Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5751

Karar No

2024/2641

Karar Tarihi

1 Nisan 2024

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/140 Esas, 2022/562 Karar

HÜKÜM: Yeniden hüküm kurularak

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/899 E., 2019/443 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine, davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile dava dışı ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalıların kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması sebebiyle başlatılan ilamsız icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde, takip ekinde takibe konu olarak gösterilen belgelerin eklenmediğini, borcun sebebi olarak gösterilmeyen belgelerin itirazın iptali davasında dikkate alınamayacağını, davalıların kefil olma iradelerinin bulunmadığını, kefil olunduğu iddia edilen sözleşmelerdeki imzalara kabul etmediklerini, şayet kefalete ilişkin sözleşmede imzaları bulunmaktaysa imzaları kabul anlamına gelmemek kaydı ile imzaların genel işlem koşullarına aykırı hareket edilerek müvekkillerinin yanıltılarak attırıldığını, eş muvafakatlerinin alınmaması, kefalet türünün, tarihinin, limitine dair yazıların davalıların elinden çıkmaması nedeniyle kefaletlerin geçersiz olduğunu, asıl borçlu ...'in davacı bankadan kullandığı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere üzerlerine kayıtlı taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiğini, davalıların kefil olma iradesiyle değil, ipotek verme iradesiyle işlem yaptıklarını düşündüklerini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesine aykırı takip başlatıldığını savunarak davanın reddine ve davalılar lehine kötü niyet tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekilinin ön inceleme duruşmasında, kredi sözleşmelerindeki kefalet kısmındaki imzaların müvekkillerine ait olduğunu ancak ... ve ... yönünden imza dışındaki hiçbir yazı ve tarihin onlara ait olmadığının, ... için eş rızasının olmadığının, ... için kefaletlerde müteselsil olup olmadığı gösteren kısmın boş olduğunun, eş muvafakatinin olmadığı, kefalet koşullarının oluşmadığının beyan edildiği, davalılar ... ve ... yönünden yaptırılan yazı incelemesi sonucu kefalet kısmındaki yazıların adı geçenlerin eli ürünü olmadığı anlaşıldığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca geçerli bir kefalet bulunmadığından, ... ve ... yönünden davanın reddi gerektiği, davalı ...'in eş rızası yok ise de asıl borçlu ...'in eşi olduğundan kredi sözleşmesine kefalette ayrıca eş rızası aranmayacağı, davanın dayanağı genel kredi sözleşmesinde kefil olarak ... ve ...'in isim ve imzalarının bulunduğu ancak kefaletin türü bölümünde müteselsil ibaresi yazılı olmadığından müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu tutulamayacakları, kefaletin adi kefalet hükümlerine tabi olacağı, bu durumda da önce asıl borçluya gidilip, sonrasında kefile başvurulabileceği, müteselsil kefil sıfatıyla bu aşamada açılan davanın bu davalılar yönünden reddi gerektiği, davalı ...'ın eş rızasının olduğu, kefaletinin geçerli olduğu, asıl borçlunun sorumlu olduğu tutar kadar sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davalıların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalıların icra takibine itirazlarında imza/el yazısı itirazlarına yer vermediklerini, yargılama devam ederken itirazlarını değiştirip genişlettiklerini, davalı ...'in "kefil kabul beyanı" metninde genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalamayı ve sözleşme hükümlerinin uygulanmasının kabul ettiğini, bu durumun 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi anlamında kefalet sözleşmesinin geçerliliğini gösterdiğini, kefalet sözleşmesinde yer alan imzaların davalılara ait olduğunu, hesap kat ihtarında davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu oldukları belirtilmesine rağmen davalıların hesap kat ihtarnamesine itiraz etmediklerini, davalıların haklarını kötüye kullandıklarını, davalı ... ve ...'in el yazılarının incelenmesine ilişkin Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiği itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca ödenmeyen borcun ayrıca ihtara gerek olmaksızın muaccel olacağı, müşterinin temerrüde düşeceğinin hükme bağlandığını, alacağın muacceliyet tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar temerrüt faizi uygulanacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın sözleşme hükümlerine uygun olmadığını, hesap kat tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerekirken akdi faiz işletildiğini, işlemiş akdi faize faiz işletme haklarının bulunduğunu, bu meblağ ve bu meblağa işleyecek faizin hüküm dışı bırakıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, takip dayanağı olarak belirtilen belgelerin icra dosyasına sunulmadığını, müvekkillerine tebliğ edilmediğini, davacının eksik belge sunduğunu, alacaklının takip talebinde dayandığı belgeler dışında başka bir belgeye dayanarak itirazın iptalini talep edemeyeceğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkili ... ile ilgili olarak banka kayıtları üzerinde inceleme sırasında eş rızasını içeren belgenin sunulduğunu ve kefaletin müteselsil kefalet olduğu kabul edilerek değerlendirme yapıldığını, davacının mahkemece verilen kesin süre içerisinde müvekkili ...'a ilişkin eş muvafakatine ilişkin belgeyi dosyaya sunmadığını, süresi içerisinde sunulmayan belgelinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili ...'ın eşinin okuma yazma bilmediğini, muvafakatin geçerli olmadığını, davalıların kefaletlerini geçersiz olduğunu, kefil olma iradelerinin bulunmadığını, kefillerden birinin veya bir kaçının kefaleti geçersiz olduğundan diğer kefilin yükünün ağırlaştırıldığını, müvekkili ... yönünden bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkili ... tarafından yapılan ödeme sonucu ipoteğin fek edildiğini, bilirkişinin bu yönde araştırma yapmadığını, ... yönünden müteselsil kefil ibaresi yazılmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, kefalet limitinin tereddüte mahal verdiğini, kredinin ...'in kefalet tarihinden sonra kullandırıldığını, ... yönünden müteselsil kefalet ibaresinin yazılı olmadığını, öncelikle asıl borçluya gidilmesi gerektiğini, eş muvafakatinin olmadığını, ... ve ... olmak üzere müvekkilleri lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, takipte talep edilen akdi ve temerrüt faiz miktar ve oranlarının fahiş olduğunu, fiilen uygulanmayan fahiş oranların esas alındığını, temerrüt tarihinin gözetilmediğini, müvekkillerinin ipotek veren sıfatı dikkate alınmaksızın ipotek limitleri borçtan düşülmeden takip yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin 25.07.2014 tarihli olduğu, davalıların kefaletinin anılan tarih ve sonraki tarihleri içerdiği, kefalet tarihleri itibariyle davalıların kefaletlerinin geçerli olup olmadığının 6098 sayılı Kanun'un 583 ve devamı maddeleri gözetilerek değerlendirileceği, buna göre, kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı gibi kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızası ile kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerektiği, somut olayda, davalılar vekilinin, davalı ... ve ...'in imzası dışındaki hiç bir yazı ve tarihin bu davalıların eli ürünü olmadığını bildirdiği, adı geçen davalıların dava konusu icra takibine itirazlarında imza/el yazısına itiraz etmemişlerse de imza ve el yazısının açıkça kabulüne yönelik bir beyan da bulunmadığı, sahtelik iddiasının, açık kabul olmadığı sürece yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği, davalılar ... ve ...'in genel kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin el yazılarının bu davalılar eli ürünü olmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kefaletin geçerliliğine ilişkin şekil şartlarının gerçekleşmediği, bu davalıların kefil sıfatıyla borçtan sorumlu tutulamayacakları gözetilerek anılan davalılar yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı ...'in eş rızasına ilişkin belge bulunmamakta ise de, bu davalı dava dışı asıl borçlu ...'in eşi olduğundan kefalete ilişkin ayrıca eş rızası bulunmadığının ileri sürülmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalılar ... ve ...'in kefaletleri Yasa'nın aradığı şekil şartlarına uygun olduğu, kefalet türü kısmında müteselsil ibaresi yazılı değil ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 7 nci maddesinde düzenlenen teselsül karinesi gereği ticari borçlara verilen kefaletlerde el yazısı ile müteselsil kefalet olduğunun ayrıca ve açıkça yazılı olmasının aranmayacağı, bu davalıların müteselsil kefil sıfatı ile davacı bankanın var ise takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu miktardan sorumlu oldukları gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, bilirkişi tarafından hesaplama yapıldığı, davacı banka temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faizi asıl alacak ile kapitalize ederek kapitalize edilen toplam miktarı asıl alacak olarak nitelendirilip takip tarihinden itibaren bu şekilde tespit edilen asıl alacağa temerrüt faizi işletilmesini talep edebilecek ise de, dava konusu icra takibinde davacı bankanın temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz alacağını asıl alacak ile kapitalize etmeyerek ayrı kalem halinde talep ettiği, akdi faiz ile kapitalize edilmeyen asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesini istediği, bu durumda, davacı bankanın takip talebindeki talebi gözetilerek, bilirkişi tarafından işlemiş akdi faiz kaleminin ayrıca hesaplanıp asıl alacak ile kapitalize edilmemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesine uygun olduğu, bilirkişi raporunda akdi faiz oranı %26, temerrüt faiz oranı ise %39 olarak tespit edildiği, anılan akdi faiz oranının bankanın fiilen uyguladığı cari faiz oranı olduğu, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının %50'sinin ilavesi ile temerrüt faiz oranının tespit edileceğinin hükme bağlandığı, bankanın uyguladığı en yüksek cari faiz oranı %26 olduğundan temerrüt faiz oranının %39 olarak tespitinin isabetli olduğu, davalı ...'ın eşinin rızasına dair muvafakat belgesinde tarih yer almadığı, eş rızasının hangi tarihte alındığı belirsiz olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca davalı ...'ın kefaletinin geçersiz olduğu, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, davalılar ... ve ... hakkında davanın reddine karar verilen kısım ile davalı ... hakkında davacı banka icra takibi yapmakta haksız ise de, anılan davalılar yönünden kötü niyetli olarak icra takibi başlattığına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği, davacı tarafından icra takibine konu edilen genel kredi sözleşmesindeki kefalet yazılarının davalılar ... ve ...'e ait olmadığının sabit olduğu, kredi sözleşmesinde yer alan kefalet yazılarının davacı banka huzurunda karşılıklı olarak yazılmış olması gerektiği, davacı bankanın genel kredi sözleşmesindeki kefalet yazılarının anılan davalılara ait olup olmadığını bilebilecek durumda olması sebebiyle bu kişiler hakkında icra takibine geçmesinde kötü niyetli olduğu, takibin haksız olduğu gözetildiğinde davalılar ... ve ... lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile kötü niyet tazminat taleplerinin reddinin isabetsiz olduğu, dosya içerisinde yer alan ipotek resmi senedinden ipoteğin dava dışı asıl borçlunun borçlarının teminatı olduğu, davalı kefillerin borçlarının teminatını teşkil etmediği, bu durumda, davacı banka tarafından davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmasının 2004 sayılı Kanun'un 45 inci maddesine aykırılık oluşturmadığı, dava tarihinden sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takip dosyasında davacı banka tarafından 964.132,12 TL tahsilat yapıldığı, dava tarihinden sonra yapılan bu ödemenin infaz aşamasında icra müdürlüğünce gözetilmesine karar verilmesi gerektiği, davalılar vekili davalıların kefalet iradelerinin bulunmadığı, yanıltılarak kefil sıfatıyla imzalarının alındığı yönünde istinaf itirazı ileri sürdüğü, davalıların kefalet imzalarının ve yazılarının yanıltılarak alındığına yönelik herhangi bir somut delil olmadığı, öte yandan kefalet şahsi teminat olup kefillerden birinin kefaletinin yasanın aradığı şekil koşulları nedeniyle geçersiz olmasının diğer kefillerin yükünü ağırlaştırıcı nitelikte olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre davalılar ..., ..., ... hakkında açılan davanın reddine, davalılar ... ve ...'e karşı açılan davanın kısmen kabulü ile anılan davalıların Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/20764 sayılı dosyasında itirazının 795.875,87 TL asıl alacak, 117.961,39 TL akdi faiz, 12.932,98 TL temerrüt faizi, 5.238,50 TL BSMV ve 1.670,91 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 933.679,65 TL üzerinden iptaline, takibin Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/20763 sayılı dosya ile tahsilde tekerrüre yer verilmemek üzere anılan miktar üzerinden, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 oranında faiz işletilmek suretiyle devamına, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 186.735,93 TL icra inkar tazminatının davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ..., ... ve ...'in kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, davalılar ... ve ...'in kötü niyet tazminat taleplerinin kabulü ile takip konusu meblağın %20'si oranında hesaplanan 192.812,96 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine, dava tarihinden sonra ödenen 964.132,12 TL'nin infaz aşamasında icra müdürlüğünce gözetilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ..., ..., ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra dosyasında imza veya el yazısı itirazı olmadığı halde yargılama aşamasında itirazın genişletilip değiştirilmesi yasağına aykırı davranılarak davalı savunması doğrultusunda inceleme yapıldığını, sözleşmenin kefil kabul beyanı kısmına imza atılmasının 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi anlamında kefalet sözleşmesinin geçerliliğini gösterdiğini, kaldı ki davalıların müteselsil kefil olarak gösterildikleri hesap kat ihtarına itirazlarının olmadığını, icra takibine itirazlarının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, ... ve ...'in el yazılarına yönelik incelemenin Ali Tıp Kurumu tarafından yapılması gerektiğine dair itirazlarının dikkate alınmadığını, davalı ...'ın eş rızası metninde tarih bulunmasa da içeriğinin neye ilişkin olduğunun açık olduğunu, eşin neye rıza gösterdiğinin belli olduğunu, alacağa ilişkin hesabın hatalı olduğunu, hesap kat tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerekirken akdi faiz işletildiği, takiip rakamı ile karar arasında fark ortaya çıktığını, alacağın hesabında müvekkilinin işlemiş akdi faize faiz işletme hakkının olduğunu, alacağını tahsil etme çabasında olan müvekkili açısından kötü niyetli takip söz konusu olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

  1. Davalılar ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; takip dosyasına sadece ihtarname örneğinin eklendiğini, takip dayanağı olarak gösterilen diğer belgelerin eklenmediğini ve müvekkillerine tebliğ edilmediğini, bu ndenle tüm davalılar yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının yargılama aşamasında ise bir kısım belgeyi sunduğunu, davacının takip talebinde dayandığı belgelerden başka belgeye itirazın iptali davasında dayanamayacağını, müvekkillerinin kefil olma iradesi ile değil ipotek verme iradesiyle hareket ettiklerini, kat ihtarının tebliği ile davacı bankaya başvuran bir kısım müvekkillerine gerekli belgelerin verilmediğini bu sebeple de taleplere karşı ayrıntılı cevap verme haklarının kısıtlandığını, müvekkillerine imzalatılan Genel İşlem Koşullarına İlişkin Bilgilendirme Notu ve Teslim Tutanaklarının hiçbirinde teslim tarihinin yer almadığını, kredi sözleşmesinin bir örneğinin müvekkillerine verilmediğini, müvekkili ...'in kefaletinin geçersiz olduğunu, zira 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi uyarınca müteselsil kefil olduğunun bu ibare ile belirtilmesi gerektiğini, ayrıca kefalet kısmında kefil olunan miktarın 2.250000,00 yazılmak suretiyle tereddüte mahal verici nitelikte olduğunu, istinaf mahkemesi teselsül karinesi ile ilgili çoğunluk görüşünün hukuka aykırı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesindeki emredici hükmünü bertaraf edemeyeceğini, müteselsil kefalet olarak kabulü halinde dahi asıl borçluya başvurulup acz belgesi alınmadan kefile başvurulamayacağını, ...'in kefalet tarihinin 08.05.2015 olması takip konusu kredinin açılış tarihinin ise 01.08.2014 olması karşısında müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, 6098 sayılı Kanun'un 589 uncu maddesi gereği sözleşmedem açıkça kararlaştırılmamışsa kefilin sadace kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlardan sorumlu olabileceğini, kredi sözleşmesinde kefilin sözleşmenin kurulmasından önceki borçlardan sorumlu olduğuna dair bir düzenlemenin yer almadığını, bilirkişi raporunda bu yönde bir inceleme yapılmadığını, dosyada bir kısım kefiller açısından kefaletlerinin geçersiz olduğuna karar verildiğine göre 6098 sayılı Kanun'un 587 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca müvekkillerinin kefaletlerinin geçersiz olduğunu, bu hususların müvekkili ... açısından değerlendirilmediğini, müvekkillerinin ipotek verme iradesi ile hareket ettiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipteki taşınmazlardan birinin de müvekkili ...'e ait olduğunu, ipotek tarihi ile kefalet olduğu belirtilen tarihlerin aynı olmasının da müvekkilinin ipotek verme amacıyla hareket ettiğini gösterdiğini, dava ile ilgili belgelerin verilmeyerek müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığı halde aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı bankanın kötü niyetli olması sebebi ile lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, kefalet imza ve yazılarının banka çalışanları huzurunda alınması gerekliliği karşısında davacının müvekkili ... ve ...'in kefaletlerinin geçersiz olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığını, müvekkili ...'in kefaletinin de geçerli olmadığını, zira müteselsil kefil ibaresinin yer almadığını, ve 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi uyarınca eş muvafakatinin olmadığını, kefil olunan azami miktara ilişkin yazı kısmının eksik olduğunu, istinaf mahkemesi çoğunluk görüşündeki teselsül karinesinin bu davalı hakkında da uygulanamayacağını, aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, lehlerine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ... yönünden davanın reddine karar verildiği halde kötü niyet tazminat taleplerinin reddinin doğru olmadığını, alacağın miktarı ile yapılan hesaplamaların doğru olmadığını, cari dönemde uygulanan faizin üstünde fahiş oranla takip yapıldığını, faize faiz yürütüldüğünü, belirterek bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler yönündne bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesine kefil olduğu ileri sürülen davalılar hakkında alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.

3.6098 sayılı Kanun'un 583, 584, 586, 587, 589 uncu maddeleri.

4.6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi.

5.4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.

6.Mülga 6762 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince davalılar ... ve ...'in genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmında isim ve imzaları bulunmakla birlikte, kefaletin türü kısmında "müteselsil" ibaresi yazılı olmadığından müteselsil kefil olarak sorumlu tutulamayacakları, kefaletlerinin bu durumda adi kefalet olduğu ve asıl borçluya başvurulmadan kefile başvurulamayacağı gerekçesiyle adı geçenler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince ise, kefalet türü kısmında "müteselsil" ibaresi yazılı olmasa da 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde düzenlenen teselsül karinesi gereği ticari borçlara verilen kefaletlerde el yazısı ile müteselsil kefil olunduğuna dair ayrıca ve açıkça bu hususun yazılı olmasının aranmayacağı, davalı ...'in eş rızasına ilişkin belge yoksa da, bu davalı, dava dışı asıl borçlunun eşi olduğundan kefalete ilişkin ayrıca eş rızası bulunmadığının ileri sürülmesinin 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle adı geçen davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesine,

Aynı tarihte yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde ise;

"İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar..."

düzenlemesine yer verilmiştir.

Mülga 6762 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi müteselsil sorumluluğun aksini, sadece sözleşmede öngörülmesine tabi kılmışsa da, 6102 sayılı Kanun'un madde gerekçesinde de belirtildiği üzere metne "Kanunda" ibaresinin eklendiği göz ardı edilmemelidir.

Dolayısıyla, 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin birinci fıkrasında açıkça, "...kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse..." ibaresine yer verilmiş olup, cümlede geçen "Kanun" kavramının somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mevzuat kapsamındaki herhangi bir kanunu işaret ettiği açıktır.

6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde, kefaletin geçerlilik şartları sayılmış olup, özellikle de müteselsil kefil olunması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girildiğininin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtilmesi şeklinde geçerlik şartı konulmuş olup bu hali ile 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesindeki teselsül karinesi zayıflatılarak şarta bağlanmıştır.

Bu durumda, davalılar ... ve ...'in, genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmındaki kefalet türünün kendi el yazıları ile yazılması gereken kısımlarında bu ibarenin yer almaması sebebi ile kefilliklerinin adi kefalet olduğunun kabulü gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde düzenlenen teselsül karinesi gereği müteselsil kefil olduklarının kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın adı geçen davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, davalı vekilinin ... yönünden temyiz itirazlarının REDDİNE, bozma sebebine göre davalılar ... ve ... vekilinin hesaba yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde davalılara iadesine,

Davacı harçtan muaf olduğundan, ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımahkemesireddinederecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim