Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6463
2024/2773
4 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1529 Esas, 2022/1135 Karar
HÜKÜM: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI: 2020/129 E., 2021/122 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı hakkında garantörü olduğu borçlu şirket ... Tavukçuluk ile birlikte icra takibine geçildiğini, borçlunun süresinde borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının ortağı ve yetkilisi olduğu ... Yumurtacılık Şti. adına davacı şirket ile bayilik sözleşmesi imzaladığını ve mevcut bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara garanti sözleşmesi ile şahsi teminat verdiğini, garantör olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, garantörün zaman kazanmaya ve alacağı sürüncemede bırakmaya yönelik itirazının kötü niyetli olduğunu, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bayilik sözleşmesinin ekinde Garanti Sözleşmesi düzenlediğini ve davalıya imzalattığını, ancak sözleşmenin Garantör sözleşmesi olmayıp kefalet sözleşmesi olduğunu ve kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmediğinden geçersiz olduğunu, edimin sınırları belli olmayan sözleşme garanti sözleşmesi niteliği taşınmadığını, bayilik sözleşmesinin eki/feri niteliğinde olduğunu, garanti sözleşmesinin düzenleme tarihinin bulunmadığını, bayilik sözleşmesinde belirtilen sözleşmenin geçerlilik süresi olan bir yıllık süre sona erdiğini, kefalet limitinin belli olmadığını, talep edilen miktar borç alacağın bulunmadığını bu nedenle davanın reddine ve davacıya %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki sözleşmenin garanti değil kefalet sözlemesi niteliğinde olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde düzenlenen geçerli şekil unsurlarını (azami miktar, kefalet tarihi) taşımadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasındaki sözleşmenin kefalet sözleşmesi olmayıp garanti sözleşmesi olduğunu, yerel mahkemenin 11.06.1969 gün ve 1969/4 6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararındaki belirlemelere göre garanti sözleşmesi ile kefalet sözleşmesi ayrımında ana kıstasları değerlendirirken hataya düştüğünü, takip dayanağı sözleşmenin garanti sözleşmesi niteliğinde ve geçerli olduğunu, davalı hakkında yapılan takipte herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığa dayanak sözleşmenin, davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesinden ayrı ve bağımsız bir sözleşme olarak düzenlenmesi, davalının lehine taahhüt altına girdiği davacının dava dışı kişiden olan tüm borçlarını, asıl borçluya ait defi ve itirazları ileri sürmeksizin ödemeyi üstelenmesi karşısında sözleşmenin garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu, garanti sözleşmesi ile davacı lehine kişisel güvence veren davalı gerçek kişi olup lehine garanti verdiği şirketin ortağı olduğu, bu nedenle, garanti sözleşmesinin geçerliliği için 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre eş rızası dışındaki koşulları taşıması gerektiği, davaya konu kişisel teminat içeren belgede garanti edilen azami miktarın ve garanti tarihinin yer almadığı, bu halde, taraflar arasında geçerlilik koşullarını taşıyan garanti sözleşmesi bulunmadığından davacının bu hukuki nedenle davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmadığı, mahkemece uyuşmazlığa konu sözleşmenin niteliğinin garanti sözleşmesi olarak kabul edilmesi ve 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesi gözetilerek sonuca gidilmesi gerekirken gerekçedeki hata yapılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin garanti sözleşmesi olduğunu, geçerli olduğunu, davalının asıl borçlu hale geldiğini, davalının itiraz ederek zaman kazanmaya çalıştığını, davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, garanti sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 584 ve 603 üncü maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:07