Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6644
2024/2946
17 Nisan 2024
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/668 Esas, 2022/1149 Karar
HÜKÜM: Davanın Kısmen Kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI: 2021/462 E., 2021/628 K.
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre kabul edilen ve davalılar vekilince temyize konu edilen toplam miktar 40.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.11.2013 tarihinde 16 yaşında lise öğrencisiyken evine davalı ...'nın maliki, davalı ...'nın sürücüsü olduğu dolmuşla giderken minibüsten inmesi sırasında, aracın aniden hareket etmesi nedeniyle düştüğünü, sürüklenerek ağır yaralandığını, yapılan yargılama neticesinde davalı ...'nın %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle % 14,3 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, müvekkilinin kusuru olmamasına rağmen henüz 16 yaşında malul olduğunu ve hayatına bu şekilde devam etmek zorunda kaldığını, müvekkilinin maluliyeti nedeniyle eğitim hayatına gereği gibi devam edemediğini, çalışamadığını ve evlenemediğini ileri sürerek 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının yanlış dolmuşa bindiğini fark ettiğini ve aceleyle inmek isterken, yanlış araca binmenin telaşı ile hızla minibüsten inerken kendi kusuru ile düşüp yaralandığını, müvekkili ...'nın trafiği durdurarak ve davacıyı kucağında taşıyarak hususi bir araca bindirdiğini ve aracı takip ederek Özel Tınaztepe Hastanesi'ne gittiğini, müvekkilinin davacıyı rutin pansuman ve muayeneleri için hususi aracı ile defalarca hastaneye götürdüğünü, talep edilen manevi tazminatın fahiş ve zenginleşme gayesi içerdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olayla ilgili başlatılan soruşturmanın şikayet 6 aylık süre içinde yapılmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla nihayetlendiği, davacı tarafından işbu davaya konu kaza ile ilgili 35 M 9025 plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası sigortacısına karşı maddi tazminat talebiyle Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/711 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, ilgili dosyada Adli Tıp Kurumu Ankara Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 22.11.2019 tarihli rapor ile 35 M 9025 plakalı araç sürücüsünün, yolcularını indirdiği esnada aynalarını kontrol edip araçtan inen yolcuların araca güvenli bir mesafeye kadar yaklaşmalarını bekledikten sonra aracın kapısını kapatarak tekrardan kontrollü şekilde harekete geçmesi hususlarına riayet etmediği ve kazada %100 kusurlu olduğu, yolcu Elif'in, minibüsten inmekte olduğu esnada aracın hareketlenmesiyle yere düştüğü kazada atfi kabil kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen bila tarihli rapor ile de, davacının çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 14,3, tıbbi iyileşme süresinin 12 ay olarak belirlendiği, ilgili dosyada davacının sigorta şirketi ile sulh olması üzerine davadan feragat ettiği, feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 85 inci maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin yaralanmasına sebep olması halinde motorlu aracın işleteninin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 2918 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin son fıkrası ve 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 nci maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesi uyarınca, sürücünün eyleminin suç teşkil ettiği hallerde, uzamış ceza davası zamanaşımının işleteni de kapsayacağı ve olayda zamanaşımının oluşmadığı, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/711 E. sayılı dosyasında aynı kaza ile ilgili alınan kusur ve maluliyet oranı raporlarının usul ve yasaya uygun, denetime elverişli oldukları, dinlenen tanıkların beyanı da dikkate alındığında, yeniden kusur ve maluliyet tespitine yer olmadığı, olay akabinde davacının tedaviler gördüğü, belirli bir süre çalışamadığı, hayatının bundan sonraki safhasında da daha fazla efor sarfetmesinin gerekeceği, davacının kaza tarihindeki yaşı, olayın geleceği üzerindeki psikolojik etkileri, yine davacının kazada yaralanması nedeniyle yaşadığı elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, kazada davalı sürücü Yaşar'ın yaptığı iş itibariyle daha fazla dikkat ve özen göstermesi gerekirken % 100 kusurlu olması gibi hususlar değerlendirildiğinde takdiren 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; adli yardım taleplerinin kabulünün gerektiğini, verilen kararda hem hükmedilen miktarın azlığı hem de kazaya sebebiyet veren aracın "S" plakalı dolmuş olması sebebiyle talepleri gibi ticari temerrüt faizine hükmetmek yerine yasal faize hükmedildiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, davalı ...'nın %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin, 27.11.2013 tarihinde geçirmiş olduğu iş bu kaza nedeniyle % 14,3 oranında maluliyeti oluştuğunu, ancak bu oranın çok düşük olup bu sonuca varırken müvekkilin psikolojik rahatsızlıklarının hesaba katılmadığını, hiçbir kusuru olmayan müvekkilinin tanık beyanlarıyla da ispatlanmış olan ve tüm hayatını altüst eden bu elim kaza sebebiyle çekmiş olduğu acı, elem ve ızdırabın bir nebze hafiflemesi için talep edilen manevi tazminata karşılık sadece 40.000,00 TL'ye hükmedilmiş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
-
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takdir olunan manevi tazminat miktarının fahiş ve manevi tatminin amacına aykırı olduğunu, manevi tazminat bedelinin 2013 yılından itibaren işleyecek faiz ile tahsil olunacak olup, günün şartlarına göre oldukça yüksek ve manevi tazminatın amacına aykırı olduğunu, görevsiz Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davacının manevi tazminat alacağının 15.000,00 TL olarak takdir edildiğini, görevli Mahkemede ise afaki miktarda, 2,5 kat yüksek tazminata hükmedildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminatın işlemiş faizi ile beraber 70.000 TL'ye tekabül ettiğini, işbu miktarın manevi tatminin çok üzerinde olduğunu, karar ilam harcının fazla hesaplandığını, görevsiz Mahkemede ödenen kısmın mahsup edilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın reddine veya manevi tazminatın amacına uygun bir tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk olarak İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/252 E., 2021/107 K. sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulüyle 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, bu kararın davacı tarafından tazminat miktarının azlığı ve faizin türü yönünden istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerkeçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın mevcut Mahkemeye gönderildiği, davacının tüketici olması nedeniyle harç alınmayacağı, adli yardım talebinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığı, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine göre uygun olduğu, ancak, yolcu taşıma işinin ticari iş, zarara neden olan aracın da ticari araç olduğu gözetilerek talep gibi ticari faize hükmedilmesi gerektiği, bu yönüyle davacı tarafın istinaf isteminin yerinde olduğu, davalı her ne kadar farklı mahkemelerden farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedildiğini ileri sürmüşse de her somut olayın ayrı değerlendirileceği, 15.000,00 TL'nin kabulüne ilişkin ilk kararda kabule göre vekalet ücreti, harç hususunda karar verilmiş ve buna istinaden ödeme yapılmış ise yeni kararda bu miktarlar mahsup edilmeden yeniden harç ve yargılama gideri konusunda karar verilmesinin yerinde olduğu zira ödenen bedelin infazda değerlendirilmesi gerekeceği, bu yönüyle davalı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü, davalılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; adli yardım taleplerinin kabulünün gerektiğini, manevi tazminat istemlerinin tamamen kabulünün gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istedi.
-
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek ve bunlara ek olarak müvekkilinin tacir olmadığını işletmenin esnaf işletmesi olduğunu, bu nedenle hükmedilen bedele ticari faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının yolcusu olup, davalı ...'ın şoförü diğer davalının işleteni olduğu minibüsten inerken minibüsün hareket etmesiyle oluşan kazada malul kaldığı, bu kaza nedeniyle davalıların davacıya manevi tazminat ödemelerinin gerekip gerekmediği ve miktarının ne kadar olacağı noktasındadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 855 inci maddesi.
-
2918 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin son fıkrası ve 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
-
6098 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.
-
5237 sayılı Kanun'un 89 ve 66 ncı maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.
2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin MİKTARDAN REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:41