Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/401

Karar No

2024/3853

Karar Tarihi

13 Mayıs 2024

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1622 Esas, 2022/1692 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI: 2017/291 E., 2019/515 K.

Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı taraf arasında 14.01.2013 tarihinde %50 ortaklı... Emlak İnşaat ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketini kurduklarını, müvekkili şirketin müdürler kurulu başkanı, davalının ise şirket müdürü olarak seçildiğini, her ikisinin de münferiden temsile yetkili kılındıklarını, davalının ortaklığının sembolik olduğunu, esasen müvekkilinin yakın arkadaşı olan davalının eşinin okuma yazma bilmemesinden dolayı davalının ortak gözüktüğünü ancak şirketi asıl yönetenin davalının eşi ...olduğunu, davalı ve eşinin müvekkilini şirketin borca batık olduğunu hususunda aldattığını, şirketin zarara uğrayıp kâr elde etmediği söylenerek hileli davranışlarıyla müvekkilinin iradesini fesada uğratılarak şirketin kapatılmasına müvekkilinin razı edildiğini, akabinde tasfiye kararı alındığını, tasfiye memuru atandıktan sonra davalı tarafın müvekkilini arayarak tasfiye işlemleri ile kendisinin ilgilenebileceğini, şirket kapanana kadarki süreçte şeklen devam edeceğini, bu süreçte müvekkilinin imzasına ihtiyaç duyulmayacağını bildirerek hisse devri konusunda dayatma yaptığını, hisse devri sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, gerçek iradenin şirketin tasfiyesini sağlamak olduğunu, tasfiye kararının da iddialarını destekler mahiyette olduğunu ileri sürerek taraflar arasında akdedilen Manisa 2. Noterliğinin 07.04.2016 tarihli ve 10406 yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesinin iptaline ve davacının şirket ortağı olduğunun tespitine, pay devri sözleşmesinin yapıldığı tarih ile iptal edileceği tarih arasında davalı hissedarın kendi lehine sağladığı, müvekkilinin yoksun kaldığı menfaat oranında müvekkilinin uğradığı zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının 27 yıllık bir esnaf olduğunu, davanın esas sermaye payı devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali davası olduğunu, davanın limited şirkete karşı açılması gerektiğini, davanın esasen genel kurul kararının iptali olarak değerlendirilmesi gerektiğini bu sebeple de üç aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, hisse devir sözleşmesine kadar gerçekleşen işlemler davacı tarafça gerçekleştirildiği halde, tamamlayıcı nitelikteki dava konusu sözleşmenin iptalini istemenin hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava hisse devrinin yapılmasına ilişkin alınan genel kurul kararının iptaline ilişkin olmayıp davacı ve davalı arasında hisse devri sözleşmesinin iradenin fesada uğraması sebebe ile iptaline ilişkin olduğundan hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, bilirkişi raporunda, ... Emlak İnşaat ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, şirketin borca batık durumda olmadığı, aksine bilanço ve gelir tablosuna göre kârlı bir şirket olduğu, hisse devir sözleşmesinde 15.000,00 TL hisse devir bedeli belirtilmesine rağmen, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine hisse devir bedeli adı altında bir tahsilat ve ödemesi olmadığı, davacı ortağın şirket müdürler kurulu başkanı olması nedeniyle hisse devrinin kendi iradesi ile noterden verdiği vekaletname ile yapıldığı, hisse devrinde eksik bir işlemin olmadığının belirtildiği, davacı ve davalının... Emlak İnşaat ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şti.'nin ortakları olduğu, şirketin 14.01.2013 tarihinde Ticaret Siciline tescil edildiği, kurucularının davacı ve davalı olduğu, davacının 14.01.2013 tarihine kadar müdürler kurulu başkanı olduğu, diğer davalının da şirket müdürü olduğu, 12.02.2016 tarihinde şirket genel kurulunda 2016/02 sayılı karar ile şirketin 12.02.2016 tarihinden itibaren tasfiyesine, tasfiye memurluğuna davalının atanmasına oy birliği ile karar verildiği, alınan bu kararın ticaret siciline tescil ve ilanın yapılmadığı, karardan vazgeçildiği, davacının Tatvan Noterliği tarafından düzenlenmiş 22.03.2016 tarihli ve 3107 yevmiye sayılı vekaletname ile hisselerinin tamamını dilediği kişi ve kişilere satması için şirketin mali müşaviri Mehmet Coşar'ı vekil olarak tayin ettiği, şirketin genel kurulunun 04.04.2016 tarihindeki toplantısında 2014 yılı hesap dönemine ait bilanço ve kar hesaplarının oy birliği ile tespit edildiği, 2014 yılı karının ortaklara dağıtılmayarak şirket bünyesinde bekletilmesine, müdür ve müdürler kurulu üyelerinin ibra edilmesine, şirket ortaklarından ...'un şirkette sahip olduğu 15.000,00 TL kıymetindeki 150 adet paya isabet eden hissenin ortaklardan ...'a devrederek ortaklıktan ayrılmasına, şirket faaliyetlerinin tek ortaklı olarak devam edilmesine oy birliği ile karar verildiği, bu kararın ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiği, hisse devrine ilişkin işlemlerin bundan sonra 07.04.2016 tarihli Manisa 2. Noterliğinin 10406 yevmiye sayılı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile şirketteki 150 adet hisse payının aktif ve pasifleri ile hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte 15.000,00 TL bedel ile davalıya devredildiği, davacının bu devrin, davalının hileli davranışları neticesinde iradesinin fesada uğradığından bahisle iptali talep ettiği, bilirkişi raporunda dava dışı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, bilanço ve gelir tablosu hesaplarına göre kârlı bir şirket olduğunun tespit edildiği, davacı, davalının hileli davranışları sonucunda şirketin mali durumunun kâr elde etmeye uygun olmadığını, şirketin zarara uğradığına inandırılarak bu nedenle tasfiye kararı alındığını, tasfiye kararından sonra da şirket hissesinin devrinin yapıldığını iddia etmiş ise de ticaret sicil kayıtlarından anlaşılacağı üzere tasfiye kararının alındığı 12.02.2016 tarihine kadar ve sonrasında da davacının şirket müdürler kurulu başkanı olduğu, şirketin tüm kayıt ve belgelerine ulaşabileceği bir konumda bulunduğu, bunun engellendiği konusunda iddia ve ispatta bulunmadığı, şirketin mali durumunun tespitinin mümkün olduğu nazara alındığında davacı şirket müdürünün şirketin mali durumu konusunda davalının hileli davranışları nedeniyle iradesinin fesada uğradığı iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın dayanağı hile olmasına rağmen usulüne uygun şekilde bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini, şirket adına alınan tasfiye kararı hariç hiç bir kararda müvekkilinin imzasının bulunmadığını, şirketin işlerini davalının yürüttüğünü, müvekkili şirketin yönetiminde aktif rol almadığından şirketin kâr zarar durumu konusunda ancak davalının beyanları doğrultusunda bilgi sahibi olduğunu, hisse devrinden birkaç ay önce alınan fakat tescil ve ilan edilmeyerek vazgeçilen tasfiye kararının da müvekkilinin iradesinini fesada uğratıldığının ispatı olduğunu, hayatın olacağın akışına göre kâr eden bir şirket ile ilgili olarak müvekkilinin tasfiye ve kâr dağıtılmayarak tüm aktif pasifleriyle hissesini devretme kararını almayacağını, şirketin zararda olduğunun ısrarcı bir şekilde bildirilmesi üzerine müvekkilinin tasfiye kararına razı olmak zorunda kaldığını, 2013 yılından hisse devrinin yapıldığı tarihe kadar müvekkilinin şirketten kâr payı almadığını, davalının kötü niyetli olarak müvekkillini herhangi bir kâr payı almadan şirketten çıkarma gayesi ile hareket ettiğini, davalı tarafça müvekkilinin iradesi fesada uğratıldığını, bilirkişi raporu ve dosya evrakına göre şirketin kâr ettiğini, şirketin yapmış olduğu villaların satım bedellerinin düşük gösterilmesi nedeniyle şirket kârının resmî kayıtlarda düşük olduğunun müzekkere cevabı ile sübut bulduğunu, davalının eşi ve eşinin kardeşinin şirkette yüksek maaşlı olarak sigortalı gösterildiğine yönelik iddalarının Sosyal Güvenlik Kurumu yazı cevabı ile sübut bulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacının müdürler kurulu başkanı olması sebebiye şirketin mali durumu hakkında tüm kayıt belgelere rahatça ulaşabilme imkânı bulunduğu ve bu imkânın engellendiğine yönelik herhangi bir beyanı olmaması karşısında artık hile hususunun ayrıca araştırılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; irade sakatlığı hallerinden hileye dayandıkları halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 203 üncü maddesi uyarınca tanıklarının dinlenilmediğini, müvekkilinin Tatvan'da ikamet ettiğini, Manisa'da bulunan şirketin işlerinin davalı tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin şirketin işleyişinden davalının beyanlarına göre haberdar olduğunu, kuruluş aşamasında her iki ortağında münferiden yetkili olduğunu, şirket lehine çekilen kredi işlemi ve tasfiye kararı hariç diğer hiçbir şirket işleminde müvekkilinin imzasını olmadığını, dosyaya gelen müzekkere cevaplarına göre de şirketin yönetim ve temsili ile davalının ilgilendiğinin belli olduğunu, 8 adet villanın yapım ve satışı aşamasında zarar edildiği beyan edilerek müvekkilinin tasfiyeye zorlandığını, sonrasında da hisse devrinin dayatıldığını, bu aşamalarda davalı ve eşinin beyanlarına göre şirketin borca batık olduğunun bilindiğini, hisse devrinde bir kaç önce alınan ancak tescil ve ilan edilmeyerek vazgeçilen tasfiye kararının da müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığının ispatı olduğunu, hisse devrinin esasen, davalı tarafından tasfiye işlemlerinin yürütülmesine ilişkin olduğunu, yani muvazaalı olduğunu, aslında şirket zarar etmediği halde davalı tarafça iradesinin fesada uğratıldığını, zira hayatın olağan akışına göre kâr eden bir şirketten müvekkilinin tasfiyeyi, ve kâr dağıtılmayarak tüm aktif ve pasfileri ile devri istemeyeceğini, kurulduğu tarihten beri müvekkilinin şirketten hiç kâr payı almadığını, %50 hissedar olunan şirketten kâr payı alınmaksızın ayrılmanın akla uygun olmadığını, şirketin kâr ettiğinin dosya evrakından anlaşıldığını, villa satış rakamlarına göre de şirketin oldukça fazla kâr ettiğinin sabit olduğunu, davalı tarafça ısrarla şirketin zarar ettiği savunulduğundan, bu belgelerle aksinin ispatlandığını, davalının eşi ve eşinin kardeşinin şirkette sigortalı gösterilerek yüksek miktarda maaş aldıklarının müzekkere cevapları ile sübut bulduğunu, müvekkili dahi herhangi bir maaş almazken adıgeçenlerin aldığı maaşların, davalının şirketi kendi menfaati doğrultusunda yönettiğini gösterdiğini, davalı, müvekkilinin şirket borçlarından kaçmak üzere hissesini devrettiğini iddia etse de, kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefaleti bulunduğundan bu hususun doğru olmadığını, kâr ettiği halde, kâr payı dağıtılmaması ve genel kurul toplantılarında bu yönde karar alınmasının, müvekkilinin iradesini fesada uğratıldığını ortaya koyduğunu, hile hukuki sebepleri kabul görmese dahi, edimin yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmenin geçersiz olduğuna karar verilmesi gerektiğini, zira hisse devir bedeli ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava dilekçesinde sembolik bir rakam devir bedeli olarak belirtilmişse de bu miktarın dahi ödenmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinin iptali ile uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim