Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6418
2024/2635
1 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/873 Esas, 2022/550 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/516 E., 2020/67 K.
Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017/110610 sayılı "kiara+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirket tarafından adına tescilli kaira, kayra, kyra, cayra, kayira, kayra tiara markalarıa dayanılarak başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca 2011/11317 sayılı "KAİRA" ibareli markaya dayalı itiraz yerinde görülerek başvuru kapsamından 25. sınıf mallarla, 1'den 34. sınıf mallara kadar özgülenmiş 35/05. sınıf perakendecilik hizmetlerinin başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilince bu karara yapılan itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, söz konusu markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkilince "Kiara" markasının kullanım amacının, Fransa ve İtalya ağırlıklı markaların müvekkili mağazasında satılması olduğunu, bu ibarenin İtalyan ve Hint dilinde "ışık" anlamına geldiğini, redde mesnet davalı şirket markasının ise Türkçe karakterli bir marka olduğunu, müvekkili başvurusunda özgün bir şekil unsuruna yer verildiğini, bu şekil unsuru da gözetildiğinde bir bütün olarak müvekkili başvurusuna yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, emsal yargı kararlarının da iddialarını destekler nitelikte olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2018 M 9164 sayılı kararının iptaline ve müvekkili başvurusunun ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, markaların benzer olduğunu, mal ve hizmetlerin aynı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının "kiara+şekil" ibareli marka başvurusuyla davalı şirketin "KAİRA" ibareli markası arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde, başvuru konusu işaret ile davalı şirketin markası arasında idari ve ekonomik anlamda birbirine bağlı işletmelere ait marka algısı oluşabileceği, bu açılardan taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşulunun gerçekleştiği, başvuru markasının kapsamından çıkartılan mallar/hizmetler açısından aynı maddenin üçüncü fıkrası kapsamında davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanım hak iddiasının kanıtlanmadığı YİDK kararının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin bünyesinde barındırdığı markaların yabancı kökenli olup, bir tesettür markası olan davalı şirket markası ile karıştırılması ve/veya karşılaştırılmasının mümkün olmadığını, hitap edilen tüketici kitlesinin tamamıyla farklı olduğunu, yerel mahkeme kararında her ne kadar günlük hayatta içinde karşılaşılabilecek mal ve hizmetler bulunduğundan birbiri ile ilişkilendirilebilir şeklinde tespitte bulunulmuşsa da dünyaca ünlü "versace jeans" gibi bir markanın bulunduğu mağaza ile davalı şirketin tamamen tesettüre yönelik ve bir Türk ismi olan mağazası arasında en ufak bir bağlantı olmadığını, müvekkili şirket markasında bulunan kadın logosu ve altın sarısı rengi ile yazı stilinin ayırt edici nitelikte olduğunu, davalı şirketin markasında logo dahi bulunmadığını ve Türkiye’de kullanımının mevcut olmadığını, müvekkilinin başvurusunun tam olarak "kiara+şekil" ibareli olup, mağaza tabelasında da bu şekilde kullanıldığını, davalı şirketin markasının ise sadece "kaira" ibaresinden oluştuğunu, bu nedenle benzerliğin okunuşta ve görünüşte dahi mevcut olmadığını, Türk Hukuk sistemine göre de marka isimlerinde kelime ve/veya harf sınırlandırılması yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı şirketin 05.12.2017 tarihinde 2017/110610 sayılı "kiara+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, marka kapsamında 3,9,18,24,25. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, başvurunun ilanına davalı şirket tarafından adına tescilli markalara dayalı olarak itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 2011/11317 sayılı "kaira" ibareli markaya dayalı itiraz yerinde görülerek, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25. sınıfta yer alan mallarla 35/05. alt sınıftaki perakendecilik hizmetlerinin başvuru kapsamında çıkarıldığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedileceği, markalar arasında karıştırılmaya yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, karıştırılmanın, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğu, somut olayda, dava konusu başvurunun beyaz zemin üzerine küçük harflerle yazılmış "kiara" ibaresi ile bu ibarenin yanında yer verilmiş ve bir kadın yüzü silüetini andıran şekilden ibaret olduğu, her ne kadar dava konusu başvuruda şekil unsuruna da yer verilmiş ise de başvurunun asli unsurunu, ilk bakışta dikkati çeken "kiara" ibaresinin oluşturduğu, redde mesnet markanın ise "KAİRA" ibareli olup, başkaca bir unsur içermediğinden markanın asli unsurunun bu ibare olduğu, markaların asli unsurlarını oluşturan ibareler arasındaki tek farklılığın markaların ikinci ve üçüncü harflerini oluşturan, "a" ve "i" harflerinin yer değiştirmesi olduğu, bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu farklılık dava konusu başvuruya ayırt edicilik sağlamadığı gibi davacı iddiasının aksine dava konusu başvuruda yer verilen şekil unsurunun da başvuruya yeterli ayırt edicilik katmadığı, bu hali ile marka işaretleri arasında görsel ve işitsel benzerlik olduğu, ilk derece mahkemesinin, marka işaretleri arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılamaya yol açacak kadar benzerlik bulunduğu yönündeki tespitinde bir isabetsizlik görülmediği, marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; redde mesnet alınan 2011/11317 sayılı markanın kapsamında 25. sınıfta yer alan "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç dış giysiler, çoraplar.Ayak giysileri.Baş giysileri" malları ile 35. sınıfta yer alan genel olarak mağazacılık/perakendecilik hizmetlerinin bulunduğu, dava konusu başvurunun kapsamından ise 25. sınıfta yer alan mallarla, 1'den 34. sınıf mallara özgülenmiş 35/05. sınıf perakendecilik hizmetlerinin çıkarıldığı, bu durumda 25. sınıf mallar yönünden marka kapsamları arasında aynılığın/benzerliğin söz konusu olduğu, öte yandan, ticari bir malı üretenin onu satması da ticari hayatın olağan akışı içerisinde doğal olduğundan, 25. sınıf bu malların satışına ilişkin perakendecilik hizmetlerinin de malın üretimi ile doğrudan ilişkili olduğu, dolayısıyla 25. sınıf malların satışına özgü 35/05. sınıf hizmetlerin de davalı markasının kapsamında yer alan 25. sınıf mallarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzer olduğu, ancak, redde mesnet markanın kapsamında yer alan 35. sınıf perakendecilik hizmetlerinin, herhangi bir mala özgülenmediği, genel olarak tescil edildiği, bu durumda, genel olarak perakendecilik hizmetlerinde tescilli markanın, belirli malların satışına özgülenmiş perakendecilik hizmetlerini içeren başvuru ile benzer kabul edilmesinin doğru olmadığı, zira, genel olarak perakendecilik hizmetlerinde tescilli markanın ancak, üzerinde kullanıldığı malların ispat edilmesi halinde, bu malların satışına özgü perakendecilik hizmetlerini içerir marka başvurusuna engel olabileceği, ilk derece mahkemesince açıklanan hususta bir araştırma yapılmadığından, redde mesnet 2011/11317 sayılı davalı şirket markasının, dava konusu başvuru kapsamında bulunan 35/5. sınıfta 1'den 34'e kadar malların satışına özgülenmiş perakendecilik hizmetlerinde kullanıp kullanmadığının tespiti amacıyla duruşma açıldığı, davalı şirkete 2011/11317 sayılı markasını 1. sınıftan 34. sınıfa kadar mallara özgülenmiş şekilde 35. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden kullandığına dair delillerini sunması için meşruhatlı davetiye tebliği suretiyle süre verildiği, davalı şirket vekili tarafından dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, redde mesnet markanın dava konusu başvuru tarihi itibariyle Türkiye'de en az beş yıldır tescilli olmaması nedeniyle kullanımın ispatı şartlarının oluşmadığı yönünde beyanda bulunulduğu, ancak Dairece yapılan araştırma 6769 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bir araştırma olmayıp, yerleşik Yargıtay uygulaması çerçevesinde marka kapsamları arasında benzerlik bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin olduğundan, davalı vekilinin bu beyanına itibar olunmadığı, redde mesnet markanın kullanımına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığından, redde mesnet alınan 2011/11317 sayılı davalı şirket markasının, 25. sınıf hariç 1'den 34. sınıfa kadar malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetlerinde kullanılmadığının değerlendirildiği, anılan hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası şartlarının bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça, taraf şirketlerin farklı tüketicilere hitap ettikleri ileri sürülmüş ise de, karşılaştırma değerlendirmesinde markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler esas olup, bunun dışında marka sahiplerinin fiilen faaliyet gösterdikleri sektörlerin dikkate alınması mümkün olmadığından ve yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru kapsamında yer alan 25. sınıf mallarla bu malların satışına özgü 35/05. sınıf perakendecilik hizmetleri yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleştiğinden, davacının bu itirazının yerinde görülmediği, belirtilen mal ve hizmetler yönünden koşullarının oluşması nedeniyle YİDK kararının yerinde olduğu, bunun dışında kalan hizmetler yönünden yerinde görülmeyen YİDK kararının iptali gerektiği, markanın ilanına ilişkin talep, idari işlem niteliğinde olduğundan yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına buna göre davanın kısmen kabulü ile TÜRKPATENT YİDK’in 31.10.2018 tarihli ve 2018 M 9164 sayılı kararının, 35. sınıfta kararda sayılı hizmetler yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itiraz sebeplerini yinelemiş, müvekkili markası ile davalı şirket markası arasında yazılış, okunuş, vurgu ve telaffuz bakımından hiçbir benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin iki logoyu gördüğünde karıştırma ihtimalinin olup olmadığının değerlendirilmediğini, başvurudaki şeklin markaya yeterli ayırt edicilik kattığını, davalı tarafça aktif kullanılmayan "kaira" markasının yazıldığı gibi okunduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
-
Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; başvuru sürecinde davacı tarafça kullanım ispatının talep edilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
-
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, müvekkiline ait 2011/11317 no.lu markasının kullanımının ispatına yönelik iddiası olmadığı halde re'sen inceleme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu hususun kamu düzeninden sayılan re'sen inceleme sebepleri arasında yer almadığını, ayrıca 6769 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafın kullanım ispatı talep edebilme şartlarının da gerçekleşmediğini, Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 18.07.2018 tarihli kararında; "itiraz gerekçesi 2011/11317 tescil numaralı marka için belirtilen kullanım ispatı talebi, markanın itiraza konu başvurunun, başvuru/rüçhan tarihinde Türkiye'de en az beş yıldır tescilli olmaması nedeniyle söz konusu marka bakımından dikkate alınmamıştır" gerekçesine yer verildiğini, davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre de müvekkili markasının dava açıldığı tarihte Türkiye'de beş yıldır tescilli olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı şirket marka başvurusuna davalı şirket tarafından yapılan itiraz üzerine marka kapsamından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına dair karara itirazlarının reddine dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, üçüncü fıkraları, 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:48