Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6938
2024/3209
24 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/750 Esas, 2022/1430 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziantep 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2018/1662 E., 2022/145 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin yurt dışında yaşadığını, tebliğ yapılan adresin müvekkilinin tatile geldiği dönemde kaldığı ev olduğunu, ödeme emrinin bu ev adresine yapıldığını iade edildiğini, akabinde yapılan tebligatın muhtara teslim edildiğini, takibe konu senedin taklit imza ile oluşturulduğunu, senedin sahte olduğunu, olmayan bir alacağa dayalı olarak takip yapıldığını ve müvekkilinin mallarına haciz konulduğunu, bu hususta davalı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalının ifadesinde müvekkili ile aralarındaki ticari ilişkiden dolayı müvekkilinin borcuna karşılık verdiğini beyan ettiği, ancak taraflar arasında herhangi bir borç alacak ilişkisi olmadığını, takibin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalılara hiçbir borcu olmadığını, bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili ile senet lehdarı olan diğer davalı ... arasında devam eden davalar olduğunu, aralarında husumet olduğunu, müvekkilinin senedin düzenlendiği tarihte ve o yıl boyunca Türkiye'ye gelmediğini ileri sürerek müvekkilinin icra dosyasına dayanak bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın görevli mahkemede açılmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davalıya ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davacının Gaziantep 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/833 E. sayılı dosyasında tebligatın usulüne uygun yapılmadığından bahisle dava açtığını, ancak sonrasında davacı vekilinin tebligatın usulüne uygun olduğunun farkına varınca davayı gecikmiş itiraz olarak açtıklarını beyan ettiğini, davacı vekilinin senedin sahte olduğuna dair iddialarını kabul etmediklerini, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, davacı vekilinin senedin imzalandığı tarihte müvekkilinin Türkiye'de olmadığı iddiasının da senedin davacının bulunduğu yerden tanzim edilerek gönderilmiş olma ihtimali karşısında dinlenemez olduğunu, senede karşı ileri sürülen iddiaların senetle ispat edilmesi gerektiğini, davacının amacının alacağın tahsilini geciktirme amaçlı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın görevli mahkemede açılmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, takip konusu senedin müvekkilinin alacağına karşılık verildiğini, senette sahtecilik iddiaları ve borcun bulunmadığına ilişkin iddiaların yerinde olmadığını, senede karşı ileri sürülebilecek her iddianın senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde her ne kadar senedin sahte olduğunu ve imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmişse de bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, senetteki imzasının davacıya ait olduğunu, bu hususun yapılacak imza incelemesi ile ortaya çıkacağını, senedin düzenlendiği ve imzalandığı tarihin 2009 yılı olduğunu, davacının imzasını değiştirmiş olabileceğini, müvekkilinin dava konusu senedi diğer davalıya borcuna karşılık verdiğini, ...'ın da senetten kaynaklı alacağını tahsil etmek amacıyla müvekkili aleyhine ve davacı aleyhine icra takibi başlattığını, davacının borcunu ödememek için senede ve imzaya itiraz ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, bu nedenle imza dışındaki kısımların keşideci dışında birisi tarafından düzenlenmesinin senedin geçerliliğine bir etkisi bulunmadığı, senedin davacının iradesine aykırı doldurulduğunun davacı tarafça yazılı delille ispatlanması gerektiği, ancak bu husus yazılı delille ispatlanamadığı gibi davacının davaya konu vakıaları ileri sürdüğü Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/77268 soruşturma sayılı dosyası kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara yapılan itirazın da Gaziantep 1.Sulh Ceza Mahkemesince reddedildiği, bono üzerindeki düzenleme tarihinin kural olarak fiilen düzenlendiği tarih olması beklenilse de bu tarihin gerçeğe aykırı şekilde düzenlenmesinin senedin geçerliliğine bir etki etmeyeceği, bu bakımdan somut olayda davacının senet tanzim tarihinde yurtdışında olmasının senedin geçerliliğine bir etkisi bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine, infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunmaması sebebiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmemesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ..., Fransa ülkesinde yaşadığından Türkiye'de kayıtlı adresine yapılan tebliğden süresi içerisinde haberdar olamadığını, asıl alacak ve faiz alacağına karşı işbu menfi tespit davası açıldığını, somut vakıada müvekkil, takip tarihi itibariyle takip dayanağı evrakın zamanaşına uğradığını, ancak İlk Derece Mahkemesi, Yargıtay 23.Hukuk Dairesi E.2014/10397 K.2015/7441 ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/2929, K.2021/1141 sayılı içtihatlarını referans göstererek müvekkilin ödeme emrine süresi içerisinde itiraz etmediğini, ödeme emrinin kesinleşmesine sebebiyet verdiği gerekçesiyle zamanaşımı def'ine itibar etmediğini, oysa İçtihadı Birleştirme Kararları, benzer hukuki konularda adliye mahkemelerini, Yargıtay Dairelerini ve Genel Kurullarını bağladığını, (Yargıtay K. m. 45/5) ve ait olduğu konuda kesinleşmiş kararları etkilemez ise de görülmekte olan (derdest) bütün işlere etkili olduğunu, dava konusu uyuşmazlık, 25.12.2019 gün ve E. 2019/1 , K.2019/8 sayılı içtihadı birleştirme kararına nazaran çözülmesi gerektiğini, müvekkil davacı ... ile her bir mirasçı arasında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ve sözleşmede geçen hisse bedellerinin ödendiğini belgelendiren banka kayıtları dosyasına delil olarak ibraz edildiğini, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, senet mümzi davacı ile kardeşi lehtar Gülçin Sağıroğlu'nu tanıyan akrabaları tanık olarak dinlediğini, tanıkların ...'nun hiç kimseye 1.500.000,00 TL borç verecek maddi imkanın olmadığını ifade ettiğini, davalı ...'ın beyanlarına itibar edilemeyeceğini, senedin bu şahsa en geç 2016 senesinde ciro edildiğini nazara alındığında, ...'ın 1.500.000,00 TL alacağına karşılık zamanaşımına uğramış bir bonoyu teslim aldığı kabul edilmesi gerektiğini, diğer taraftan ...'ın, üzerine hiçbir malvarlığı olmayan fukara bir kadına 1.200.000,00 TL gerçekten borç veremeyeceğini, davalı ...'ın gerçekte bir alacağı bulunmadığını, davalı lehtar ... bakımından bedelsiz olan takip dayanağı senet takip alacaklısı ... bakımından da bedelsiz olduğunu, her iki davalının yurt dışında yaşayan müvekkilin mernis adresine çıkarılacak bir tebligattan haberinin olmayacağını çok iyi bildiğini, bedelsiz senetten nemalanmaya çalışan ...'ın diğer davalı ... ile birlikte hareket ettiğini, davalı hamil ...'ın müvekkilden temel ilişkiden kaynaklı bir alacağı bulunmadığını, bununla birlikte ...'ın diğer davalı lehtar ...'na borç verdiği kabul edilse bile, ...'ın kendi beyanlarıyla sabit olduğu ....'e 2016 sonrası borç verdiğini, davalı ..., takip öncesinde müvekkil ...'e ödeme/muacceliyet ihtarnamesi göndermediğini, müvekkilin ancak icra takibiyle temerrüte düştüğü halde, senedin vade tarihi 15.07.2009'dan takip tarihine kadar geçen dönem için hesaplanan 1.200.205,48 TL faiz alacağının haksız olduğunu, müvekkilinin bu faiz alacağı bakımından da borçlu olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle, gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini, takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davalı ...'in dava konusu senedin teminat senedi olduğunu beyan etmesi karşısında artı senedin bir kambiyo evrakı olmadığını, davalı ... dava konusu senedin miras hisse bedelleri karşılığında davacı tarafından kendisine verildiğini ancak ödenmediğini beyanla senedi bir nedene bağlayarak talil ettiğini, bu durumda asıl borç ilişkisini ispatla mükellef olduğunu, kaldı ki müvekkilinin eşinin kardeşi olan ...vasıtasıyla davalı ... da dahil tüm kardeşleri işe gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri yapılarak miras hisse bedellerinin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, davalıların kötü niyetli olduklarını, kararın hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesine aykırı olduğunu, davalı...'nın temel ilişkiden kaynaklı bir alacağı bulunmadığını, ayrıca takip öncesinde müvekkiline bir muacceliyet ihtarnamesi veyahut bir protesto gönderilmediğini, takip tarihi itibariyle senedin zamanaşımına uğramış olduğu düşünüldüğünde müvekkilinin ancak takip ile temerrüde düşürülmüş olduğunu, bu nedenle vade tarihinden takip tarihine kadar geçen faiz alacağı talebinin de haksız olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72'nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:13