Yargıtay 11. HD 2022/6016 E. 2024/2890 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6016
2024/2890
16 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/725 Esas, 2022/671 Karar
HÜKÜM: Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI: 2021/453 E., 2021/629 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni, refi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ve davalının tarım ilaçları (zirai ilaçlar), veterinerlik ilaçları, halk sağlığı ilaçları sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ürünleri için “...”, davalının ise “...” markasını kullandığını, ancak davalının ürünlerinde birebir müvekkili ile aynı ambalaj ve etiketleri taklit ettiğini, ayrıca ESTER kelimesinin yazım karakterinin de müvekkilin markasını kullandığını ve bu kelimeyi yazdığı yazım karakteriyle birebir aynı olduğunu, davalının markasını tescil ettirdiği şekli ile kullanmadığını, bilakis müvekkilinin tescilli markasını uzun yıllardır piyasada kullanım biçimini taklit eder şekilde ve markasını müvekkilinin markasına yaklaştıracak, bundan haksız yarar sağlayacak ve tüketiciyi yanıltacak şekilde kullandığını, davalının ambalajını ve markasının kullanım şeklini gören ortalama tüketicinin bunun müvekkiline ait bir ürün olduğunu düşüneceğini, davalıya hukuka aykırı kullanımlarının sonlandırılması için iki kez ihtar gönderildiğini, buna rağmen davalının eylemlerine devam ettiğini ileri sürerek davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu fiillerin men'i, ref'ine, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve mevcut ürün ambalajlarının toplanmasına, imha edilmesine, davalı adına tescilli 2002/12114 sayılı "SAFE ESTER" ibareleri markasının tescil edildiği şekilde kullanılmasına, davalının markasını tescil edildiği şeklin dışında kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin menine, ref’ine ve haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak, müvekkilinin dava konusu edilen ambalajlarındaki kullanımına uygun şekilde 2014/52811 sayılı tescilli markasının olduğunu, müvekkili ambalajı ile davacının ambalajı arasında benzerlik bulunmadığı gibi ambalajların kullanıldığı ürünlerin reçeteli satılan zirai ürün olduğunu, tüketicinin yanılmasının mümkün bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalının aynı sektörde faaliyet gösteren iki tacir olduğu, aynı içerikteki ürünleri ürettikleri, ürünlerin müşteri çevresinin ise genelde küçük çiftçi ve köylülerden oluştuğu, davalının ilk olarak tescil ettirdiği markasına uygun ve özgün bir tasarımla oluşturduğu ürün ambalajında sonradan değişiklik yaparak davacının ürün ambalajına benzer bir ambalaj kullanmaya başladığı, davacının ihtarı sonrasında, davalının ürün ambalajında birkaç değişikliğe gitmekle birlikte davacının ürün ambalajına benzerlik teşkil eden unsurları ortadan kaldırmadığı, davacının ihtarı üzerine ambalajda kullandığı grafik tasarımını marka olarak tescil ettirmek suretiyle kullanmaya devam ettiği, söz konusu ürünlerin sürekli tüketilen ve sıkça alınan ürünlerden değil de tarımsal üretimin belli dönemlerinde ihtiyaç duyulması halinde satın alınan ürünler olduğu, dava konusu iki ürün arasındaki benzerliğin tüketici zihninde karışıklığa neden olma ihtimalinin yüksek bulunduğu, söz konusu ürünlerin reçeteyle satıldığı, ancak reçetede etkin maddenin yer alması zorunlu bir unsur iken, ürün markasının yer almasının gerekmediği, bu nedenle bayilerin ürün satarken etkin maddeyi, kullanım şekli ve dozu gibi unsurları göz önünde bulundurarak aynı etkin maddelere sahip herbisit ürünleri müşteriye önerebilecekleri, bu durumda bayiler açısından bir karışıklığın oluşmasının mümkün olmamasına karşın “ester” etkin maddeli ürünler tüketiciye sunulduğunda tüketici açısından ürünün dış görünümü, fiyatı gibi unsurların ürün seçiminde etken olacağı, bu durumda tarafların ürünleri arasındaki benzerliklerin karışıklığa neden olabileceği, davalının ilk ambalaj tasarımından vazgeçerek davalı ürün ambalajına benzer görünümde bir ambalaj seçmesi ve ihtar üzerine bazı değişikliklere gitmesine karşın temelde aynı formatı muhafaza etmesi hususunun dahi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin dördüncü alt bendine aykırı bir durum olduğu, ancak davalı tarafından 2014 / 52811 numaralı marka tescilinin yaptırılmış olması ve bu tescile uygun olarak gözüken ürün ambalajının tescil kaydırın geçerli olduğu sürece haksız rekabete engel teşkil ettiği, fakat 2014/52811 sayılı markanın Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2016/47 E. sayılı dosyasından verilen ve kesinleşen kararı ile hükümsüzlüğüne karar verildiği, hükümsüzlüğün geriye etkili sonuçlar doğuracağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili adına 2014/52811 sayılı markanın tescilli olduğu sürece haksız rekabetin söz konusu olamayacağını, dava konusu kullanımlarının müvekkilinin anılan markasına uygun olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, dava konusu ürün ambalajını 21.01.2017 den itibaren kullanmadıklarını, buna ilişkin delillerin dosyaya sunulduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilikişi heyetinde zirai alanda uzmanın bulunmadığını, ambalajlardaki benzerliklerin yasal zorunluluktan kaynaklandığını, ambalajların kullanıldığı zirai ürünlerin tüketicisinin bilinçli olduğunu, ürünlerin reçeteyle satıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının dava konusu ambalaj kullanımlarının davacıya ait ambalaj kullanımları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği, tarafların ambalajları arasındaki benzerliklerin yasal zorunluluktan kaynaklanmadığı, her ne kadar davalının dava konusu kullanımlarının, davalı adına tescilli 2014/52811 sayılı marka kapsamında kaldığı tespit edilmiş ve somut olaya uygunlanması gereken 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince davalı markasının tescilli bulunduğu sürece kullanımına engel olunamayacağından tescilli markaya uygun kullanım nedeniyle haksız rekabetten söz edilemeyecek ise de davacı tarafça Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/1227 E. 2018/33 K. sayılı dosyasında açılan dava sonucunda, bahsi geçen davalı markasının, iş bu davanın da dayanağı olan davacının kullanımları ile benzer bulunduğu, davalı tarafın davacıya yaklaşma çabasında olduğu ve kötü niyetli bulunduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın o davada davalılarca istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 11/01/2018 tarih ve 2017/1227 E. 2018/33 K. sayılı kararıyla istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği ve Dairemiz kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/1618 E. 2019/3214 K. sayılı ilamıyla onandığı, bu durumda davacının iş bu davanın dayanağı ambalaj kullanımları nedeniyle kötü niyetli olduğu kabul edilen ve hükümsüzlüğüne karar verilen 2014/52811 sayılı davalı markasının, iş bu davada davacıya karşı ileri sürülmesinin iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.11.2012 günlü ve 2010/12167 E. 2012/17493 K. sayılı ilamında da aynı sonuca ulaşıldığı, diğer taraftan haksız eylem devam ettiği sürece zamanaşımının işlemeyeceği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti, meni, refi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin dördüncü alt bendi
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:54