Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7463
2024/3455
2 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/967 Esas, 2022/994 Karar
HÜKÜM: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/183 E., 2018/1400 K.
Taraflar arasındaki alacak ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebine ilişkin olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tazminat talebine ilişkin olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı banka ile müvekkili arasında, pos cihazı kullanımına ilişkin üye işyeri sözleşmesi kapsamında bir pos cihazının alınarak işyerine kurulmuş olduğu, kurulan bu pos cihazı ile bavul ticareti kapsamında yurtdışı müşterilerine şifre kullanılarak kredi kartlı satışlar gerçekleştirildiği, bu satışların davalı banka tarafından şüpheli olduğu iddia edilerek satış bedeli üzerine bloke konulduğu, çıkan anlaşmazlık sonucu banka ile çalışmaya son verildiği, davalı bankanın bütün bankaların ortak kredi kartı bilgi havuzuna durumu bildirmesi nedeniyle, müvekkilinin diğer bankalardan da pos cihazı alamadığını, bu nedenle potansiyel işlerini kaybettiği, bundan dolayı da zarara uğradığı, müvekkilinin satış bedelleri üzerine haksız yere konulan bloke nedeniyle satış bedelini kullanamadığından maddi olarak sıkıntıya uğramış olduğu, müvekkilinin bu haksız fiil nedeniyle ayrıca itibar ve prestij kaybına uğramış olduğu belirtilerek, asıl alacak tutarı olan 112.580,00 TL üzerindeki blokenin kaldırılarak bloke edilen tutarın ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke işlemi nedeniyle uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin, manevi zararları için 20.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl alacak tutarının davacıya 17.03.2016 tarihinde ödendiğini, davanın asıl alacak tutarı bakımından konusuz kaldığını, 25.11.2015 ve 26.11.2015 tarihlerinde yurtdışı kredi kartları ile toplam 112.580,00 TL'lik işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, bankaca şüpheli bulunan işlemler nedeniyle bahse konu tutar üzerine bloke konularak geçici bir hesaba aktarıldığını, davacı ile yapılan sözleşme gereğince bankanın şüpheli işlemler için bloke koymaya hakkı olduğunu, ayrıca yurtdışı kartları ile gerçekleştirilen pos cihazı işlem bedellerinde bir sorun olmasa bile tahsil tarihinden itibaren 65 gün süre ile bu tahsilat tutarlarını bloke etme hakkı bulunduğunu, pos cihazının kurulması aşamasında üye işyerlerine bu hususun açıkça anlatıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili bankanın bloke işlemi haksız olarak görülse dahi, davacı tarafından somut bir kayıp veya zararın ortaya konulamamış olduğunu, davacının manevi tazminat talebini güvenilmez, şüpheli işler yapan firma gözüyle bakıldığından itibar kaybı olduğu hususuna dayandırdığını, bu iddianın gerçeklikten uzak olduğunu, bankalar tarafından müşteri hesaplarına konulan blokelerin diğer şirket veya kurumlar ile halka duyurulduğu hiçbir sistemin bulunmadığını, davacının bu davayı açmasında hiçbir hukuki menfaatinin olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın asıl alacak tutarının olmadığı, davanın bloke edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmının ödenmekle konusuz kaldığı bu kısma ilişkin olarak esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına hesaplara konulan bloke süresinin olağan ve makul olmayan bir süre dışında olması nedeni ile yurtdışından pos cihazı ve kredi kartlarıyla bedeli tahsil edilmek suretiyle turizm ve seyahat organizasyonu işiyle iştigal eden davacı firmanın, bloke edilen pos cihazı nedeniyle iş ve itibar kaybının olacağı, davacının bu yöndeki zararının belirlenemediği ancak davalı bankanın blokeyi kaldırma işleminde gecikme olduğundan dolayı davalı bankanın kusurlu olması nedeni ile faize ilişkin zararı davacıya ödemesi gerektiği, BK 49 uncu maddesi çerçevesinde, 26.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan faiz kaybına ilişkin maddi tazminata hak kazandığı, davacının maddi tazminata ilişkin talebinin kabulü ile, talep ile sınırlı olarak ve talep, bilirkişi raporundaki terditli hesaplamadaki her iki miktarın da altında kaldığından 1.000,00 TL maddi tazminatın ve davacı ikinci bir bankaya başvurması halinde ikinci bankanın davacının Bankalararası Kart Merkezi'ne olumsuz kaydı olduğu ve bu kaydın bütün bankalarca görüldüğü bu nedenle ikinci bankanın davacının pos cihazı başvurusunu reddetme ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında itibar kaybı nedeni ile TBK 56 ncı maddesi çerçevesinde manevi tazminata hak kazandığı davacının manevi tazminata ilişkin talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının itibar kaybına yönelik takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın tamamen üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirme amaçlı olarak yaptığı bloke işlemi sebebiyle aleyhine vekâlet ücreti takdirinin haksız ve mesnetsiz olup, mahkeme kararının bu yönlerden kaldırılması gerektiğini, müvekkili Banka tarafından konulan bloke hukuka ve Genel Bankacılık uygulamalarına uygun olup, hem müşterileri hem de Banka menfaatlerini korumaya yönelik alınan tedbir olup, bu tedbirin haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceğini alınabilecek bu tedbirler hakkında bilgilendirilmiş davacının lehine bankanın tedbirli davranmasının sonucu olarak vekâlet ücreti ve tazminata mahkûmiyeti hukukun genel ilkelerine aykırılık oluşturduğunu, mahkemenin davanın konusuz kalması yönünde karar oluşturarak, davanın açılmasında kusuru bulunmayan müvekkili aleyhine hükmettiği vekâlet ücretleri ve mesnetten yoksun tazminat kalemleri yönünden hükmün kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki sözleşme hükmü ve dosyaya sunulan tespitlere göre davacının post cihazını aldığının ertesi günü farklı yurtdışı kartları ile başarısız işlemler gerçekleştirdiği, bir sonraki gün 32 farklı kart ile toplam 112.580,00 TL işlem gerçekleştirdiği, işlemlerin tamamının yurtdışında bir bankaya ait olduğu, yüksek tutarlı olduğu, iş yerinin kurulu post cihazından bu şüpheli işlemler dışında başkaca bir işlemin gerçekleştirilmemiş olduğu anlaşılmakla bu nedenle satış bedellerinin şirketin hesabına aktarılmayıp üye işyeri sözleşmesinin 6 ncı ve 16 ncı maddelerine göre blokede tutulduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye ve uluslararası kart kurallarına göre kural hatası olarak nitelendirileceği ve chargeback riskleri yarattığı, chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olduğu, somut olayda son bloke tarihi olan 26.11.2015 tarihinden itibaren makul bloke süresi olan 120 günlük sürenin 25.03.2016 tarihinde dolduğu, bloke işlemi üzerinden 120 günlük süre geçmeden davanın 23.02.2016 tarihinde açıldığı, dava devam ederken davalı bankanın 17.03.2016 tarihinde blokeyi kaldırarak ödendiği, dolayısıyla dava tarihinden sonra davacıya ait hesaba konulan bloke kaldırıldığından davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davanın açıldığı tarihte bloke işleminin sözleşme hükümleri ve hukuka uygun olduğu, davalı yararına yargı giderine hükmedilmek gerektiği, davalı bankanın chargeback risklerinin teminine yönelik blokaj süresinin ilke olarak Uluslararası Kart Kurallarına göre ortalama 120 gün olup bu süre içerisinde davalı bankanının davacının blokesinin çözerek parasının kendisine iade edilecek olup bu hale göre sözleşmeye aykırılık veya haksız fiil oluşturmayan haklı bloke işlemi sebebiyle davalı bankanın tazminat sorumluğu bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının bloke edilen 112.580,00 TL'ye ilişkin kısmı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin POS cihazından yapılan dava konusu tüm işlemlerin kredi kartı değil bankamatik para kartı ile yapıldığını, bilindiği üzere para kart ile yapılan işlemlerde, hesapta para varsa kullanılabildiğini, bu durumda bankanın para kartı kullanımında ne gibi bir riski olduğunun anlaşılamadığını, ne var ki Mahkemenin davalı bankayı koruyan bir yorumda bulunarak bankamatik kartı ile kredi kartını aynı statüde değerlendirdiğini, Uluslararası kart kuruluşlarınca şifre veya 3D secure ile yapılan işlemlerin kart hamilinin bilgisi ve kontrolü dahilinde olduğunu ve bu nedenle üye iş yeri ve bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, kart hamilinin harcama itirazının geçerli olamayacağının kabul edildiğini, müvekkili firma tarafından yapılan tüm işlemler şifreli ve para kartla yapılmış olduğundan davalı bankanın bir zarara uğrama ihtimalinin olmadığını, bu nedenle davalı bankanın zararı ve işlemlere bir itirazı söz konusu olmadığından blokeyi kaldırmış olduğunu, müvekkili firmanın bu bloke işlemi nedeniyle başka bankalarla da çalışma imkânı kalmadığını ve çok büyük zarara uğradığını, Bölge Adliye Mahkemesinin de vermiş olduğu kararla, sembolik rakamla da olsa haklılıklarını ortaya koyan İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak ve davalı bankanın itirazlarını kabul ederek davayı reddettiğini ve davalı bankanın haksız bloke işlemi nedeniyle büyük mağduriyet yaşayan müvekkili firma aleyhine vekâlet ücretine hükmederek yeni bir mağduriyete sebep olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işlemlerine dayalı alacak ve haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:33