Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5952
2024/2563
28 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/2269 Esas, 2022/950 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/56 E., 2019/359 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen tedarik sözleşmesi uyarınca müvekkilinin tedarik edip davalıya teslimini sağladığı siparişlerin bakiye bedelinin ödenmediğini, tahsil için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inceleme kararının davalıya tebliğ edildiği, sonuçlarının hatırlatıldığı bu ihtara rağmen davalının ticari defter ve kayıtlarını talimat Mahkemesine sunmadığı, bu nedenle davalı kayıtlarının inceletilemediği, davacının ticari kayıtlarında icra takibine konan miktarda alacaklı olduğunun görüldüğü, dayandığı 12 adet faturanın kendi kayıtlarında yer aldığı, kaldı ki bu 12 adet faturanın davalının BA kayıtlarında bulunduğu, vergi iadesinde de kullanıldığı, bu nedenle davacının dayandığı 12 adet faturadaki malları teslim ettiğinin kabulü gerektiği, ancak bu faturaların kesilmesinden sonra davalının 56.658,80 euro ödediği, söz konusu ödemenin önceki alacaklarına ilişkin olduğunu davacının ispatlaması gerektiği halde önceki alacaklarına ilişkin bedeli ödenmemiş faturaları sunmadığı, onlara ilişkin BA kayıtlarına dayanmadığı, bu hususa bilirkişi raporunda açıkça işaret edilmesine rağmen davacının bilirkişi raporuna itiraz etmediklerini, başkaca bir delilinin kalmadığını bildirdiği, davacının dayandığı 12 adet faturalardan daha sonra yapılan davalı ödemesini önceki borçlara mahsup etmesi ile ilgili işleminin doğru olduğunu ispat edemediği, bu faturalardan önce de bedeli ödenmemiş teslimlerin bulunduğunu ileriye sürmediği ve belgelendirmediği, bu durumda fatura tarihlerinden sonra yapılan ödemelerin takibe konan alacağa ilişkin olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 111.056,31 euro üzerinden ve bu bedele takip tarihinden itibaren devlet bankalarının 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca euro'ya 1 yıllık mevduatlı ödenen en yüksek faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya dair itirazın iptali talebinin reddine, 454.884,95 TL üzerinden %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu borcun cari hesaptan kaynaklandığını, fatura tanziminden sonra davalının yaptığı ödemelerin cari hesap ilişkisi kapsamında önce muaccel olan borçlarına mahsup edildiğinin cari hesap ve ticari kayıtlardan tespit edilebildiğini, ödemelerin hangi alacak kalemine ilişkin olduğunun öneminin bulunmadığını, cari hesap bakiyesinin önem taşıdığını, ödemelerin önceki dönem borçlarına mahsup edildiğine dair iddianın bulunması halinde ticari ilişkinin başlangıcından itibaren tüm ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenip eksik ödemenin tespiti gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 102 nci maddesi uyarınca ödemelerin ilk önce gelen borç için yapıldığının kabul edildiğini, ödemelerin 2014 yılından önce devreden bakiyeye mahsubunun yapıldığını, rapora beyan ve itiraz dilekçelerinde yapılan ödemelerin icra takibine konu alacaktan mahsup edilemeyeceğinin detaylı açıklandığını, müvekkilinin usulüne uygun ticari defter ve belgelerinin kesin delil niteliği taşıdığını, gerekli görülmesi halinde önceki dönemlere ilişkin tespitlerin yapılabileceğini, sunulmamış bir delilin bulunmadığını, ihtarlı davetiyeye rağmen davalının defterlerini sunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemişir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki hukuki ilişkinin cari hesap (açık hesap) ilişkisi olduğu, bu ilişki kapsamında keşide edilen faturaların ve bu faturalar kapsamındaki ödemelerin bütünlük teşkil edecek şekilde defterlere kaydedildiği, önceki yıllardan devreden bakiyelerin de aynı açık hesap üzerinden muhasebeleştirildiği, davacı ticari defterlerinde de davalının tek bir cari hesap kaydı üzerinden takip edildiği, ayrıca icra takibinin dayanağının takip tarihi itibariyle cari hesap şeklinde gösterildiği, bu durumda söz konusu cari hesabın bütünü esas alınarak alacak borç durumu çıkarılarak değerlendirme yapılması gerektiği, bu durumda, davalı ödemelerinin cari hesaba ilişkin olması ve tüm ilişkinin tek bir hesap üzerinden alacak borç mahsubu şeklinde yapıldığı anlaşılmakla, davalı ödemelerinin hangi faturaya ilişkin olduğu konusunda ayrıca bir değerlendirmenin sonuca etkisi bulunmadığı, davacının davalı ödemelerinin önceki borca mahsubu gerektiği yönündeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ödemelerinin cari hesap kapsamında yapıldığını, davalının cari hesaptan kaynaklı geçmiş dönem borçlarının da bulunduğunun göz ardı edildiğini, toplam cari hesap bakiyesi dikkate alındığında davalının takibe konu borçtan daha fazla borçlu olduğunun görüleceğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi tek bir hesap üzerinden alacak borç mahsubu yapılmış olsa idi geçmiş dönem borçlarının da hesaba katılacağını, raporda belirtildiği gibi davalının 167.715,11 euro borcunun açık olduğunu, takip talebinde de belirtildiği üzere takibe konu borcun cari hesaptan kaynaklandığını, herhangi bir ödemenin herhangi bir faturaya mahsuben yapılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, cari hesap ilişkisinde borçların teker teker ödenmesinden söz edilemeyeceğini, söz konusu ödemelerin hangi alacak kalemine ilişkin olarak yapıldığının öneminin bulunmadığını, cari hesap bakiyesinin önemli olduğunu, icra takibinin konusunu cari hesap ilişkisi oluşturduğundan başka bir delile gerek görülmediğini, ödemelerin önceki dönem borçlarına mahsup edildiğine ilişkin iddianın bulunması durumunda ticari ilişkinin başlangıcından itibaren tüm ticari defter ve kayıtların bilirkişi marifetiyle incelenerek, eksik ödemelerin tespit edilmesi gerektiğini, ödemelerin Kanun gereği vadesi ilk önce gelen borç için yapılmış kabul edildiğini, somut olayda davalı tarafça yapılan ödemelerin de 2014 yılından devreden bakiye alacağı mahsubunun gerçekleştirildiğini, her ne kadar rapora itiraz etmedikleri belirtilmişse de 25.01.2018 tarihli detaylı izahın yapıldığını, bilirkişi raporunda sadece seçenekli hesaplama yapıldığını, hukuki değerlendirmenin Mahkemeye bırakıldığını, bilirkişi raporuna itiraz edilmesini gerektirecek bir kanaat raporda yer almadığını, bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde hangi seçenekli hesaplamaya göre karar verilmesi gerektiğinin dayanakları ile birlikte izah edildiğini, usulüne uygun tutulmuş müvekkili defterlerinin kesin delil niteliği taşıdığını, ticari defter ve belgelere, BA ve BS formlarına delil olarak dayandıklarını, söz konusu kayıtların sunulmadığı veya delil olarak dayanılmadığı tespitinin hata içerdiğini, bilirkişilerce gerekli görülmesi halinde önceki dönemlere ilişkin tespitlerin de yapılabileceğini, taraflar arasında devam eden ticari ilişki kapsamında, cari hesap içerisinde mahsuplaşmaların gerçekleştirildiğini, davalının cari hesap bakiye borcunun 167.711,15 euro olduğunun tespit edildiğini, hangi ödemenin hangi faturaya mahsuben yapıldığı önem arz etmediğini, hangi faturaya mahsuben yapılırsa yapılsın bakiye cari hesap alacağının aynı olacağını, tarafların BA/BS formlarının bire bir örtüştüğünü, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin kesin delil olduğunu, karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde usulüne uygun tutulan defter kayıtlarına göre hüküm kurulması gerektiğini, ihtaratlı davetiyeye rağmen davalı tarafça ticari defter ve belgelerin sunulmadığını, bu durum karşısında cari hesaba konu faturaların ispatına gerek olmaksızın defter ve belgelerin uyumlu olduğunun kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 89 uncu maddesi.
-
6098 sayılı Kanun'un 102 nci maddesi.
-
Değerlendirme
Dava, cari hesaba dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu faturaların düzenlenmesine başlanmasından sonra yapılan bir kısım davalı ödemeleri dava konusu faturalara mahsup edilip davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasındaki hukuki ilişkinin cari hesap (açık hesap) ilişkisi olduğu, bu ilişki kapsamında keşide edilen faturaların ve bu faturalar kapsamındaki ödemelerin bütünlük teşkil edecek şekilde defterlere kaydedildiği, önceki yıllardan devreden bakiyelerin de aynı açık hesap üzerinden muhasebeleştirildiği, davacı ticari defterlerinde davalının tek bir cari hesap kaydı üzerinden takip edildiği, icra takibinin dayanağının takip tarihi itibariyle cari hesap şeklinde gösterildiği, bu durumda söz konusu cari hesabın bütünü esas alınıp alacak borç durumu çıkarılarak değerlendirme yapılması gerektiği, davalı ödemelerinin hangi faturaya ilişkin olduğu konusunda ayrıca bir değerlendirmenin sonuca etkisi bulunmadığı kabul edildiği halde davacının davalı ödemelerinin önceki borca mahsubu gerektiği yönündeki istinaf nedeninin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilini istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine dayalı takip başlatmış, davalı hiçbir borcu bulunmadığını ileri sürerek takibe itiraz etmiş, davaya ise cevap vermemiştir. Mahkemece davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, sunulan bilirkişi raporunda davacının e defter uygulamasına geçtiği, 2015 2016 yılı yevmiye ve kebir açılış kapanış e beratlarının Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından süresinde onaylandığının görüldüğü belirtilmiştir. Talimat mahkemesi aracılığıyla gönderilen ihtarlı davetiyeye rağmen ibraz edilmediğinden davalı defter ve kayıtları incelenememiştir. Davalı, gerek takibe itirazında, gerekse dava sürecinde ödemelerinin takip ve dava konusu faturalara ilişkin olduğuna dair bir savunma yapmamıştır. Bu durumda taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında inceleme yapılıp tüm cari hesap değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken devreden cari hesap bakiyesi dikkate alınmadan dava konusu faturaların düzenlenmeye başlanıldığı tarihten sonraki ödemelerin bu faturalardan mahsubu suretiyle hüküm tesisi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:02