Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7287
2024/3463
2 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/645 Esas, 2022/1558 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI: 2019/430 E., 2021/90 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017 tarihli lisans anlaşması ile ... ...’dan ... markalı çakmakların marka ve dizaynını kullanmak için lisans aldığını, lisans hakkına dayanarak ... ürünlerini Türkiye’de münhasıran üretip satışa sunduğunu, marka sahibi ... ...’un markadan doğan hak ve yetkilerini müvekkiline devrettiğini, 05.04.2017 tarihinde emniyet güçlerince yapılan uygulamada davalı deposunda 261.000 adet sahte/kaçak ... marka çakmak bulunduğunu, çakmaklara el konulduğunu, bu hususun 11.06.2019 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, kaçak çakmakların piyasaya sürülmesinin tanınmış ... markasının kalitesiz üretildiği intibaına yol açacağını, taklit ve kaçak çakmakların gümrük müdürlüklerince satış yolu ile tasfiyesinin müvekkilinin fikri mülkiyet hakkını ihlal eder nitelikte ürünlerin yine devlet eliyle piyasaya sürülmesi anlamına geldiğini, ceza mahkemelerince genellikle sahte/ kaçak çakmaklar için müsadere kararı verildiğini, gümrük müdürlüklerinin de satış yoluyla tasfiye ettiğini, bunun hem ülke ekonomisi, hem de çakmak üreticisi müvekkili bakımından bir çok sakınca doğurduğunu, gümrük müdürlüğünün vergilendirerek satışının müvekkilinin marka ve tasarım hakkına tecavüzü ortadan kaldırmadığını, taklit ve kalitesiz çakmakların tüketici sağlığını tehlikeye attığını, dava konusu sahte ve kaçak çakmaklar hakkında da Şanlıurfa Gümrük Müdürlüğü’nün satış yoluyla tasfiye kararı verildiğinin bildirildiğini ileri sürerek davalının fiilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, tecavüzün önlenmesini, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini, tecavüze konu çakmakların, ambalajların, tanıma vasıtalarının, imalinde kullanılan alet ve edevatın vs. imha yoluyla tasfiyesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk yoluna başvurmadan dava açılamayacağını, müvekkilinin ürünlerin sahte olup olmadığını bilmediğini, ürünlerin müvekkilince üretilmediğini, satışının gerçekleşmediğini, zarar ve itibar kaybının doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... marka lisans sözleşmesinin başlangıç tarihinin 29.09.2017 tarihi olduğu, davaya konu sahte olduğu iddia edilen çakmakların ise lisans sözleşmesinin imza tarihinden önce 05.04.2017 tarihinde ele geçirildiği, dolayısıyla zararın meydana geldiği tarihte davacı şirketin lisans sözleşmesinin bulunmadığı, davacının lisans sözleşmesi imzalanmadan önce meydana gelen haksız fiilden kaynaklı iş bu davayı açma hakkının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olan sahte ürünler 05.04.2017 tarihinde ele geçirilmişse de, davalı tarafından bu haksız fiilin dava tarihine kadar devam ettiğini, sonrasında da sürdürüldüğünü, dava tarihinde tescilli marka üzerinde müvekkil şirketin lisans kullanım hakkı olması sebebiyle işbu davanın müvekkil tarafından açılmasının hukuka uygun olduğunu, davalının müvekkil şirkete ait ürünlerin sahtesini üretmek ve kaçak olarak ülkeye sokmak suretiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesinde sayılan marka hakkına tecavüz fiilini gerçekleştirdiğini, müvekkilince üretilen ürünlerin gerek kalitesi, gerekse reklam kampanyaları sonucunda kazandığı pazar payından haksız kazanç sağlamak amacıyla söz konusu ürünlerin taklitlerinin piyasaya sürüldüğünü, bu durumun müvekkil şirket tarafından üretilen ürünlerin kalitesine olan güven ve itibarı zedelediğini, söz konusu sahte/kaçak çakmakların hem ürün kalitesinin düşüklüğü hem de vergi kaçakçılığı sebebiyle ucuz fiyatlarla piyasaya sürülmesiyle vergi ödeyerek yerli üretim yapan müvekkili şirketin ticari rekabet olanağının kalmadığını, kâr oranının düştüğünü ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... markasının davacı adına tescilli olmadığını, davacı ile dava dışı marka hakkı sahibi şirket arasında markanın davacı şirketçe kullanılmasına ilişkin 29.09.2017 tarihli lisans sözleşmesi imzalandığını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalı eylemlerinin ise 05.04.2017 ve öncesi tarihlende gerçekleştiğinden ve davacı şirketçe, lisans sözleşmesinin öncesinde söz konusu markanın fiilen kullanıldığı veya bu marka üzerinde hak sahibi olunduğu yönünde bir iddia da ileri sürülmediğinden, davacı şirketin lisans sözleşmesi ile hak sahibi olduğu markaya, lisans sözleşmesinden önce gerçekleşip sona eren tecavüz ve haksız rekabet eylemleri nedeniyle dava açamayacağı, davalının daha sonra tecavüz teşkil eden eylemlerine yeniden başladığı ya da tecavüzün etkilerinin, tecavüzün durmasından sonra da devam ettiğinin de iddia ve ispat edilemediği, işbu dava yönünden aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu olan sahte ürünler 05.04.2017 tarihinde ele geçirilmişse de, davalının bu haksız fiilinin dava tarihine kadar ve sonrasında da sürdüğünü, dava tarihinde tescilli marka üzerinde müvekkilinin lisans kullanım hakkı olması sebebiyle işbu davanın müvekkil tarafından açılmasının hukuka uygun olduğunu, dava konusu suç teşkil eden fiilin davalı yan tarafından şüpheye yer bırakmayacak şekilde gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından üretilen ürünlerin gerek kalitesi, gerekse reklam kampanyaları sonucunda kazandığı pazar payından haksız kazanç sağlamak amacıyla söz konusu ürünlerin taklitlerinin piyasaya sürüldüğünü, bu durumun müvekkili tarafından üretilen ürünlerin kalitesine olan güven ve itibarını zedelediğini, sahte/kaçak çakmakların hem ürün kalitesinin düşüklüğü hem de vergi kaçakçılığı sebebiyle ucuz fiyatlara piyasaya sürmesiyle vergi ödeyerek yerli üretim yapan müvekkilinin ticari rekabet olanağı kalmadığını, kâr oranının düştüğünü, davacının maddi ve manevi zararının doğduğunu, kaçakçılık suçunun unsurunu oluşturmak ve müvekkilin fikri mülkiyet haklarını ihlal etmenin yanı sıra söz konusu ürünün çakmak olması sebebi ile tüketici sağlığı ve kamu güvenliğinin de ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6769 sayılı Kanun'un 29 ve 149 uncu maddeleri.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:33