Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6397
2024/2622
1 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1257 Esas, 2022/812 Karar
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/20 E., 2019/495 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ve “...” esas unsurlu markalarının bulunduğunu, davalı şirketin 2016/30205 nolu “... teknik clamp” ibareli marka tescil başvurusunun, müvekkilinin markaları ile görsel anlamda ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, taraf markalarının 8/1 b bendi anlamında ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olma ihtimalinin bulunduğunu, davalının marka başvurusundaki “teknik” ibaresinin, talep edilen sınıflar bakımından tanımlayıcı bir ibare olduğunu, “clamp” ibaresinin ise “...” ibaresi altında dikkat çekmeyecek düzeyde yer aldığını, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının 2017 M 9885 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1998 yılında hava komponentleri ürettiğini, zamanla hava kanalı bağlantılı elemanları olan kanal fiansı ve aksamlarını, taşıyıcı profiller, kelepçeler ve muhtelif montaj malzemelerini de ürün gamına katarak faaliyetlerini sürekli hale getirdiğini, davalı kurum tarafından davacı yanın "... SUPER CENTER" ibareli markaları dikkate alınarak, müvekkilinin başvurusundan 35. sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri”nin çıkarıldığını ve geriye kalan 06/07/11/17 ve 35. sınıfın bir kısmı açısından başvurunun tesciline karar verildiğini, itiraza mesnet markalar ile müvekkilinin markasının iltibas yaratacak şekilde benzer olmadığını, müvekkilinin markasının tescil edilmek istenen sınıflarla da benzer veya bağlantılı emtiaları içermediğini, davacı yanın dayanak gösterdiği markalar içerisinde yer alan 2015/18474 "....", 2015/09794 "....", 2016/22627 "....", 2016/53278 "....", 2016/18267 "....", 2016/18427 "...." ibareli markaların, davacının ilan ve karara itirazlarında dayanak olarak gösterilmediğini, bu açıdan huzurdaki davada yalnızca itirazlarda dayanak gösterdiği marka ve itiraz sebeplerine dayanabileceğini, "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet gösterilen "..." ibareli markaları, çekişme konusu 35/01, 02, 04 alt gruplarındaki hizmetler bakımından aynı/aynı tür hizmetleri kapsadığı, davalı marka başvurusunun kapsadığı 06, 07, 11 ve 17. sınıflardaki mallar bakımından ise markaların emtia listelerinin benzer/ilişkili mal ve hizmetlerden oluştuğu, zira davacının 2013/13864 ve 2012/06560 sayılı markalarının 06, 07, 11 ve 17. sınıflardaki çekişme konusu malların satışına ilişkin 35/05 alt grubunu kapsadığı, davalının marka başvurusunun "... TEKNİK CLAMP" şeklinde olup, "..." kelimesinin, markanın ayırt edici esaslı unsuru olduğu, markada yer alan “teknik” kelimesinin, markaya ayırt edicilik sağlamayan tali unsur görünümünde bulunduğu, “kenetlemek” anlamına gelen “clamp” kelimesinin ise gerek markadaki konumlanışı, gerekse de anlamı bakımından, marka bütünlüğü içinde "..." kelimesine nazaran geri planda bulunduğu, itiraza mesnet gösterilen ve aynı/benzer emtiaları kapsayan davacı markalarının ise "..." ve "..." ibareli olanlar dışında "..." kelimesi etrafında türetilmiş seri markalar olduğu, günümüz piyasa koşullarında, sektör farkı olmaksızın "..." kelimesinin pekçok kişi ve firma tarafından ticari faaliyetler esnasında yoğun ve yaygın kullanımının bulunduğu, mal ve hizmet kapsamları da göz önünde bulundurulduğunda, markanın hitap ettiği tüketici kitlesi yönünden bir bütün olarak değerlendirildiğinde, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, bu bağlamda 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının şartlarından ilki (marka işaretlerinin benzerliği) koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının aksine davaya konu "... TEKNİK CLAMP" ibareli marka ile müvekkili şirkete ait tüm .../.... ibareli seri markalar arasında benzerlik bulunduğunu, müvekkil şirketin seri markalarından biri olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, başvuru konusu markanın da müvekkili şirket markalarının da telaffuzuna "..." ibaresi ile başlanması, taraf markalarının "..." ibaresi ardından yapılan eklemeler ile oluşturulmaları karşısında, işitsel açıdan benzerlik bulunduğunun açık olduğunu, başvuru markasının bu haliyle, orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait bulunduğu kanaatini bıraktığını ve söz konusu bu işaretler arasında iltibas olduğunu, 556 sayılı KHK'nin 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, tanınmış markalarda, markanın benzerini seçen ya da kullanan kişinin, bu kullanımı ya da seçimi haklı kılacak bir gerekçeyi ortaya koymasının gerektiğini, somut olayda, dava konusu karara mesnet markanın seçilmesinin haklı bir nedeninin olmadığını, sadece müvekkiline ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı ile bu ibarenin kötü niyetle tescil edilmek istenildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
Uyuşmazlığın niteliği itibariyle taraf markalarındaki işaretler arasında 556 sayılı KHK’nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. İşaretlerin benzerliği incelenirken özellikle redde mesnet markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve ayırt edici unsurların dikkate alınması ve bu baskın unsurların ayırt edicilik seviyesi göz önünde bulundurulmalıdır. Tescil kapsamında mal ve hizmetleri tür, çeşit, nitelik, karakteristik özellik gibi tanımlayıcı sözcükler asıl unsur olarak dikkate alınamayacağı gibi ima yoluyla bu özellikleri belirten unsurların da ayırt ediciliğinin zayıf olacağı unutulmamalıdır.
Ayrıca bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.
Davalı şirkete ait dava konusu markadaki “..... ibaresinde öne çıkan esas unsurunun ...” ibaresi olması nedeni ile markadaki diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde oldukları görülmektedir. Buradan hareketle davacıya ait itiraza mesnet “...” ve “...” esas unsurlu markalar ile davalı şirkete ait “... TEKNİK CLAMP” ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada; görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerliğin bulunduğu açıktır. Dolayısıyla taraf markalarının aynı mal veya hizmetlerde kullanılması durumunda o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceğinin kabulü zorunludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2024 tarih ve 2023/11 426 2024/35 sayılı ilamı).
Bu itibarla davalı şirkete ait “... TEKNİK CLAMP” ibareli marka ile davacıya ait “...” ve “.....” esas unsurlu markalar arasında aynı ve benzer mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabul edilmesi, benzer olmayan mal ve hizmetler bakımından ise davacının tanınmışlık vakıasına dayalı iddiaları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:48