Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1072
2024/3469
2 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1004 Esas, 2022/1501 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/1144 E., 2020/234 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 64.371,25 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarı ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.04.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Total bayisi olarak faaliyet göstermekte iken bayilik süresi ve istasyonun faaliyet gösterdiği yere ilişkin kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle 31.12.2015 tarihinde bayilik faaliyetinin sonlandırıldığını, taraflar arasında yapılan 04.01.2016 tarihli mutabakata göre müvekkilinin davalıya 435.481,53 TL borçlu bulunduğunu, bu mutabakattan sonra yapılan ödemeler sonucu müvekkilinin 226.075,66 TL alacaklı duruma geçtiğini, davalı şirketin kredi ve risk kontrol birimi tarafından gönderilen 25.08.2016 tarihli hesap ekstresinde de bu durumun açıkça görüldüğünü, Beyoğlu 46. Noterliğinin ihtarnamesi ile kira sözleşmesinin sona ereceğinin, taraflarına ariyet olarak teslim edilen malların teslim alınmasının istenildiğini, aksi halde malların iadesinin söz konusu olmayacağının kira sözleşmesi sona ermeden önce muhatap şirkete bilgi verildiğini, sözleşme sonunda ariyet malzemelerin sökülerek alınması talep edilmesine rağmen zamanında alınmaması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını, kaldı ki bu malzemeler var ise halen mal sahibinin tasarrufunda bulunan akaryakıt istasyonunda bulunması gerektiğinden oradan alınabileceğini, davalı tarafından malzemelerin ikinci el değeri olarak talep edilen fiyatların çok fahiş olduğunu, taraflarınca kabul edilmediğini, ihtarname tebliğine rağmen davalı tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını, teminat iade edilmediğinden icra takibi başlattıklarını, başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranında inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin bayisi olduğunu, sözleşme süresi bittiğinden bayilik ilişkisinin son bulduğunu, davacı tarafından müvekkiline teslim edilmeyen ariyet bedelleri miktarınca alacaklı olduklarını ve cezai şart tutarları hesaplanarak iş bu davada takas ve mahsup yapılması gerektiğini, alacağın 200.000,00 TL'lik kısmının teminat olduğunu, mutabakat sağlanmadan teminatın iadesinin söz konusu olamayacağını, alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, ihtarnamenin müvekkiline 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme süresi verilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin iş bu ihtarname ile temerrüde düşürülmediğini, takip öncesi ve sonrası faiz işletilemeyeceğini savunarak iade alınamayan ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacakları takas, mahsup edilerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde, farklı kalemlerden oluşan malzemelerin ariyet olarak davacıya verildiği, davalının teslim almadığını ileri sürdüğü bir kısım malzemelerle ilgili sözleşme mevcut ise de bir kısmının teslimine dair tutanak ve sözleşmenin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 08.01.2011 tarihli bayilik sözleşmesinin 08.01.2016 tarihine kadar devam ettiği, sözleşmenin süresinin sona ermesi sebebiyle bittiği, feshedilmediği, davalının gerek cezai şart gerekse ariyet malzemelerin bedellerini gerekçe göstererek 200.000,00 TL bedelli nakit teminatı iade etmediği, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda 226.075,66 TL'lik alacağın davalı kayıtlarında bulunduğu, ariyet malzemeleri ve bunların ikinci el satış bedelleri nazara alındığında toplam ariyet malzemesi bedelinin 44.300,00 TL olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplandığı, bu miktara %18 KDV'nin eklenmesiyle birlikte ariyet bedelinin 54.274,00 TL olduğu, 226.075,66 TL'lik kayıtlı alacak tutarından bu miktarın tenzil edilmesiyle birlikte davacının cari hesap ve nakit teminattan kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu, işlemiş faizin 2.439,73 TL olarak hesaplandığı, davalının takas ve mahsuba konu ettiği cezai şart alacağının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 173.801,66 TL asıl alacak, 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline, asıl alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının talep ettiği ariyet bedelleri için usulüne uygun bir dava açmamasına rağmen ariyet bedellerinin alacaktan düşülmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin faaliyet gösterdiği taşınmazın kira sözleşmesinin eş zamanlı olarak sona erdiğini, kiralayan tarafından müvekkiline ihtarname gönderilerek istasyonun tahliyesinin istendiğini, bayiliğinin son gününe kadar eksiksiz olarak faaliyetine devam etmesi gereken müvekkilinin ariyet malzemelerini sökemediğini, davalıya durumu bildirerek malzemelerin alınması için yardım talep ettiğini, kiralayanın aynı taşınmazı müvekkilinden sonra akaryakıt bayisi olarak kullanmaya devam ettiğini, kira sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilinin kendisine ait olmayan bir alana girerek yine kendisine ait olmayan malzemeleri sökmesinin beklenemeyeceğini, ariyet malzemeleri bedellerinin alacaklarından mahsubunun yerinde olmadığını, ariyet malzemeleri için belirlenen bedel için fatura kesilmemesi sebebiyle KDV dahil meblağın tenzil edilmesinin yerinde olmadığını, bayilik sözleşmesinin olağan yolla sona erdiğini, alacağa bayilik sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekir iken ihtar tarihinden itibaren faiz hesabının doğru olmadığını belirterek reddedilen kısmı yönünden kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takas, mahsup talebine konu bir kısım ariyet ve yatırımın teslim tutanağı olmadığı gerekçesi ile teslimine ilişkin evrak ve faturalar dosyaya ibraz edilmesine rağmen inceleme dışında bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, inceleme dışında bırakılan solution 3 kasa banka grubu ve grubun içinde yer alan market banko ve rafların, müvekkili şirket tarafından 26.04.2005 tarih, 96988 numaralı fatura ile yaptırılarak davacı istasyonuna gönderildiğini, faturanın üzerinde açıkça "orkide Petrol/İstanbul" yazdığını, davacıya teslim edildiğini, menkullerden “bina alan kaplaması, çiftli pompa, duvar tipi hava saati ve su makarası”nın ekonomik ömürlerini tamamlaması sebebi ile ikinci el değerlerinin olmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de bu hususun hukuka ve sektör uygulamasına aykırı olduğunu, müvekkiline ait olduğu sabit olan menkullerin kullanımına karşılık müvekkiline herhangi bir bedel ödenmemesinin, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğunu, müvekkilinin cezai şart alacağının mevcut olduğunu, icra takibine konu edilen 200.000,00 TL’nin teminat olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, alacak söz konusu iken teminatın borçlu şirkete iadesinin söz konusu olamayacağını, teminat bedelinin iadesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirketin alacaklarının mahsubu sonrasında davanın kısmen kabul edilmesi hâlinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda hesap hatası yapıldığını, 226.075,66 TL’lik alacak tutarından ariyetlere ilişkin hesap edilen 54.274,00 TL’nin tenzili ile kalan alacak tutarının 173.801,66 TL olduğu belirtilmiş ise de kalan meblağın 171.801,66 TL olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyet raporu esas alınmak sureti ile miktarın belirlenmesinin yerinde görüldüğünü, gerekçede ariyet malzemelerinin toplam bedelinin 44.300,00 TL, KDV ile toplamının 54.274,00 TL olduğu belirtilmiş ise de, KDV ile toplamının 52.274,00 TL olduğu, toplam alacak miktarı 226.075,66 TL'den çıkartıldığında bakiye miktarın 173.801,66 TL olduğu, ariyet bedelinin yazımı sırasında maddi hata yapılmış ise de sonuç itibarı ile doğru olduğu anlaşılmakla sonuca etkili bulunmayan bu maddi hatanın üzerinde durulmadığı, somut olayda sözleşmenin sürenin bitmesi nedeni ile sona erdiği, söküm tutanağı ile sökülebilen ariyetlerin teslim alındığı, takas ileri sürülen sökülemeyen ariyetlerin ise davacı talep ettiği halde kiralayan mal sahiplerinin söküm izni vermediğinin teslim tutanağına şerh edildiği, davalı tarafından istenildiği halde ariyetlerin tesliminden kaçınılmasının söz konusu olmadığı, davacı tarafından keşide edilen 18.07.2016 tarihli ihtar içeriğinin doğrulandığı, cezai şart koşullarının gerçekleşmediği, davalının takas beyanının dikkate alınması için cevap dilekçesinde bu yönde beyanda bulunmasının yeterli olduğu, ihtarname ile tebliğ şerhi sunulmamış ise de davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde ihtarnamenin kendilerine 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini beyan ettiği, tebliğ tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz talep edilebileceği, davacı lehine hüküm altına alınan alacağın likit olduğu, davalının cevap ve ikinci cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmediği gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; işlemiş faizin hukuka aykırı olduğunu, takipte işlemiş faiz hukuka aykırı olduğu gibi özellikle 200.000,00 TL'lik bedelin nakit teminat olarak ve ariyetler için verilmiş olması, müvekkilinin alacaklarını tahsil etmeden teminatları iade yükümlülüğü olmaması sebebi ile böyle bir borcun varlığından söz edilemeyeceği gibi takip sonrası işleyecek faizden de söz edilemeyeceğini belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek müvekkili şirket aleyhine hükmedilen yerel Mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda bozulmasını, davanın tümüyle reddine karar verilmesini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, aksi kanaat oluşursa iade alınamayan müvekkiline ait ariyet ve yatırımlara ilişkin alacakları ile cezai şart alacaklarının ve takas/mahsup taleplerinin kabulünü, haksız ve mesnetsiz olarak hesaplanan işlemiş faizin reddini, aksi hâlde teminat bedeli üzerinden hesaplanan işlemiş faiz kısmının reddini, haksız ve mesnetsiz davanın ve icra inkâr tazminatı taleplerinin reddini istemiştir.
C.Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sona eren bayilik sözleşmesi nedeniyle iade edilmeyen nakit teminat tutarının iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.İlk Derece Mahkemesince 173.801,66 TL asıl alacak, 2.439,73 TL işlemiş faiz olmak üzere 176.241,39 TL alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiş olup takip tarihinden itibaren işletilecek faiz, 173.801,66 TL asıl alacağa hasredilecektir. Başka bir deyişle takip tarihinden itibaren yalnızca 173.801,66 TL asıl alacağa avans faizi işletilecektir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davalı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:33