Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6547
2024/2909
16 Nisan 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/271 Esas, 2022/913 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2020/824 E.,2021/867 K.
Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, 28.12.2021 tarihli ek kararı ile de feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Ek karara karşı feri müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ek karara ilişkin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin %18 payına sahip olduğunu ve aynı zamanda 11.12.2015 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu başkan yardımcısı seçildiğini, şirketin 11.12.2015 tarihinde yapılan 2012 2013 2014 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı ve iki yönetim kurulu üyesinin 3 yıl için seçilerek başkan ve başkan yardımcısına münferit imza ile temsil yetkisi verildiğini, yönetim kurulunun görev süresinin 11.12.2018 tarihinde son bulması akabinde ortakların aralarındaki husumetten dolayı bir araya gelip toplantı nisabını temin edemediğini, müvekkilinin mahkemeden genel kurulu toplantıya çağırma izni aldığını, çağrı üzerine yapılan olağan genel kurul toplantısının tüm hissedarların katılımıyla gerçekleştiğini, ancak gerekli karar nisabının sağlanamaması nedeniyle yönetim kurulunun seçilemediğini, şirkette oluşan organ boşluğu sebebiyle, hâlihazırda şirketin temsil ve yönetim yetkisini kullanılamadığını, davalı şirketin organsız durumda olduğunu, şirket faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için şirkete kayyım atanması gerektiğini ileri sürerek yönetim organından yoksun kalan davalı şirkete 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 427 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) bendi uyarınca mahkemece belirlenecek bir kişinin ya da şirket ortağı olan müvekkilinin yönetim kayyımı olarak atanmasına, yönetim boşluğunun giderilememesi ve şirketin durumunun düzeltilememesi hâlinde şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 530 uncu maddesi uyarınca feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili olan şirket ortaklarının aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle bir araya gelerek karar alma ihtimallerinin bulunmadığını, yönetim kurulu seçiminde oylardaki kilitlenme nedeniyle süresi dolan yönetim kurulu yerine yeni yönetimi seçememeleri ve bu durumun uzun zamandır devamlılık göstermesinin şirketi işleyemez duruma getirdiğini, ortaklığın işlem yapma ve temsil olanağına tekrar kavuşması için yönetim eksikliğinin giderilmesi ve şirketin devamlılığının sağlanmasının gerektiğini, ancak bununla beraber, her ne kadar yönetim kurulunun süresi sona ermiş olmasına rağmen yeni bir yönetim kurulunun da seçilememiş olması durumunda yönetim organının mevcut olmadığı kabul edilmekte ve bu sebepten ötürü şirketin feshine karar verilmesi gibi bir tehlikenin mevcut olacağını, 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesine göre mahkemenin şirketin eksik olan organını tamamlaması ve şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için münasip bir süre vermesi ve verilecek süreye rağmen durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verilmesinin söz konusu olabileceğini, şirketin menfaati doğrultusunda temsil ve idaresi ile durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için kayyım tayin edilmesine dair davacı talebine muvafakat ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.02.2007 tarihinde kurulan davalı şirketin 11.12.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 3 yıllığına seçilen yönetim kurulunun görev süresinin sona erdiği, mahkemeden toplantıya çağrı izni alınmak suretiyle yapılan 23.09.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında da yönetim kurulunun seçilmemesi üzerine 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak bu davanın açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak davalı şirketin en son yönetim kurulu üyelerine meşruhatlı davetiye gönderilerek fesih talebi hususunda görüşlerinin alındığı, ayrıca davacı tarafın talebi dikkate alınarak aynı Kanun'un ikinci fıkrası uyarınca dava sonuçlanıncaya kadar, davalı şirkete mali müşavir ...'un temsil ve yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiği, anılan madde uyarınca Mahkememizin 28.04.2021 tarihli celsesinde taraflara davalı şirketin yönetim kurulunun teşekkülü ile şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesinin sağlanması için 6 aylık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde görevlendirilen kayyım başkanlığında olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirildiği, ancak davalı şirket yönetim kurulunun yine oluşturulamadığı gerekçesiyle uzun süreden beri davalı şirketin kanunen gerekli olan yönetim kurulu organının mevcut olmaması gerekçesiyle davanın 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesi uyarınca kabulü ile davalı şirketin feshine, ...'un tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, feri müdahil vekilinin tek başına istinaf yoluna başvurması üzerine İlk Derece Mahkemesi 28.12.2021 tarihli ek kararı ile feri müdahilin tek başına hükmü istinaf etmesinin mümkün olmaması nedeniyle feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 28.12.2021 tarihli ek kararına karşı süresi içinde feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Feri müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; ek karara karşı olarak müvekkilinin asli müdahil sıfatına sahip olduğunu, müvekkilinin feri müdahil olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin kanunyoluna başvuru hakkı bulunduğunu belirterek ek kararın kaldırılarak esasa ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinin talep edildiğini, esas yönünden de; müvekkili şirketin davalı şirketin % 50 hissedarı olduğunu, davaya asli müdahil olarak katılmasında hukuki yararı bulunduğunu, asli müdahale talebinde bulunmalarına rağmen mahkemece müvekkilinin davaya feri müdahil olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, şirketin organsız kalmasının tek sorumlusunun davacı ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri olduğunu, müvekkilinin şirketin mali durumu ve kar payı ile ibra konusunda bilgi alma hakkının engellendiğini, müvekkilinin özel denetim talebinin de genel kurulda kabul edilmediğini, davalı şirketin kaynaklarının ... Yapı şirketlerine aktarıldığını, ayrıca İstanbul Anadolu 11. Aliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/949 E. sayılı dosyasının sonucunun beklenmeden karar verilmesinin de doğru olmadığını, mahkemenin verdiği süre üzerine yeni yönetim kurulunun oluşturulması için müvekkilinin gerekli özveriyi gösterdiğini, fakat davacının şirketi organsız bırakma çabası içerisinde olduğunu, mahkemece feshin son çare olması ilkesini de göz ardı ettiğini, davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hüküm sadece davanın tarafları hakkında verilebileceğinden, hükme karşı kanun yoluna başvurma hakkının da hakkında hüküm tesis edilen tarafa ait olduğu, lehine müdahale edilen taraf hükme karşı kanun yoluna başvurursa onunla birlikte hareket etme yetkisine sahip olan fer'i müdahil de hükme karşı lehine katıldığı tarafla birlikte kanun yolu başvurusunda bulunabileceği, aksi halde tek başına kanun yoluna başvuramayacağı, ancak; müdahil hakkında da hüküm verilmesi durumunda, fer’i müdahilin hükme karşı sadece kendisi hakkındaki kısmı bakımından kanun yoluna başvurabileceği, somut olayda davalı şirketin % 50 hissedarı ... Enerji ...A.Ş. tarafından yargılama sırasında 10.03.2021 ve 28.04.2021 tarihli dilekçeler ile müdahale talebinde bulunulduğu, Mahkemece ... Enerji ...A.Ş.'nin davaya feri müdahil olarak kabulüne karar verildiği, her ne kadar ... Enerji ...A.Ş. tarafından taleplerinin asli müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de talebin içeriğinin incelemesinde kayyımlık sürecine ilişkin gelişmelerin takip edilmesi ve itirazlarının ileri sürülebilmesi, pay sahibi olarak kendi hak ve menfaatlerin yeterli ve sağlıklı olarak korunması ve sağlanması için müdahale talebinde bulunduklarını beyan ettikleri, bu durumda ... Enerji ...A.Ş.'nin dava konusu üzerinde asıl davadan bağımsız ve ona taraf sıfatı kazandıracak nitelikte talebi bulunmadığından, mahkemece ... Enerji ...A.Ş.'nin feri müdahil olarak kabulünde bir yanlışlık bulunmadığı gibi hükme karşı tek başına kanunyoluna başvurma hakkı bulunmadığından istinaf başvurusunun ek kararla reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin ek karar ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Feri Müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin organsız kalması nedeniyle şirketin feshi istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 530 uncu maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 427 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) bendi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup feri müdail vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:54