Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3025
2024/2199
18 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2022/381 Esas, 2023/210 Karar
HÜKÜM: Ret
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, Kuruluş Kanunu'nun 2 nci maddesi uyarınca "Standartlara uygun ve kaliteli üretimi teşvik edecek her türlü çalışmaları yapmak ve bunlarla ilgili belgeleri tanzim etmek" dahil olmak üzere çeşitli görevlerinin bulunduğunu, "HYYB Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi"nin de içinde bulunduğu bir çok markayı Türk Patent ve Marka (TÜRKPATENT) nezdinde tescil ettirdiğini, Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesinin ancak müvekkilince verilebileceğini, bu belgenin başkalarınca kullanılıp verilmesinin haksız rekabet oluşturacağını, davalı şirketin, hizmet yeterlilik faaliyeti kapsamında dava dışı bir firmayı müvekkiline ait Hizmet Yeterlilik Belgelendirme markasını kullanarak belgelendirdiğinin anlaşıldığını, bu belgenin dava dışı firma tarafından kamu kurumlarına sunulduğunu, davalının bu eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin bu belgeyi vermesi halinde ilgilisinden 840,75 TL tahsil edeceğini, Enstitüye mal olmuş bir belge isminin haksız kullanımından müvekkilinin itibarının zarar gördüğünü ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine, şimdilik 840,75 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin 2002 yılından beri belgelendirme faaliyeti yaptığını, asli görevi standartları belirlemek olan davacının belgelendirme faaliyetinde tekel hakkının olmadığını, müvekkilinin TÜRKAK tarafından akredite edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 21.10.2019 tarihli ve 2015/614 E., 2019/894 K. sayılı kararında; 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun (132 sayılı Kanun) dikkate alındığında Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme hakkının sadece davacıya ait olduğu, davalının böyle bir belge düzenleme yetkisi olmadığı halde 8 adet hizmet yeri yeterlilik belgesi düzenlediği, bu eylemin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabetin varlığı kabul edildiği için uygun bir miktarda manevi tazminatın davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar kararın bir gazetede ayrıca yayınlanması talep edilmiş ise de; somut olayda bunun gerekli olmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 8 adet işyeri ile ilgili olarak "Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi" düzenleme işleminin davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğu tespiti talebinin kabulüne, davalının Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi düzenleme şeklinde oluşan ve haksız rekabet olduğu kabul edilen eylemlerinin durdurulmasına (son verilmesine), 6.726,00 TL maddi tazminatın 20.10.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak Merkez Bankası'nın kısa vadeli reeskont işlemlerine uyguladığı (reeskont faizi) değişen oranlı faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın 20.10.2013 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazla manevi tazminat talebi ile kararın yayınlanmasına ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.02.2022 tarihli ve 2020/1656 E., 2022/924 K. sayılı kararında; 132 sayılı Kanun'da TSE'nin hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a (4457 sayılı Kanun) göre TÜRKAK'ın görevleri arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının yetki alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm hizmet yeri yeterlilik belgeleri incelenerek davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı davalı yararına bozulmuş, bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının o aşamada incelenmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının yetki alanının değerlendirilmesi gerektiği, davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, verilen sertifikalardan en son verilme tarihinin 24.07.2013, ondan önceki sertifikaların en son verilme tarihinin ise 17.09.2010 olduğu, 4457 sayılı Kanun'un 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, kanunda farklı tarihlerde değişiklikler yapıldığı, davalı firmanın TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir firma olduğu, 4457 sayılı Kanun'da TÜRKAK'ın görevlerinin 3 üncü maddede ayrıntılı olarak sayıldığı, buna göre; her türlü akreditasyon işlemlerini yapma yetkisinin TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu Kanunun 3 üncü maddesinde 05.07.2012 tarihinde değişiklik yapıldığı, ayrıca yine 18.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile görevinin "Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), Türkiye'de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek üzere yetkili tek kurum olup, başka hiçbir tüzel ya da gerçek kişi Türk Akreditasyon Kurumunun (TÜRKAK) görev alanına giren kalibrasyon, deney, tıbbi deney, belgelendirme, muayene, doğrulama, yeterlilik testi sağlama, referans malzeme üretimi, numune alma ve diğer uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etme konusunda faaliyette bulunamaz, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edemez, akreditasyonla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak hizmet sunumuna yönelik beyanda bulunamaz." şeklinde düzenlendiği, bu hüküm 18.01.2019 tarihinde dava açıldıktan sonra yürürlüğe girdiği için, dava konusu uyuşmazlık bakımından geçmişe etkili olarak uygulanmasının mümkün olmadığı ancak yayım tarihten sonra düzenlenecek belgeler için uygulanabileceği, 4457 sayılı Kanun'un ilk yürürlüğe girdiği 04.11.1999 tarihinden kanunda değişiklik yapan 6337 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihine kadar her türlü akreditasyon işlemlerini yapma yetkisinin TÜRKAK'a verildiği, TÜRKAK'ın bu yetkileri bir başka kişi veya kuruma devredebileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, bu alanda faaliyet gösteren tek kuruluş olduğuna ilişkin de bir hükme yer verilmediği, bu hükmün Kanunda değişikliğin yapıldığı 18.01.2019 tarihine kadar uygulandığı, davalı firmanın bu dönemde bir adet Hizmet Yeri Yeterlilik Sertifikası düzenlediği, bu davanın ise 22.10.2013 tarihinde açıldığı, Kanunda değişiklik yapan 7161 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.01.2019 tarihinden itibaren Ülkemizde uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti sunan tek kuruluş olarak TÜRKAK'ın kabul edildiği, TÜRKAK dışında başka hiçbir gerçek veya tüzel kişinin bu yetkileri kullanamayacağının açıkça hükme bağlandığı, bu davanın 22.10.2013 tarihinde açıldığı, davalı firma tarafından bu dönemde herhangi bir sertifikasyon işlemi yapılmadığı, davalı firmanın; 4457 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra; Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşlarının yeterli, güvenilir ve saygın olarak hizmet vermelerini temin etmek amacıyla uymaları gereken kuralları düzenlemek için hazırlanan ve 2 Ekim 2001 tarih ve 24541 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarının Akreditasyonu Hakkında Yönetmelik" hükümleri gereğince; TÜRKAK tarafından kabul edilen akredite esaslarına uygun olup olmadığının denetlenmesi ve gerekirse uygun olduklarını belgelemek amacıyla sertifika düzenlediği, işlemlerin yapıldığı tarih itibarı ile davacının tekel hakkı bulunmadığı, işlemlerin yapılmasından sonra yürürlüğe giren ve davacıya tekel hakkı veren hükümlerin bu olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, davalının işlemlerinin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı firmanın ilgili mevzuat kapsamında kendisine verilen yetki kapsamında bu faaliyetleri yürütmüş olduğu tespitinin hatalı olduğunu, benzer bir davada lehlerine karar verildiğini, müvekkili adına tescilli TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi ve Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi markalarının olduğunu, dava dışı başka bir şirketin hizmet yeri sertifikası, TSE/HYB Hizmet Yeterlik Belgesi, Hizmet Yeri Yeterlik Belgesi düzenlemeleri üzerine açılan davalarda lehlerine karar verildiğini, diğer uygunluk değerlendirme kuruluşlarının faaliyetlerini akredite edebilecek tek kurumun TÜRKAK olduğunu, TÜRKAK'ın belgelendirme alanı içinde Hizmet Yeri Belgelendirme'nin bulunmadığını, belgelendirme faaliyetlerinde akreditasyonun bir zorunluluk olmadığını, davalı şirketin bazı alanlarda TÜRKAK'tan akredite olmasının kendi tercihi olup Hizmet Yeri BelgelendirmeYetkisinin bulunmadığını, TÜRKAK akredite kuruluş arama kısmında davalının adı yer alsa da akreditasyon standartlarına bakıldığında HYB ile alakasının olmadığını, davalı şirketin web sayfasında da HYB ile ilgili bir tanıtım ya da açıklamaya yer verilmediğini, akreditasyon hususunun gönüllülük arz ettiğini, bazı konularda akreditasyonun bulunmasının dava konusu belgelendirme hususunda yetki vermediğini, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, T.C. Sanayi Bakanlığı ile müvekkili kurum arasında yapılan protokolün düzenlenme amacının HYTB'ye konu servislerin ve ana firma bilgilerinin tek bir merkezden sağlanmasına yönelik olduğu, HYB düzenleyebileceklerin kamu otoritesi tarafından belirlendiğini, kararın kamu yararını zedeler nitelikte olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
-
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
-
Uyuşmazlık, davalının düzenlemiş olduğu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin TÜRKAK tarafından akredite verilen davalının yetki alanında olup olmadığı, davalının düzenlediği yetki belgelerinin davacının markasına uygun olarak verilen yetki belgeleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği ve tazminat gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
2.Dava, davalı şirketin eylemlerinin 6102 sayılı Kanun'un 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
132 sayılı Kanun
-
4457 sayılı Kanun
-
6102 sayılı Kanun'un 54 ve devamı maddeleri
-
Değerlendirme
Mahkemece Dairemizin 09.02.2022 tarihli ve 2020/1656 E., 2022/924 K. sayılı bozma ilamına uyulduktan sonra bozmadan önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetine bir bilirkişi daha eklenerek alınan rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Dairemizin 09.02.2022 tarihli bozma ilamında "132 sayılı Kanun'da TSE'nin hangi belgeleri hangi içerikte düzenleyebileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a (4457 sayılı Kanun) göre TÜRKAK'ın görevleri arasında uygunluk değerlendirme kuruluşlarına akreditasyon hizmeti vermenin de olduğu, 4457 sayılı Kanun'da 2012 yılında 6337 sayılı Kanun ile ve 2019 yılında 7161 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler gözetilerek dava tarihi itibariyle söz konusu yasa değişikliklerinin ve TÜRKAK tarafından akredite edilen davalının yetki alanının değerlendirilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından düzenlenmiş olan tüm Hizmet Yeri Yeterlilik Belgeleri incelenerek davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerektiği" hususlarına değinilerek, anılan hususlarda araştırma yapılması gerekliliği belirtilmiştir. Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda ise sadece TÜRKAK Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'daki değişiklikten önceki hükümleri ile 2012 ve 2019 yıllarında yapılan değişiklikler ile getirilen yeni düzenlemeler incelenmiş olup davalının düzenlemiş olduğu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin davalının akredite edildiği alanda olup olmadığı ile söz konusu Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin davacının kendi adına tescilli TSE HYYB ve TSE HYB markalarına dayanılarak düzenlenen belgelerle karışıklığa sebep olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Nitekim dosyaya ibraz edilen, davalı tarafından düzenlenen Hizmet Yeri Yeterlilik Belgelerinin bazılarında davalının kendi markası bulunmasına rağmen bazı belgelerin de davalı markasına yer verilmeden düzenlendiği görülmektedir.
Diğer taraftan belgelerde "TS" ibaresine de yer verilmiş olup, bu ibarenin de davacı Kurumu köken olarak gösterip göstermediği incelenmemiştir.
Belirlenen bu durum karşısında, bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden ve dolayısıyla uyuşmazlığı çözer şekilde yeterli inceleme, değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:09