Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6064
2024/379
16 Ocak 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1712 Esas, 2022/1064 Karar
vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ: **
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/188 E., 2019/668 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin açmış olduğu kapalı zarf usulü ihale sonucu müvekkili tarafından davalıya güvenlik sistemi ve donanımının satışı yapıldığını, ürünün davalıya tesliminin de yapıldığını, ancak davalı şirket tarafından borcun ifa edilmediğini, alacağın tahsili için takibe giriştiklerini, davalı yanca haksız olarak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini, takibin devamını ve %20 oranından ... olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin hileli işlemleri ile müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, yapılan satış sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin de fahiş olduğunu, müvekkilinin gabine maruz kaldığını, ayrıca sipariş fişinin bağlayıcılığının da bulunmadığını savunarak davanın reddi istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan sipariş formu, davalı şirket yönetim kurulunun kararı, davalı tarafından avans ödemesinin yapılmış olması dikkate alındığında taraflar arasında satış sözleşmesinin kurulduğu ve davacı tarafından takibe konu faturadaki malın davalıya teslim edildiği, davacı şirketin basiretli tacir olması, davacı dışında iki ayrı firmadan da teklif alınmış olması ve en düşük teklifi veren davacıya sipariş verilmesi nazara alındığında davalının gabin savunmasının ve yine sipariş tarihinden önce davalı şirketin işyerinde ürünün demosunun kurulmuş olması, basiretli tacir olan davalının bu süreç içerisinde gerekli araştırma ve inceleme yaparak sistemlerinde risk olup olmadığı, varsa bu riskin hangi ürünle bertaraf edilebileceği konusunda karar verebileceği, ürünün demosunun kurulmasından sonra davalı tarafından uyuşmazlığa konu ürünün satın alınmasına karar verildiğinden davacının önerisi dışında hileli davranışları neticesinde bu ürünün alınmasına sebep olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yetersiz gerekçe ile karar verildiğini, bilirkişi raporlarına itibar edilmediğini, gabin iddialarının değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin 2016 yılından bu yana Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyımlığında yönetildiğini, kayyımdan bir tacir gibi basiretli bir yönetim sergilemesinin beklenemeyeceğini, devlet güvenliği ön planda tutularak siber saldırılara karşı önlem alınması için davacı tarafından yanıltılarak söz konusu yazılımın müvekkili şirkete satıldığını, esasen bu ölçekte bir yazılımın müvekkili şirket için gerekli de olmadığının sonradan anlaşıldığını, müvekkilinin bilgisizlik ve tecrübesizliğinden yararlanıldığını, ihale usulüyle satın alınmış olsa da anlaşılan fiyat üzerinden indirim de yapılmadığını, fahiş fiyat ödemek zorunda kaldıklarını, fiyatın fahiş olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılmadığı gibi mahkemece bilirkişi raporuna neden itibar edilmediğinin de açıklanmadığını, bu sebeple adalete ve hakkaniyete göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı ve özellikle davacı tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği ve iddia ettiği irade fesadını ispat edemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, taraflar arasında satım sözleşmesinin kurulup kurulmadığı ile davacının iradesinin hile ve gabin nedeni ile fesada uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
MUHALEFET ŞERHİ
Dava İİK 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.
Satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı tarafından yapılan icra takibine davalının alacağa itiraz etmesi üzerine davacı tarafından itirazın iptali için bu dava açılmış olup, davalı tarafa takibe konu faturadaki malın teslim edilmesi gerekçe gösterilerek bedelin tahsili amacıyla takip yapılmış ve dava açılmıştır.
Davalı ...Ş. bünyesindeki şirketlere Ankara 5.Sulh Ceza Hakimliğinin 26.10.2015 tarih ve 2015/4104 değişik iş kararı ile kayyım atanmasına karar verilmiştir.18.08.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 647 sayılı KHK ile Kayyımlık Yetkisinin Devri ve Tasfiye başlıklı 19.maddesi doğrultusunda, kayyımların yetkileri, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.10.2015 tarih ve 2016/4628 D.iş Kararı ile TMSF'ye devredilmiştir.
Şirketin yönetimi kayyımda iken; kayyım tarafından davacı şirketin yetkili kişileri ile sipariş formu düzenledikleri, siber tehditlere karşı korunmak için şirket adına böyle bir ilişkiye giren kayyımların, davacı tarafından FETÖ/PYD'nin siber saldırılarda bulunacağını, şirketin ticari sırlarının korunması ve güvenlik zaafiyetinin oluşmasını engellemek gerektiği gerekçesi ile soruşturma için sistemin gerekli olduğu ileri sürülmesinden sonra böyle bir satış sözleşmesi yaptıkları ileri sürmeleri nedeni ile ilk derece mahkemesince mahallinde yapılan keşifte alınan teknik bilirkişi raporuna göre; siber saldırı tüm şirketler için geçerli bir tehdit olduğunu, davalı şirketin bu kadar büyük bir siber güvenlik önlemine ihtiyacı olmadığı, davacı yanın yapmış olduğu ürün tanıtımı nedeniyle böyle bir ürünün alınmasına karar verildiği, ancak ürün teslim tutanağında şirket yetkililerinin imzasının olmadığı, davacının ürünü bırakarak ayrıldığını ürünün hiç kullanılmadığı tespit etmişlerdir.
İlk derece ve istinaf mahkemeleri bilirkişi raporundaki bu değerlendirmelerine rağmen aksi yönde karar verilerek, davanın kabulü yönünde hüküm kurmuşlardır.
Davalı şirketin yukarıda izah edilen geçirdiği süreç, şirketi yöneten kayyımların tacir olmamaları ve aksi yöndeki bilirkişi raporuna rağmen kabul kararı veren İlk derece mahkemesinin kararını esastan red eden istinaf mahkemesi kararını onama yönündeki çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum, zira Dairemizin yerleşik İçtihatlarına göre; dava konusu uyuşmazlık teknik bilgiyi gerektirdiği takdirde; bilirkişi incelemesi yapılması bir zorunluluktur. İlk derece mahkemesi bilirkişi raporunu kabul etmediği takdirde; ... bir bilirkişi raporu alması ya da bilirkişi raporunun aksine verdiği kararını gerekçelendirmesi gerekir. Gerek İlk derece mahkemesi gerekse de istinaf mahkemesi bu hususu değerlendirmemişlerdir. İstinaf Mahkemesinin esastan red kararının bu gerekçelerle bozulmasının gerektiği düşüncesindeyim.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:11