Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5355
2024/2734
3 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2022/348 Esas, 2023/619 Karar
DAVA TARİHİ: 15.09.2011
HÜKÜM: Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.09.2009 tarihli iş sözleşmesine binaen davacı nezdinde ürün müdürü olarak çalışan davalının, 08.11.2010 tarihinde istifa edip akabinde de 11.09.2009 tarihli rekabet sözleşmesine aykırı bir biçimde, ilaç tanıtım ve pazarlama sektöründe davacının rakibi olan dava dışı ... İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş. nezdinde aynı ünvanla çalışmaya başladığı, davacı nezdinde çalıştığı dönemde davacının "Rosufix" adlı ilacına ilişkin müşteri tanıtım ve promosyon bilgilerini, rakip ve muadil ilaç olan "Ultrox" adli ilacın tanıtım ve satışında kullanmak suretiyle haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiğini, davalının davacı nezdinde çalıştığı dönemde vakıf olduğu müşteri çevresine ilişkin bilgileri rakip firma için kullanmak suretiyle rekabet yasağına ilişkin sözleşmeyi ihlal ettiğini, rekabete aykırılık teşkil eden davranışın durdurulması ile cezai şartın derhal ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, sözleşmede öngörülen 25.000,00 TL cezai şarttan fazlaya ilişkin hakkın saklı kayması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL 24.08.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitiren davalının 11.09.2009 tarihinde davacı nezdinde "Medical Eğitmen" olarak göreve başladığı, zamanla "Ürün Müdürlüğü" pozisyonuna yükseldiğini, bilahare de 08.11.2010 tarihinde istifa edip davacı ile ibralaştıktan sonra dava dışı ... İlaç San. ve Tic. A.Ş. ile çalışmaya başladığını, davalının davacıya ait ticari sır ve bilgilere vakıf olmadığını, davacının zarara uğradığına ilişkin delil gösterilmediğini, rekabet yasağı getirilen yerin ülke nüfusunun yoğun olduğunu, dolayısıyla ilaç satışının en yüksek olduğu yer olan İstanbul ilinin tamamı olarak öngörülmesinin, rekabet yasağı şartının oldukça ağır ve hakkaniyete aykırı olduğunu gösterdiğini, sözleşmenin geçerliliği için gerekli koşulların oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 13.07.2020 tarih, 2019/684 E. ve 2020/404 K. sayılı kararı ile taraflar arasında 11.09.2009 tarihli iş akdi kurulduğu, davalı tarafından rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdü sözleşmede açıkça düzenlendiği, davalının 08.11.2010 tarihinde istifa ettiği ve dava dışı ... İlaç San. A.Ş.'de aynı pozisyonda çalışmaya başladığı, mahkemece alınan heyet raporunda ispat yükünün davacıda olduğu, suistimal ve kazanç durumunda ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahsedilerek davanın reddine karar verilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/9016 E. ve 30.04.2015 tarihli 2015/6155 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi sözleşmede yazan rekabet yasağının ihlal edilmediğini ispat yükü davalıda olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.04.2019 tarih, 2018/989 E., 2019/2742 sayılı bozma ilamında da açıkça belirtildiği olaya uygulanması gereken yasa maddesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 348 ve devamı maddeleri uyarınca da işten ayrılan davalı işçinin, önceki iş sahibinin müşterilerini tanıyacak bir pozisyonda çalışması ve işten ayrıldıktan sora rakip bir yerde işe başlaması, Kanunun aradığı anlamda bir tehlikenin ve zararın varlığı için yeterli olduğu, davacı tarafça, davalı işçinin önceki çalıştığı şirketteki müşterileri, yeni çalışmaya başladığı şirkete fiilen aktardığının ve bu nedenle de somut bir zararın doğduğunun ispatının gerekli olmadığı, somut olyada davalının yeni işinin dava dışı rakip firma olduğu ve davalının pazarlama stratejileri ile ilgili olarak bilgi sahibi olduğu, bu kapsamda tehlikenin ve zararın varlığı için yeterli olduğu, davalının aksini ispat edemediği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davacının davasının kabulüne, toplam 1.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B.Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 11.01.2022 tarih, 2020/7435 E. ve 2022/141 K. sayılı kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, taraflar arasındaki rekabet sözleşmesinde rekabet mahalli olarak İstanbul’un belirlenmesinin sözleşmenin geçersizliği sebeplerinden biri olarak benimsendiği, ancak bu konuda davalının çalışma hayatındaki müktesebatı, tecrübesi ve uzmanlık alanına göre, rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan yer sınırlamasının onun iktisadi geleceğini tehlikeye atacak mahiyette hakkaniyete aykırı bir sınırlama teşkil edip etmediği hususunda, ispat yükünün davalıda olduğu dikkate alınarak, uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile Anayasanın 48 inci maddesindeki çalışma özgürlüğünün geniş anlamda yorumlanması halinde taraflar arasındaki sözleşmenin, davalı işçinin çalışma özgürlüğünü engelleyeceği, dolayısı ile de sözleşmenin 818 sayılı Kanun'un 348 ve 349 uncu maddeleri çerçevesinde haksız rekabet hükümlerini uygulama imkânı kalmayacağı, Anayasanın 48 inci maddesindeki çalışma özgürlüğünün dar anlamda yorumlanması halinde taraflar arasındaki sözleşmenin ve anılan hükümlerin haksız rekabet hükümlerini uygulama imkânı sağlayacağı ve sözleşmenin davalı işçinin çalışma özgürlüğüne engel teşkil etmeyeceğinin tespit edildiği, dosya kapsamından taraflar arasındaki rekabet sözleşmesinin geçerli olduğu ve davalının bu sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirkette medikal eğitmen olarak görevine başladığını, ilerleyen zamanda ürün müdürlüğü pozisyonuna yükseldiğini Anayasamızda açıkça zikredilen "Çalışma Özgürlüğü" ilkesi gereği, daha iyi ekonomik koşullar ve sosyal olanaklar sunan başka bir şirket ile çalışma tercihini kullandığını, bu hakkı kullanırken, tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, sözleşmenin feshi hususundaki gerekliliklerini yerine getirdiklerini, davacının işin sırına vakıf olma ve işvereni ciddi anlamda zarara uğrattığına ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, gerek davacının çalışanı iken gerekse de o zaman çalıştığı şirkette, sorumlusu olduğu ürünün üretim, formül ve araştırma geliştirme gibi şirket içi gizlilik koruması altında bulunan ticari sır ve bilgilere vakıf olmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için gerekli şartlardan birinin, “işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye maruz bırakılmaması” olduğunu,11.09.2009 tarihli sözleşmede, İstanbul ilinde 2 yıl boyunca kendi adına iş kurmamayı, rakip firmada çalışmamayı ve ortak olmamayı taahhüt etmek zorunda kaldığını, kendi memeleketi ve çevre illerde meslek dalı ile ilgili kendini geliştirecek ve hayatını idame ettirecek yeterli iş kaynağı bulamamasından dolayı davacı şirkette işe başladığını, İstanbul dışında herhangi bir yere yerleşip çalışmayı, ekonomik ve sosyal yönlerden karşılayamayacak durumda olmadığını, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü verilerine göre; Türkiye’nin en büyük 84 ilaç firmasının 1 tanesinin Sakarya’da, 6 tanesinin Ankara’da, 1 tanesinin Adana’da, 2 tanesinin İzmir’de olduğu geri kalan 74 büyük ilaç firmasının İstanbul’da bulunduğunu, rekabet yasağının bu kapsamda çalışma özgürlüğünü kısıtladığını, alınan bilirkişi raporunun bozma ilamını karşılamadığını, yargılama giderlerinin taraflarınca yapıldığından davacıya ödenmesine yönelik kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki haksız rekabete ilişkin sözleşmeden kaynaklı cezai şart istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 348 ve 349 uncu maddeleri.
- Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
- Davalının yargılama giderine dair temyiz itirazına gelince, davanın kabulüne karar verildiğine göre davalının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerekirken davalı tarafından yapılan giderlerin de davacıya verilmesine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Davalı vekilin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
-
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “Davacı tarafından yatırılan 548,00 TL harç, 800,00 TL tebligat müzekkere gideri, 3.800,00 TL Bilirkişi ücreti toplamı 5.148,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” ibarenin çıkarılarak yerine “Davacı tarafından yatırılan 548,00 TL harç, 600,00 TL tebligat müzekkere gideri, 3.200,00 TL Bilirkişi ücreti toplamı 4.348,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:21