Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6676

Karar No

2024/2877

Karar Tarihi

15 Nisan 2024

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1135 Esas, 2022/1282 Karar

HÜKÜM: Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2018/671 E., 2019/348 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali, şirket müdürlerinin azli ve özel denetçi atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketin %27 hisseli ortağı olduğunu, şirketin kalan % 73 hissesine sahip ...'ın ve aynı zamanda şirkette payı bulunmayan babası ...'ın şirket müdürleri olduğunu, şirket müdürlerinin kötü niyetli olarak uzun süredir müvekkilinin şirketle olan ilişkisini ve bilgi almasını engelleyerek şirketi tek başlarına ve istedikleri gibi şirketin hak ve menfaatlerine aykırı olarak yönettiklerini, şirketin, davalı yetkililerce bilinçli bir şekilde zarar ediyormuş gibi gösterilerek, müvekkilinin haklarının ihlal edildiğini, her yıl yapılması gereken olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığını, bu nedenle, 23.02.2018 tarihli ihtarname çekilerek, şirketin 2013, 2014, 2015, 2016 yıllarına ilişkin olağanüstü ve 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının yapılmasının talep edildiğini, davalılar tarafından gönderilen 02.03.2018 tarihli cevapla şirketin 2014 ve 2015 yılları genel kurul toplantılarının yapıldığının, 2016 yılı genel kurulu toplantısının yapılması için bugüne kadar bir talep olmadığının ve söz konusu yıllara ilişkin toplantı talebinin kabul edildiğinin belirtildiğini, 13.04.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında itirazlarının dikkate alınmadığını, ...'ın tek başına istediği kararları aldığını, ...'ın yönetimde bulunması nedeniyle müdürlerin ibrası hususunda oy kullanmaması gerekirken, müvekkilinin karşı oyuna ve itirazına rağmen tek başına kendi oyuyla kendisini ve şirket müdürü babasını ibra ettiğini, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 yılları finansal tablolarının gerçek rakamları ihtiva etmediğini, yıllık faaliyet raporlarının önemli gelişmeleri, finansal durumu, riskleri ve yönetimin değerlendirmesini, kar dağıtım politikasını ihtiva etmediğini ve gerçeğe aykırı düzenlendiğini, bu yıllarda belirtilen kârın gerçeği yansıtmadığını, 2016, 2017 yıllarının zararla sonuçlandığına ilişkin tabloların gerçek dışı olduğunu ileri sürerek şirket müdürleri ... ve ...’ın azline, şirkete kayyum atanmasına, özel denetçi atanmasına, 13.04.2018 tarihli genel kurulda alınan 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 yılları finansal tabloların ve yıllık faaliyet raporlarının tasdiki, kârdan kanunen ayrılması gereken tutar düşüldükten sonra geriye kalan kârın dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirkette bırakılmasına ve 2016, 2017 yılları zararla sonuçlandığından kâr dağıtımı yapılmamasına, özel denetçi seçilmesine gerek olmadığına, müdürlerin ibrasına ilişkin kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürülen hususların genel kurulun iptali istemine dayanak teşkil edecek mahiyette olmadığını, davacının genel kurula katıldığını, toplantıda gündem maddelerinin müzakere edilmesi sırasında görüş bildirdiğini ancak yapılan oylamada mulafet şerhini tutanağa geçirmediğini, dava açma hakkının olmadığını, genel kurul kararlarının iptali davalarında husumetin tüzel kişiliğe yöneltilmesi gerektiğini, davacının bugüne dek şirket yönetimi ile ilgilenmediğini, kendisine gönderilen bilançolar ile ilgilenmediğini, şirketten isteyip de alamadığı bilgi ve belge olmadığını, limited şirketler için ibra oylamalarında şirket ortağı olan müdürlerin sahip oldukları oyları kullanamayacaklarına ve ibra oylamasında müdürlerin alt yada üst soylarının oy yasağı olduğuna dair bir düzenlemenin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin 27 payına ve % 27 tutarında sermayesine sahip ortağı olduğu, davalı şirket tarafından 13.04.2018 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığı, davacının dava konusu kararlara muhalif kaldığı ve kararların alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde de iş bu iptal davasını açtığı, bilirkişi raporundaki tespitlere göre mali tabloların gerçeği yansıtmadığı dolayısıyla da mali tabloların onaylanmasına ilişkin kararın iptali şartlarının oluştuğu, mali tabloların usülüne uygun tutulmamış olmaları nedeniyle faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin kararın da iptali şartlarının oluştuğu, kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan genel kurul kararının yerinde olduğu, müdür ...'ın kendisinin ve dışarıdan müdür olarak atanan ...'ın ibrasında oy kullanamayacağı, geriye kalan oyların tamamının davacıya ait olduğu, davacının da ret oyu kullandığı dikkate alındığında söz konusu ibra kararının iptali koşulu oluştuğu, bilirkişi raporunun, mali inceleme bölümünde yer alan "Davacı şirketin ortaklar cari hesabındaki yüklü miktarlardaki para giriş çıkışlarının dayanaklarının ibrazı ve ortaklara ilişkin gerçek bir borç/alacak işlemi olup olmadığı sorgulandığında, bu işlemlere ilişkin herhangi bir dayanak belge ibraz edilemediği, keza davalı şirketten kâr payı alamadığını ve davalı şirkette fiilen bulunmadığını iddia eden davacının, şirketle bu şekilde bir para alışverişi olmasının mümkün olmadığı değerlendirilerek, 331 Ortaklara Borçlar hesabındaki işlemlerin dayanağı da sunulmadığından, gerçek olmayan fıktif işlemler olduğu düşünüldüğü, dolayısıyla bu işlemlerin davalı şirketi zarara uğratıp uğratmadığının tespiti için ayrıntılı bir Özel Denetim yapılması gerektiği düşünülmektedir. ... Davalı şirketin Gelir Tablolarının incelenmesinde, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında satışlarını %100 artırarak bu yıllarda kâr raporlanmış olduğu, 2016 ve 2017 yıllarında ise satışların %100 bir azalma göstererek zarar raporlanmış olduğu gözükmektedir, esasen 2016 ve 2017 yıllarında ödenecek kurumlar vergisi çıkması, şirketin kanunen kabul edilmeyen giderlerden dolayı zarar raporladığmı göstermektedir, Kanunen kabul edilmeyen giderler ödenen cezaları ihtiva etmektedir, şirketin bilançolarında pasifte kamuya olan borçlarını vadesinde ödemeyemediği, vadesi geçmiş ve ertelenmiş yükümlülükler hesabından tespit edilmiştir, vadesinde ödenmeyen kamu borçları nedeniyle şirket faiz ve cezalara maruz kalmıştır ... şirket %96 Yabancı kaynaklarla finanse edildiğinden, böyle bir tablo karşısında şirketin kârlılığını yabancı kaynakların ödenmesinde kullanması gerekmekte, keza şirketin kamuya olan borçlarını ödemede temerrrüde düşmesi, finansal açıdan şirketin nakit sıkıntısı içerisinde olduğunu göstermektedir" yönündeki tespitler dikkate alındığında, davalı müdürlerin şirketi iyi yönetmedikleri, hesapları ve ticari defterleri usulüne uygun tutmadıkları, şirketin uzun süreden beri kâr dağıtacak kadar kazanç elde emediği anlaşıldığından haklı nedenle davalıların şirket müdürlüğünden azledilmesi şartları oluştuğu, davacı vekilinin davalı şirketin 13.04.2018 tarihinde yapılan genel kurulunda özel denetçi atanmasına ilişkin talebin reddine karar verildiğini, bu nedenle davalı şirkete özel denetçi atanmasını talep ettiği, özel denetçi talebinin reddi ile ilgili karara karşı iptal davası açılamayacağı, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 439 uncu maddesine göre yapılan incelemeden, davacının yapılan genel kurulda veya öncesinde bilgi edinme ve inceleme hakkını kullanmadığı anlaşıldığından ikincil nitelikteki özel denetçi atanmasına ilişkin davayı açamayacağı gerekçesiyle davacının davalı şirketin 02.03.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan kararların iptali istemi ile açtığı davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 02.03.2018 tarihli olağan genel kurulunda 2, 4 ve 7 no.lu gündem maddeleri ile alınan kararların iptaline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının davalı şirket aleyhine açtığı özel denetçi atanmasına ilişkin davanın reddine, davacının davalılar ... ve ... aleyhine açtığı yönetici azline ilişkin davanın kabulü ile ... Endüstriyel Mutfak Ekipmanları San. ve Tic. Ltd. Şti.nin müdürleri ... ve ...'ın şirket müdürlüğünden azillerine, ... Endüstriyel Mutfak Ekipmanları San ve Tic. Ltd. Şti.ne SMMM Semra Durul'un yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının genel kurul toplantısında gündem maddelerinin müzakere edilmesi sırasında görüş bildirdiğini ancak yapılan oylamada muhalefet şerhini tutanağa geçirmediğini, müvekkilleri ... ve ...'ın pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin hissedarlık yapısı, yönetimi, satışa sunduğu ürün ve yaptığı işlerin 2015 yılı Haziran ayında tamamen değiştiğini, şirketin satışa sunduğu ürünün, yaptığı işler ve yapısındaki değişim şirketin işleyişindeki değişikliği etkileyeceğini, yani şirketin alım sürecinde zarar etmesinin muhtemel olup şirketin iyi yönetilmediğine dair kıyaslamanın 2013 2014 2015 yılları dikkate alınarak yapılmaması gerektiğini, itirazları doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu alınarak değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme yapılarak ve itirazları dikkate alınmaksızın hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmadığını soyut şekilde raporda kaleme alan bilirkişilerin müvekkili şirketin hangi muhasebe standardına uymadığını raporda göstermemelerinin bu raporun eksik ve yetersiz inceleme ile hazırlandığının açık bir göstergesi olduğunu, eksik incelemeye dayalı olarak davalı müdürlerin azledilmesi hakkında hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantı tutanağına göre davacıyı temsilen vekilinin müzakere sırasında görüş ve eleştirilerini bildirdiği, ret oyu kullanmış ise de kararların alınmasından sonra usulüne uygun muhalefet şerhi yazdırmadığı, alınan tüm kararlara karşı usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığından bilançonun ve faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 2 ve 4 no.lu kararlara yönelik olarak davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, 7 no.lu kararın müdürlerin ibrasına ilişkin olduğu, şirket müdürlerinin ibrasına ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre şirket müdürlerinin gerek kendilerinin ve gerekse birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz olmadıkları, bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilecekleri, şirket müdürünün her birinin, şirket ortağı ve müdürü ...'ın oylarıyla ibra edildiği, şirket müdürü dışındaki oyun davacıya ait olduğu ve red oyu kullandığı dikkate alındığında ibra kararı hükümsüz olduğundan iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı şirketin gelir tabloları incelendiğinde; yıllar itibariyle zarar ettiği ve kötü yönetildiği, genel kurul toplantılarını yapmadıkları, şirket kayıtlarının fiktif olduğu gerekçe gösterilerek azline karar verildiği, ancak; şirketin 2016 ve 2017 yıllarında zarar etmesinin doğrudan davalıların kötü yönetimi ile ilgisinin belirlenmediği, ticari hayat koşullarında kâr veya zarar etmenin mümkün olduğu, zararın her zaman kötü yönetimden doğmayabileceği, şirketin zarar etmesine bağlı olarak azil kararı verilmesi yerinde olmadığından bu gerekçenin yerinde olmadığı, ancak, bilançolarda yer alan, ortakların şirketten alacaklı olduğu 331 hesap kalemleri için ayrıntılı inceleme yapıldığı, şirketin ortaklar cari hesabındaki yüklü miktarlardaki para giriş çıkışlarının dayanaklarının ibrazı ve ortaklara ilişkin gerçek bir borç/ alacak işlemi olup olmadığı istenilmiş ise de davalılar tarafından bu işlemlere ilişkin herhangi bir dayanak belge ibraz edilmediğinden davacıyı da borçlandıran bu işlemlerin dayanağının açıklanmadığı, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacıyı yüklü miktarda borçlandıran işlemlere ait tüm belgelerin sunulduğu belirtilmiş olmasına rağmen kayıtların dayanağı belgelerin yargılama aşamasında sunulmadığı, bu sebeble ortaklar hesabının fiktif kayıtlar içerdiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, bilirkişi raporuna itiraz edilmekle birlikte itirazlar belgelendirilmediğinden davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği, davalı şirket vekili, 2014 ve 2015 yılı genel kurullarının yapıldığını savunmuş ise de anılan genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesinde, pay devirlerine ilişkin karar alınması, bir kez de şirket müdürü seçimi gündemi ile olağanüstü toplantılar yapıldığının anlaşıldığı, mevzuatta yazılı olduğu üzere finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllıkk raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yöneticilerin ibrası ve faaliyet dönemine ilişkin müzakere yapılıp karar alınmadığı anlaşıldığından 2013, 2014, 2015 yılları genel kurullarının yapıldığına yönelik istinaf nedeninin yerinde görülmediği, eldeki davada genel kurul kararının iptali davası yanında şirket müdürlerinin azli de istenildiğinden, şirket müdürleri davada taraf olması gerektiğinden davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı, davalı şirket müdürlerinin azli koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle azil kararında sonucu itibariyle isabetsizlik olmadığı, azil kararı kesinleştikten sonra şirket ortaklarının yönetimi seçebilecek yasal yollara başvurması gerektiği, kayyım atanması bu aşamada gerekmediğinden kayyım atama kararının da kaldırılmasına gerektiği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 02.03.2018 tarihinde yapılan ortaklar kurulunda alınan ibraya ilişkin 7 no.lu kararın iptaline, diğer kararların iptali isteminin reddine, özel denetçi atanmasına ilişkin talebin reddine, davacının şirket müdürleri aleyhine açtığı yönetici azline ilişkin davanın kabulü ile davalılar ... ve ...'ın ... Endüstriyel Mutfak San. ve Tic. Ltd. Şti. müdürlüğünden azillerine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2 ve 4 no.lu kararlara yönelik muhalefetinin vekili tarafından tutanağa açıkça yazıldığını, kayyım atanmasına ilişkin kararın kaldırlması gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, zira davalı şirketin sadece iki ortağı olduğunu, davalı ... %73 hisseli ortak olduğundan genel kurulda tek başına istediği kararları alabileceğini, istinaf mahkemesi gerekçesindeki, "azil kararı kesinleştikten sonra şirket prtaklarının yönetimi seçebilecek yasal yollara başvurması gerektiği" yönündeki gerekçesinin hem ibra edilmeyen hem de şirket müdürlüğünden azledilen ...'a şirket yönetiminin tekrar teslimi anlamına geldiğini, lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, zira ledeki davada davaların yığılmasının söz konusu olduğunu, kabul edilen her bir dava için lehlerine ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, istinaf mahkemesi kararında tek bir vekalet ücretine hükmedildiğini, istinaf mahkemesince yeninden hüküm verildiğinden, yerel mahkeme karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden ücret takdirinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

  1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesine göre olumsuz oy kullanılmasının yanında, yasanın aradığı şartlarda muhalefet şerhi gerektiği, 7 no.lu gündem maddesi yönünden bu şart gerçekleşmediğinden istinaf mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, finansal tablo ve faaliyet raporuna ilişkin maddeler hukuken geçerli hale geldiğinden, 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi uyarınca bu onaylama olmadan da ibra söz konusu olamayacağından artık müdürlerin ibrasına ilişkin kararın iptaline karar verilmeyeceğini, davacının bilgi edinme hakkını kullanmadığını, bu hakkının engellediği gibi bir durumun ispat edilemediği açıkken şirket müdürünün azli kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının şirket müdürünün azlini gerektirecek haklı sebepleri ispatlaması gerektiğini, ortaklar hesabının fiktif kayıtlar içerdiğine dair bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bir an için tek 331 no.lu caride yer alan fiktif kayıt olsa dahi işbu hususun tek başına müdür azli sebebi olmadığını, şirket genel kurullarının yapılmamasının da azil sebebi olmadığını, 331 no.lu kayda ilişkin alt bilgi ve belgeler toplanıp fiktif olduğu belirtilen kayıtların somutlaştırılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının aleyhe olan kısımlar yönünden bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali, yönetici azli ve özel denetçi atanması taleplerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 110, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 6102 sayılı Kanun'un 436, 438, 439, 446, 523, 532, 622 ve 630 uncu maddeleri.

  4. 03.09.2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Asgari Ücret Tarifesi'nin 21 inci maddesi.

  5. Değerlendirme

  6. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  7. Davacı vekili, şirket müdürlerinin azlini, şirkete denetçi atanmasını ve bir kısım Genel Kurul kararının iptalini dava etmiş olup, temyiz dilekçesinde her bir dava için ayrı ayrı istinaf mahkemesi karar tarihine göre vekâlet ücreti belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de İlk Derece Mahkemesince verilen hükümde de tek bir vekâlet ücretine hükmedilmiş ancak bu husus davacı tarafça istinaf sebebi yapılmamıştır. Ancak İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kuran Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21 inci maddesinde yer alan "Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır" düzenlemesi dikkate alınarak, vekâlet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi karar tarihindeki tarifeye göre karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

  1. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında "İlk Derece Yargılamasına İlişkin Olarak" başlığı altında yer alan "Davacı vekili için takdir olunan 2.725,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılarak "Davacı vekili için takdir olunan 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin ilgililere yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafdüzeltilerekkarartemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:07

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim