Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6933

Karar No

2024/2977

Karar Tarihi

17 Nisan 2024

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/928 Esas, 2022/1218 Karar

HÜKÜM: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/457 E., 2019/1041 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalı kefiller ..., ... ve....vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı kefil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... Kürk Deri Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesine istinaden borçlu şirkete krediler kullandırıldığını, davalıların ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, kullandırılan kredilerin çekilen ihtara rağmen ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan İstanbul 7. icra Müdürlüğünün 2016/35050 E. sayılı dosyasına davalı taraflarca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, itirazların haksız olduğunu, kefalet ilişkisinin sona ermediğini, yetki itirazının ihtiyati haciz kararını veren Mahkemece reddedildiğini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefalet tarihinin bulunmadığını, sözleşmede belirtilen kefalet miktarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından boş olarak imzalanan sözleşmede kefalet miktarının sonradan rızası hilafına doldurulduğunu, müvekkilinin kefalet miktarını kendi el yazısı ile yazmadığını, müvekkilinin asıl borçlu şirket ortaklığından 11.08.2014 tarihinde ayrıldığını ve bu hususu davacı bankaya bildirdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikamet adresinin Büyükçemecede olduğunu, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, ayrıca mahkemenin de yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmede kefalet tutarının boş bırakıldığını ve sonradan müvekkilinin iradesi dışında doldurulduğunu, kredi sözleşmesinde tarih bulunmadığını, bu nedenle de geçersiz olduğunu, müvekkilinin eş rızasının da bulunmadığını, kat ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin gerçek miktarının 50.000,00 USD olduğunu ve bu miktarın da ödendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ... Deri Kürk Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını ve davalıların ikametgahları gereği yetkili mahkemelerin Bakırköy ve Büyükçekmece Mahkemeleri olduğunu, kefalet sözleşmesinin şeklen geçersiz olduğunu, kefalet tarihinin boş bırakıldığını, 03.05.2012 tarihinde imzalanmadığını, bu tarihin kabul edilmesi halinde dahi yazılı şekil ve kefilin sorumlu olduğu miktarın belirli olması şartlarını taşımadığını, kefalet miktarının sözleşmeye sonradan yazıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Kürk Deri San. ve Tic. A.Ş. ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine şahsen kefil olmadığını, davacı tarafından müvekkiline imzalatılan belgede krediye müşterek ve müteselsil kefil olduğuna dair bir beyan yazılmadığı gibi borca ne kadar süre ile ve ne limitle kefil olduğunun da yazılmadığını, kefalet sözleşmesinin hangi tarihte imzalandığının belirsiz olduğunu, buna göre yeni TBK döneminde yapılmış ise eş rızasının da gerekeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, toplam 361.207,89 TL alacak miktarına yönelik itirazın iptaline, takibin bu miktar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla devamına, itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 361.207,89 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 72.241,57 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı kefiller ..., ... ve Melike ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararına katılmakla beraber yeniden bir incelemeyle akdi faiz hesaplamasında faiz başlangıç tarihinin 30.09.2016 olarak tespit edildiğini, ancak akdi faiz başlangıç tarihinin ödenen son taksit tarihi olması sebebiyle eksik ve hatalı akdi faiz hesabı yapıldığı kanaatinde olduklarını, mahkemece yalnızca akdi faiz hususunda belirtmiş oldukları husus dikkate alınarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyanla dava, bilirkişi raporuna beyan ve istinaf dilekçesi ile belirttikleri ve re'sen gözetilecek nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde akdi faiz hesabı yeniden yapılarak talepleri doğrultusunda davanın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.'nun, dava dışı ... Kürk Deri San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden ilgili şirkete kredi açıldığını ve kullandırıldığını ve müvekkili ile diğer davalıların bu genel kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduklarını iddia etmekte olduğunu, müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin gerçek miktarı 50.000,00 USD olup bu borcun ... Kürk San. Tic. A.Ş. tarafından ödenmiş olduğunu, asıl borçlu şirket ile davacı arasında başka kredi sözleşmeleri akdedildiğini ancak müvekkilinin bu diğer sözleşmelere asla kefil olmadığını, yani müvekkilin sorumlu olduğu herhangi bir geçerli borç ilişkisinin bulunmadığını,

Dava konusu kredi sözleşmesi ve sözde kefaletin tarihi belli olmadığı gibi, bu kredi genel sözleşmesinin eski TBK yürürlükte iken mi, yoksa yeni TBK yürürlüğe girdikten sonra mı imzalandığının belirsiz olduğunu, aynı şekilde kredi genel sözleşmesine ilişkin daha sonra verilen kredinin de hangi tarihte verildiği, kredinin sonradan yapılandırılıp yapılandırılmadığının belirsiz olduğunu,

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kefalet hükümlerine göre öncelikle yazılı eş muvafakati olmayan ve tarihi yazılı olmayan, sorumlu olduğu en yüksek miktar yazmayan kefaletlerin geçersiz olduğunu, kefaletin kefilin kendi el yazısı ile yazılmış olmasının da geçerlilik şartı olduğunu, kesinlikle kabul etmemekle birlikte müvekkilinin imzası kefalet sayılmış olsa dahi bu şartları taşımadığı için de geçersiz olduğunu,

Kefilin kefalet iradesi ile imza atarken kefaletinin geçerli olması için sorumlu olacağı miktarı bilmesinin eski borçlar kanununda da yasal zorunluluk ve geçerlilik şartı olduğunu, kefalet limiti olduğu iddia edilen "1.000.000,00 USD" yazısının müvekkilinin adı ve imzasının üstünde değil altında olduğunu, müvekkilinin adı ve imzasının altına bu rakam yazıldığı halde bu rakamın ne olduğu, kefalet limiti olup olmadığı hususlarının kesinlikle yazılı olmadığını, bu rakamın imzanın üstüne değil altında sonradan yazılmış olmasının boşluktaki imzanın kötü niyetle kullanıldığını göstermekte olduğunu,

Davaya dayanak Genel Kredi Sözleşmesi 64 üncü sayfa incelendiğinde bankanın bu sayfada zaten diğer davalı iki kişiyi kefil yaptığı ve kefaletle ilgili maktu kısımlara imza aldığı açıkken, davacı bankanın kendince sonradan kefil sayısını arttırmak için boşlukta imzası olan herkesi kefil haline getirmeye çalışması hususunun söz konusu olduğunu, bir kredi borcuna bu kadar çok kişinin ve her birinin 1.000.000,00 USD kefil olmasının zaten başlı başına hayatın olağan akışına, bankacılık genel teamülüne aykırı olduğunu, ayrıca davacı bankadan 58.000,00 USD den fazla asla bir kredi çekilmediğini, bu kadar çok sayıda kefilin, 58.000,00 USD kredi için 20 kat fazla meblağda kefil olmasının da hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu beyanla davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin tamamen bilirkişi raporuna göre kararını verdiğini, raporda tespit edilen hususlar dışında başkaca bir gerekçe göstermeden davayı kısmen kabul ettiğini, oysa gerek müvekkilin cevap dilekçesinde ve gerekse bilirkişi raporuna itirazında ve diğer itirazlarında bildirdikleri hususların neden reddedildiğine gerekçede yer verilmediğini, İlk derece Mahkemesinin kararında davacı bankanın Zeytinburnu Şubesi ile davalı kredi borçlusu ... Deri Kürk San. Dış. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalı şirkete krediler kullandırıldığının belirtilmekte olduğunu, oysa müvekkilinin, zamanında şirketten ayrıldığını davacı tarafa gönderdiği Zeytinburnu 5. Noterliği'nce düzenlenmiş bulunan 12 Mayıs 2015 tarih ve 04891 yevmiye sayılı ihtarnameyle bildirdiğini, bu ihtarname ile müvekkilinin esas borçlu şirket ile her türlü ticari ilişkisini kestiğini ve alınacak kredilerde kefilliğinin geçerli olmayacağını ihtaren açıkladığını,

Her ne kadar kefalet sözleşmesindeki imza müvekkiline ait ise de, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesindeki şekil koşullarına uyulmadığından bu sözleşmenin geçerli olmadığını, 6098 sayılı Kanunun 583 üncü maddesi uyarınca sözleşmede kefalet tarihinin, kefilin sorumlu olduğu azami tutarın, müteselsil kefil olması halinde bu anlamı açıkça taşıyan herhangi bir ifadenin bizzat kendi el yazısı ile kefalet sözleşmesine yazılmış olmasının zorunlu olduğunu, kefalet limit tutarının açık ve kesin olarak belirtilmediği hallerde kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu,

Davacı taraf ile ... Kürk Deri San ve Tic. A.Ş. arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmelerine ve bu sözleşmelere göre kullandırılan kredi sözleşmelerindeki müvekkilinin kefilliğinin usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin müteselsil kefil sıfatının da olmadığını, ibraz edilen Genel Kredi Sözleşmesindeki el yazıları birbirinin benzeri olup tek elden ve önceden yazıldığının anlaşılmakta olduğunu, ayrıca kefil imzalarının yanında herhangi bir tarih de olmadığını,

Müvekkilinin şirket hisselerini 11.08.2014 tarihinde asıl borçlu şirkete devrederek şirketten ayrıldığını davacı tarafa gönderdiği Zeytinburnu 5. Noterliği'nce düzenlenmiş bulunan 12 Mayıs 2015 tarih ve 04891 yevmiye sayılı ihtarname ile bildirdiğini, bilirkişinin raporunda; “ bu ihtarnamenin 12.05.2015 tarihinde bankaya tebliğ edildiği, kefalet sorumluluğunun bu tarihe kadar kullandırılmış olan krediler ile bağlı olacağı, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşılmaktadır”. demekte olduğunu; ancak raporun 12/13 sayfasında bu düşüncesinden vazgeçerek bu tarihten sonra yeni bir kredi kullandırılmadığı nedenini gerekçe göstererek banka alacağından müvekkilinin sorumluluğunun devam ettiğini açıkladığını, oysa banka ile asıl borçlu arasında yeniden yapılandırma anlaşması yapıldığından artık eski borçtan değil yapılandırılan yeni borçtan söz etmek ve müvekkilinin sorumluluğunun olmadığı sonucuna varmak gerektiğini,

Hesap kat ihtarı Tebligat Kanunu'na uygun yapılmadığından davacı tarafın müvekkilini usulüne uygun olarak temerrüde düşürmediğini, bilirkişi raporunda bu hususların tam olarak irdelenmediğini, oysa olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 502 ve 594 madde hükümlerine davacı tarafın uyması gerektiğini,

Bilirkişinin raporunda sözleşmenin 03.05.2012 tarihinde akdedildiğini, bu bakımdan kefaletin 818 sayılı yasa hükümlerine uygun olarak düzenlendiğini ileri sürmekte olduğunu, ancak bilirkişinin bu iddiada bulunurken 6098 sayılı kanunun kamu düzeni ile ilgili hükümlerinin geriye dönük olarak uygulanacağını göz ardı ettiğini, bu kapsamda evli eşleri ve dolayısı ile toplumun temeli olan “Aileyi” korumak için 6098 sayılı Kanun’un 548 inci maddesinin birinci fıkrasında kefalette borç altına giren kefilin kefaletinin geçerli olması için eşinin yazılı onayının aranmakta olduğunu, kamu düzeni ile ilgili olan bu hükmün geriye dönük olarak uygulanması ve müvekkilinin kefilliğinin geçerli sayılmaması gerektiğini,

Kredilerin hesap özetleri incelendiğinde asıl borçlu ... Kürk Deri San ve Tic. A.Ş.‘ye kredi genel sözleşmeleri kapsamında 55.000,00 USD kredi kullandırıldığı ve bu kredinin geri ödendiği hususlarının görülmekte olduğunu, bilirkişi tarafından önce alınan ve sonra geri ödenen bu kredinin değerlendirilmesinin ve kefiller açısından irdelendirilmesinin de yapılmadığını, ... Deri Kürk. San. Dış Tic. Ltd. Şti.' nin 07.12.2017 tarihinde, ... Kürk şirketinin ise 31.07.2017 tarihinde kapanmış olduğunu beyanla açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

4.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. tarafından davalı müvekkili ...' e karşı açılan davanın dayanağının, kredi genel sözleşmesinde müvekkilinin sözde kefaletine ilişkin olduğunu ancak dayanak genel kredi sözleşmesi ve sözde kefalet iddiasının tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin imzasının kefalet iradesi ile atılmadığını, davaya dayanak belge ile hiçbir şekilde müvekkilinin kefalet iradesi ile imza attığının ve kefalet limitini bildiğinin asla söylenemeyeceğini,

Davaya dayanak kredi genel sözleşmesinin hiçbir yerinde sözleşme tarihi, sözde kefalet tarihinin bulunmadığını, bu durumda davaya dayanak sözde kefalet belgesinin eski Borçlar Kanunu zamanında mı, yeni Türk Borçlar Kanunu zamanında mı imzalandığı hususunun belirsiz olduğunu, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davaya dayanak asıl borcun 2014 2015 yıllarında yeni Borçlar Kanunu yürürlükte iken çekilen krediye ilişkin olduğunu,

Davaya dayanak kredi genel sözleşmesinin 64 üncü sayfasının sonunda davalı müvekkilinin adı soyadı ve imzası altına farklı kalem ve el yazısı ile sonradan kefalet limiti olduğu dahi belirtilmeden yazılmış " =1.000.000 USD= BİR MİLYON AMERİKAN DOLARI= " yazısının neye ilişkin olduğunun tamamen belirsiz olduğunu, müvekkilinin imzasının altındaki yazıda aynı sayfada ilk iki kefilde yazdığı şekilde müşterek borçlu müteselsil kefil yazmadığı gibi "kefil olunan miktar" yazısının da olmadığını, dolayısıyla geçerli bir kefaletin bulunmadığını, "1.000.000 USD" yazısının müvekkilinin adı ve imzasının üstünde değil altında olduğunu, müvekkilinin adı ve imzasının altına bu rakam yazıldığı halde bu rakamın ne olduğu, kefalet limiti olup olmadığı hususlarının kesinlikle yazılı olmadığını,

6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde kefaletin geçerlilik şartlarının düzenlendiğini, davaya dayanak kredinin çekildiği tarih 2014 2015 olduğundan kefaletin geçerliliği için bu hususun da dikkate alınması gerektiğini,

Davaya dayanak alacağın çekilen kredi miktarı 345.391,74,00TL yani 58.000,00 USD gibi bir krediye, hiç kimsenin bu meblağın 20 katı olacak şekilde 1.000.000,00 USD ile kefil olamayacağını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkil lehine kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davalı borçluların İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/35050 E. sayılı dosyasında; 345.391,74 TL asıl alacak, 22.868,40 TL işlemiş faiz, 8.980,19 TL temerrüt faizi, 735,88 TL BSMV ve 362,75 TL masraf olmak üzere toplam 378.338,96 TL alacak miktarına yönelik itirazlarının iptali ile, takibin bu miktar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 378.338,96 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 75.667,79.TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddi gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının reddi ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı kefil ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İtirazın iptaline konu olan İstanbul 7.İcra Dairesi nin 2016/35050 E. sayılı takip dosya borcu dava istinaf aşamasındaki iken ödenmiş ve icra dosyası infazen kapandığını, davaya konu borcun ödenmiş olması sebebi ile müvekkili Banka tarafından istinaf dosyasına 11.10.2021 tarihinde dilekçe sunulmuş ve borcun ödendiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleblerinin olmadığını, davanın konusuz kaldığına ilişkin karar verilmesi talep ettiğini, aynı doğrultuda davalı borçlu tarafça da dosyaya bildirim yapıldığını, davaya konu olan icra takip dosya borcunun istinaf aşamasında ödenmiş olması sebebi ile davanın konusuz kaldığına dair hüküm kurulması gerekirken, istinaf mahkemesince bu hususun göz ardı edildiğini ve dilekçelerinin dikkate alınmadan esasa yönelik inceleme yapılarak esas hakkında hüküm tesis edildiğini bu yönüyle kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesinin temyiz konusu kararında öncelikle hem davacının verdiği 11.10.2021 tarihli "davanın konusuz kaldığına" dair dilekçeyi ve hem de kendilerinin verdiği İstanbul 7. İcra Dairesinin 10.07.2020 tarihli belgeyi ya göremediğini veya gördüğü halde değerlendiremediğini bu iki belgeye gerekçeli kararında da yer verilmediğini, Davanın konusuz kaldığına dair hüküm kurulması gerekirken, istinaf mahkemesince bu husus göz ardı edilmiş ve dilekçe dikkate alınmadan esasa yönelik inceleme yapılarak esas hakkında hüküm tesis edildiğini bu yönüyle kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmadığı ve temerrüdün gerçekleştiği iddiası ile alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584 üncü maddesi.

  1. Değerlendirme

İstinaf incelemesi sırasında taraflardan davacı bankanın 11.10.2021 tarihli yine davalı ...'in 10.07.2020 tarihli verdikleri dilekçelerle takip konusu borcun ödendiğini ve davanın konusuz kaldığını bildirmişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu dilekçeler değerlendirilmeksizin karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

  2. Bozma sebebine göre davacı vekili ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafamerikancevaptemyizmilyondoları=vı.kararımahkemesiderecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim