Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5715
2024/2352
21 Mart 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1289 Esas, 2022/1116 Karar
HÜKÜM: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2015/204 E., 2018/37 K.
Taraflar arasındaki ticaret unvanının terkini ile markaya tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ticaret unvanının "Akfen Holding A.Ş.” olduğunu, ilki 1997 tarihinde tescil edilmiş olmak üzere "Akfen” ibareli birçok markasının bulunduğunu, şirketin "Akfen Holding" olarak tanındığını ve ülke çapında birçok ticari faaliyette bulunduğunu, tanınmış olduğunu, davalının ticaret unvanının "Akfel Holding A.Ş.” olduğunu, söz konusu ticaret unvanının davacı ticaret unvanı ve markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı şirketin ticaret unvanını markasal olarak kullandığını ve bu durumun davacının ticari itibarına ve markalarına zarar verdiğini, davacı şirketin marka hakkını ihlal ettiğini ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek davalının ticaret unvanının terkinine, tescilli markasına tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Akfel" unvanının davalı tarafından 05.09.1996 tarihinden beri kullanıldığını ve bu kelimenin ticaret unvanının çekirdek unsuru olduğunu, herhangi bir iltibas teşebbüsünün olmadığını, iltibas olduğu kabul edilse dahi 19 yıl sonra dava açılması sebebiyle burada davacı tarafın sessiz kalması sebebiyle hak kaybının gerçekleştiğini, davacının "Holding” gibi şirketin türünü gösteren bir ibarenin kullanımını engelleme yetkisine haiz bulunmadığını, davacının markası olduğunu belirttiği "Akfen" ibareli tescilli markanın 28.04.1997 tarihi itibariyle koruma altına alındığını ve 37. sınıfta "inşaat hizmetleri” için tescil edildiğini, davalı şirketin ise kurulduğu 16.01.1995 tarihinden bu yana ağırlıklı olarak doğal gaz olmak üzere enerji sektöründe faaliyet gösterdiğini, farklı sektörlerde faaliyet gösterildiği için iltibas tehlikesinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin markalarının ilki 09.12.1999 tarihinden itibaren olmak üzere koruma altına alındığını ve tescilli olduğunu, tescilli markanın kullanılması suretiyle bir tecavüzün meydana gelmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin koruma altına alınmış tescilli markaları ile davacı şirket markalarının tescil sınıflarının farklı olması neticesinde tecavüz gerçekleşmeyeceğini, davalının "Akfel Holding” olarak kullanımda, kendisi adına tescilli olmayan "holding” ibaresinin kullanımın davacının "Akfen Holding” markasına tecavüz teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ticaret unvanının 1996 yılından beri Akfel ibaresi ile başladığı, ancak davaya konu Akfel Holding A.Ş. ticaret unvanını 28.08.2013 tarihinde değiştirdiği, Akfel ibaresinin yanına eklenen Holding ibaresinin zorunlu olduğu anlaşılıyorsa da, davalının ticari dürüstlük kurallarına uygun olarak ticaret unvanına aynı alanda faaliyet gösterdiği davacı şirketin 1999 yılından beri kullandığı Akfen Holding A.Ş. ticaret unvanından ayırt edilmesini sağlayacak şekilde ekler getirmesi gerektiği kanaatine varılarak davalının unvan değişikliğinin ve unvan kullanımının ticari dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, davacının ticaret unvanı ile iltibas ve haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varıldığı, davalı şirketin yargılama sırasında ünvân değişikliği yaparak ticaret unvanına ekler getirdiği, unvana yönelik davanın konusuz kaldığı anlaşılmışsa da dava açıldığı tarihte davacının davasında haklı olduğu, davacı tarafça dosya kapsamına sunulan 11.05.2017 tarihli internet sitesi kayıtlarından davalı şirketin Akfel Holding ibaresini markasal olarak kullandığının anlaşıldığı, davalı vekilinin savunmasının aksine davacı ve davalı şirketlerin faaliyet konularının aynı olduğu, davacının Akfen ibareli tescilli markalarının bulunduğu, Akfen markasının 21.03.2013 tarihinde tanınmış marka olarak tescil edildiği, delil listesi ekinde sunulan 2009, 2010, 2011 yıllarına ait gazete ve dergi örneklerinden davacı şirketin de uzun süredir ticaret unvanını Akfen Holding olarak markasal olarak kullandığı, internet sitesi kayıtlarından davalının da 2013 yılından itibaren ticari unvan değişikliği ile Akfel Holding ibaresini markasal olarak kullandığı, ancak davacının Akfen Holding ibaresini kullanmakta önceye dayalı hak sahibi olduğu, davalının ticaret unvanını markasal olarak kullanmasının ticari dürüstlük kuralına aykırı olduğu gözönüne alınarak marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının Akfel Holding ibaresini her türlü ticari faaliyetinde, internet dahil her türlü mecrada tanıtım, satış ve kataloğunda kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, ancak davalının "AKFEL HOLDİNG" ibaresini markasal olarak kullanımının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, davalının "AKFEL HOLDİNG" ibaresini her türlü ticari faaliyetinde, internet dahil her türlü mecrada, tanıtım, satış ve kataloğunda kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ticaret unvanının tanınmışlığından kötü niyetle yarar sağlamak amacıyla hareket edilmediğini, yalnızca ibarelerin benzerliğinin iltibas oluşturmayacağı gibi bu durumun, unvan terkinini talep etmek için de yeterli bir sebep olmadığını, tarafların aynı sektörde faaliyet göstermediğini, davacı tarafın söz konusu “AKFEN” markasını “İnşaat Hizmetleri” için koruma altına aldığını, müvekkili şirketin ise ağırlıklı olarak doğal gaz olmak üzere enerji sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ait Akfel Holding A.Ş.'nin 16.01.1995 tarihinde kurulan ''AKFEL'' çekirdek unsurlu unvana sahip firmanın devamı olduğunu, 17 yıl boyunca müvekkili şirketin ''AKFEL'' çekirdek unsurunu yapılan tüm unvan değişikliklerinde koruduğunu, eldeki davanın yaklaşık 19 yıl sonra açıldığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin ''AKFEL'' ibareli tescil edilmiş pek çok markası bulunduğunu, tescilli markanın kullanımının markasal kullanım sebebiyle tecavüz oluşturmayacağını, davacı tarafın müvekkili şirketin “Akfel Holding” ibaresini marka olarak kullanmış olduğu iddiasını ispat edemediğini, bilirkişi raporunun yokluklarında alındığını, bu sebeple hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun yalnızca davacı iddiaları esas alınarak düzenlendiğini, raporun eksik ve hatalı olduğunu belirterek ''unvan terkini talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına'' dair hükmün haricinde kalan kısımlar yönünden Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ''AKFEL'' ibaresini ticaret unvanı olarak 1996 yılında tescil ettirdiği görülmüş ise de, ticaret unvanını 28.08.2013 tarihinde ''Akfel Holding A.Ş.'' olarak değiştirdiği, değiştirilen söz konusu ticaret unvanının dava konusu yapıldığı, unvan değişikliğinin 28.08.2013 tarihinde ilan edilmiş olması, eldeki davanın 06.11.2015 tarihinde açılmış olması dikkate alındığında, somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmediği, aksi yöndeki davalı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 9, 61 vd. maddelerinde markaya tecavüz fiillerinin sayıldığı, marka korumasının maddede sayılan hâllerle sınırlı olup ticaret unvanının tescilli olduğu biçimde kullanılması halinde esasen ticaret unvanının kullanım amacının bir tacirin diğerlerinden ayırt edilmesini sağlaması, markanın ise bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması amacına hizmet etmesi sebebiyle marka ve ticaret unvanının fonksiyonlarının birbirlerinden farklı olduğu, markasal kullanım dışında tescilli bir markanın kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığının benimsendiği, dosyaya sunulan delillere göre davalının davacı markasıyla iltibas oluşturabilecek bir markasal kullanımının ispatlanamadığı, salt davalı ticaret unvanının davacı markalarına tecavüz teşkil etmesinin hukuken kabul edilemeyeceği, davacının haksız rekabete ilişkin bir talebinin olmaması sebebiyle bu yöndeki değerlendirmelerin ve Mahkeme kararının yerinde olmadığı, yapılan açıklamalara göre davalının salt tescilli ticaret unvanı kullanımının markaya tecavüz oluşturmayacağı, Mahkemece, ''konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına'' karar verilmesi yerinde ise de, davalının "AKFEL HOLDİNG" ibaresini markasal olarak kullanımının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine karar verilmesi, devamında davalının "AKFEL HOLDİNG" ibaresini her türlü ticari faaliyetinde, internet dahil her türlü mecrada, tanıtım, satış ve kataloğunda kullanmasının durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmiş olmasının hatalı görüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı şirketin ticaret unvanının terkinine ilişkin dava konusuz kalmakla unvan terkini talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, marka hakkına tecavüzün tespiti ile tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tecavüze ilişkin değerlendirmelerin davanın açıldığı zaman ve koşullar dikkate alınarak yapılması gerektiğini, Akfel markasal kullanımının iltibas teşkil ettiğini, Yerel Mahkeme kararının yerinde olduğunu, davalı tarafa ait kullanımların tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, faaliyet alanlarının farklı olmadığını, Akfel ibaresinin markasal olarak kullanıldığını, davalı tarafça dosyaya sunulan mütalaanın kabul edilmediğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının ve Yerel Mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu, davalının yeni unvanının da iltibas teşkil ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının ticaret unvanı kullanımının davacı markası açısından iltibas oluşturduğu iddiasıyla davalı ticaret unvanının terkini ile markaya tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:28