Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4483
2024/2070
13 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/527 Esas, 2022/597 Karar
DAVALILAR: .... vekili Avukat ...
HÜKÜM: Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıdan tahsil edilemeyen bakiye alacak için davalı aleyhine icra takibinin başlatıldığını, davalının borcun 27.141,67 TL' lik kısmını kabul edip bu tutarı itirazdan sonra müvekkiline ödediğini, geri kalan kısma itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 20.11.2006 tarihli sözleşme imzalandığını ve 01.01.2009 tarihli sözleşme ile de çalışma şartlarının revize edildiğini, davacıya sözleşme gereğince kesilen faturalara bu güne kadar davacının itiraz etmediğini ve faturaların taraflar arasında kesinleştiğini, taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap çerçevesinde yürütüldüğünü, davacının 30.04.2009 tarihli ihtarnamesine cevaben hesap mutabakatı ihtar edildiğini ancak davacının bu davete icabet etmediğini, davacının kat edilmemiş cari hesap ilişkisine dayalı olarak alacak talep etmesinin mesnetsiz olduğunu, davacı alacağından iade bedellerinin düşülmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesindeki delil sözleşmesinde Kiler Alışveriş Hizmetleri A.Ş. ve Kiler Ankara Mağazacılık A.Ş. defter ve kayıtlarının münhasır delil olduğunun düzenlendiğini, itiraz edilen alacak kısmının likit olmadığını savunarak davanın reddini ve davacının % 40 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; taraflar arasındaki 20.11.2006 ve 01.01.2009 tarihli satın alma sözleşmeleri kapsamında taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, davacının davalıdan 37.311,89 TL alacaklı olduğu, alacağın likit olduğu, borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairenin 10.02.2016 tarih, 2015/11280 E. 2016/2071 K. sayılı kararıyla; "1 Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 Davacı temyizi yönünden, takibe dayanak teşkil eden vade farkı faturası ile ilgili taraflar arasında sözleşme ya da teamül bulunması gerekmekle birlikte mahkemece bu hususta yeterli araştırma yapılmadan buna ilişkin alacak kaleminin reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, takipten önce davacının cari hesap alacağı ile ilgili çekmiş olduğu ihtar da nazara alınarak takip öncesi işlemiş faiz hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de yanlış olmuştur.
3 Davalının temyiz itirazlarına gelince; davalı tarafça, cari hesaba dayanak teşkil eden iki adet irsaliye altında teslim alan ... ile bir ilgilerinin bulunmadığı ve bu şahsın yetkilileri de olmadığı savunulduğundan, mahkemece irsaliyede adı ve imzası bulunan bu kişinin davalı çalışanı olup olmadığı hususunda araştırma yapılmaksızın, bu iki fatura yönünden de malın teslim edildiği kabul edilerek karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmaya gerektirmiştir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; davacı tarafından söz konusu iki faturadaki ürünlerin davalıya teslimi hususu ve ...'nin davalının çalışanı olduğu hususunun ispat edilemediği, bu nedenle söz konusu bu iki faturanın davacı alacağı içerisinde değerlendirilmediği, bilirkişi raporunda belirtilen ve davalı tarafından düzenlenen 30.09.2019 tarihli 25,25 TL bedelli, 30.11.2019 tarihli 494,29 TL bedelli ve 12.04.2010 tarihli 648,23 TL bedelli iade faturalarının taraflar arasındaki teamül gereği davacı taraf alacağından düşülmesi gerektiği, ancak söz konusu faturaların icra takibinden sonra düzenlendiği için dava konusu olmadığı, bilirkişi raporunda belirtilen davalının defter ve kayıtlarında belirtilen ancak davacı defter ve kayıtlarında yer almayan faturaların düzenlenme nedenine ve bu faturaların karşı tarafa tebliğine ilişkin davalı tarafça geçerli ve kesin bir delil sunulmadığı, bu faturaların düzenlemesi hususunda tarafların anlaştığına dair dosyaya geçerli bir delil sunmadığı bu nedenle söz konusu fatura bedellerinin davacı alacağından mahsup edilmediği, söz konusu faturalar dışında davacı ve davalının defter ve kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü ve davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarına kaydedildiği, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarına kaydedilmesi suretiyle davacı tarafından faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edildiği hususunun ispat edildiği, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 56.646,80 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından takip tarihinden sonra davacıya 26.498,89 TL ödeme yapıldığı ancak takip tarihinden sonra yapılan ödemenin icra müdürlüğü tarafından mahsup edilmesi gerektiğinden Mahkemece asıl alacaktan mahsup edilmediğii, davacının takip tarihi itibariyle 56.646,80 TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden bu miktar üzerinden icra takibinin devamına ve icra takibinden sonra yapılan ödemelerin İcra Müdürlüğü tarafından infaz sırasında dikkate alınmasına karar verildiği, davacı tarafından davalıya borcun ödenmesi için icra takibinden önce davalı tarafa ihtarname gönderildiği ancak söz konusu ihtarnamenin davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçasının davacı vekili tarafından dosyaya sunulamadığı ve ihtarname tarihi dikkate alındığında noterliğin saklama yükümlülüğüne ilişkin süresinin dolduğu, bu nedenle ihtarnamenin tebliğ tarihi davalı tarafça ihtarnameye cevap verme tarihi olan 08.05.2009 tarihi olarak kabul edildiği, ancak davacı vekili tarafından icra takip talebinde faizin başlangıç tarihi olarak 28.07.2009 tarihi, faiz bitiş tarihi olarak 09.09.2009 tarihi belirtildiği, Mahkemece taleple bağlılık ilkesi gereği bu tarihler arasında işlemiş ticari faiz hesaplandığı, usul ekonomisi gereği faiz hususunda tekrar bilirkişiden rapor alınmadığı ve Mahkemece hesaplanan işlemiş faizin hüküm altına alındığı, dava konusu alacağın tarafların ticari defter ve kayıtları ve faturalar ile likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 56.646,80 TL asıl alacak ve 1.267,96 TL işlemiş faiz üzerinden ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun uyarınca yıllık %19 oranından başlayacak değişen oranlarda avans faizi ile birlikte takibin kaldığı yerden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra takibinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğü tarafından infaz sırasında dikkate alınmasına, hüküm altına alınan asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen reddedilen kısmı açısından taraflar arasında teamül olmadığı gerekçesiyle vade farkı talebinin reddedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında vade farkı uygulamaları şartları arasında sözleşme yahut teamül şartı aranmakta ise de günümüz ekonomik şartları gözetildiğinde vade farkı uygulamasının bu şartlar aranmaksızın kabulü gerektiğini, bu uygulamanın amacının para borcunun ifasında gecikmeden zarar gören alacaklının korunması olduğunu, davalının bu vade farkı faturalarına itiraz dahi etmediğini, vade farkının sektörel bir zorunluluk olduğunu, bir diğer ret sebebinin ise 7.093,47 TL ve 3.760,38 TL bedelli fatura konusu malların ...'ye teslim edildiğini, faturalara itiraz etmeyen davalının yargılama aşamasında bu kişinin çalışanı olmadığı iddiasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı şirketin bu kişilerin SGK'lı çalışan olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığını ileri sürerek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
- Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı aleyhine hükmedilen tutarların hatalı hesaplandığını, davalının davacıya borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki cari hesabın katedilmeden alacak talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının 2006 defterlerinin kapanış tasdikinin yapılmadığını dolayısıyla lehine delil oluşturamayacağını, davalı defter kayıtlarının esas alınması gerektiğini, davacı kayıtlarında yer alan ancak davalı kayıtlarında bulunmayan toplam 10.853,85 TL tutarındaki fatura alacağına hükmedildiğini oysa bu faturaların usulüne uygun tahsil ve tebliğ edilmediğini, davalının bu faturalardan sorumlu olmadığını, davalının hiç bir zaman ... adında bir çalışanı olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, fatura alacağına dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
- Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:23