Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/377
2024/3756
9 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1567 Esas, 2022/1226 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2021/351 E., 2021/433 K.
Taraflar arasındaki vekaletname ile verilen yetkilerin kaldırılması, davalı şirkette gerçekleşen haksız ve hukuka aykırı olayların tespiti ile şirkete ihtiyati tedbir yoluyla kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...Ş.’nin 2017 yılında davacı ve davalılar tarafından kurulduğunu, müvekkilinin şirketteki payının %50 davalıların ise (%12,5 x 4)=%50 olduğunu, şirket ortaklarının aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduklarını, temsil yetkisinin müşterek imza ile yönetim kurulu başkanı olarak davacı ve başkan vekili olarak davalı ...’a verildiğini, yönetim kurulu başkanı olan davacının tüm yönetim ve idare yetkilerini 15.03.2018 tarihli vekaletname ile davalı ...’a devrettiğini, şirket sermayesinin %50’sine sahip davalıların şirketin müşteri ve tedarikçilerini perde arkasından kurup yönettikleri ...A.Ş.’ye yönlendirdiklerini, bu suretle davalı ...Ş.’nin cirosunu 17 kat azaldığını, davalıların ... A.Ş.’nin müşteri ve tedarikçileri ile irtibata geçerek ticari faaliyetlerini kendi kurdukları ...A.Ş. üzerinden devam edilmesini sağladıklarını, ... Çelik müşterileri ve tedarikçilerine ...A.Ş. tarafından e postalar atıldığını, ... Çelik A.Ş.’nin içinin bu şekilde boşaltılmasının şirketin cirosunda azalamaya neden olduğunu ve %50 ortak olan davacıya zarar verdiğini, daha sonra davalı ... ve ...’in hisselerini davalı ...’a devrettiklerini, hisse devri yapan ... ve ...’in ...A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladıklarını, ... Çelik A.Ş.’nin maruz kaldığı suiistimaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/111945 sayılı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığını, ... Çelik A.Ş.’nin yasal temsilcisi olan davacı NK Çelik’in temsil yetkisini gereği gibi kullanamadığını, davalıların yönetim kurulunda çoğunluğu temsil ettiklerini, müvekkilinin yönetime etkin şekilde katılamadığını, şirketin içinin boşaltılmasının önüne geçilebilmesi için kayyım atanmasının zorunlu olduğunu, dört davalıdan ikisinin ... Çelik’in yönetim kurulu üyeliği görevini ifaya devam ettiklerini, bu sayede istedikleri kararı aldıklarını ileri sürerek ... Çelik içinde meydana gelen hukuka aykırı davranışların tespiti ve davalı şirkete acilen kayyım atanmasına, ...’ın vekaletname ile sahip olduğu yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafa tebligat çıkarılmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından ...'a vekaletname ile verilen yetkilerin kaldırılmasının dava konusu yapıldığı, vekaletnamenin 15.03.2018 tarihli olup, davacı tarafından ...'a verildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 512 nci maddesine göre vekalet verenin ve vekilin her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebileceği, vekalet ilişkisinin sonlandırılması ve vekilin vekaletname ile sahip olduğu yetkilerin kaldırılmasının yargılama faaliyetine konu edilemeyeceği, davacının kendi imzasıyla verdiği vekaletnamedeki yetkileri azil ile ortadan kaldırabilecekken, vekaletnamedeki yetkilerin kaldırılmasını mahkemeden talep etmesinde hukuki yararı olmadığı, şirkete zarar verdikleri iddia olunan yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açma olanağı varken, sorumluluk davasına kaynak olabilecek usulsüzlerin tespitini istemekte davacının hukuki yararının bulunmadığı, dava dilekçesindeki açıklamalar ve sunulan delillerin kayyum atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir verilmesi yönünden yaklaşık ispata elverişli olmadığı gerekçeleri ile davalı şirkete kayyum atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle reddine; davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin, davalı ... zarara sokan tüm usulsüz ve hukuka aykırı davranışlarının tespiti talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine; davalı ...'ın vekaletname ile sahip olduğu yetkilerin kaldırılmasına yönelik talebin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların kusuru ile davalı şirketin içinin boşaltıldığını, müşterilerinin de davalıların ortak olduğu başka bir şirkete yönlendirildiğini, cirosunun bir ayda 17 kat düşürüldüğünü, şirketin suistimal edildiğini gösteren mali denetim raporları ve resmi evrakların dosyaya ibraz edildiğini, bu nedenle şirkete acilen kayyım atanması gerektiğini, mahkemece kayyım atanması talebinin reddinin hatalı olduğunu, dosyadaki delillerin tamamının yaklaşık ispatın ötesinde bir ispat vasıtası durumunda olduğunu, yaşanan tüm usulsüzlüklerin gelişiminin dava dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklandığını, davacının maddi zararının onlarca milyon lirayı aştığını, tüm bu sürecin tanık beyanları ile de ortada olduğunu, davanın özü gereği kayyım atanması talepli bir dava olup sürecin daha hızlı ilerlemesi açısından esas davada bir tedbir talebi olarak değil, ayrı bir dava olarak ikame edildiğini, mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkili şirket her ne kadar pay sahibi olsa da müvekkilinin zararının şirketin uğradığı zarardan doğan dolaylı bir zarar olduğunu, sorumluluk davası açısından düşünülünce yönetim kurulu oy çoğunluğunun davalı gerçek kişilere ait olduğunu, bu nedenle de şirket adına işlem yapabilmek için gerekli kararların alınmasının mümkün olmadığını, kayyım atanması için usulsüzlüklerle hukuka aykırılıklar için bir ön değerlendirme yapılması mecburi olup aksi takdirde kayyım atanmasının da mümkün olamayacağını, dolayısıyla ayrıca bir tespit talepleri bulunmayıp tek taleplerinin kayyım atanması için gerekli ve mecburi olan ön değerlendirmenin yapılması olduğunu, iki kişinin davalı şirketin müşterek imza yetkilisi olup şirket adına bir evrak imzalayabilmeleri için ikisinin bir araya gelmesi gerektiğini, bu iki kişinin müşterek imzaları ile vekalet verdiğine göre imza yetkililerinden birinin kendi başına imza atarak vekaletnameyi azledebilmesinin mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı yan davalı şirkette meydana gelen hukuka aykırı olayların tespiti ile şirkete kayyım atanmasını ve davacı tarafından davalı ...'a verilen vekaletname ile ...'ın sahip olduğu yetkilerin kaldırılmasını talep ettiği, tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak açılan davalar olup görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için bağımsız bir tespit davası açmakta hukuki yararın bulunmadığı, Yargıtay’ın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamayacağı, şirket yönetim kurulu üyesi olan davalıların yönetim yetkilerinin kötüye kullanılması suretiyle şirketi zarara uğrattıkları iddia edilmiş olup, davalıların tüm usulsüz ve hukuksuz davranışlarının Mahkeme eliyle tespitinin istendiği, şirkete zarar verdikleri iddia olunan yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açma olanağı varken, sorumluluk davasına kaynak olabilecek usulsüzlüklerin tespitini istemekte davacı ortağın hukuki yaranının bulunmadığı, yine davalı şahısların davalı ... ekonomik olarak zarara uğrattığı ve şirketin feshini sağladığının tespiti istemlerinin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılacak şahsi sorumluluk davası içinde değerlendirilmesi gereken bir husus olduğundan davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmediği, davacı vekilinin davalı şirkete "acilen" kayyım atanması talebinin, dava dilekçesindeki açıklamalar gözetildiğinde ihtiyati tedbir mahiyetinde olup, dosya kapsamında davanın esası bakımından haklılığın yaklaşık ispata elverişli olacak şekilde ortaya koyacak delillerin bulunmadığından ilk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, davacı tarafından ...'a vekaletname ile verilen yetkilerin kaldırılması talep edilmiş ise de, 6098 sayılı Kanun'un 512 nci maddesini göre, vekalet veren ve vekil her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebileceğinden vekaletnamedeki yetkilerin kaldırılmasının mahkemeden talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığından ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasının yerinde olduğu ayrıca davacı yanca dosyaya sunulan belgeler yaklaşık ispata elverişli olmadığından Dairece davacının kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf aşamasındaki ihtiyati tedbir talebinin reddine, esasa yönelik istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkette gerçekleşen haksız ve hukuka aykırı olayların tespiti ile şirkete ihtiyati tedbir yoluyla kayyım atanması ve davacı şirket yetkilisi tarafından davalı ... adına verilen vekaletnamedeki tüm yetkilerin kaldırılması istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 512 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:53