Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6296

Karar No

2024/2565

Karar Tarihi

28 Mart 2024

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/936 Esas, 2022/728 Karar

DAVACI KARŞI DAVALI: ... vekili Avukat ...

DAVALI KARŞI DAVACI: ... vekili Avukat ...

ASIL DAVADA DAVALI: Alpha Roger Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat

...

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/407 E., 2020/251 K.

Taraflar arasındaki asıl davada markaya tecavüzün men'i, maddi ve manevi tazminatın tahsili, karşı davada marka hükümsüzlüğü davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı karşı davalı vekili ile davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014/61600 sayılı “Sebastian” ibareli markayı adına tescil ettirip kullanımla maruf hale getirdiğini, davalılardan ...’in 2015 yılı Şubat ayında basına verdiği röportajlarda Bodrum’un Yalıkavak mevkiinde “Sebastian” isimli bir bar açacağını belirttiğini, Nisan/ Mayıs aylarında da açılıp hizmet vermeye başladığını, davalıların bu ibareyi ürünlerinde, tabelasında kullanmalarının müvekkilinin markasına tecavüz teşkil edip haksız rekabete yol açtığını, davalı şirketin www.sebastianbeachclub.com alan adlı internet sitesinde davacının tescilli markasını kullandığını, davalı ...’in “Sebastian” ibaresini de ihtiva eden 2015/24719 ve 2015/24723 sayılı tescil başvurularının kısmi kabul gördüğünü, itirazların henüz sonuçlanmadığını, ihtarnamelerden sonuç alınamadığını, ibarenin 43. sınıfta sadece müvekkili adına tescili olduğunu ileri sürerek davalıların markaya tecavüzünün önlenmesini, men’ini, kararın ilanını, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

2.Davacı vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkilinin “Sebastian” markasının gerçek sahibi olduğunu, emek ve gayretleri ile bilinirlik ayırt edicilik kazandırdığını, maruf hale getirdiğini, davalının müvekkilinin ürününden yararlanması amaçladığını ileri sürerek davalı adına tescilli 2014/61600 sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2015 yılı Mart ayında piyasaya sürdüğü ve iyi bilinen “söyle ona Sebastian” hit şarkısının ardından bu şarkı ile adeta özdeşleşmiş “Sebastian” denildiğinde ilk akla gelenin müvekkili ile seslendirdiği şarkı olduğunu, ibarenin müvekkilince ihdas ve istimal edildiğini, maruf hale getirildiğini, markayı fiilen kullanmayan davacının müvekkilinin marka başvuruları ve hit şarkısının ardından 20.04.2015 tarihinde Buga Gıda Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye müdür atandığını, müvekkilinin yıllarca emek vererek bir noktaya taşıdığı kelimenin davacı tarafından kötü niyetle engellenmek istendiğini, davacının 2014/61600 sayılı “Sebastian” markası ile müvekkilinin 2015/24719 sayılı “sebastian beach club by hande yener+ şekil” ve 2015/24723 sayılı “sebastian beach club by hy+ şekil” markaları arasında iltibas doğmadığını, müvekkilinin markalarında isminin ve baş harflerinin ayırt edici olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Alpha Roger Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; başka bir ibare ile işletmecilik yapan müvekkilinin diğer davalı ile organik bağının bulunmadığını, diğer davalının müvekkilinin işletmesini sadece 2015 yılı yaz sezonuna mahsus işlettiğini, sezonun bitmesi ile de işletmeden ayrıldığını, “Sebastian” markasını müvekkilinin hiç kullanmadığını, davacının markayı kullandığına ve maruf hale getirdiğine dair delil sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin başvuruyu karşı davacının şarkısından çıkmasından 8 ay önce yaptığını, 4 ay önce de restoranın işletmeye açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava açısından; davalı şirketin içkili lokanta şeklinde çalışma ruhsatı olduğu, fiş örneği ile fiilen işlettiğinin anlaşıldığı, bu açıdan husumet itirazı savunmasının kabul görmediği, diğer davalının da davalı şirketin işlettiği bu adreste “sebastian beach club” şeklinde yiyecek içecek ve eğlence sektörü içeren tanıtım ve reklam yaptığının dosyaya yansıtılan görsel resimler, internet çıktı kayıtları, gazete küpürleri, noter ihtar cevabi yazılar ile anlaşıldığı, nitekim bu tespit Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında da “Dosyada bulunan ve taraflarca sahte olduğu iddia ve ispat edilmeyen, internet sitesi çıktılarında da sebastian beach clup ibaresinin bulunduğu, sebastian isimli işletmenin Hande Yener tarafından açılacağına yönelik haber çıktığı, konser afiş fotokopisinde de sebastianbeachclup ibaresinin kullanıldığı görülmektedir. Diğer taraftan davadan önce her iki davalı tarafça davacıya gönderilen ihtarname içeriğinde de, davalılarca kullanılan bu ibare üzerinde davalıların öncelik hakkının bulunduğu yönünde bilgiler bulunduğu görülmüştür. Dosyada bulunan bu bilgi ve belgelere göre, sebastian ibaresinin davalı tarafça, kullanılmadığının savunulmamış olmasına, aksine öncelik hakkının bulunduğunun savunulmasına ve buna ilişkin de karşı davanın açılmış olmasına, dosyada bulunan bilgi ve belgelerden davalılarca sebastian ibaresinin kullanıldığının kanıtlanmış” şeklinde geçtiği, davalının yiyecek içecek sektöründe “sebastian beach club” şeklindeki kullanımı ile davacının “#sebastian” ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, dava dilekçesinde 556 sayılı KHK ‘nın 66 ncı maddesinin (a) bendine göre tazminat talep edilmiş ise de buna göre tazminat hesabı gereken ve mali müşavir bilirkişinin belirlediği defter ve kayıtların davalı tarafça ibraz edilmediğinden bilirkişi heyetince tazminatın hesaplanamaması karşısında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesine göre takdiren tazminat hesaplandığı, markanın tescil tarihi, kapsamı, davalı tarafın kullanım şekli, markanın kullanımı ile müşteriler üzerinde elde edebileceği fayda gibi benzeri durumlar gözetilerek bu miktarın belirlendiği, manevi tazminat yönünden; davacının masraf yaparak ve bir idari süreç takip ederek elde ettiği tescilli markasındaki işaretin davalılarca iş yerinde izinsiz kullanılması dolayısıyla davacı üzerindeki olumsuz durum nedeniyle uğrayabileceği zarar boyutu dikkate alınarak bu oranın taktiren tespit edildiği, karşı dava açısından; davacının önceye dayalı hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü “sebastian” ibareli 2015/24723 ve 2015/24719 sayılı markaların başvuru tarihinin 23.03.2015 olması ve “söyle ona SEBASTİAN” isimli şarkının bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere 05.03.2015 tarihinde yayınlanması gözetildiğinde dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen 2014/61600 sayılı markanın 23.07.2014 tarihli başvurusundan sonraya ilişkin olduğu, önceye dayalı hakkın ve kötü niyetin kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı eyleminin davacıya ait 2014/61600 sayılı markaya tecavüz oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün önlenmesine, men'ine, 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden geçerli olmak üzere ticari faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, kararın hüküm özetinin bir kez ilanına, karşı dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili ile davalı karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde “davalıların, markaya tecavüzleri sebebiyle ciroları üzerinden bir tazminat hesaplaması” istendiğini, ara karar gereği tazminat hesaplamasının 556 sayılı KHK’nın 66 ncı maddesinin (b) bendi gereği yapılmasının talep edildiğini, buna davalı şirket ya da davalı tarafından itiraz edilmediğini, bilirkişinin hesaplamayı davalıların ciroları üzerinden yapması gerekirken takdiren bir karar verilmesinin yerinde olmadığını, manevi tazminatın düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delil içermeyen iddialarla eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu hüküm tesis edildiğini, maddi ve manevi tazminatın neye istinaden hesaplandığının anlaşılamadığını, bilirkişi raporu ile davacının haksızlığının gözler önüne serildiğini, davacının iddia ettiği gibi bir kullanımın somut delillerle ortaya konmadığı husususun altının çizildiğini, mükerrer vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, açıkça maddi tazminat taleplerinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (a) bendine dayandırıldığı, bu durumda Mahkemece 11.02.2019 tarihli oturumda davacı vekiline bu konuda tercihte bulunması için kesin süre verilmesinin icapsız bir işlem olduğu, davacı vekilince bu ara karar nedeniyle sunulan 22.02.2019 tarihli dilekçe ile de ıslah talebinde bulunmadan, tazminat taleplerinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (a) bendine göre hesaplanmasının talep edildiği, davalı vekilince de iddianın genişletilmesine muvafakat edilmemesi karşısında, davacı vekilinin bu beyanının hukuken bir sonuç doğurmayacağı, 30.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda, tarafların faaliyet alanının farklı olması ve davalıların faaliyetinin davacının kazanç yoksunluğuna ne şekilde sebebiyet vereceğinin tespit edilememesi karşısında, davacının 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (a) bendine göre tazminat talep edebilmesi için bu hususu ispatlamasının gerektiğinin bildirildiği, davacı vekilince de bundan sonra 22.02.2019 tarihli dilekçenin sunulduğu, Mahkemece yapılan bu yanlışlığın fark edilmesi üzerine 30.12.2019 tarihli oturumda, bilirkişilerden tazminat hesabının 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (a) bendine göre yapılmasının istendiği, 30.01.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda da, davalı tarafça Mahkemece verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerinin sunulmaması nedeniyle, anılan maddeye göre tazminat hesap edilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine, mahkemece 6098 sayılı Kanun’un 50 nci maddesine göre tazminat takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı grekçesiyle davacı karşı davalı ile davalı karşı davacı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuki temelden yoksun olduğunu, herhangi somut bir delil dahi içermeyen iddialar üzerinden eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile müvekkili aleyhine hüküm tesis edildiğini, maddi ve manevi tazminat tutarlarının neye istinaden hesap edildiği hususunun anlaşılamadığını, 30.03.2017 tarihli bilirkişi raporu ile davacının haksızlığının gözler önüne serildiğini, davacının iddia ettiği gibi bir kullanımın var olmadığı/ somut deliller ile ortaya konmadığı hususunun altının çizildiğini, burada izah edilen hususun davacının herhangi bir kazanç yoksunluğuna maruz kalmadığı, davacının iddia ettiği nitelikte bir kullanımın olmadığı ve davacının marka hakkının ihlal edilmesinden söz edilemeyeceği olduğunu, davacı tarafından yapılmış hiçbir izah olmamasına, kazanç yoksunluğuna dair hiçbir belge sunulmamış olmasına ve incelenebilecek sair hiçbir belge olmamasına rağmen salt davacının davayı ikame ederkenki talebinin 10.000,00 TL olması ve Bölge Adliye Mahkemesinin dosyayı Mahkemesine iadesine dair karar vermiş olması sebepleriyle bu yönde hüküm kurulduğunu düşündüklerini, hüküm tesisinde maddi ve manevi tazminat miktarının belirlenmesinde hiçbir somut inceleme yapılmadığını, hesaplamanın hangi kıstasa göre yapıldığı ve bedelin nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığı, mükerrer vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, markaya tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili, karşı dava marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 556 sayılı KHK'nın 42, 61, 66 ncı maddeleri.

3.6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderecesebastian”

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim