Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6755
2024/3151
22 Nisan 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/291 Esas, 2022/1124 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2014/96 E., 2019/402 K.
Taraflar arasındaki patent haklarına tecavüzün tespiti, maddi, manevi tazminat ve patent hükümsüzlüğü davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilinin TR 1995/00828 B numaralı tescilli patenti koruması altında olan düdüklü tencere ürünlerini müvekkilinin izni olmadan piyasaya arz ettiğini, patentin 1 14 sayılı istemlerinin davalı ürünlerinde mevcut olduğunu ileri sürerek müvekkilinin patent hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, ürünlerin ve üretimde kullanılan eşyalara el konularak muhafaza altına alınarak imha edilmesine, davalının internet sitelerine erişimin engellenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat ile 20.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden değişen oranlarda davalıdan tahsiline, 551 sayılı Patent ve Faydalı Modelin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (551 sayılı KHK) 141 inci maddesi uyarınca yoksun kalınan kazanca makul bir payın eklenmesine, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 23.8.2017 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 70.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı patentinin yeni ve buluş basamağı kriterlerini haiz olmadığını, anonim olduğunu, müvekkilinin dava konusu ürünleri dava dışı tescil sahibi şirketlere ürettirdiğini savunarak asıl davanın reddini savunarak karşı dava ile davacı patentinin anonim hale gelmiş parça ve işleyişten meydana geldiğini, patentleme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davacı patentinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, biri tek kişilik beş kez de heyet olmak üzere altı bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, tüm heyet raporlarında karşı dava yönünden hükümsüz kılınması talep edilen patentin hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı ve davalı ürününün davacının patentinin koruma kapsamında kaldığının tespit edildiği, sonraki tarihli bir faydalı modelin önceki tarihli patent tesciline karşı savunma olarak ileri sürülemeyeceği, 3. kişiler adına tescilli sonraki tarihli faydalı model/ patente göre üretim yapılmış olmasının 551 sayılı KHK hükümleri uyarınca davalının fiillerinin tescilli patente tecavüz teşkil etmesine engel olmadığı, patent tescilinin koruma süresinin sona ermiş olmasının, davalının bu tarihten önce meydana gelmiş olan tecavüz fiillerine ilişkin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, davanın açıldığı tarihte yürülükte olan 551 sayılı KHK’nın 138 inci maddesi dikkate alındığında davalının davacının dava tarihinde ve öncesinde patentle korunan buluşu izinsiz olarak kullandığı, ticari olarak kâr elde ettiği, tencere kapağı satışına göre yapılan bilirkişi incelemesinde; 2011, 2012, 2013 ve 2014'ün ilk çeyreğinde toplamda 45.076. adet kapak satışı yapıldığı, kapak başına 1.56. TL net kâr elde edildiği ve toplamda davalı kârının 70.318.56 TL olduğunun belirlendiği, 551 sayılı KHK'nın 140 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre 70.000,00 TL maddi tazminata hükemedilebileceği, davalı eylemi davacının patent hakkına tecavüz ettiğinden bu eylemden davacı tüzel kişi zarar göreceğinden, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal konumları, ihlal eyleminin gerçekleşme biçimi dikkate alındığında 20.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu, davacının, itibar tazminatı ve makul payın eklenmesi taleplerinin şartları bulunmadığı, karşı davanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davada, davacının patent hakkının ihlal edildiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, davanın açıldığı tarihte yürülükte olan 551 sayılı KHK hükümleri ve davacının seçtiği maddi tazminat seçim yöntemine göre 70.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren değişir oranlı avans faiz ile davalıdan tahsiline, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren değişir oranlı avans faiz ile davalıdan tahsiline, itibar tazminatı ve makul payın eklenmesi taleplerinin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda başkalarının faydalı model tescillerine dayanarak üretim yapmanın 551 sayılı KHK hükümleri uyarınca patente tecavüz fiiline engel teşkil etmediği belirtilmişse de, davadaki savunmalarının başkalarının tescillerine dayalı üretim değil, başkalarının tescil alarak ürettiği ve piyasada sattığı bir kapağı alarak üründe kullanma olduğunu, dava konusu ürünleri tescilli olarak üretip müvekkiline satan dava dışı şirketlerin olduğunu, müvekkilinin dava konusu ürünleri faydalı model ve endüstriyel tasarım tescilleri ile tescil sahibi bu şirketlerden satın aldığını, TÜRKPATENT belgelerine güvenilmesinin doğal olduğunu, 30.05.2016 tarihli raporda da bu hususun belirlendiğini, faydalı model tescili olan firmalardan satın aldıkları kapakların meşru kabul edildiğini, davacının tescil sahibi üçüncü kişilere iptal ve terkin davası açmamış olması nedeniyle, asıl davanın reddi gerektiğini, davacı patentinin yenilik ve buluş basamağı özelliğinin bulunup bulunmadığının bilirkişilerce yeterli incelemediği itirazlarının dikkate almadığını, olağanüstü kanıtlar adlı sitede yayınlanan düdüklü tencerenin çalışma mekanizması makalesindeki görseller ile dava konusu patentin aynı olduğunu, bilirkişilerin sadece dosyadaki bilgi belgelere göre değil, patente konu ürünün tekniğin bilinen durumuna dahil olup olmadığını incelemekle görevli olduklarını, bilirkişilerin harcıalem bilgilerden habersiz gibi örnek sundukları görsellere göre rapor tanzim ettiklerini, MÖ:4000 yılındaki kilit mekanizmasının, patentteki kilit mekanizmasının anonimleştiğini gösterdiğini, yaylı sürgü sistemi ve kapı kilidi mekanizmalarını da sunduklarını, tekniğin bilinen durumuna dahil anonim mekanizmalar olduğunu, içtihatlara göre başvuru sahibinden mal satın alınmasının meşru olduğunu, haksız rekabet teşkil etmeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davalı karşı davacı vekilinin cevap karşı dava dilekçesinde dayandığı dava dışı ... Metal Paslanmaz Çelik San. Tic. Ltd. Şti. ile ... Otomat Metal ve Elektronik San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait faydalı model belgelerinin başvuru tarihlerinin, davacının TR 1995/00828 B numaralı 06.07.1995 başvuru tarihli patent belgesinden sonra olduğu ve bu belgeleri 551 sayılı KHK'nın 78 inci madde hükmüne göre savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, davalı karşı davacının dilekçesinde, müvekkilinin davaya konu ürünleri bu firmalara bu belgeler kapsamında ürettirdiğini beyan ve kabulü göz önüne alınarak, 551 sayılı KHK'nın 136 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) bentleri gereği eyleminin patente tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalı karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davalı karşı davacı vekilinin dilekçesinde, karşı dava yönünden yenilik giderici delil olarak sunulan resim ve çizimlerin tarih içermediği, ürünlerin teknik özelliklerinin sunulan resim ve çizimlerden tam olarak anlaşılmadığı, kamuya sunum tarihleri kesin olarak belirlenemeyen resim ve çizimlerin davacı patentinin yenilik özelliğini ortadan kaldırdığından bahsedilemeyeceği gibi, davacı patentinde açıklanan "Basınç altında bir kabın kilitleme çenelerinin açma ve kapama düzeni" buluşunun, sunulan resim ve çizimler ile tekniğin bilinen durumuna dahil olduğu ve teknik alanda uzman tarafından, sunulan tencere, kapı kilidi, denizaltı kapağı ve ispanyolet tarzı kilitten yola çıkarak davaya konu buluşa ulaşabileceği sonucunun çıkarılamayacağı, konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan 24.07.2015 tarihli raporda da bu hususun ve davacının patentinin yenilik özelliği ile buluş basamağı koşullarını sağladığının tespit edildiği, davalı karşı davacı vekilinin istinaf dilekçesinde bilirkişilerin de teknik uzmanlıklarından yararlanmaları gerektiğinin ileri sürüldüğü, patentlerde mutlak yenilik koşulu ile tekniğin bilinen durumuna dahil olmamanın aranıyor ise de ispat külfetinin davalı karşı davacıya ait olduğu, bilirkişilerce bu hususta teknik bir bilgiye sahip olunması halinde rapora yansıtılacağı ancak bilirkişilere ayrıca karşı davacı iddialarının ispatı yönünden inceleme araştırma yapma görevi yüklenemeyeceği göz önüne alındığında ispatlanamayan karşı davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarına itirazlarının giderilmediğini, davacının taleplerine yönelik yeni rapor alındığını, 17.06.2014 tarihli bilirkişi raporunun dava konusunun patente konu olamayacak kadar basit olduğunu, olsa olsa faydalı modele tekabül edebileceğini ortaya koyduğunu, 24.07.2015 tarihli raporda bilirkişilerin sunulu deliller dışında araştırma yapmayacaklarını belirttiklerini, endüstriyel tasarım incelenirken heyete bilişim uzmanının bu hususta inceleme yapmak üzere eklenmesi gerektiğini, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, dava konusu patentin yenilik konusunda yetersiz olduğunda dair itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı patentinin, tekniğin bilinen durumunu aşmadığını, buluş basamağı yenilik unsurları içermediğini, ilk düdüklü tencere patentinin 14 YY'de verildiğini, bilirkişilerce bu örneğin tarihsiz olduğundan bahisle değerlendirmeye alınmadığını, ancak bu örneğin bilirkişiler tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını ve neredeyse dava konusu patentle bire bir aynı olduğunu, tek tuşa basarak kilitme mekanizmasının anonim olduğunu, Koç müzesinden görselleri alınan ispanyolet tarzı itme mekanizması ile denizaltı kilit kapağı mekanizmasının anonim unsurlar olup dava konusu kapağa monte edildiğini, davacı patent başlığının "ana kontrol mekanizması" olduğunu, tanım dışındaki tescilllerin günlük hayatta farklı mecralarda kullanılan patent koruması alamayacak tesciller olduğunu, davalıya ait patentin sınırlarının açık olmadığını ve patentle koruma sınırının aşıldığını, Google aramasında bulunabilen bir kısım amerikan patentlerine göre davacı patentinin yenilik ve tekniğin bilinen durumunu aşma kriterlerini sağlamadığını, davacının patentinin, ilgili teknik alandaki uzman kişinin anlayabileceği açıklık ve yeterlikte açıklanmadığını, buluşun tam olarak hangi mekanizmaya ait olduğunun net belirlenmediğini, davacı tarafça patentin bütünlüğü ilkesinin ihlal edildiğini, davacı tarafça bütünlüğü olmayan birden fazla buluş iddiasının harmanlandığı, buluşa tabi olmayan parçalar ve patente kou olmayacak yöntemlerin patente dahil edildiğini, bilirkişilerin re'sen tekniğin bilinen durumunu incelediklerinden bahsedilemeyeceğini, bilirkişilerin patentin yeniliğini araştırdıklarını ancak buluş adımı açısından teknik ilerlemeye dair patent olmamasına rağmen bu hususun göz ardı edildiğini, bilirkişilerce tekniğin bilinen durumunu aşıldığı hususu 1994 yılı itibarı ile tekniğin ulaştığı seviye incelenmeksizin kabul edildiğini, dünyada tescilli ve önceki tarihli benzer patentlerin heyete bilişim uzmanı bilirkişi dahil edilmeden incelenmeyerek raporun eksik bırakıldığını, halbuki dünyanın herhangi bir yerinde kamuya açıklanma halinin yeniliği ortadan kaldıracağını, müvekkilinin dava konusu ürünleri dava dışı şirketlerden satın aldığını, davacı tarafça bu kişilere karşı husumet yöneltilmediğini ve dava açılmadığını, dava dışı şirketlerin tescile dayalı üretim yaptıklarını, dava dışı şirketlerin tescillerinin iptaline karar verilmediği sürece müvekkili kullanımının hukuka aykırı olduğundan bahsedilemeyeceğini, dava dışı şirketle davaya dahil edilerek onların hukukunu etkileyen bu durumdan savunmaları alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca müvekkilinin, bilirkişilerce çözümü yapılan bir hususta belge sahibi 3. kişiler arasındaki hak sahipliği problemini bilip ona göre davranamayacağını, bu açıdan bakıldığında müvekkili aleyhine talep olunan tazminatların mesnetsiz kaldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davacının patent hakkına ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, önlenmesine, durdurulmasına, maddi ve manevi tazminat taleplerine; karşı dava patent hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
551 sayılı KHK'nın 7, 78, 136, 138, 140 ve 141 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:27