Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5855
2024/2758
3 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2022/570 Esas, 2023/56 Karar
DAVA TARİHİ: 02.06.2003
HÜKÜM: Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat ve alacağın tespiti davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile aralarında 01.11.2000 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalı şirketin ürettiği ürünleri Ankara ve çevresinde pazarladığını, sözleşme şartlarına göre davalı şirkete 20.000,00 YTL'lik teminat bonosu imzalayıp verdiğini, sözleşmenin bütün şartlarını en küçük ayrıntısına kadar yerine getirdiğini, alınan ürünlerin bedelinin iki aylık çeklerle ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen mali sıkıntıya düşen davalı şirket yetkililerinin talebi üzerine destek olmak bakımından satın almadığı ürünlerin parasını önceden ödediğini, alınan mal toplamının 108.158.878,800 TL olduğu halde davalıya 165.693.528,188 TL ödeme yaptığını, böylece toplam 57.534.649.388 TL fazla ödemede bulunduğunu, ortada sebepsiz zenginleşme durumu hasıl olduğunu, güvence olarak verilen 20.000,00 YTL'lik 31.10.2000 tarihli bononun vade tarihinin sonradan tanzim edilerek Bursa 5. İcra Müdürlüğünün 2003/3949 takip sayılı dosyasıyla icra takibine konulduğunu, aynı takiple 16.04.2003 keşide tarihli ve 8.500,00 YTL bedelli çekin de takibe konulduğunu, yasal defterler incelendiğinde davalıya borçlu olmadığının anlaşılacağını ileri sürerek Bursa 5. İcra Müdürlüğünün 2003/3949 takip sayılı dosyası ile takibe konun bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, haciz tehdidi altında elden ödenen 16.04.2003 keşide tarihli ve 8.500,00 YTL bedelli çek bedelinin istirdadına karar verilmesini, alınan ürünlerin fatura bedelinden fazla ödenen 57.534.649,388 TL alacaklı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alınmamış ürünlerin bedelinin ödendiği iddiasının gerçeğe uygun bulunmadığını, sözleşme şartlarına göre ürün bedellerinin iki ay müddetli çeklerle ödeneceğinin kararlaştırıldığını, buna göre davacının vadeli ürün aldığını ve aldığı malların paralarının ödendiğini, Bursa 5.İcra Müdürlüğünün 2003/3949 takip sayılı dosyasında takibe konulan alacaktan vazgeçildiğini ancak sözleşme şartlarına uyulmadığı için takip başlattıklarını, 8.500,00 YTL bedelli çekin ise her hangi bir haciz baskısı altında kalınmadan elden davacı tarafından ödendiğini, zaten davacının iş yerini kapattığını, üzerine tapulu bulunan tek taşınmazı davadan önce sattığını, haczedilecek bir malının da bulunmadığı için haciz baskısı altında kalmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 08.11.2006 tarih, 2006/389 E. ve 2006/405 K. sayılı kararı ile davacının davalıdan 57.534.649.388 TL alacaklı olduğunun tespitini istediği, eda davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit istenemeyeceği, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle tespit talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 02.10.2007 tarih, 2007/2486 E. ve 2007/8459 K. sayılı kararıyla dava dilekçesinin 1.sayfasının davanın konusu bölümünde alacağın tahsili talebinde bulunulduğu, bu durumda davanın eda davası olduğu gözetilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiş, hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2009 tarih, 2009/19 3 E., 2009/63 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.06.2011 tarih, 2009/150 E. ve 2011/244 K. sayılı kararı ile davacının davalıya borçlu bulunmadığı ve davalıdan 57.534.649.388,00 TL alacaklı olduğuna ilişkin talepleri sübut bulmadığından reddine, ayrıca davacının haciz baskısı ile ödenen çek bedeli 8.500.000,000 TL'nin istirdadına ilişkin talebinin de sübut bulmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 05.12.2011 tarih, 2011/12601 E. ve 2011/15222 K. sayılı kararıyla davacı tarafından dosyaya birer sureti sunulan makbuz ve banka havalesi yoluyla yapılan ödemeler ile davacının davalı şirkete verdiğini iddia ettiği çeklere ilişkin kayıtların tacir olan davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı, varsa ödemelerin ve çeklerin toplam tutarının ne kadar olduğu, böylece davacının alacağının olup olmadığı hususlarının gerekirse ilgili bankalardan havaleler yönünden araştırma ve inceleme yapılarak konusunda uzman 3 kişilik bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak suretiyle önceki bilirkişi raporlarındaki çelişkileri de giderecek şekilde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 27.02.2014 tarih, 2012/121 E. ve 2014/67 K. sayılı kararı ile bozma sonrası alınan ve benimsenen 05.09.2013 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; davacının davalıya borçlu bulunmadığı ve davalıdan 57.534,64 TL alacaklı olduğuna, ayrıca davacının haciz baskısı ile ödenen çek bedeli 8.500,00 TL'nin istirdadına ilişkin talebinin de ispatlanamaması sebebiyle reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
F. Üçüncü Bozma Kararı
Dairemizin 25.11.2015 tarih, 2015/5629 E. ve 2015/15554 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin yargılama sırasında 1. bozma ilamından önce alınan 28.02.2005 tarihli ek rapora yönelik 05.04.2005 havale tarihli dilekçesinde; “bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının müvekkilinden teslim aldığı mal tutarının 108.158,87 TL olduğunu buna göre bilirkişi raporu doğrultusunda davacı alacağının (çekler toplamı 106.805,45 TL +havale toplamı 10.548,00 TL olmak üzere toplam 117.053,45 TL olduğu, bu miktardan alınan mal miktarı mahsup edildiğinde davacı alacağının 8.894,58 TL olduğunu” beyan etmiş olup davalının bu beyanı ikrar niteliğinde olduğundan bağlayıcı olduğunu, o halde mahkemece davalı vekilinin söz konusu beyanı gözetilerek aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
G. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.11.2017 tarih, 2016/264 E. ve 2017/291 K. sayılı kararı ile davacının defter kayıtları ile davalı tarafın defter kayıtlarının özellikle ödemeler yönünden birbirini teyit etmediği, 01.11.2000 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davacının defterinde 32 adet ve 108.158,88 TL bedelli fatura kaydının mevcut olduğu, davalı vekilinin 05.04.2005 tarihli dilekçesinde davacıya satılan ve teslim edilen mal tutarını 108.158,88 TL olarak kabul etmiş olduğu, davalıya 132.674,20 TL çek, 10.548,00 TL havale, 3.094,00 TL nakit ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de, iade edildiği ve ödenmediği iddia edilen 22.675,85 TL tutarındaki çekin bankadan gelen yazılara göre toplam 19.762,00 TL'lik kısmının davalıca tahsil edilmiş olduğu,buna göre davalının kabulü ve 19.08.2016 tarihli rapora göre davacının toplam 42.489,75 TL borçlu olmadığı sabit olduğu gerekçesiyle bozma ilamı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
H. Dördüncü Bozma Kararı
Dairemizin 27.05.2019 tarih, 2018/950 E. ve 2019/3500 K. sayılı kararı ile önceki kararın davalının davacıya 8.894,58 TL borçlu olduğu ikrarı dikkate alınarak ek rapor alınması için bozulduğu, bozmaya uyulduğu, ancak mali müşavirin tek başına düzenlediği raporun denetime elverişli bulunmadığı, önceki bozma kararında işaret edilen davalı ikrarından az olmamak üzere davacının daha fazla bir alacak hakkı olup olmadığı, tarafların ticari kayıtları ve dosya içeriğine göre incelenip tarafların önceki raporlara itirazları da karşılanmak suretiyle edinilecek sonuca göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
G. Mahkemece Dördüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının mal karşılığında aynı dönemde davalı şirkete detayları detayları bilirkişi heyetinin 10.03.2020 tarihli kök raporunda gösterildiği üzere altı işlemde banka havalesiyle 10.548,00 TL, bir işlemde nakden 3.094.,00 TL, 112 işlemde müşteri ve şahsi çekleri ile 152.362.78 TL olmak üzere toplam 166.004,78 TL ödeme yaptığı, 16.08.2022 tarihli bilirkişi heyeti ikinci ek raporunda net olarak belirlendiği üzere, anılı toplam 152.362,78 TL tutarındaki 112 adet çekler arasından, 10 adet toplam 7.254,58 TL tutarındaki çeklerin bedellerinin davacı tarafından davalı şirkete ödendiğine dair dosya kapsamında herhangi bir evrak ve belge bulunmadığı, dolayısıyla ile bu tespitlere göre; davacının davalı şirkete yapmış olduğu toplam ödeme miktarından (166.004,78 TL), davalı şirkete ödendiğine dair belgeleri tespit edilemeyen çek miktarının (7.254,58 TL) ve satın alınan mal (108.158,88 TL) bedellerinin düşülmesinden sonra, davacının dava tarihi itibariyle davalı şirkete yapmış olduğu fazla ödeme miktarının 50.591,32 TL olduğu neticeten bu miktar kadar alacaklı olduğu, ancak Balıkesir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.11.2017 tarih 2016/264 E. 2017/291 K. sayılı ilamıyla "42.489,75 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" denilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş iken, davacı vekilinin hükmedilen 42.489,75 TL asıl alacak yönünden hükmün bozulmasına yönelik bir temyizi bulunmayıp yalnızca faiz talebinin karşılanmamış olması yönünden temyizi sözkonusu olmakla asıl alacak miktarı yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak sözkonusu olduğu, bu durumda bu miktardan daha fazlasına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 42.489,75 TL alacağın dava tarihi olan 04.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki beyanlarla, görev uyuşmazlığının giderilemediğini, hükme esas alınan raporun eksik olduğunu, davacının sunmuş olduğu çeklerin kime ödendiği neye ilişkin olduğu belirlenmeksizin müvekkile ödenmişçesine hesaplama yapıldığını, konulan tedbirin kaldırılmaması nedeniyle müvekkilinin aracını satamadığını ve maddi kayba uğradığını, ödemelerin hangi mal satışına ilişkin olduğu tespit edilmeksizin tüm ödemelerin dava konusu mal için yapılmış gibi değerlendirildiğini, halbuki davacının dava dilekçesine konu ettiği mallara ilişkin ödediğini iddia ettiği miktarların tam olarak hangi ödemeler olduğu tespit edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olup olmadığı, haricen ödenen mablağın istirdadı gerekip gerekmediği ve taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının fazladan ödediğini iddia ettiği meblağın tahsili koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72'nci maddesi.
- Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:21