Yargıtay 11. HD 2022/7491 E. 2024/3883 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7491
2024/3883
14 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1478 Esas, 2022/1615 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2019/249 E., 2020/81 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkili tarafından yurt içinde TOTAL markası altında akdedilen bayilik sözleşmeleri ile halen akaryakıt, LPG ve madeni yağ ürünlerinin bayiler ve satış noktaları vasıtasıyla toptan ve perakende olarak, satış ve pazarlanması işi ile iştigal edildiğini, bu kapsamda "TOTAL" markası altında bayilik faaliyetinin gerçekleştirildiğini, tapuda İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, İkitelli Mahallesi, 247DR2BC pafta ve 3882 parselde kayıtlı taşınmazda müvekkili şirket lehine 25.04.2008 tarihinden itibaren 15 yıl, 6 ay süre ile intifa hakkı tesis ve tapu siciline tescil edildiğini, müvekkili şirket lehine tesis edilen intifa hakkının Rekabet Kurumu'nun düzenlemeleri çerçevesinde 16.08.2013 tarihinde terkin edildiğini, intifanın kullanılmayacağı süre için edimlerin geçersiz hale geldiğini, bu nedenle müvekkili tarafından intifanın kullanılmayacağı süre için ödenen bedel tutarında fatura kesilerek davalıya ihtarname ile gönderildiğini, 3 gün içerisinde fatura bedelinin ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının faturaya itiraz ettiğini, intifa bedelinin kullanılmayan dönemine tekabül eden kısmının müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından kesilen faturanın hukuka uygun olduğunu, davalı faturaya süresi içerisinde itiraz etmediğinden borcu kabul etmiş sayıldığını, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2015/22687 E. sayılı dosyası ile faturaya dayalı takibe geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada görevli ve yetkili mahkemenin Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafından bu davanın konusu ile aynı konuda başka davalar açılmış olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının bu davayı müvekkili aleyhine açmakta hukuki yararının olmadığını, davacı "TOTAL" ile müvekkili kooperatif üyesi arasındaki sözleşme gereğince alınan taahhütname ile kooperatif üyesinin davacı adına 15 yıl 6 ay süreyle tüm hak ve sorumluluk kendisine ait olmak üzere intifa hakkı kurulmasını talep ettiğini, taraflar arasındaki bu sözleşme ve taahhütnameye bağlı olarak davacı taraf lehine 25.04.2008 tarihinde bahsi geçen intifa hakkının tesis edildiğini, intifa bedeli olan 320.677,00 TL'yi müvekkili kooperatif üyesi ....., Petrolcülük İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin aldığını, ... Petrolcülük İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin de intifa bedelini ...Akaryakıt ve Petrol Ürn. Paz. Dağ. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye verdiğini, intifa bedeli karşılığında ... Petrolcülük İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kesilen 09.10.2009 tarihli A Seri 8003 yevmiye nolu fatura, ... tarafından kesilen 26.10.2009 tarihli A seri 681468 yevmiye nolu fatura ve tüm işlemlerin davacı "TOTAL A.Ş."nin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını, aralarındaki ticari ilişkide müvekkili kooperatif tamamen dışarıda kalan 3 üncü şahıs konumunda olup, hiçbir ticari faaliyet ve menfaati olmadığını, müvekkili ile davacı arasında intifa hakkı tesisi yönünde herhangi bir sözleşme yapılmadığını, bunun karşılığında müvekkilinin kayıtlarına giren herhangi bir bedel bulunmadığını, davacı, kooperatif üyesi ve dava dışı ......., Akaryakıt ve Petrol Ürn. Paz. Dağ. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 23.12.2008 tarihli bayilik sözleşmesi, 23.12.2008 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesi ve 11.03.2009 tarihli ek protokol imzalandığını, bu taraflar arasında ticari ilişki olduğu ve dava konusu taşınmaz üzerinde intifa sözleşmesi olduğunu, faturaya itirazlarının süresinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin dava konusu edilen ve intifa bedeline esas olan "taşınmaz üzerindeki lehtarı olduğu intifa hakkının tamamından bedelini aldığından çıplak mülkiyet malikleri lehine terkinini talep ettiği" kaydının bulunduğu, davacının bayilik sözleşmesi çerçevesinde kurulan intifa hakkının terkin olunması ile ilgili 16.08.2013 tarihli tescil istem belgesi ile bu davaya konu taşınmaz üzerindeki lehtarı olduğu intifa hakkının tamamından,bedelini aldığından dolayı terkin talebinde bulunduğu,bu suretle hukuk düzeninde ilgili taraflar nezdinde güven oluşturduğu,bu şekilde irade beyanını açıkladığı,bu beyanının makul ve dürüst her ilgili nezdinde bu beyana uygun olarak gerekli iradeyi oluşturduğu açık olduğu halde davacının bu defa yine kendisinin dayandığı bu tescil istem belgesi nedeniyle davalı aleyhine dava açması kabul edilemeyeceği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi yerleşik kararlarında da belirtiği üzere dava konusu intifanın kaldırılmasına ilişkin tapu sicil müdürlüğü nezdinde davacı şirketin bu yöndeki beyanı karşısında davacının açmış olduğu davanın kabulü mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın, davacının icra inkâr tazminatı talebinin ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; intifa hakkının terkin edilmesinden dolayı, davalı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir bedel ödenmemiş olduğunu, eksik inceleme neticesinde hatalı/hukuka aykırı şekilde kurulan mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğini, mahkeme tarafından intifa terkinine ilişkin tescil istem belgesinde intifa hakkının 'bedeli alındığından dolayı terkin edildiği' açıklamasının yer almasından bahisle davalarının reddine karar verildiğini ancak davalının intifa hakkı bedelinin tamamının müvekkili şirkete ödendiğine dair bir savunması/beyanı/iddiasının bulunmadığını, intifa hakkının süresinden önce ivazsız terkin edilmesi halinde kayıtlı değer üzerinden binde 68,31 oranında tapu harcı alınacağı düzenlenmişken, intifa hakkının süresinden önce bedel karşılığında terkin edilmesi halinde ise belirtilen bedel üzerinden binde 20 oranında tapu harcı alınacağının düzenlendiğinin, dolayısıyla Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında da kabul edildiği üzere, intifa hakkının tapu sicilinden terkini için gereken harçlara taşınmazın malikinin katlanmasının gerektiği düşünüldüğünde, taşınmaz maliki için intifa hakkının bedel gösterilerek terkin edilmesi halinin intifa hakkının bedelsiz terkin edilmesi halinden daha lehe olduğunun anlaşıldığını, başka bir deyişle, taşınmaz maliki intifa hakkının süresinden önce ivazsız terkin edilmesi halinde daha fazla tapu harcı ödeyeceğinden taşınmaz maliklerinin intifa hakkının süresinden önce terkin edilmesi hallerinde tapu müdürlüğüne intifa hakkının bedel karşılığında terkin edildiği hususunda beyanda bulunduklarını, taşınmaz maliklerinin bir an önce intifa hakkını tapu sicilinden terkin edebilmeleri için taşınmaz maliklerine veya taşınmaz malikleri tarafından yetkilendirilen kişiler adına intifa terkinini sağlayabilmeleri için müvekkiline vekaletname düzenlettirdiklerini, intifa hakkının terkini işlemi için tüm işlemlerin taşınmaz maliklerinin yetkilendirdiği kişiler tarafından yapıldığını, dava dosyasına ibraz ettikleri intifa hakkının terkinine ilişkin vekaletnameden de görüleceği üzere, müvekkili şirket tarafından davalı yanın yetkilendirdiği şahıslara intifa hakkının tapu sicilinden terkini için yetki verildiğini, dolayısıyla gerekçeli kararda terkin belgesine müvekkili tarafından yazıldığı iddia edilen açıklamanın aslında intifa hakkının süresinden önce terkini nedeniyle tapu harcını az ödeyebilmek için davalı yanın yetkilendirdiği şahıs tarafından bu şekilde kayda alınmış olduğunu, tapu müdürlüğünde intifa terkin işlemleri yapılırken tapu memurları yada müdürleri tarafından, taşınmazın emsal değerinin belediyeden istendiğini ve emsal değerin 1/3ü oranında terkin harcı tahakkuk edildiğini, ona göre belirlenen bedelin terkin senedine yazıldığını, bu bedelin intifa bedelinin tahsili hususu ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, intifa terkin senedinde adı geçen ‘...ın’ müvekkili şirketin yetkilisi olmadığını, dolayısıyla bu şahıs tarafından terkin belgesine girilen açıklamanın, intifa hakkının süresinden önce terkin edilmesi nedeniyle müvekkili şirketin bedelin tamamını aldığına dair bir ispat oluşturmadığını, müvekkili şirketin terkin işlemi ile herhangi bir bedel almadığını, tapu tarafından zorunlu prosedür gereği uygulanan bir işlemin sebebi ile intifa bedelinin tahsil edilememesinin ve zorunlu prosedür gereği terkin senedine yazılan ibarenin müvekkili tarafından kabul edildiğini ve bu doğrultuda intifa bedelinin tahsil edildiğine dair güven oluşturulduğu şeklinde yorumlanarak davanın reddine karar verilmesinin, davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesine, müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı şekilde zarara uğratılmasına sebebiyet verdiğini, intifa hakkının kazanma sebebinin ortadan kalkmasıyla, sebebe bağlılık ilkesi gereği tapu sicilindeki tescilin hükmünü yitirmiş olduğunu ve Türk Medeni Kanunu’nun 1024 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlenen “Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” şeklindeki hükmü gereği yolsuz hale geldiğini, bu halde intifa hakkının sicil dışında sona ermesine karşın tescilin şeklen sicilde yer aldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 136 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, borçlunun ediminin, tazminat sorumluluğu gerektirmeyecek şekilde imkânsızlaşması halinde, karşı tarafın edim yükümünün de yasa gereği sona erdiğini, bu nedenle ifası imkansızlaşan borcun borçlusunun karşı edime ilişkin talep hakkını kaybettiği gibi, önceden aldıklarını da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmek zorunda olduğunun yasa ile sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya peşin ödenmiş intifa hakkı bedelinin, davalının malvarlığının sebepsiz zenginleşmesine yol açmış olduğunu ve müvekkili şirketin kullanılmayan süreye ilişkin intifa hakkı bedelini 6098 sayılı Kanun'un 136 ncı maddesi uyarınca talep edebileceğini, izah edilen sebeplerden ötürü mahkeme tarafından uygulamaya ve yerleşik içtihatlara göre intifa bedelinin kullanılmayan dönemine ilişkin bedelin müvekkili şirkete iade edilip edilmediği hakkında bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatının reddine karar verildiğini, Mahkemenin gerekçeli kararında açıkça ifade edildiği üzere, davacı firma 16.08.2013 tarihli Tapu Sicil Müdürlüğünün tescil istem belgesinde bedelini alarak terkin talebinde bulunmuş olduğunu ve bu beyanıyla bağlı olduğunu, davacı tarafın terkin talebinde kendisi bulunduğundan ve terkinde bedelini aldığını bildirdiğinden, böyle bir irade açıklamasının davacı açısından bağlayıcı nitelikte olduğunu, davacı tarafın kendi beyanının aksine hareket ederek müvekkilinden haksız olarak maddi menfeat elde etmeye çalıştığını, davacının müvekkili kooperatifle hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, cevap dilekçelerinde detaylı olarak izah edildiği üzere, intifa hakkına konu taşınmaz müvekkili kooperatifin üyesi olan ... Petrolcülük Ltd. Şti.'ye tahsisli olup zorunlu sebeplerden dolayı taşınmazın tapuda bu firma adına devir edilemediğini, kooperatif üyesinin mağdur olmaması adına üyesinin yazılı istemi ve tüm hak ve sorumluluğunun kendisine ait olacağına dair taahüdüne istinaden davacının lehine intifa hakkı tesis edildiğini, davacının müvekkili dışında kooperatiflerinin üyesi olan ... Petrolcülük Ltd. Şti. ve ...Akaryakıt Ltd. Şti. ile intifa ilişkisini de barındıran bayilik sözleşmesi akdettiğini, davacının ise bu kişiler ile sözleşme aktetmediğini, müvekkilinin intifa hakkı tesisi sırasında yalnızca tamamlayıcı işlemleri yerine getirdiğini, bu hususun davacı tarafın da bilgisi dahilinde olduğunu, davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan sözleşmede dava konusu taşınmaza intifa taahhüdü bulunan işletici ...Akaryakıt ve Petrol Ürü. Paz. Dağ. San. ve Tic. Ltd. Şti., işleticiye kefil olanın da ... olduğunu, ...'nın hem ...Akaryakıt Ltd. Şti.'nin ortak ve yetkilisi hem de müvekkili kooperaatifin tahsisli taşınmazına malik olan ... Petrolcülük Ltd. Şti.'nin ortak ve yetkilisi olduğunu, davacı tarafın, müvekkili ile herhangi bir iş ilişkisi kurmamış olmasına rağmen bu davayı müvekkiline yönlendirmede kötü niyetli olduğunu, ayrıca davacının haksız olarak İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün 2015/22687 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapmış olduğunu, bu icra takibinde ödeme emrini kötü niyetli olarak usulsüz tebliğ ettiğini ve müvekkilinin banka hesabındaki paranın haksız olarak haciz ve tahsil edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapuda davalı kooperatif adına kayıtlı İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, İkitelli Mahallesi, 3882 parsel sayılı taşınmaz üzerine 25.04.2008 tarihinde davacı lehine 15 yıl, 6 ay süre ile intifa hakkı tescil edildiği, 16.08.2013 tarihinde intifa hakkının terkini sırasında davacı şirket temsilcisinin, intifa hakkı bedelini aldığından çıplak mülkiyet malikleri lehine hakkın terkinini talep ettiği, bu beyana göre intifa bedel karşılığı yapılmış olup, güncellenmiş bedel talep edilebileceği yönünde hakların saklı tutulmadığı, bu nedenle davacının artık intifa terkininden sonra kalan süre yönünden herhangi bir talepte bulunamayacağından davacı vekilince ileri sürülen istinaf istemlerinin yerinde görülmediği, her ne kadar davalı taraf, davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan, intifaya konu taşınmaz üzerinde yapılacak akaryakıt ve otogaz bayiliğine ilişkin sözleşmede taraf değil ise de, sözleşmenin tanımlar maddesinde tapu malikinin davalı kooperatif olduğu beyan edilerek, 3 üncü maddesi ile işletici bayi tarafından malik olan davacıya taşınmazda 15 yıl 6 ay süreli intifa hakkı tesis ettirileceğinin taahhüt edildiği, bundan sonra tapu müdürlüğü nezdinde yapılan resmi senette davacı tarafından 320.677,00 TL bedel karşılığında intifa hakkının tescil edildiği ve Mahkemece terkin işlemi sırasında davacı tarafından intifa bedelinin alındığı beyan edilmiş olduğundan kalan süreye ilişkin talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması karşısında davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizliği görülmediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Rekabet Kurulu kararı gereğince intifa hakkının süresinden önce terkin edilmesi nedeniyle davacı tarafından ödenmiş olan bedelden, kullanılmayan süreye tekabül eden kısmının istirdadı için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40