Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5770
2024/2119
14 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1001 Esas, 2022/952 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/218 E., 2020/200 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Savaşlar Un San ve Nak. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin vadesinde ödenmemesi sebebiyle kredi hesabının kat edilerek davalıya ihtarname keşide edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacaklı tarafından yapılan icra takibinde yer alan 09.03.2010 tarihli, genel kredi sözleşmesinde yer alan borcun asıl muhatabının müvekkili olmadığını, müvekkilinin anılan krediden kaynaklı borcunun da bulunmadığını, müvekkili tarafından alacaklı ihtarname keşide edildiğini ve müvekkilinin şirket hisselerini devrettiğini ve kefaletini sona erdirdiğini davacıya bildirdiğini, müvekkilinin hisselerini devrettikten sonra, önceden imzalanan kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak hiçbir borcu ve kefaleti kalmadığını, ilgili firmaya ve ortaklarına 01.07.2012 tarihinden sonraki kullandırılmış olan kredili mevduat hesabı, şirket kredi kartı, eşit taksitli kredi ve her ne ad olursa olsun kredi niteliğindeki kullandırımlarında müvekkilinin herhangi bir şahsi kefaleti bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı Savaşlar Un San. ve Nak. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 09.03.2010 tarihli sözleşmede davalının kefalet imzası nedeniyle bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan davacı alacağından müteselsil kefil olarak sorumlu ise de yapılan bilirkişi incelemesinde takibe ve davaya konu edilen UU2010041200112 nolu borçlu cari hesap kredisinin riskinin 31.01.2013 tarihi itibariyle sıfırlandığı, 23.05.2013 tarihinde davalının imzası bulunmayan 2.250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra aynı kredi hesabından 30.05.2013 tarihinde davacı banka tarafından 300.000,00 TL ödeme yapıldığı ve kredi hesap hareketlerinin devam ettiği tespit edilmiş olmakla sadece tek bir sözleşmenin imzalanmış olması durumunda riskin sıfırlanması kefaleti sona erdirmeyecek olmakla birlikte ikinci bir sözleşmenin imzalanması ve ikinci sözleşmenin imza tarihine kadar daha önce sıfırlanmış olan riskten kredi kullandırılmadığı hususu dikkate alındığında takibe konu kredinin davalının kefalet imzası bulunmayan 23.05.2013 tarihli ikinci sözleşmeye istinaden kullandırılmış olduğu, davalının imzası bulunmayan kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan krediye ilişkin sorumluluğundan söz edilemeyeceği bu kapsamda davalıdan takibe konu nakit alacağın tahsili talebinin yerinde olmadığı, davalının kefil sıfatı ile imzaladığı 09.03.2010 tarihli sözleşmede kefilin gayri nakit alacağın depo edilmesinden sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından ve yine takibe konu edilen çek yapraklarının ikinci sözleşmenin imzalanmasından önce asıl borçluya verildiği hususu davacı tarafça kanıtlanamadığından davalının takibe konu gayri nakit alacağın depo edilmesi talebinden de sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kredi sözleşmesi cari hesap şeklinde işleyen bir kredi sözleşmesi olup herhangi bir tarihte sıfırlanması ile kredi sözleşmesinin sona ermesinin mümkün olmadığını, davalının kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmesinin feshedilerek sonlandırılmadığını, davalının bankaya ihtarname keşide ederek çerçeve sözleşmesi niteliğindeki işbu kredi sözleşmesindeki sorumluluğundan kurtulamayacağını, davalının kefil sıfatıyla imzalamış olduğu cari hesap niteliğindeki genel kredi sözleşmesinden ve daha sonra bu çerçeve sözleşmeye dayanarak imzalanan diğer sözleşmelerden kaynaklanan borçlardan dolayı kefil olarak sorumluluğunun devam ettiğini, davalı borçlu tarafından genel kredi sözleşmesinde alacaklı olan bankaya borçlu şirketteki hisselerini devrettiği için kredi sözleşmelerindeki müşterek kefillikten vazgeçtiğine dair gönderilen ihtarnamenin hukuki olarak hiçbir sonuç doğurmadığını, söz konusu ihtarnamenin sonuç doğurabilmesi için temlik alınan banka veya müvekkili tarafından kabul edilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı somut olayda dava konusu ilamsız icra takibinde takip talebinde borcun sebebi olarak 09.03.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine Sungurlu Noterliği'nin 15.12.2015 tarihli kat ihtarına ve banka kayıtlarına dayanıldığına göre, öncelikle takip konusu kredi alacağının takipte borcun sebebi olarak gösterilen 09.03.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğup doğmadığının belirlenmesi gerektiği, ilk Derece Mahkemesince yargılama sırasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi ek raporunda belirlendiği üzere davalının kefalet imzasının atılı bulunduğu 09.03.2010 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan dava konusu UU2010041200112 nolu borçlu cari hesap kredisinin riskinin 31.01.2013 tarihi itibariyle sıfırlanmış olduğu, 23.05.2013 tarihinde 2.250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra aynı kredi hesabından 30.05.2013 tarihinde 300.000,00 TL ödeme yapıldığı, bilahare kullandırım ve tahsilatların devam etmiş olduğu, sadece bir sözleşmenin olması durumunda riskin sıfırlanması kefaleti sona erdirmeyecek olmakla birlikte ikinci sözleşmenin imza tarihine kadar daha önce sıfırlanmış olan riskten kredi kullandırılmadığı dikkate alındığında takibe konu kredinin davalının imzasının bulunmadığı 23.05.2013 tarihli ikinci sözleşmeye istinaden kullandırıldığının kabulü gerektiği, bu durumda takip konusu nakdi kredi alacağının takipte borcun sebebi olarak bildirilen 09.03.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğmadığının somut bir şekilde belirlendiği, nitekim davacı istinaf dilekçesinde, davalının kefil sıfatıyla imzalamış olduğu cari hesap niteliğindeki genel kredi sözleşmesinden ve daha sonra bu çerçeve sözleşmeye dayanarak imzalanan diğer sözleşmelerden kaynaklanan borçlardan dolayı kefil olarak sorumluluğunun devam ettiğini ileri sürmüş olmakla esasen davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden de sorumlu olduğu ifade edildiği, ayrıca davacı banka tarafından takipte, takip konusu çek yapraklarının iade edilmemesinden doğan 13.400,00 TL bedelli gayri nakdi kredi alacağının depo edilmesi de istendiği, oysa davalının kefalet imzasının bulunduğu takipte borcun sebebi olarak gösterilen 09.03.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı kefilden iade edilmeyen çek yaprakları sebebiyle davalı kefilden depo talebinde bulunulacağına dair açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil alaeyhine başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı temlik alan harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:23