Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5757

Karar No

2024/2306

Karar Tarihi

20 Mart 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/816 Esas, 2022/987 Karar

DAVALILAR: 1.Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili Avukat ...

2.Komili Teknik Hizmetler A.Ş. vekili Avukat ...

HÜKÜM: Dava Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/289 E., 2021/381 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "1878" ve "KOMİLİ" esas unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki

2014/49865 sayılı, "1878 KOMİLİ" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının 2017 M 1300 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin "KOMİLİ" ve "1878" ibarelerini içeren onlarca tescilli ve başvuru aşamasında bulunan markası olduğunu, davalı ile müvekkili arasında "KOMİLİ" ibaresi ile ilgili pek çok hukuki ihtilafın bulunduğunu, "KOMİLİ" markasının uzun yıllar önce müvekkilinin tarafı olmadığı anlaşmalar neticesinde “zeytinyağı ve zeytinyağı ile ilişkili yemeklik sıvı yağ vb.” ürünleri bakımından müvekkili tarafından, “şampuan, duş jeli, sıvı sabun, bebe yağı, pişik kremi, bebe şampuanı ve sabunu ve ıslak mendil gibi kişisel temizlik malzemeleri” ürünleri bakımından ise davalı tarafından kullanıldığını, müvekkilinin "KOMİLİ" markasının tanınmış marka olması nedeniyle farklı mal ve hizmetlerde de 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası çerçevesinde korunacağını, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2017 M 1300 sayılı YİDK kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, davacı şirket ile müvekkil şirketin kökenlerinin aynı şirkete dayandığını, birtakım devirler ve unvan değişiklikleri sonucunda işbu nihai duruma gelindiğini, bu durum çerçevesinde markanın sabun, deterjan ve temizlik malzemelerine ilişkin kullanım hakkının müvekkili şirkete ait olduğunu, davacı şirketin tanınmış marka başvurusuna dayanan iddialarının gerçeği yansıtmadığını, zira müvekkili şirketin 3. ve 5. sınıflarda tescilli birçok markasının bulunduğunu ve bu sınıflarda “KOMİLİ” ibaresi üzerinde müvekkilinin kazanılmış hakkının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları bütünsel olarak incelendiğinde iltibas ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili kurum kararının usul ve Yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu 5. sınıf malların sadece davacının itirazına mesnet 2013/38209 sayılı markası kapsamında yer aldığı, bu marka ile de dava konusu marka arasında işaretler bakımından benzerlik bulunmadığı, taraf markları arasında iltibas tehlikesi bulumadığı gibi davalıya ait 99/020716 sayılı “KOMİLİ BOTANICALS” ibareli, 99/20717 sayılı “KOMİLİ HERBALS”, 99/20718 sayılı “KOMİLİ AROMATICS”, 1999/20883 sayılı “KOMİLİ HOME”, 2000/1632 sayılı “KOMİLİ AQUA”, 2000/3631 sayılı “KOMİLİ OLIVE” VE 2001/27267 sayılı “KOMİLİ VIVA” markaları nedeniyle davalının müktesep hakkının da bulunduğu, davacının markalarının “zeytinyağı ve ilişkili ürünler” özelinde tanınmış olması sebebiyle davacının “KOMİLİ” markalarının itibarına zarar vermeyeceği, ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, davalı markalarının zaten saç bakım, duş jeli, temizlik kâğıtları, bebek bezi, katı sabun, krem, köpük sabun, sıvı sabun, bebek ve çocuk bakım, ıslak havlu ürünlerinde de kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda, davalıya ait zeytinyağı ve ilişkili ürünlerdeki tanınmış markadan haksız yarar sağlamayacağı, bu sebeple dava konusu 2014/49865 sayılı markanın, davacıya ait tanınmış marka gerekçesiyle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası çerçevesinde hükümsüz kılınamayacağı, davalı şirketin kötü niyetli de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı taraflar arasında görülen ve işbu davaya konu başvuru ile neredeyse birebir aynı olan "1878 Komili bebe" ibareli başka bir marka başvurusu hakkında açılan davada Ankara 3 Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/141 E., 2017/597 K. sayılı kararıyla bahsi geçen başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibas bulunduğu, davalının müktesep hakkı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, işbu dava bakımından emsal niteliğinde olan karar doğrultusunda davanın kabulü gerektiğini, davalı şirketin müktesep hakkı bulunmadığını, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının da bulunduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin davalı şirketin önceki "KOMİLİ" ibareli markalarının dava konusu başvuru yönünden müktesep hak teşkil ettiği yönündeki kabulünün yerinde bulunmadığı, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E. 2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerektiği somut olayda da mahkemece müktesep hak teşkil ettiği kabul edilen davalı şirketin önceki tarihli markalarında dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 5 inci sınıf malların yer aldığı, bu markalar yönünden uzun süreli kullanım şartının da gerçekleştiği anlaşılıyorsa da, dava konusu başvuruya, davalı şirketin önceki markalarında yer almayan "1878" ibaresinin eklemesi, başvuruyu davacı markalarına yaklaştırdığı kanaatine varıldığından davalı şirketin müktesep hak müessesinden faydalanmayacağı nitekim bahsi geçen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.02.2020 tarih ve 2019/1593 E., 2020/924 K. sayılı ilamında da aynı sonuca ulaşıldığı, davacı tarafça somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluştuğu ileri sürülmüşse de dava konusu başvuru kapsamında kalan tüm mallar yönünden aynı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki iltibas koşulları bulunduğu, somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların bulunup bulunmadığının tartışılması sonuca etkili görülmediği, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmak kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğinden ve dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından davacı tarafın kötü niyete dayalı iddiaları da yerinde bulunmadığı, dava konusu 2014/49865 sayılı, " 1878 KOMİLİ" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2013/38209 sayılı "1878" ibareli markası arasında, başvuru kapsamında 5 inci sınıfta yer alan tüm mallar yönünden, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle ; davaya konu uyuşmazlığın çözümü için dikkat edilmesi gereken en önemli hususun "KOMİLİ" ve "1878" ibarelerinin ne müvekkil şirket ne de davacı için münhasır olarak marka hakkı sağlamadığını, bu ibarelerin marka olarak kullanımının her iki tarafın da hakkı olduğunu, davalı kurum nezdinde hem davacıya hem de müvekkil şirkete ait birçok "KOMİLİ" ve "1878" esas unsurlu markalar bulunduğunu, bu durumun birtakım devir ve satın almalar sonucu markanın bölünmesi ve her iki şirketin farklı emtialar üzerinde bu hakkını kullanmaya devam etmesinden kaynaklandığını, Komili markası tarihçesi incelendiğinden davalının Komili markasına sahipliğinin davacıdan daha önce olduğunu, taraflar arasındaki davalarla kötü niyetli olarak davacının KOMİLİ ibareli markaların tüm mal/hizmet sınıflarında tek sahibi olunmasını yargı yolu ile sağlamaya çalıştığını, tüketicilerin zeytinyağı sektöründe faaliyet gösteren davacıya ait "KOMİLİ" markası ile sabun, deterjan ve temizlik malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren davalıya ait "KOMİLİ" markasının farklı işletmelere ait olduğunun bilincinde

olduğunu, davalıya ait "1878 KOMİLİ" markasının hijyen sağlayıcı ürünler ile çok benzer tuvalet kağıdı, sabun ve ıslak mendil ürünleri üzerinde kullanıldığına ilişkin ürün görseli delillerini sunduğunu, ilk derece mahkemesince alınan rapor doğrultusunda verilen kararın hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

  1. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kurul tarafından alınan kararın hukuka uygun olduğunu, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki ilkelere göre değerlendirme yapıldığını, markalar arasındaki benzerliğin değerlendirilmesinde markada yer alan kelime ya da şekil unsurlarının birbirlerinden bağımsız olarak tek tek ele alınması yoluyla değil, markada yer alan tüm unsurların birlikte yarattığı bütüncül izlenime göre yapıldığını, dava konusu marka ile davanın kabulüne gerekçe olarak gösterilen davacı markaları arasında benzerlik "1878" ibaresinden kaynaklandığını, dava konusu marka başvurusunda "1878" ibaresi küçük puntolarla yazılmış olduğunu esas unsur olarak değil, ticari faaliyetin başladığı yılı ifade eder mahiyette olduğunu, tüketici nezdinde markasal algı noktasında herhangi bir değeri bulunmadığını, ticari hayatta sıklıkla karşılaşılan bu durumun karıştırmaya sebebiyet vereceği şeklinde değerlendirmesi hatalı olduğunu, taraf markaları bütün olarak değerlendirildiğinde görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek düzeyde benzer olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.

  4. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafkararımahkemesivıva”derecebotanıcals”temyizvı.kararınkomili""komili"olıve”onanmasınahome”herbals”“komiliaqua”“komili”cevaparomatıcs”incelenenkomili

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim