Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6657
2024/2855
15 Nisan 2024
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1953 Esas, 2022/1352 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2014/820 E., 2019/205 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'nin müvekkiline olan borcu nedeniyle davalı şirketten olan alacağını alacağın temliki yoluyla devrederek, davalı şirketin kendisine verdiği çekleri ciro ederek müvekkiline verdiğini, davalı şirketin ödeme sözü vermesi üzerine, karşılıklı güven çerçevesinde vadesinde çeklere karşılıksız kaşesi vurdurulmadığını, ancak ödeme yapılmaması üzerine müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durdurduğunu, davalının çeklerdeki imzaya itiraz etmediğini, ödeme itirazında da bulunmadığını belirterek itirazın iptalini, takibe devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ortaklarının 355 hisse ile dava dışı ... ve 31 hisse ile dava dışı ... olduğunu, 18.11.2013 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ...'nın 20 yıl süre ile şirket müdürü olarak atandığını, davacının müvekkili şirkette 16.07.2013 31.01.2014 tarihleri arasında şantiye şefi olarak çalıştığını, davacı, dava dışı ... ve şirketin eski ortağı dava dışı ...'nin menfaat birlikteliği içinde müvekkili şirkete karşı birlikte hareket ettiklerini, müvekkili şirket yetkilisi dava dışı ...'nın şirket müdürü olarak atandıktan sonra şirket hesaplarını incelediğinde dava dışı ... ve ...'nin bilinçli olarak şirket işlemleri ile ilgili olarak kendisini yanlış yönlendirdiklerini, şirketten hiçbir alacağı olmadığı halde dava dışı ...'ye haksız kazanç sağlamak amacı devamlı olarak lehine çek düzenlediklerini, icra dosyasında ... borçlu olarak görünmesine rağmen ödeme emri tebliğ edilmediğini, takibe konu çeklerin yasal süresi içerisinde bankaya ibraz edilmemiş olması sebebiyle çek vasfını taşımadığını, davacının alacak talebini 21.04.2014 tarihli alacağın temliknameye dayandırmış ise de, icra takibinin temliknameye dayanmadığını, sadece çeklere dayanarak açıldığını, dava dışı ...'nin müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını, bu kişinin şirket müdürü olarak atandığı 14.02.2012 tarihinde şirketten 145.000,00 TL miktarında gider avansı aldığını, ancak bu bedele ilişkin şirkete herhangi bir ödeme veya gider makbuzu sunmadığını, bu bedelin halen ...’nin uhdesinde bulunduğunu, şirketten alacaklı kabul edilse dahi alacağın bu borçtan mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket yetkilisinin şirkete ortak olduktan ve müdür olarak atandıktan bir süre sonra ...'nin şirketten olan alacağı sebebiyle elinde 110.000,00 TL bedelli 25.03.2014 ve 25.04.2014 tarihli iki adet çek bulunduğunu beyan ederek alacak talebinde bulunduğunu, çeklerin ödenmesini aksi takdirde arkasını vurduracağını söylediğini, ...'nin geçmiş yıllardan gelen alacağının bulunduğunun önceki yetkili ... tarafından da onaylandığını, şirketin geçmiş kayıtlarını henüz inceleme şansı bulamayan şirket yetkilisi ...'nın, şirket ortağı olan ... ve ...'ye güvenerek, o tarih itibariyle şirketin ödeme gücü bulunmadığından ve çeklerin arkasının vurulması halinde şirketin bankalar nezdinde bulunan ticari itibarını kaybedeceği ve kredi ödemelerinin talep edileceği kaygısı ile çeklerin bankaya ibraz edileceği tehdidi altında 110.000,00 TL bedelli çeklerin teslimi şartı ile ve ...'nin faiz talebi üzerine eldeki davaya konu 25.05.2014 ve 25.07.2014 tarihli 120.000,00'er TL bedelli iki adet çeki düzenleyerek ...'ye teslim ettiğini, davacının ...'nin müvekkili şirketten alacağının delili olarak dosyaya sunduğu 24.10.2013 tarihli belgenin icra takibine itirazdan sonra ... tarafından muvazaalı olarak geçmişe dönük olarak düzenlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kuşadası 1. İcra Müdürlüğünün 2014/5072 takip sayılı dosyasında alacaklı ... vekili tarafından borçlu Kuşadası Kocatepe İnş. Ltd. Şti ve ... aleyhine toplam 167.088,75 TL bedelli ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun borca itiraz ederek takibin durduğu, davacının dava dışı ...'nin davalı şirketten olan alacağını temlik aldığını, alacağına karşılık davalı şirket tarafından çeklerin ciro edilerek kendisine verildiğini beyan ettiği, davacı şirketten olan alacağının tahsili için Kuşadası 1. İcra Müdürlüğünün 2014/5072 E. sayılı icra dosyası ile takip başlattığı, şirket vekilinin itirazı ile takibin durduğu, takibe konu çekin süresi içerisinde bankaya ibraz edilmediğinden kambiyo senedi olma vasfını yitirdiği, bu sebeple ilamsız takiplere mahsus takip yolu başlatıldığı, davacının kambiyo senetlerine mahsus takip yapmadığından alacağın varlığını ispat yükünü üzerinde taşıdığı, davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 27.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, dava dışı ...'nin davalı şirket ile olan para ilişkisinin sipariş avansları hesabından takip edildiği, dava dışı ...'nin 350.000,00 TL bakiyesi olduğu, ancak davalı şirket ile dava dışı ... arasında ticari bir ilişki bulunduğuna ilişkin bir belge bulunmadığı, çeklerin hangi amaçla verildiği hususunda avans hesabında bir açıklama olmadığı, davacının takibe koyduğu çekin, ticari defter üzerinde yapılan incelemede verilen bir borç veya mal karşılığı davacıya verilmediği, bu haliyle verilen çeklerin davacının davalı firmaya verdiği bir borç veye temin/teslim ettiği bir mal ve hizmet karşılığı verilmediği, kaldı ki davalı şirketin envanter defterinin usulüne uygun işlenmediği, usulüne uygun tutulmayan defterlerin sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, davacının takibe konu çek sebebi ile davalı şirketten bir alacağı olmadığı, davacının avans olarak verilen çeklerin hangi sebeple verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, takip konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 202 nci maddesine göre süresi içinde ibraz edilmeyen çeklerin delil başlangıcı sayıldığını ve sair delillerle, fatura, sözleşme ve tanık ile ispat edilebileceğini, mahkemece tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirketten alacağının dosyaya delil olarak ibraz ettikleri 24.10.2013 tarihli belge, icra takibine konu çekler ve iade edilen çekler, davalı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlar ile ispatlandığını, çeklerin dava dışı ...'ye alacağına karşılık verilmiş olduğu davalı tarafın kendi beyanları ile sabit olduğunu, davalı tarafın verilen çeklerin avans olarak verildiğini iddia ettiğini, mahkemece çeklerin avans olarak verildiği kabul edilerek, çeklerin ne sebeple verildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, davalının savunmasının vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğinde olduğunu, bu ikrarın bölünemeyeceğini, kanıt yükünün davalıya ait olduğunu, çeklerin avans olarak verilmiş olduğunu ileri süren davalının bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, mahkemece davalı şirketin envanter defterini usulüne uygun işlemediği, usulüne uygun tutulmayan defterlerin sahibi aleyhine delil teşkil edeceğini belirtildiği, ancak çelişkili olarak defterler sanki dava dışı ...'ye aitmiş ve alacağın ispatı hususunda delil olarak davalının ticari defterine dayanılmış gibi karar verildiğini, oysa müvekkilinin delilleri arasında davalının ticari defterlerinin bulunmadığını, davalı tarafın ticari defterlerine dayandığını, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirlerini doğrulamış olması gerektiğini, oysa davalının envanter defterinin eksik işlendiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin yasalardan doğan yükümlülüğünü yerine getirmemesinin müvekkili aleyhine yorumlanamayacağını, dava dışı ...'nin davalı şirketten alacaklı olduğunun, davalı tarafından verilmiş icra takibine konu çekler, iade edilen diğer çekler ve 24.10.2013 tarihli belge ile kabullerinde olduğunu, dava dışı ...'ye verilen çeklerin avans olarak değil, ...'nin alacağına karşılık verilmiş olduğunun davalı tarafın cevap dilekçesindeki beyanlar ile sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 202 nci maddesine göre süresi içinde ibraz edilmeyen çeklerin delil başlangıcı sayıldığını ve sair delillerle, fatura, sözleşme ve tanık ile ispat edilebileceğini, mahkemece tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/1169 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanıkların, inşaat projesi ve inşaat ruhsat harcı alınabilmesi için, harita mühendisi, jeoloji mühendisi ve diğer resmi harçlar için alacağı temlik eden ... tarafından yapılan harcamalar karşılığında işbu çeklerin verildiğini beyan ettiklerini, ispat yükü tersine çevrilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün vakıayı ileri süren tarafa ait olduğunu, çeklerin avans olarak verilmiş olduduğunu ileri süren tarafın davalı taraf olup bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davalının savunmasının vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğinde olduğunu, bu ikrarın bölünemeyeceğini, ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davalının ticari defterlerine dayandığını, bilirkişi tarafından yapılan incelemede ticari defter tasdikinin zamanında yaptırıldığı, kapanış kayıtlarının yaptırıldığı ancak envanter defterinin eksik işlendiğini, kanuna uygun işlenmeyen defterlerin sahibi aleyhine delil teşkil edeceğini, davalı tarafın avans hesabında hangi amaçla verildiğine dair bir açıklama olmamasının müvekkil aleyhine yorumlanamayacağını, davalının yasadan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, avans hesabını izah etmesi gerektiğini, müvekkilinin alacağına karşılık vermiş olduğunun davalı tarafın kendi beyanları ile de sabit olduğunu, davalı vekilinin 16.02.2015 tarihli cevap dilekçelerinin 4.4. Bendinde ''... ...’nin geçmiş yıllardan gelen alacağı olduğu önceki yetkili ... tarafından da onaylanmıştır....110.000,00 TL. bedelli çeklerin teslimi şartı ile ( Teslim edilmiştir. ).........şirket yetkilisi iş bu davaya konu 25/05/2014 ve 25/07/2014 tarihli 120’er Bin TL. bedelli iki adet çeki dü zenleyerek ...’ye teslim etmiştir’’ yönünde beyanda bulunduğunu, ayrıca alacağı temlik eden ...'nin davalı şirketten alacaklı olduğu iade edilen çeklerin yerine şirket yetkilisi tarafından yeni çeklerin verilmesi ile de davalı tarafın kabulünde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirket tarafından keşide edilen çek bedelinin tahsili amacıyla, genel haciz yolu ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67 inci maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:07