Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6526
2024/2853
15 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/852 Esas, 2022/1103 Karar
HÜKÜM: Kararın kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ: Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI: 2010/869 E., 2019/545 K.
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından davalı Bey Bisküvi ve Gıda San. A.Ş. (Bey Bisküvi) aleyhine prim borçları sebebiyle yapılan icra takibi neticesinde gayrimenkulleri üzerine haciz konularak satışının istendiğini, bunun üzerine Bey Bisküvi vekili davalı Avukat ... tarafından kurumları aleyhine Konya 3. İş Mahkemesinde; Bey Bisküvi şirketinin infisah ettiğinin Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesi ilamı ile tespit edildiği, bu nedenle şirketin prim borçlusu olmaktan çıktığı iddiası ile satış işleminin iptaline dair dava açtığını, her ne kadar şirketin infisah ettiğinden bahisle dava açılmışsa da, anılan şirketin 1998 tarihi ve daha sonraki yıllarda çalışmaya devam ettiğini, tarafların kurumu zarara uğratmak maksadıyla anlaşarak kurucu ortaklara isabet eden sermayenin süresi içerisinde ve sonradan ödenmeyerek şirketin hileli olarak infisahını sağladıklarını, infisah kararının kendilerine 05.10.2010 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 446 ncı maddesi uyarınca hile sebebiyle yargılamanın yenilenmesini, kesinleşmiş mahkeme kararının kaldırılarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket cevap dilekçesinde; infisah kararının 16.07.2010 tarihinde kesinleştiğini, davacıya 14.09.2010 tarihinde infisah kararı eklenerek başvuruda bulunduklarını, dava tarihinin ise 02.11.2010 olduğunu, 1086 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesi uyarınca 1 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, anılan madde kapsamında hilenin oluşmadığını, şirket kurulduktan sonra kurucu ortakların kendilerine verilen yasal süre içerisinde sermaye taahhüt borçlarını ödemediklerini, şirketin %95 hissedarı ve kurucu ortağı olan Tuğra Holding A.Ş.'nin işbu dava konusu şirket kurulmadan 20 gün önce infisah ettiğini, şirketin zaten infisah etmeden ölü doğduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/465 E., 2010/482 K. sayılı dosyası ile Bey Bisküvi şirketinin 13.08.1998 tarihinde infisah ettiğinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 434 üncü ve devamı maddeleri uyarınca tespitine yönelik verilmiş olan kararın iptaline, şirketin infisahının kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin borca batık olduğunun hukuki dayanağının şirketin kurucu ortaklarının taahhütlerini yerine getirmemeleri olduğunu, 17 adet olan şirketlerinin tamamının infisahını da bunun için tespit ettirdiklerini, bağlı şirketlerin hiçbirinin ticari defterlerinin istenilip incelenmediğini, bir kısmı Konya Asliye Ticaret Mahkemelerini infisah kararı olduğu gibi bir kısım şirketlerin de Beyşehir Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemelerinin infisahın tespiti kararı olduğunu, bu dosyalar istenildiğinde tümüyle Grup Şirketlerin infisah ettiklerinin ortaya çıkacağını, şirketin "infisah" etmesinin hukuksal nedeni "infisah tespiti kararının" gerekçesinde "davalı şirketin ana sözleşmesine rağmen kurucu ortaklar tarafından kurucu ortaklara isabet eden sermayenin süresi içerisinde ve sonrasında ödenmediği; şirketin buna göre 13.08.1998 tarihinde infisah ettiği anlaşılmakla talebin kabulüne karar verilmiş" denildiğini, ancak bilirkişilerin buna dikkat etmediklerini, hukuka, yasaya ve denetime aykırı rapor verildiğini, itiraz üzerine yeni bir bilirkişi kurul tayinine gidilip denetime el verişli rapor alınmadığını, hak düşürücü süreye gelince süre 3 ay olmayıp davacının bir aylık hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra dava açtığını, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.05.2015 tarih, 2015/7550 E. ve 2015/10383 K. sayılı ilamında "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 445 inci 7 inci fıkrasına göre lehine karar verilen tarafın veya vekilinin, hükme etkisi olan diğer bir hile (ve hud'a) kullanmış olması yargılamanın iadesi sebebidir. Hile; gerçekte var olan olayların bilerek gizlenmesi veya gerçek dışı olaylara (vakıalara) mal etmek suretiyle diğer tarafın aldatılması (iğfal edilmesi)‘dır. Hükmü etkileyen hile ve hud’anın (hud’anın sözlük anlamı: Aldatma, oyun, hile, desise, dalavere, tertip, düzen) her olayın gelişim biçimine göre takdiri tamamen hakime aittir.Olayların gösterdiği gelişmelere göre hükme etkili olan ve yargıyı yanılgıya götüren tüm olayların hile sayıldığı kabul edilmektedir. Maddedeki hilenin diğer Kanunlardaki hileden ayrı olarak daha geniş bir anlamda hükme etki eden pek çok fiil ve hareketlerin hile şeklinde nitelendirilmesi ve olayların gelişimine göre ne gibi hallerin hile teşkil edebileceğinin hakim tarafından takdiri gerekmektedir. Hakim bir taraftan bu inceleme ve araştırmayı yaparken, öte yandan özellikle Türk Borçlar Kanununda düzenlenen hilenin unsurlarına bağlı kalmaksızın ne gibi ifade ve eylemlerin yargılamanın yenilenmesini gerekli kılacağını değerlendirmesi gerekecektir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada kabul edilen görüşlere göre, HUMK'nun 445/7.bendinde öngörülen hileli davranış olumlu (aktif) bir eylem biçiminde olabileceği gibi, kaçınma ve susma gibi pasif (hareketsizlik) bir şekilde de ortaya çıkabilir. HUMK'nun 445/7. bendinde ifadesini bulan hile ve hud'a sayıldıkları İçin yargılamanın idesi sebebi teşkil eden haller arasında; hüküm verilen tarafın karşı taraf vekili ile gizlice anlaşma yoluna gitmesi, karşı tarafın açık adresi bilindiği halde, dava dilekçesinde ilgisi olmayan başka bir adresin gösterilmesi gibi davranışları saymak mümkündür. Bütün sorun bu hilenin hükmü etkilemiş olup olmadığını tespite, gerek olumlu ve gerekse olumsuz davranışın bilerek yapılıp yapılmadığını belirlemekte toplanmaktadır....'' hususunun belirtildiği, davacı ... tarafından davalı Bey Bisküvi aleyhine Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada davalı şirketin 6102 sayılı Kanun'un 434 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü maddeleri ve 435 inci maddesi gereğince infisah ettiğinin tespitinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarına göre talebin kabulü ile davalı Bey Bisküvi şirketinin 13.08.1998 tarihinde infisah ettiğinin 6102 sayılı Kanun'un 434 ve devamı maddeleri uyarınca tespitine karar verildiği, bu kararın 16.07.2016 tarihinde kesinleştiği, davacının yargılamanın yenilenmesi talep edilen 2010/465 E. sayılı dosyada davacı ve davalının kurumu zarara uğratmak maksadıyla davalı şirketin infisahını sağladıklarını, davalı şirkete ait fabrikanın bu tarihten sonra çalışmaya devam ettiğini, davalı ...'in davalı şirket adına vekaleten şirketin infisahına karar verildikten sonra Konya 3. İş Mahkemesinden SGK lehine dava açtığını belirterek yargılamanın iadesi talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, davacının belirttiği sebeplerin 1086 sayılı Kanun'un 445 inci maddesinde sayılan sebeplerden bulunmadığı, bu nedenle davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin mesmu olmadığı gerekçesiyle isteminin reddedilmesi gerekirken yargılamanın iadesi talebi kabul edilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmadığından davalıların istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin mesmu olmadığından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin satış işleminin dayanağının ödenmeyen prim borçlarına ilişkin olduğunu, fiili durumdan kaynaklanan bir borç olduğunu, borca ilişkin olarak amme alacaklarının tahsili usulüne göre yasal prosedürün tamamlanarak borcun kesinleştiğini, ödenmemesi nedeniyle davalı şirket gayrimenkulünün satışa çıkarıldığını, tahakkuk eden ve kesinleşen prim borçlarına karşı herhangi bir itiraz da olmadığını, Konya İş Mahkemesinde açılan davada davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda şirketin kendiliğinden münfesih hale gelme koşullarının oluşmayacağı yönünde tespitte bulunulduğunu, mahkemece de bu doğrultuda karar verildiğini, ancak istinaf mahkemesince davanın reddine karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri.
2.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 445 ve 446 ncı maddeleri.
3.6102 sayılı Kanun'un 435 inci maddesi, 434 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:07