Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7349
2024/3454
2 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1354 Esas, 2022/1502 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/454 E., 2022/364 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müvekkili aleyhine 17.03.2005 tanzim ve 10.08.2008 ödeme tarihli 150.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak takip başlatıldığını, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalının müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığı halde müvekkili aleyhine sahte senet düzenleyip icraya koyduğunu, müvekkilinin takipten zarar gördüğünü belirterek, borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve davalı aleyhine %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davayı kabul etmediklerini, davanın kötü niyetli olarak açıldığını, müvekkiline ait gayrimenkuller ile bir aracın davacıya satılması sebebiyle davacının müvekkiline iki adet senedi imzalayarak verdiğini, bu gayrimenkuller bir miktar davacı adında kaldıktan sonra müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiğini, bu sebeple de tapu devrinin olduğu gün davacının, müvekkilinin eşine genel vekâletname verdiğini, bu olayların 2005 yılı Mart ayında meydana geldiğini, dava konusu olan 150.000,00 TL senedin de davacı tarafından müvekkiline teslim edilen senetler arasında olduğunu, davacının motorlu araç ile dükkânı müvekkiline devrettiğini, karşılığında da müvekkiline teslim etmiş olduğu senetlerden birini teslim aldığını, dava konusu olan bono senedinin Uşak Merkez Bölme köyü 1384 parsedeki 348/480 hissenin karşılığı olduğunu, müvekkili tarafından gayrimenkulü devretmesi istenince önce azilname çekildiğini, bu arada da davacının gayrimenkulün üzerine bir akrabası vasıtasıyla haciz koydurduğunu, müvekkilinin 150.000,00 TL bedelli bonoyu icra takibine koyduğunu, senedin davacı tarafça imzalandığını belirterek davanın reddine ve davacının en az %40 kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava sebebi olarak mutlak defi olan senetteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı sebebine dayanıldığı, Adli Tıp Kurumundan (ATK) alınan 23.03.2022 tarihli bilirkişi kriminal raporunda dava konusu senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği, davacı tarafın bu nedenle imza itirazına yönelik iddiasını ispatlayamadığının değerlendirildiği, davalının savunmasındaki senedin veriliş sebebini taşınmaz satışına ilişkilendirmesinin, senedin ihdas sebebinin talil edilmesi anlamına gelmekte olup bu durumda ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının senedin gayrimenkul satışına yönelik verildiği ve gayrimenkulün kendisine devir edilmediğini ispatlaması gerektiği, senede karşı ispat kuralı gereği iddianın ancak yazılı delil ile ispat edebileceği, bu yazılı delilin, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiği, yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa davanın ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesinin olanaklı olduğu, davalının ise iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ve davacı arasında gerçekleşmiş olan satış işlemi sebebiyle davacının, müvekkiline dava konusu senedi verdiğini, davacının inkârında haksız olduğunu, söz konusu inkârın iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, senet üzerinde bulunan imzanın davacının elinin ürünü olup olmadığının tespitinin istendiğini, bu hususta ATK tarafından tespit yapılamadığını, söz konusu raporu kabul etmediklerini, ATK'nın daha önce vermiş olduğu raporla çelişmemek adına aynı mahiyette rapor tanzim ettiğini, raporda söz konusu imzanın basit tersimli imza olduğu için tespite gidilemeyeceğinden bahsedildiğini, davacının imza attığı her belgede aynı imzayı kullandığını, daha önce yapılan 14.03.2018 tarihli incelemedeki bilirkişilerin uzman bilirkişiler olduğunu, raporun hüküm kurmaya daha elverişli olduğunu, bu rapora göre söz konusu senetteki imzanın ...'nın eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, bu bilirkişilerden yeniden rapor alınmasını talep etmişlerse de, taleplerinin mahkemece kabul görmediğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/49 E., 2015/1022 K. sayılı kararına göre; ATK'dan alınan raporların kurumdan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olmasının yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamayacağından kesin kanaat bildirmeyen mevcut raporlara göre sonuca gidilemeyeceğini, zira ATK Fizik İhtisas Dairesinin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmadığını, alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiğine göre mahkemece ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı nazara alınarak yeniden uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ATK tarafından imzanın davacının elinin ürünü olup olmadığı tespit edilememişken bu rapora göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, senetteki bazı kısımların o dönem Uşak 3. Noterliğinde çalışmakta olan Halime Kaya tarafından tanzim edildiğini ve davacı tarafından imzalandığını, müvekkilinin aynı gün tapuda taşınmazını devrettiğini, vekâletnamenin, tapu tescili ve senet tanziminin tarihinin aynı olduğunu, bunun da bu durumun apaçık göstergesi olduğunu, bu hususun ve bedelin nakden mi malen mi alınmış olduğunun mahkemece araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacıya ait imzanın basit tersimli imza olmasından dolayı, senetteki imzanın davacıya ait olduğu davalı tarafça ispatlanamadığı, davalı senedin ihdas nedenini talil etmiş olmakla ispat yükü davalı üzerinde olmasına rağmen, davalı tarafça davaya konu edilen senedin davacı tarafından taşınmaz satım ilişkisi içerisinde imzalanıp kendisine verildiğine dair senedin de şüpheye yer bırakmaksızın açıkça tüm unsurlarıyla belirtildiği yazılı bir sözleşme, davacıdan sadır bir belge vs. aynı nitelikte bir yazılı delil sunulamadığı, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonodaki imzanın sahte olduğu iddiasına dayalı menfi tespit, takibin iptali ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:33