Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6446
2024/3083
22 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1348 Esas, 2022/842 Karar
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/34 E., 2020/135 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde Türkiye’yi de kapsar şekilde 1379193 uluslararası no ile “...” ibareli markasının tescili için yaptığı başvurunun kurum nezdinde 2017/116338 ulusal başvuru no ile kaydedilerek işleme alındığını, Markalar Dairesi Başkanlığınca yapılan ilk incelemede; 09., 16., 18., 21., 25., 28., 35., 36., 37., 38., 40., 41., 42., 43. ve 45. sınıflardaki ürün ve hizmetler yönünden kısmen ilanına karar verildiğini, başvuruya davalı ... tarafından yapılan itirazın kısmen kabulüne karar verilerek başvurunun; 09., 36., 37., 40. ve 43. sınıf ürün ve hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazlarının da YİDK tarafından 09. ve 36. sınıf ürün ve hizmetler yönünden kabulüne, 37, 40 ve 43. sınıf hizmetler yönünden reddine karar verildiğini, oysa davacının “...” markası üzerinde 43. sınıfta anılan hizmetler yönünden müktesep hak sahibi olduğunu, davacının, kurum nezdinde kısmi redde konu 43. sınıftaki hizmetleri de kapsayan marka tescilleri bulunduğunu, tescili istenen dava konusu markanın davacıya ait yıllardır kullanılan özgün karakteristiğe sahip olduğunu, davacının tamamen kendi markalarının serisi bir başka markayı tescil ettirme amacında olduğunu, dava konusu markada, önceki tescillerin birebir aynısı/asli unsuru “...” markasının tescilinin istendiğini, davacının davaya konu marka üzerinde kısmi redde konu 43. sınıf hizmetler yönünden kazanılmış hakkı bulunduğunun, ilk derece mahkemesi ve Yargıtay tarafından da benimsenmiş olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 15.08.2019 tarihli vr 2019 M 6495 sayılı kararının 43. sınıf hizmetler yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibaresini ihtiva eden 100’e yakın markanın sahibi olduğunu, müvekkiline ait redde mesnet markalar ile davacı tarafından tescili istenen “...” ibaresinin ortalama tüketici tarafından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve iltibas ihtimali bulunduğunu, dava konusu YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkilinin uyuşmazlık konusu 43. sınıf hizmetler yönünden müktesep hakkının bulunduğunun tespit edildiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin önceki markalarının serisi niteliğinde bulunduğunu, dava konusu başvuruda önceki markalardaki kök unsurun aynen muhafaza edildiğini, başvuruda yer alan sarı ve lacivert renklerini yıllardır kullandıklarını, dava konusu markanın yaygın ve yoğun kullanımla müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı markalarına yaklaşmadıklarını, aynı başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca reddi kararının iptali istemiyle açtıkları davada müvekkili markalarının dava konusu başvuru için müktesep hak teşkil ettiğinin belirlendiğini, müvekkiline ait "..." markasının perakendecilik sektöründe ülkemizin en bilinen markalarından olduğunu, davalı kurum kararının hatalı bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu "..." ibareli başvuru ile davalı gerçek kişiye ait 2015/83668, 2013/43531, 2010/52111, 2010/44879, 2010/44867, 2010/44724 sayılı ve “... plaza”, “... petrol m şekil”, sayılı “... m şekil”, “... taksi”, sayılı “... travel”, sayılı “... holding m şekil” ibareli redde mesnet markalar arasında, uyuşmazlık konusu 43. sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsuru "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak aynen yer aldığı gibi uyuşmazlık konusu 43. sınıf hizmetlerin redde mesnet markaların kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetlerle aynı veya benzer bulunduğu, diğer taraftan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E., 2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerektiği, buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuruda, davacının müktesep hak iddiasına dayanak tescilli markalarının aslı unsuru olan "..." kelimesinin muhafaza edildiği ancak başvurunun, davacının önceki markalarından farklı bir kompozisyonda oluşturularak redde mesnet davalı markalarına yakınlaşma çabası ve iltibas tehlikesi içerdiği, bu itibarla davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı, her ne kadar davacı tarafça dava konusu başvurunun anılan Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca reddi nedeniyle açılan davada, önceki markalarının müktesep hak teşkil ettiğinin kabul edildiği ileri sürülmüşse de başvurunun sözü edilen madde ve bent gereğince redde mesnet markaların işbu davada aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine mesnet markalardan farklı olduğu, dolayısıyla işbu dava açısından emsal teşkil etmeyeceği, ayrıca müktesep hak değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, bu itibarla ilk derece mahkemesince müktesep hak yönünden aksi yönde tespitler içeren bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının 43. hizmetler yönünden kısmen iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:27