Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5907
2024/2489
27 Mart 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1926 Esas, 2022/863 Karar
DAVACILAR: 1. Arz İlaçları San. Tic. Ltd. Şti.
- Bio gen İlaç San. Tic. Ltd. Şti.
vekilleri Avukat ...
(Eski Unvan;Medica Global İlaç San. Tic. İth. ve İhr. Ltd. Şti. )
vekili Avukat ...
HÜKÜM: Davanın reddi
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2014/1194 E., 2021/56 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili şirketlerde çalışan işçileri, müvekkili şirketlerin ticari sırlarına ve müşteri potansiyeline sahip olmak amacıyla işletmesinde istihdam etmek üzere mevcut iş akdi ilişkilerini bozmaya yönelik teşvik ve tahrik eylemini işlediğini, davalının, teşvik ve tahrik eylemini işlemesi sonucunda bozulan akdi ilişkiden çalışanları kendi işletmesinde istihdam etmek suretiyle, ekonomik bir fayda sağladığını, bazı işçilerin 2013 yılı öncesi, bazılarının da 2013 yılı içinde, müvekkili şirketlerde çalışırlarken ya istifa ettiklerini ya da çeşitli bahanelerle iş akitlerinin işverence feshedilmesine neden olarak işten ayrıldıklarını, bu kişilerin işten ayrıldıktan sonra davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladıklarını, ... isimli eski çalışanın ise davalı şirkete ortak olduğunun tespit edildiğini, ayrıca müvekkili şirket bünyesinde muhasebe biriminde uzunca bir süredir çalışan ve şirketlerin her türlü ticari sırlarını bilen ... isimli eski çalışanı da davalının gayri resmi yoldan işe aldığını, yine davalının müvekkili şirketlerin diğer çalışanlarını da ayartmaya çalıştığını, böylece eski çalışanların ve davalının “rekabet etme yasağına” aykırı hareket ettiklerini, çünkü, tarafların aynı iş kolunda faaliyet gösterdiklerini, dahası müvekkil şirketlere ait “ostenil” ve “ostenil plus” isimli ürünler ile davalı şirket tarafından pazarlanan “synoz” ve “kd fort” isimli ürünlerin muadil yani rakip ürünler olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinden de söz edilerek davalıya çekilen ihtarnamelere karşın, halen eski işçilerle çalışmaya devam ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 56 ncı maddesine göre haksız rekabet oluşturan bu eylem nedeniyle, müvekkili şirketlerin cirolarında ve karlılığında ciddi kayıplar oluştuğunu, yeni alınan işçiler nedeniyle yeni eğitim masraflarının yapıldığını, tanıtım ve pazarlama yetisinin azaldığını ve davalının pazar payının da arttığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 509.224,31 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş başvurusunda bulunan kişilerin tamamının kendi özgür iradeleriyle müvekkili şirkette çalışmak istediğini, müvekkilinin davacılar tarafından keşide edilen ihtar sonucunda, ihtarnamede ismi geçen personelle görüşme yaptığını, bu görüşmeler sonucu bir çok personelin işine son verildiğini, müvekkili şirkette çalışmaya başlamadan önce davacı şirkette çalışan Nesrin Özçimen isimli personelin, müvekkili şirketten ayrılarak davacılardan Bio Gen şirketinde tekrar çalışmaya başladığını, bu hususun davacının iddiasını çürüten bir husus olduğunu, ayrılan personelin aynı iş kolunda başka bir şirkette çalışamayacağı iddiasının, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, keza “ostenil” ve “ostenil plus” isimli ürünlerin, her ilaçta olduğu gibi muadili olmasının gayet normal bulunduğunu, davacının bir kısım personel için eğitim harcaması yaptığı iddiasının kabul edilemez olduğunu, zira davacıların kendi ilaçlarının tanıtımını yapmak için, çeşitli otellerde davetler düzenlediklerini ve doktorları çağırdıklarını, bu tanıtımların başında duran personel adına, giderlerin karşılaması amacıyla, firma personelinin hesabına gönderilen paralar olduğunu, bu ödemelerin, eğitim gideriymiş gibi gösterildiğini, bu eğitimin içeriğinin açıklanması gerektiğini, davacıların eski personelinin ne gibi ticari sırlara vakıf olduğunun da açıklanmaya muhtaç bulunduğunu, rekabetin ticarette normal olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketlerden Bio Gen bünyesinde iken 07.03.2011 tarihinde ayrılan personel ...’ün, diğer ortağı Osman Mete Balkıs ile birlikte, 21.03.2013 tarihinde davalı rakip şirket Medica Global Ltd. Şti'yi kurduğu, davalının kurulduğu 2013 yılı itibariyle dosya kapsamına göre faaliyet alanında (tıbbi ilaç), davalıya oranla yaklaşık on yıllık deneyime sahip bir şirket elamanının istihdam edilmesi ticari faaliyetin bir gereği olsa da, istihdam koşulları ve süreci, istihdam sonrası, çalışanları ayrılan şirketteki olumsuzlukların da göz önüne alınması gerektiği, 2011 yılında ayrılan davalı şirket ortağı ... ve 2012 yılında ayrılan ... dışındaki davacılar çalışanlarının Ekim Kasım 2013 ve Ocak Şubat 2014 tarihlerinde somut bir gerekçe göstermeden işten ayrıldıkları, yine ayrılan personelin dördü 03.01.2014 tarihinde olmak üzere 2013 yılı Kasım ayı ve 2014 yılı Ocak ve Şubat aylarında davalı şirkette işe başladıkları, davacı şirketlerin çalışanlarının en azından bir kısmının “organize bir biçimde” izlenimi yaratacak şekilde, aynı gün ayrılmaları, aynı gün davalı şirkette işe başlamaları, keza yine bir çoğunun, birbirine yakın zaman dilimi içinde davacı şirketten ayrılması ve davalı şirkette işe başlamasının bu kişiler arasında en azından bir fikir birliği oluştuğunu gösterdiği, yine tamamına yakınının davalı şirkette işe başlamasının tesadüfle açıklanamayacağı, davacı şirketten ayrılmaların ve davalı şirkette işe başlamaların yoğunlaştığı 2013 ve 2014 yıllarında, 2012 yılına oranla hem net satış rakamlarında hem de karda belirgin düşüşler olduğu ve bu durumun 2015 yılında da etkisini gösterdiği, 2016 yılında toparlanma ve yükseliş başladığı, davalının kurulduğu yılı takip eden 2014 ve 2015 yıllarında net satış ve karında iki üç kat artışlar gözlenirken 2016 yılında, davalı şirkette düşüş başladığı, maddi bir delil niteliğini taşıyan bu rakamlar dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde “haksız rekabet” koşullarının oluştuğunun kabulünün gerektiği, IMS verileri uyarınca, davacı şirketin 2013 ve 2014 yılı zararının 509.224,31 TL olduğu, diğer zararların ise ispatlanamadığı, davacılar vekilinin bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden maddi tazminat davasını ıslah ettiği gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile 509.224,31 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat kısmen kabulü ile 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin haksız rekabet teşkil edecek şekilde bir ayartma eyleminin bulunmadığını, bu iddianın ispat edilmesi gerektiğini, davacılar kendi çalışanlarının işten ayrılarak müvekkili nezdinde çalışmaya başladıklarını iddia ettiğinden, somut olayda "akdin usulüne uygun bir şekilde sona erdirilmesine teşvik ve tahrik etmek" şeklindeki ayartma eyleminin olup olmadığı, varsa da bunun 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin öncelikle tespit edilmesi gerektiğini, sadece ayartma eyleminin varlığının haksız rekabet oluşması açısından yeterli olmadığını, davacıların iki ayrı şirket, iki ayrı tüzel kişilik olduğunu ancak davanın başından sonuna kadar tek şirket ve tek kişi gibi değerlendirildiklerini, Bio Gen İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti'den ayrılan toplam 10 kişiden yalnızca 5 kişinin istifa ederek işten ayrıldığını, bu 5 kişi içinde, davacı şirketten ayrılmalarında müvekkilinin teşvikinin olduğuna dair somut bir delilin dosya kapsamında bulunmadığını, davacılardan Arz İlaçları San. Tic. Ltd. Şti.'den ayrılan 5 işçinin tamamı açısından müvekkilinin teşviki ile ayrılıp ayrılmadıkları hukuken tartışılabilir durumda olmadığını, bu durumda işçilerin müvekkili tarafından ayartıldıklarına dair dosya kapsamında hiçbir delil bulunmadığını, somut olayda bir ayartma eyleminin varlığı bir an için kabul edilse dahi söz konusu eylemin haksız rekabet teşkil etmediğini, zira haksız rekabetin varlığı için ayartma eyleminin tek başına yeterli olmadığını, ayartma eyleminin 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle rekabeti etkileyecek nitelikte olması ve kötü niyet içermesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve Mahkeme gerekçesinde davacı şirketlerin tek bir şirket gibi değerlendirildiğini ve işten ayrılan işçi sayısının da bu nedenle yekün şekilde saptandığını, Mahkeme tarafından davanın usuli eksiklikleri nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerekirken bu eksiklikler gözardı edilip taleple bağlılık ilkesinin de dışına çıkılarak hesaplama ve saptama yapılarak hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve hükümde IMS verileri uyarınca saptanan 509.224,31 TL zarar miktarının dikkate alındığını, IMS verileriyle sonuca gidilemeyeceğini, ayrıca yekün bir hesaplama yapılmış olup bu durum taleple bağlılık ilkesine de aykırı olduğunu, dosyada yapılan tüm bilirkişi incelemelerinin Bio Gen İlaç San. Tic. Ltd. Şti. kayıtları, ticari defterleri üzerinde yapıldığı halde diğer davacı lehine de davanın kabulüne karar verildiğini, Arz İlaçları San. Tic. Ltd. Şti. çalışanlarının da Bio Gen İlaç San. Tic. Ltd. Şti. çalışanı gibi gösterilmeye çalışıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece iki farklı tüzel kişiliğe sahip olan şirketlerin tek şirketmiş gibi değerlendirildikleri ve buna göre sonuca varıldığı, oysa, davacı şirketler yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak sonuca varılması gerektiği, davalının davacıların işçilerini ayarttığına dair somut başkaca bir delilin dosya kapsamında yer almadığı, yalnızca çok sayıda işçinin yakın tarihlerde davacılardan ayrılarak, davalı şirkette işe başlamaları nedeniyle haksız rekabetin varlığının kabul edildiği, ancak dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davacı Bio Gen şirketinden toplam 10 kişinin ayrıldığı, bunların bir kısmı istifa etmişken bir kısmının ise davacı tarafından iş akitlerinin feshedildiği, ayrılan işçilerin bir kısmının davacıya karşı işçi alacakları nedeniyle davalar açtıkları ve bu davaların işçiler lehine sonuçlandığı, davacı şirketten ayrılan ...'un davalı şirket kurulmadan önce 11.10.2012 tarihinde işten ayrıldığı, yine davacı şirketten ayrılıp, davalı şirkette çalışmayan işçilerin de bulunduğu, diğer davacı şirketten ise beş işçinin ayrıldığı, bunlardan ikisinin iş akdinin davacı tarafından feshedildiği, bir kısım çalışanların iş akitlerine davacı işveren tarafından son verildiği ve başkaca bir delille de desteklenmediği gözetildiğinde, davacı Bio Gen şirketinden 5 6, diğer davacı şirketten ise 3 kişinin istifa ederek davalı bünyesinde çalışmaya başlamalarının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, zira birçok Yargıtay kararında da belirtildiği üzere soyut olarak bir ya da birkaç çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir şirkette işe girmelerinin haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, davacı şirketlerin ayrı tüzel kişiliklere sahip oldukları, bu itibarla her şirket yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekmesine rağmen, bu şirketlerden istifa eden bir kısım çalışanların davalı şirkette işe başlamalarının tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, aksinin kabulünün çalışma hürriyetine aykırı olacağı, bunun dışında dosyada davalının, davacıların işçilerini ayarttığına dair de bir delil bulunmadığı, bir kısım çelişkili tanık beyanlarının da haksız rekabet iddiasını ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalının müvekkili işçilerinin iş akitlerini bozmak için teşvik ve tahrik eylemleri gerçekleştirdiğini ve işçilerin iş akitleri sona erince onları istihdam etmek suretiyle ekonomik fayda sağladığını, tarafların aynı sektörde rakip şirket olarak aynı etken maddeyi içeren ürünleri satarak faaliyet gösterdiklerini, işçilerin bir kısmı istifa ederken bir kısmının da iş akitlerinin işverence feshine feshedilmesine neden olduklarını, ...'ün müvekkili şirketlerden ayrıldıktan sonra davalı şirket ortağı olduğunu, yine şirket muhasebecisi ...'in de gayriresmi yoldan işe alındığını, çalışanların da rekabet etme yasağına aykırı hareket ettiklerini, 4857 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre işçilerin anılan şekilde iş akitlerinin sona ermesinden davalının da sorumluluğu olduğunu zira müvekkilinin ihtarına rağmen davalının bu işçilerle çalışmaya devam ettiğini, davalının tecrübeli birçok işçiyi işe almakla rekabet gücünü müvekkilleri aleyhine artırdığını, bunu müvekkillerinin ticari sırlarını elde etmek maksadıyla yaptığını, davalının eylemlerinden sonra müvekkillerinin cirolarında ve karlılıklarında ciddi kayıplar olduğunu, yeni alınan işçilere eğitim masrafı yapıldığını, müvekkillerini tanıtım ve pazarlama yetisinin azaldığını, pazar paylarının daraldığını, ..., ..., ... ve ...'in müvekkilinin İstanbul Anadolu Yakası ilaç mümessilleriyken hep birlikte istifa edip davalı yanında işe başladıklarını ve belli bir süre müvekkillerinin İstanbul Anadolu Yakasında ilaç tanıtımı yapamadığını, anılan işçilerle karşılıklı iş davalarının olduğunu, bu işçilerin iş davalarındaki avukatıyla davalı avukatının aynı olduğunu, davalının çalıştırdığı işçilerin müvekkillerinin satış pazarlama faaliyetlerini, iskonto oranlarını, yapılan vadeleri ve ürünlerin olumlu olumsuz özelliklerini bilen ticari sırlara vakıf çalışanlar olduklarını, tanık ifadelerinin haklılıklarını ortaya koyduğunu, davalının bu dava devam ederken müvekkillerinin sattığı ilaç markalarıyla benzer marka tescil başvurularında da bulunarak haksız rekabet eylemlerini sürdürdüğünü, bilirkişi raporu doğrultusunda davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların eski işçilerinden bir kısmıyla olan iş akitlerinin sona ermesinin ve sonrasından bu işçilerin davalı şirkette işe başlamalarının davalının eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davalının eylemlerinden kaynaklanmışsa bunun haksız rekabet teşkil edip etmediği ile maddi ve manevi tazminat gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6102 sayılı Kanun'un 54 ve devamı hükümleri.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:02