunulan soruşturma raporundaki birkaç örnekten hareketle, müvekkili bankanın %80 kusurlu olduğu şeklinde yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı banka nezdinde bulunan EURO ve USD vadeli hesaplarından bilgisi ve rızası dışında çekilen paralar nedeniyle uğradığı zararın faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40